KendiniGelistir.Com » Neden İngilizce konuÅŸamıyoruz? Nasıl İngilizce konuÅŸabiliriz?
MOTIVASYON MESAJINIZ:
"Birinci sınıf insanlar, birinci sınıf insanları işe alır. İkinci sınıf insanlar üçüncü sınıf insanları işe alır." - Leo Rosten

Neden İngilizce konuşamıyoruz? Nasıl İngilizce konuşabiliriz?

25 Nisan 2006 | Özgür ŞAHİN | Kategori: Yabancı Dil Bilgisi |

“Neden İngilizce konuÅŸurken zorlanıyorum? Sıkılıyorum? İçerde neler oluyor? Yıllarca İngilizce dersleri, kurslar, özel öğretmenlerden sonra hala iÅŸ İngilizce konuÅŸmaya geldi mi konuÅŸamıyorum.” diye utanan, sıkılan, kendini yetersiz hisseden hatta suçlayan insan sayısı hiç de küçümsenemez. Bunun farklı nedenleri var kuÅŸkusuz. Oldukça yaygın olduÄŸuna inandığım bir neden, ana dilde düşünmek ve bunu öğrenilen dile çevirerek konuÅŸma stratejisi. Yani, Türkçe düşünmek; ancak İngilizce konuÅŸmaya çabalamak.

Bu bir alışkanlık mı? Neden böyle bir strateji izlenir? Bu kiÅŸiler yaptıklarının farkındalar mı? Bir kiÅŸinin Türkçe düşünüp ”İngilizce konuÅŸtuÄŸunu nasıl anlarız? Bu kiÅŸilerin İngilizce düşünebilmek için ne yapmaları gerekir?

Ana dilde düşünme ve bunu, konuÅŸulmak istenen yabancı dile çevirme stratejisini kullanan kiÅŸiler konuÅŸmalarına baÅŸladıklarında uzun, karışık, anlamsız söz dizinleri kullanırlar. Oldukça yavaÅŸ, düşüne düşüne konuÅŸurlar. ÇoÄŸunlukla sözcük ve cümle aralarında “aa..ıııııh…” gibi boÅŸluk doldurucular kullanırlar, Çünkü bir yandan konuÅŸurken diÄŸer yandan ne diyeceÄŸini düşünür ve orada kullanacağı sözcük veya kalıbın İngilizce nasıl söyleneceÄŸini bulmaya çalışırlar. Sürekli “İngilizce olarak bu nasıl söylenir? Åžu sözcük ne demektir?” diye düşünmektedirler.

Bu durumda zihin çok iÅŸlem yapmaktadır. Bu nedenle hem düşünceye odaklanamaz, hem de çeviri yaptığı diller -Türkçe”den İngilizce”ye- birbirinden yapısal anlamda çok farklı olduÄŸu için gramer olarak yanlış, hatta zaman zaman gülünç ifadeler ortaya çıkabilir. Çok bilinen kliÅŸe bir örnek vardır bununla ilgili. “Morning moming where are you going?? Bu kiÅŸiyle İngilizce iletiÅŸim kurabilmek oldukça sıkıcı olduÄŸu gibi baÅŸarısızlıkla sonuçlanır.

Konuşan kişi kendini yeterince ifade edemediği için ana dilinde konuşmayı yeni sökmeye başladığı yıllardakine benzer bir ruh hali yaşar. İngilizce konuşulan ortamlarda yetersizlik duygusuna kapılabilir. Bu durum bir iç çelişki yaratır. Anadil deneyimleriyle donanmış nöronlar durmadan düşünce üretirken, bunun dışa vurumu tam olarak gerçekleşemez.

Yani kendimizi dış dünyada tam olarak gerçekleÅŸtiremeyiz veya temsil edemeyiz. Bu kiÅŸilere “İngilizce düşünün.”dediÄŸiniz zaman bunu nasıl yapacaklarını bilemezler. “Nasıl yani ???.” diye sormadan edemezler.
Niye İngilizce düşünmeli?
Çünkü, düşünme ve konuşma aynı sistemin parçalandır. Bir bütünün parçaları arasında uyum olmazsa, sistemde problem yaşanır. Yani düşünme dili ile konuşma dili aynı olmalıdır. Böylece konuşma hızlanacak ve anlam bütünlüğünü bozacak hatalar yapılmayacaktır.

Farkında Olmadan Öğrenme [unconscious learning]

Yapılan bir araÅŸtırmaya göre; ?Öğrenmenin yüzde 20′’si bilinçli bir ÅŸekilde okul, kitap, öğretmen yoluyla gerçekleÅŸirken, yüzde 80”i farkında olmadan yapılan bilinçdışı kayıtlar ile gerçekleÅŸir.? Ana dilimizi de bu ÅŸekilde öğreniriz. Beynimiz, biz farkında olmadan ana dilimizi, konuÅŸtuÄŸumuz ortamda milyonlarca iÅŸitsel ve görsel veriyi kaydeder. İnsan sesleri ve onlar ile ilintili renk, koku, duyguların hepsi birlikte biz farkında olmadan kaydedilmektedir. Beyin bu veriler üzerinde “aynı”,” farklı”, “…öyleyse?? mantığını kullanarak duyduÄŸu seslerden oluÅŸan sistemi, yani dilin ÅŸifresini çözer. Bir süre sonra öncelikle bize söylenenleri anlamaya, sonra da konuÅŸmaya baÅŸlarız.

Yeni bir dil öğrenmeye başladığımızda belleğimizde bu dil ile ilgili yeni bir klasör açılır. Bunu bir bölgede yer kaplayan alana benzetelim. Bölge belleğimiz olsun. Bu bölgede elbette ki anadil alanımız daha büyük yer kaplamaktadır. Sonradan öğrendiğimiz dilin kapladığı alan daha küçüktür. Düşünmek için düğmeye bastığımızı varsayarsak daha büyük olan alan daha baskın olur. Böylece düşünme anadilde gerçekleşir. Bir iletişim ortamında bize İngilizce olarak söyleneni anlarız. Ona cevap vermek için, zihnimizde anadilde düşünürüz. Sonra bu düşündüğümüzü tekrar İngilizce?ye çevirmeye kalkarız.

NELER YAPILABİLİR?

Ana dilini konuşan insanlar ile sonradan öğrenilen dili konuşanlar arasındaki en önemli farklardan birisi şudur: Ana dilini konuşan insanın kendisini ifade edebilmek,için çok seçeneği vardır. Yüzlerce farklı biçimde kalıp kullanabilir. Seçenek zenginliğine sahiptir. Sonradan öğrenilen dil kullanılırken ise öğrenilmiş kalıpların dışına çıkılamaz. Dolayısıyla seçenekler, zengin değildir. Bu nedenle gerek sözel, gerekse yazılı ifade becerisinde kişi sınırlı düzeyde kalır.

Tekrar “alan” metaforuna dönersek, öğrenilmiÅŸ dilin bellekte kapladığı alanın sınırlarını ne kadar geniÅŸletirsek, o dilde düşünmek o kadar mümkün olur.
Yani “farkında olmadan öğrenme” süreci zenginleÅŸtirilmelidir.

Bunun için neler yapılabilir?

Öğrenilen dilin konuşulduğu ülkede bulunun
Bir dili öğrenirken o dilin konuşulduğu ortamda olmak çok önemli. Öncelikle anadilimizi nasıl öğrendiğimizi hatırlayalım. Beynimiz biyolojik olarak dil öğrenmeye programlanmıştır. Doğal olarak, verilen kalıplan algılama ve bunları ayrıştırarak depolama, anlamlandırma yetisine sahiptir.

İşte bu nedenledir ki, biz ana dilimizi öğrenirken hiçbir özel çaba sarf etmedik. “Bilinçli öğrenme” süreci olmadan, hiçbir endiÅŸe ve kaygı duymaksızın dinledik tüm söylenenleri. Böylece anadilimizi edindik..

İkinci dilin bellekte kapladığı alanı geniÅŸletebilmenin yollarından birisi, öğrenilen dilin konuÅŸulduÄŸu ülkeye gitmek, orada bir süre yaÅŸamaktır. Sokakta, alışveriÅŸte, otobüste her yerde İngilizce konuÅŸulan bir ortamda bulunun. Ben İngilizce dilinin konuÅŸulduÄŸu bir ülkeye, İngiltere”ye, ilk gittiÄŸimde ilk ÅŸaÅŸkınlığımı havaalanında yaÅŸamıştım. İki temizlik görevlisi kendi aralarında konuÅŸuyorlardı.. Açıkçası bu durum beni ÅŸok etmiÅŸti. Bizim yıllar süren çalışmanın sonunda gelemediÄŸimiz düzeyde bir İngilizce”yi büyük bir doÄŸallıkla konuÅŸuyorlardı ! Bu nedenle, İngilizce öğrenmek isteyenlere önerim, İngilizce konuÅŸulan bir ülkede kısa veya uzun bir süre kalmaları olacaktır.

İngilizce TV, film izleyin

Dinlerken mümkünse kulaklık kullanın. Böylece beyniniz, işitsel dikkatiniz dağılmadan doğrudan kayıt yapabilir. Bu sırada filmi anlamayabilirsiniz. Hiç önemli değil. Unutmayın, beyin doğal olarak dil kalıplarını bir süre sonra ayrıştırma, benzetme becerisine sahiptir. Siz dinlemeye devam edin. Bir süre sonra hiç anlamadığınız uzun bloklar halindeki söz dizinleri kendiliğinden, anlayabildiğiniz daha küçük parçalara ayrılacaktır. Film izlerken hoşlandığınız dil kalıplarını yazacağınız bir defteriniz olsun. Bunları not alın ve filmde duyduğunuz tonlamayla tekrarlayın. Bunları yeri geldikçe kullanmaya özen gösterin. Aynı filmi birden çok kez izleyin.

Filmin sesini kısın. Kişilerin ne söylediklerini hatırlamaya çalışın, seslerini zihninizde canlandırın. Filmdeki kişilerin ne dediği kadar nasıl söylediği de çok önemlidir. Bu nedenle kişilerin beden dillerine, mimiklerine, tonlamalarına, özellikle dudak hareketlerine dikkat edin. Yeni öğrendiğiniz dil kalıplarını onlar gibi konuşarak yüksek sesle prova edin, tekrarlayın. Kendi kendinize konuşun. Mümkünse kendi sesinizi kaydedin.

Dinleyin. Filmdeki ile kıyaslayın. Mükemmelliği yakalayana kadar devam edin. Film ekranını görmeyecek şekilde oturun. Sadece sesleri dinleyin. Seslerden hangi sahne olduğunu zihninizde canlandırmaya çalışın. Çıkaramadığınız durumlarda ekrana bakabilirsiniz. Tüm bu alıştırmalar keyifle tek başına yapabileceğiniz alıştırmalardır.

İngilizce Şarkılar Öğrenin

Şarkı sözlerinin anlamlarını araştırın, öğrenin. Şarkı sözlerini yazın. Ezberleyin. Birlikte söyleyin. Söylerken anlamını düşünün. Ne kadar çok şarkı öğrenirseniz dil alanınızın sınırlarını o kadar geliştirirsiniz. Özellikle sağ beyin işlevi olan ritim/müzik zekası ve ritim hafızası, sol beyin işlevi olan sözel zeka ve hafıza ile birlikte tetiklendiğinde öğrenme çok uzun dönemli olarak gerçekleşir. Bu anlamda, şarkılar ile dil becerinizi geliştirmek sizin için hem çok zevkli, hem de beyin uyumlu bir tekniktir. Sonuç ise mükemmeldir.
İngilizce Konuşabileceğiniz Ve Duyabileceğiniz Ortamlarda Bulunun
Ülkemiz bu açıdan bir cennet. Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarımız bu açıdan bize çok zengin seçenekler sunuyor. Plajda gözlerimizi kapatıp güneşlenirken alfa duruma geçmiş beyin dalgalarımız, dışarıdan gelen İngilizce konuşmaları hiç tereddüt etmeden beyne kaydeder.

Okuyun

İngilizce kitap, dergi, gazete, broşür ne bulursanız okuyun. Yanınızda tıpkı film seyrederken olduğu gibi küçük bir cep defteriniz olsun. Beğendiğiniz ve kullanabilmeyi istediğiniz dil kalıplarını, sözcükleri içinde bulunduğu cümle ile birlikte defterinize yazın ve tekrarlayın. Bir kalıp veya sözcüğün sizin olması demek, onu uzun dönemli hafızaya atmış olmanız demektir. Bellek ile ilgili araştırmalar, yeni bir bilginin uzun dönemli belleğe yerleşebilmesi için en az 7 kez tekrar edilmesini gerektiğini belirtir.
Sözlük Kullanmayı Öğrenin

Mutlaka İngilizce”den-İngilizce”ye sözlük kullanın. “Nasıl olacak?” dediÄŸinizi duyar gibiyim. Çünkü bu, benim çok sık karşılaÅŸtığım bir sorudur. Öncelikle seviyenize uygun bir sözlük alın. Evde bulunan herhangi bir sözlük iÅŸe yaramayabilir. Sözlük, dil seviyenizin çok üzerinde olursa bir sözcüğün çok farklı anlamlan ile karşılaÅŸabilirsiniz. Hatta açıklamasını anlamak için tekrar sözlüğe gerek duyarsınız. ”Bu nedenle pek çok kiÅŸi, İngilizce karşılıklı sözlüğe bakmaktan nefret eder. Çünkü anlamaz. Oysa seviyeye uygun sözlük alınırsa bu durum oltadan kalkar.

Sözcüklerin yanında parantez içinde phonetic transcription (ses alfabesi) vardır. Bu bilgi, genelde sôzlük1erin ön sayfasında açıklamalı olarak verilir. Bunu iyi kullanırsanız, öğrendiğiniz yeni sözcüğün nasıl telaffuz edildiğine de vakıf olursunuz. İngilizce, yazıldığı gibi okunan bir dil olmadığı gibi vurgulaması da ana dilimizden farklıdır. Yanlış vurgu, sözcüğün anlamını değiştirebilir. Bir kelimenin anlamına bakarken, vurgunun hangi hece üzerinde olduğuna dikkat edin. Örneğin çok temel sözcükler olduğu halde hala bazı sözcükler vurgu hatası yüzünden çok yanlış söylenmektedir. Bear-beer hatası oldukça yaygındır. Denemek için isterseniz bir sözlüğe bakın. Bakalım siz vurguyu doğru kullananlardan mısınız?

Kelimenin tekil, çoğul hali, yapım ve çekim ekleri, hangi sözcük öbeğiyle kullanıldığı gibi çok değerli bilgileri de sözlükte bir bakışta görebilirsiniz. Sözcüğün İngilizce açıklamasıyla birlikte örnek cümle verilmesi, öğrenen kişinin yazının başında vermiş olduğum bölge-alan metaforunda sözü edilen İngilizce alanını genişletecektir.

OLUMSUZ İNANÇ VE DİL KALIPLARI

Olumsuz inanç ve sınırlayıcı dil kalıpları da İngilizce konuÅŸmanın önündeki bir diÄŸer engeldir. GeçmiÅŸte yaÅŸanmış olumsuz bir deneyim, arkadaÅŸların yapılan hataya gülmesi, öğretmenin hata yapıldığı zaman kızması, sabırsızlık göstermesi, hatanın düzeltilme biçimi, anne babanın “Bu kadar para verip özel okula gönderiyoruz, hala konuÅŸamıyorsun.” ÅŸeklinde konuÅŸması gibi farkında olmadan yapılan kimi hatalar, bazı kiÅŸilerde yetersizlik duygusu ve kendine güvenin yitirilmesine yol açar.

Kağıt üzerinde İngilizce bilgisi yeterli olmasına rağmen konuşma güçlüğü çeken kişi sayısı çoktur. Bu durum, bir tür sahne fobisine benzer. Bu kişiler İngilizce konuşmak için ağızlarını açtıkları zaman herkesin kendilerini dinlediği, hatalarını bulacakları, gülünç duruma düşecekleri korkusunu yaşarlar. Ağızları kurur, zihinleri dağılır, kalp atışları hızlanır, ve İngilizce konuşmak çok sıkıntı veren, bunaltıcı bir deneyim olur. Bu tür korkulan aşmak için hataya bakış açısını değiştirmek gerekir.

?Hata yapmak , öğrenme sürecinin doğal sonucudur.? İlkesini kabul edersek, hatalar bizi geliştirir. Bu durumda ?Hatalar? rehber görevi üstlenir. Bizi yönlendirir. Hangi ?alanda? hata yapılıyorsa ?o? alan güçlendirilecek ?öncelikli alandır?.

Bu arada, beyin tesadüfi hatalar yapar. Bu çok doğaldır. Bunları bir süre sonra kendi kendine düzeltir. Doğru kayıtları aldıkça, yanlışları ayıklar. Siz beyne doğru kayıtlar vermeye devam edin.

ASLA PES ETMEYİN
 
Kaynak : www.kigem.com

KendiniGelistir.Com tavsiyesi
Uyurken dinlenebilen, ücretsiz kişisel gelişim, kilo verme, sigara bırakma, hipnoz mp3leri. Deneyenlerin yorumları oldukça ilginç! hayatimdegisti.com'da...
Bu yazı en son 17 May 2008 tarihinde; bugün "12", toplamda ise "16,067." defa okunmuştur.
OOOOO
45 oy - Sonucları görmek icin oylayin!

Bu yazıyı okuyanlar, bunları da okumalı :
  • Yabancı dili nasıl öğrenmeli?
  • Yabancı Dilin Dikenli Yolları
  • Bizimkisi bir “aÅŸk!” hikayesi… Siyah-Beyaz film gibi biraz!
  • Biz TÜRKLER neden yabancı dilleri daha kolay öğrenebiliriz?
  • Hangi dil neden öğrenilir? Dillerin zorluk dereceleri nedir?
  • “Neden İngilizce konuÅŸamıyoruz? Nasıl İngilizce konuÅŸabiliriz?” için 43 yorum
    • 1 Elif
      25 Nisan 2006, 15:17

      Benim ögretmenim ?ne zaman ingilizce rüya görürseniz, iste o zaman bu dili ögrenmis sayilirsiniz? derdi?

      Paylasim icin tesekkür ederim, cok sey ögrendim?

    • 2 Ümit
      25 Nisan 2006, 15:18

      14 YAŞINDAN BERİ İNGİLİZCE GÖRÜYORUM 22 YAŞINA GELDİM DAHA İNGİLİZCE ÖĞRENMEYE ÇALIŞIYORUM İNGİLİZCE YAZIYORUM AMA İNGİLİZCE KONUŞAN BİRİNİ ANLAMIYORUM.neden?

    • 3 Furkan
      25 Nisan 2006, 15:18

      Açıklayıcı bilgiler var. İnşallah yararı olur. Hepsini deneyeceğim. Çünkü bende de büyük bir sorun. Ama galiba hatam şurda: ben İngilizce bir cümle-söz duyduğumda bunu kafamda Türkçe?ye çeviriyorum. Oysa bunu İngilizce yorumlasam ve anlamaya çalışsam, dilin büyük bir kısmını çözerim.

    • 4 Zeynep
      26 Nisan 2006, 9:09

      Ben 17 yaşındayım ve daha yeni başladım kursa. Bu yöntemleride deneyeceğim ve faydası olcağından da eminim. Teşekkürler

    • 5 aysu
      01 Mayıs 2006, 20:41

      güzel bir konuya temas etmişsiniz
      10 yıl yabancı dil eğitimi aldım ve İngilizce konuşan bir yabancıyla anladığım halde ingilizce konuşamıyorum, pratik eksikliği olsa gerek

    • 6 Åžeyma
      07 Mayıs 2006, 13:27

      İngilizce, Türk halkı olarak hepimizin sorunu aslında. Ben de üniversitede olduÄŸum halde “tam olarak biliyorum” diyemem ama verdiÄŸiniz yöntemler gerçekten uygulanırsa faydalı olur.
      Taktikler için teşekkürler :)

    • 7 Zeynep AyÅŸe ALTAN
      21 Mayıs 2006, 11:35

      Tüm verilen bilgiler gerçekten çok yararlı. Teşekkürler.
      Eklemek istediÄŸim bir konu var benim. Bizler aslında gramer hatası yapmaktan çok çekiniyoruz ve gülünç duruma düşeceÄŸimiz korkusuyla telaÅŸlanıyoruz bir yabancıyla konuÅŸurken. Oysa ki, gözlemlerimden yola çıkarak yazmalıyım ki, bir Türk bir Amerikalı’dan daha düzgün bir İngilizce kullanmakta nerdeyse.

    • 8 Volkan
      20 Temmuz 2006, 3:07

      Makale süper… Çok yararlı.. Artık “İngilizce düşünme” ye baÅŸlayabiliriz… Tebrikler…

    • 9 Pelin
      09 AÄŸustos 2006, 16:53

      Güzel bir makale ancak bir sorun var. Herkes yabancı bir ülkeye gitme imkanını bulamıyor. VE makalenizde sık sık bu söylenmiş. Sonuç olarak ben hala nasıl konuşacağımı bilemiyorum? :(

      Grammer olarak iyiyim. Onunla hiç bir sorunum yok. Ancak ne konuşalanı anlayabiliyor ne de konuşabiliyorum. Lütfen bana yardımcı olun.

      Teşekkürler.

    • 10 Özgür ÅžAHİN
      10 AÄŸustos 2006, 1:18

      Sevgili Pelin,

      Sitede konuyla ilgili diÄŸer makaleleri de takip et. Grammerinin iyi olması senin için bir avantajdır. Bol bol yabancı dilde ÅŸarkı ve telafuz için kasetler dinle. Ayrıca sana ÅŸunu da tavsiye edebilirim. Özel ingilizce eÄŸitimleri için küçük vcd-dvd formatında filmler var. Bu yabancı dildeki filmlerde, senin anlama kapasiteni geniÅŸletecektir. Anlamasan da (anlamaya çalışarak) yabancı bir kaç haber kanalını dinle. Sen de kulak aÅŸinalığı yaratmaya baÅŸlayacaktır. KonuÅŸmanı ilerletebilmen için ne yazık ki pratik yapman ÅŸart. KonuÅŸabileceÄŸin ortamlara gitmeni öneriyorum. ArkadaÅŸlarınla gün boyunca “ingilizce konuÅŸmaya” çalışabilirsiniz örneÄŸin.

      Sitedeki diÄŸer makaleleri de oku.
      Son olarak da “sitemizi takip et…”

    • 11 Pelin
      10 AÄŸustos 2006, 19:38

      Çok teşekkür ederim. İnşallah yapabilirim.

    • 12 Harun
      18 AÄŸustos 2006, 0:26

      Ben ingilizceye çok konuşmak istiyorum. Elimde olmayan maddi imkanlar yuzunden dolayı kurslara gidemedim. Bakıyorumda kurslara gideninde fazla bir bilgisi yok. Ben size katılıyorum ve de onerdiginiz bu sistem sayesınde ALLAHIN izniyle ogreneceğim. Asla pes temeyeceğim.

      Her şey için teşekurler.

    • 13 Zafer
      14 Eylül 2006, 14:18

      Güzel bir makale.Türkçe düşünmenin etkisini daha iyi anlamış oldum, anahtar kelime de yabancı dil klasörünü mümkün olduğu kadar genişletmek.

      Teşekkürler.

    • 14 Zeynep
      13 Ekim 2006, 11:18

      Bence ingilizce güzel. 2 seneden beri kursa gidiyorum. Tavsiyeleriniz güzel teÅŸekkür ederim…

    • 15 jale
      29 Ekim 2006, 21:05

      Söylediklerinizin bir çoğuna katılıyorum.Yalnız herkesin yurt dışına gitmek, ya da özel ders almak gibi imkanı yok. Evinde bilgisayarı olmayan çok sayıda insan varken, nasıl cd de ingilizce filmler izleyecek? Merak ediyorum, acaba İngilizce konuşamamak sadece bizim ülkemizde mi sorun oluyor? Diğer ülkelerdeki insanlar dil öğrenirken bizim gibi zorluk çekiyorlar mı? Yoksa herşey bizim eğitim sistemimizdeki eksikliklerden mi kaynaklanıyor?

      Saygılar…

    • 16 Ebru
      19 Kasım 2006, 1:22

      Yazılarınız süper! Ben de en kısa zamanda bir kursa kayıt olacağım.

      Bana ilham verdiğiniz için teşekkür ederim.

    • 17 Gürkan
      28 Kasım 2006, 22:34

      Pekala ben henüz çözemedim. İnsanlar neden farklı dillerde konuşurlar. Bulan ya da çözen varsa bilgilendirirse sevinirim.

    • 18 Cemre
      02 Aralık 2006, 14:32

      İngilizce öğrenmek için neler yapılır?diye bir ödev aldım. Baktım ,ama ingilizce kursları haricinde bişey göremedim.Kesin düşük not alacağım.Sizin sayfanızdan bu da lütfen açıklansın, düşük not almayayım.

    • 19 merdan
      03 Ocak 2007, 21:51

      BEN bilmiyom bana ögretin

    • 20 muhterem zengin
      21 Nisan 2007, 17:44

      mrb ben şu anda üniversite hazırlık sınıfında ing öğrenen bir öğrenciyim. aslında biraz tavsiyede bulunmak istiyorum ing bilmek demek sadece kağıt üzerinde bişeyler bilmek grameri bilmek demek değildir.en önemlisi konuşabilmektir.mesela bi turistle karşılaştığın zaman sen turiste senin gramer seviyenimi göstermeye mi çalışacaksın?tamam gramer önemli ama konuşmak için önce kelime dağarciği önemli ben kelime daparcığimi geliştirmak iç,n çokça ing. hikaye kitabı okurum ve yurttaki arkadaşlarımla belli zaman larda sadece ing konuşmak için kantine felan gideriz ve sadece ing. konuşuruz eğer ifade edemzsek konuyu atlarız konuşmanın sonuna doğru tekrar ele alırız.bu arada ingilizceye biraz hakim birileri ile bu tür şeyleri yapmak fayda sağlar. Bu bahsettiğim arkadaşlar genelde ing. bölümündeki arkadaşlardır. bence sizde en yakın zaman da böyle insanlar bulun ve ing. geliştirmeye bakın.yukarıdaki metinde bahsedildiği gibi ing konuşulan bi ülkede bulunmakta büyük fayda vardır.Eğer öğrenci iseniz yaz tatilinde çalışın 2 milyara yaklaşık para biriktirin ve work and travel ile yurt dişina çikin. ben bu yaz tatilinde ing geliştirmek için antalya taraflarını çalışmaya gideceğim. Derseniz ki kimseyi tanımıyorum oralarda nasıl iş bulurum. bende kimseyi tanımıyorum elime alcağim ceketimi gideceğim trustik bir yerde iş arayacağim delilik gibi görünebilir ama hayatta bi şeylerin ayağiniza gelmesini beklerseniz daha çok beklersiniz büyük bir ihtimalle çıkmaz ayın son çarşambası gelir.orda çalışabilirsem bir taşla iki kuş vuracağim: bölümüm bilgisyar mühendisliği şu anda durumum el vermediği için laptop um yok. biriktirdiğim parayla hem lap top alacağim hemde ing geliştiriceğim. biliyorum çok uzun yazdım ama son birşey daha söyleyeceğim hata yapmaktan korkmayın. karşınızdaki kişi çok büyük yanlışlıklar yoksa sizi anlayacaktır .mesela benim bu yazdığım metinde bile onlarca hata var ama benim bütün dediklerimi gayet güzel anlamışsınızdır herhalde.
      unutmayın emek olmadan yemek olmaz ing geliÅŸtirmek için var gücünüzle uÄŸraşın ve sonra baÅŸka bir dil öğrenmek için kendinize fırsat verin.hoşça kalın…

    • 21 Burcu BaÅŸaran
      26 Nisan 2007, 19:46

      Ben lise 2 Dil Sınıfına giden bir öğrenciyim. Yabancı ülkede bulunmak dışında dediklerinizin hepsini zaten uzun zamandır yapıyorum, bilinçsiz olarak baÅŸlamış olsam da özellikle film ve dizi izlemenin yararını keÅŸfettikten snrabunu düzenli yapmaya baÅŸladım ve kelime daÄŸarcığımın inanılmaz derecede geliÅŸtiÄŸini gördüm. BaÅŸlarda ingilizce altyazı yardımıyla izlerken artık hiçbir ÅŸeye gerek kalmadan, tıp terimleri içeren , ER (Acil Servis) dizisini, DVD den altyazısız bir ÅŸekilde çok rahatça izliyor ve anlıyorum. Bunun yararını en çok sınıfta kelime çalışması yaparken gördüm çünkü izlediÄŸim dizi ve filmlerin alanlarına göre (tıp, polisiye) bilgim inanılmaz geniÅŸ. En büyük sorunum ise konuÅŸamamak. KonuÅŸabiliyorum aslında ama bir ÅŸeyler eksik kalıyor, daha kısık sesle konuÅŸuyorum, sesim zayıflıyor, tonlama sorunu yaşıyorum ve bu benim ÅŸevkimi kırıyor. Her ÅŸeyi yaptım ve hatta bir kaç kez ingilizce rüya gömüşlüğüm de var… Ne yapmam gerek? Yabancı bir ülkeye gitmeden daha fazla geliÅŸtirebilmemin olanağı var mı bu konuÅŸmamı?

    • 22 ayÅŸe gelgeç
      08 Mayıs 2007, 22:43

      liseden beri kolejde okudum üniversitede de ing eğitim gördüm fakat şu anda bile tam anlamıyla ingilizce konuşamıyorum.ingilizce biraz nankördür tekrarlamadıkça unutulur bende biraz ara vermiştim şimdi anlayacağınız zor oluyor.sürekli müzik dinlemek kitap okumak ve konuşmak gerekiyo tavsiyelere uyulmalı diyorum

    • 23 Robert gibi biÅŸii.
      26 Mayıs 2007, 10:28

      Pratik için Skype programını da kullanabilirsiniz. mikrofon yardımıyla online olan yabancıları aratıp konuÅŸabilirsiniz. zaten bunun kullanan yabancılar( Japonlar, Çinliller…v.s) çok sayıda,Oldukça da faydalıdır.

    • 24 Erkan
      31 Mayıs 2007, 18:42

      Açıklayıcı, güzel bilgiler var. Doğru tespitler var. Teşekkürler..

    • 25 melih
      05 Haziran 2007, 16:03

      merhaba. arkadaşlar aslında benimki bir yorum değil de yardım istemek olacak..
      ingilizcede türkçe düşünme ile ilgili bir konu araÅŸtırmam gerekiyor.. yani türkçeyi motomot ingilizce söylemek gibi…
      yardımcı olursanız sevinirim..

    • 26 güven(sweetboy_in_didim@hotmail.com
      09 Haziran 2007, 19:43

      ALLAH SİZDEN ÇOK MERSİ BEN CE İNGİLİZCE ÖĞRENMEK İSTEYENLER KESİNLİKLE PRATİK YAPSIN ÖNCE DİNLESİN SONRA ZATEN İSTEMESENİZ BİLE KONUŞACAKSINIZ EMİNİM BUNA BEN ÖYLE YAPIYORUM AMA DAHA KONUŞAMIYORUM O YÜZDEN SABREDİN XXX

    • 27 Nesliar
      19 Haziran 2007, 17:35

      Bende 37 yaşındayım ama bir türlü ingilizce konuşamıyorum sitenizi bugün tesadüfen gördüm banada grammer ve konuşma öğretebilecek site önerirmisiniz

      Şimdiden teşekkürler

    • 28 mutlu
      04 Temmuz 2007, 15:08

      Türkiyede bu iş olmaz .bu ülkede ingilizce sadece ders ingilizcesi olarak öğretiliyor.Türkiyedışındaki tüm ülkeler bizden kat kat iyi konuşuyor.Ben yahoo ya takılarak bayağı geliştirdim kurs almış gibi oldum.

    • 29 ÅŸerife
      22 AÄŸustos 2007, 18:14

      çok güzel hazırlanmış metin.neredeyse benim sorunlarımı eksiksiz dile getiriyor.hazırlık bitirdim bu yıl fakat ingilizcem halan vasat durumda gramerim buyuk çogunlukta iyi ama konusamamak en buyuk kusurum benimde.derslerde konuşmayla ilgili bolumler beni çok germeye başladı ve hep kaçamak yollarla pek katılmadım tabi bu da bende kendime guven duygumu azaltmaya başladı ve alay konusu bile yapmaktan kaçınmadım kendimi.pişman oldugumu söyleyemem çünkü geliştirmek için pek fazla bişey yapmadım yalnız yaz tatilinde ingilizce haber kanallarını izlemeye gayret ettim ve okul açılna kadarda belli bi duzen içinde devam etmeye karar verdim bu metni okuduktan sonra.inşallah kısa surede herkes istediğine kavusur ve hepimiz ingilizce konusuruz.kolay gelsin herkese

    • 30 CAN
      01 Eylül 2007, 0:48

      Herkese merhaba…

      Bunu yazan kımse Allah razı olsun. Ben ingilizce kursu kazandım ama nasıl kazandıgım hakkında ınanın bı bılgım yok. Kendımden hiç beklemezdim. Kendıme hiç mi hiç güvenmem. Bu yazıyı okumadan önce asla yapamam diyordum ama bu yazıyı gorunce azcık kendıme guvenesım geldı. Benimle birisi ingilizce konustugu zaman şıp dıye anlayamıyorum. Aradan 5 dk gıbı uzun sure gectıkten sonra anlıyorum. Bu benım ingilizce konusmamdakı en buyuk engellerden birisi. Bunun çözümü nedir soylermısınız? VE bir de bir Türkçe kelimeyi ingilizceye cevirmek istedıgımde karşıma sayısız ingilizce kelime geliyor. İngilizce konusurken hangı kelımeyı kullanıcagımı bılmıyorum. Yardım ederseniz sevinirim…

    • 31 Bayram Gömeç
      26 Ekim 2007, 16:33

      Sevgili arkadaÅŸlar öncelikle ÅŸunu söylemeliyim ki, gerçekten çok iyi İngilizce bilen insanların sayısı ülkemizde son derece azdır. Çok iyi İngilizce bildiÄŸini test edip onaylamadığınız kiÅŸilerin önerilerini ciddiye almamanızı tavsiye ederim. Çok iyi İngilizce bildiÄŸini iddia eden, ama inanılmaz hatalar yapan bir çok insan vardır. Bu tabii ki normal de sayılır. Anadiliniz olmayan bir dili, anadiliniz gibi bilmeniz düşünülemez ve beklenemez de. Düşünün bir kere, biz kendi dilimiz Türkçe’yi ne kadar biliyoruz ya da hakimiz? İngilizceyi iÅŸ için öğrenmek diye bir ÅŸey yoktur. Bu tam anlamıyla “İş olsun diye İngilizce öğrenmektir.” Bu kafayla yola çıkarsanız ancak “Tarzanca İngilizce öğrenirsiniz.”
      İngilizce’yi İngilizleri, Amerikalıları, Kanada’lıları seviyor ve onların kültürleine ilgi duyuyorsanız öğrenebilirsiniz. DaÄŸa tırmanmayı sevmiyorsanız, hiç bir daÄŸa tırmanamaz ve bir noktada aÅŸağıya doÄŸru düşersiniz. İngilizce öğrenmenin yöntemi bellidir; çok iyi gramer öğrenmek ve çok sayıda yaklaşık 30.000 civarında kelime öğrenerek öğrenebilirsiniz. Bir İngiliz ya da Amerikalı bu civarda kelimeyle konuÅŸur. Bu kadar kelime bilmiyorsanız, nafile! İngilizce anlamayı, her konuda konuÅŸabilmeyi, film izlemeyi, ÅŸarkı söylemeyi, gazete okumayı unutun!

    • 32 aykanksk35
      06 Kasım 2007, 23:56

      tavsiyeleriniz icin tesekkurler

      Ve soylendigi gbi Bayram Gömeç gbi insanlar cıkıyor BKnz ust yorum :)

    • 33 kübra alkurt
      07 Kasım 2007, 14:01

      bn ingilizce dersini seviyorum ama nedense bir türlü kavrayamıyorum. nedenini bilmiyorum ama bazen oluyo ki dersten nefret ediyorum bunun nedeni sınıf içeriği arkadaş ortamıda insanın çalışmasını engelliyo ama yinede ingilizceyi öğrenmemiz lazım geleceğimiz için yoksa öğrensek nolur öğrenmesek nolur dımı yani hehe ÖĞRENMEYE ÇALIŞIN derim ben beni seven herkeze muck byby :)

    • 34 Bayram Gömeç
      12 Kasım 2007, 15:17

      Sevgili ArkadaÅŸlar, daha önce İngilizce öğrenme konusunda bu sitede kısa bir yorum yazmıştım. Ciddi bir ÅŸekilde İngilizce öğrenme niyetinde olan arkadaÅŸları düşünerek (İngilizce öğrenmek ciddi bir iÅŸtir ve maalesef bizim ülkemizdeki öğrencilerin birçoÄŸu bu ciddiyetten uzaktır ve ciddi olanlar da ne yapacaklarını bilemediÄŸinden İngilizce’yi ileri düzeyde öğrenememektedirler. ) Size denenmiÅŸ, garanti bir metod sunuyorum, “15 yıllık bir İngilizce Öğretmeni olarak”. Denemek size kalmış! Öncelikle, İngilizce’ye yeni baÅŸlayacak olanların bir İnglizce kursuna gitmeleri gerekiyor, çünkü, İngilizce kelimelerin okunuÅŸları İngilizce eÄŸitimi ile ilgili kitaplarda verilmez, bu okunuÅŸları, öncelikle bir öğretmenden duymak zorundasınız. Ülkemizdeki tüm İngilizce eÄŸitimi genel olarak gramer üstüne kuruludur; yaklaşık 2 yılda İnglizce gramerini öğrenebilirsiniz, kurslarda, okullarda vs. Ülkemizdeki İngilizce öğrenmek konusunda eksik olan ÅŸey, maalesef, öğrencilerimizin yanlış yönlendirilmesidir. Tek sorun, öğrencilerin birkaç bin İngilizce kelime öğrenerek, İngilizce sorunlarını halledebilecekleri konusunda “beyinlerinin yıkanmış olmasıdır!” Evet, 2.000 kelime öğrenerek İngilizce konuÅŸabilirsiniz, fakat bu, sadece “Communicative Approach” Türkçe’siyle “İletiÅŸimsel Yaklaşım” denen, sadece bir İngiliz’le “anlaÅŸabilmeyi” hedefleyen, çok sınırlı ve yetersiz bir İngilizce seviyesidir! Bu kadarlık bir kelime bilgisiyle hiçbir entellektüel konuÅŸma yapamazsınız, elinizde sözlük olmadan da hiç bir ÅŸey okuyamazsınız. Ülkemizdeki İngilizce eÄŸitiminde kelime kapasitesini artırmaya yönelik öğrenciye verilen İngilizce metinlerin, hikaye kitaplarının seviyesi gerçek İngilizce seviyesinden çok düşüktür. Gerçek İngilizce, gazetelerdeki, dergilerdeki, ÅŸarkılardaki, televizyon kanallarındaki, filmlerdeki İngilizce’dir. Kendinize bu hedefleri seçerek yola çıkın. İngilizce bir ÅŸarkının sözlerini yada bir İngilizce bir filmi anlayamadıktan sonra, yetersiz bir İngilizce bilmenin ne anlamı var? Kendinize bu hedefleri koyun. Bunun için size tek gereken “Hayal gücü”. Kelime öğrenmede zeka deÄŸil, hayal gücü önemlidir. Hayal ederek, düşüne düşüne, analiz ederek, kelime öğrenmeniz gerekiyor. Size saşırtıcı gelebilecek, ama kelime bilginizi artırmak için doÄŸrudan, İngilizce sözlüğünü bir ders kitabı gibi kullanarak, A’dan Z’ye planlı bir ÅŸekilde kelime öğrenerek iÅŸe baÅŸlamalısınız. İyi İngilizce’si olanların sırlarının en önemlisi budur. DoÄŸrudan sözlükten kelime öğrenirler!” Yalnız bunun için, burada adını, reklam olabileceÄŸi ve site kurallarına aykırı olabileceÄŸi düşüncesiyle veremeyeceÄŸim bir sözlüğü, sizlerin alması konusunda bir zorunlu tavsiyede bulunmam gerekiyor. Şöyle bir sözlüğü piyasada bulun ve alın; 1) Bu sözlük orjinal bir İngilizce-İngilizce sözlüğün Türçe çevirisidir ve açıklamalar Türkçe’dir. 2) Kelimelerin okunuÅŸları fonetik alfabesiyle verilir. (Fonetik alfabesi, yani, ses sembollerini telaffuzu en doÄŸru bir ÅŸekilde yapmak için öğrenmeniz zorunludur. 3) Her kelimenin açıklamasından sonra bir İngilizce cümle örneÄŸi içerisinde kelime belirtilir. (Bu cümleleri okurken kelimenin anlamını daha iyi kavrayacaksınız.) Temel gramer bilginizi oluÅŸturduktan sonra bahsettiÄŸim bu özelliklerdeki sözlüğünüzden, düzenli bir ÅŸekilde, kendinizi kasmadan, bir roman gibi okuyarak kelime öğrenmeye çalışın. Genel İngilizce’de yaklaşık, bir sözlükte, 60.000 kelime vardır. Bunun yaklaşık 30.000 aktif olarak kullanılır ve sizin için “Tam bir İngilizce” için bu kadar kelime bilgisi yeterli olacaktır. Hangi kelimenin daha çok kullanıldığını zamanla siz de farkedeceksiniz, eleyeceksiniz. Bu arada yapmanız gereken, baÅŸlangıçta hiç anlamasanız da, bir uydu anteni alarak, kelime çalışmasının ardından, dinlendiÄŸiniz zamanlarda, sürekli olarak, BBC, CNN gibi İngilizce kanalları seyredin ve İngilizce gazete okuyun. Bol bol gazete okuyun. İngilizce gramerini okuduÄŸunuz cümleler içinde analiz edin, kullanılışına dikkat edin, öğrenmeye çalışın. Okumanızın çok geliÅŸtiÄŸi anda, bilmediÄŸiniz kelimelerin çok az karşınıza çıkmaya baÅŸladığını gördüğünüzde, okuma ve anlamanızın en üst düzeye çıktığında TV’de konuÅŸulan İngilizce’yi de anlamaya baÅŸlayacaksınız. Tabii ki bu çalışmalar sizin çalışma yoÄŸunluÄŸunuza göre uzun bir zaman, belki yıllar, alacaktır. Sözlükten kelime öğrenin; 10 kere, 20 kere, 40 kere tekrar edin, kendinize sınır koymayın, bu iÅŸin uzun bir süre alacağını kabul edin. Genel olararak, İngilizce’niz ÅŸu ÅŸekilde bir geliÅŸim gösterecektir; hikaye kitaplarını okuyup anlamak, İngilizce ders kitaplarını okuyup anlamak, gazete, dergi okuyup anlamak, TV kanallarını anlamak ve son olarak, İngilizce film ve ÅŸarkıları anlamak. İngilizce sinema filmlerindeki telaffuz, aksanlar, TV İngilizce’sinden biraz daha zordur ve İngilizce’deki “son aÅŸamadır. İngilizce filmlerde aksan ve telaffuz üzerinde oynanarak duygusal bir tarz yaratılmaya çalışılır. ” İngilizce kelime bilginiz arttığında bu son aÅŸamaya da ulaÅŸacağınızdan emin olun. Bu çalışmaları yaparken sonuç almada sorun yaşıyorsanız, tek sebep İngilizce kelime kapasitenizin hala artmamış olmasıdır. Sözlüğünüzden kelimeleri hızla yeniden tekrar edin. Kelimeleri rüyalarınızda görene kadar! Unutmayın, İngilizce öğrenmek bir beyin sporudur. İngililzce’yi kendi konuÅŸulduÄŸu ülkenin dışında kitaplardan öğrenmek zordur, uzun zaman alır, fakat, çok seviyor ve bu dediklerimi yaparsanız, sürekli İngilizce TV seyrederek İngiltere’yi , Amerika’yı ayağınıza getirirsiniz ve yukarıda bahsettiklerimden kesin sonuç alırsınız. Åžunlara karşı dikkatli olun. 1) İngilizce hikaye kitaplarındaki İngilizce çok kolaydır, İngilizce’nizi geliÅŸtirmez, gazete okuyun. 2) Åžarkı dilini, film dilini anlamak “son aÅŸamadır.” Bunu baÅŸlangıçta beklemeyin. 3) Hiç bir İngilizce kursu size Tam İngilizce öğrenmek için “yıllar” gerektiÄŸini söylemez. (Ticari kaygılar). 4) İngilizce öğretmeninizin bilgisini test edin.” Ona bir İngilizce ÅŸarkı dinletin ve sözlerini size “yazmasını” isteyin ya da BBC ve CNN gibi kanallardaki İngilizce haberleri size “anında” Türkçe’ye çevirmesini isteyin. (Sadece duyduÄŸunun “özetini” yapabiliryorsa, dikkat!)
      5) The New York Times gazetesini verin ve okuyup size çeviri yapmasını isteyin. İyi bir öğretmen sizi “büyüleyecektir.” 6) İngiltere’de İngilizce öğrenenler, gündüzleri tam gün kursa giderler ve günde uyandıktan yatana kadar yaklaşık 15 saat İngilizce’nin içindedirler. Sizin günde 3 saat İngilizce çalışarak öğrendiklerinizi onlar, doÄŸal olarak sizden 5 kat daha çabuk bir ÅŸekilde günde 15 saat İngilizce’yle iç içe olarak hızlı bir ÅŸekilde öğrenirler. Yani tek fark “saat” farkıdır. 6)İster inanın, ister inanmayın, 6 yaşındaki bir çocuÄŸun 30.000 kelime öğrenme ve konuÅŸma kabiliyeti vardır. “Bu adam saçmalamış, bu kadar kelime öğrenilir mi?” diyenlere duyrulur! 7) İngilizce hızlı konuÅŸulmaz, iyi bilmeyenlere, öyle gelir! 8) İngilizce’si iyi olanlar bütün İngilizce aksanları anlar, İngilzcesi yetersiz olanlar zorluk çeker. 9) İngilizce’de argo olarak kullanılan kelime sayısı son derece azdır. 10) İngilizce’nin konuÅŸma dili oldukça sadedir, cümleler kısadır, fakat yazı dilinde daha uzun cümleler kullanılır ve kelime zenginliÄŸi çok belirgindir. 11) Hiç bir dilin baÅŸka bir dile üstünlüğü yoktur. Hiç bir dil zor ya da kolay deÄŸildir! Aksi halde, dünyada yaÅŸayan farklı dillerdeki insanların hiç biri İngilizce öğrenemezdi! İnsanlar etraflarında gördüğü nesneleri daha doÄŸrusu kavramları kelimelerle ifade etmiÅŸlerdir. Dilde esas olan kelime deÄŸil “Kavram”lardır. Kültürlere göre kavramlar da farklılık gösterir. Kültürde olmayan kavramların kelimesi de bulunmayabilir. Son olarak ÅŸunu söylemeliyim ki, yabancı bir dili öğrenmede en önemli ÅŸey “ilgi ya da sevgi” dir. O dili, o dilin kültürünü, halkını (politikacılarını deÄŸil) sevmeniz yada en azından ilgi duymanız gerekir. Unutmayın, eski kuÅŸaktan, daha yaÅŸlı insanlarımız, Alman kültürüne, halkına duyduÄŸu ilgisizlikten, Almanca öğrenememektedirler. Genç kuÅŸaklar daha ön yargısız oldukları için, ve ilgi duyduklarından Almanca öğrenme konusunda daha baÅŸarılılar. Yabancı bir dili öğrenmeyi, bir çocuÄŸun anadilini öğrenmesiyle kıyaslamayın. Yabancı dili öğrenmiÅŸ olan biri, o dili konuÅŸurken, hatta, dinlerken, beyni, mekanik bir makine gibi, bilgisayar gibi çalışır. Bu ilk baÅŸlarda yorucudur da, ama zamanla yoruculuk sona erer. İngilizce’de öğrendiÄŸiniz her ÅŸeyi deftere deÄŸil, beyninize yazın; defter zorunlu kalınınca kullanılır. Sözlüğü cebinizde deÄŸil, “beyninizde” taşımanız gerektiÄŸini unutmayın. Saatlerce İngilizce çalışın. Sözlük çalışmasını gözlerden uzak yapmanız gerekecektir. Dikkat etmeniz gereken ÅŸeylerden biri, bizim insanlarımızın çoÄŸuna göre böyle bir ÅŸey, sözlüğü ders kitabı gibi kullanmak, okumak, falan, “manyakça”dır. Oturup milletin gözü önünde sakın böyle bir ÅŸey yapmayın. Ama saatlerce, bir kahvehaneye gidip okey oynayabilirsiniz! Ya da bir kafede geyik muabbeti yapabilirsiniz! Hiç kitap okunur mu? Saatlerce İngilizce çalışılır mı? Aman, kafayı yersin? O kadar kelime öğrenilir mi? ArkadaÅŸlar, evet, çok uzattım, ama benden günah gitti, söylediklerimi yapıp yapmamak size kalmış, ben sadece bunu yapmanın tamamen sizin elinizde olduÄŸunu ve hiç bir özel bir özelliÄŸin, bu iÅŸ için gerekmediÄŸini söylemek istiyorum. Yalan, yalnış herkesin her konuda konuÅŸtuÄŸu bir ülkede, sadece, bildiÄŸim, yaÅŸadığım, tecrübe ettiÄŸim bir konuda “ciddi” arkadaÅŸlara yardımcı olmak için yazdım. Hepinize baÅŸarılar baÅŸarılar dilerim.

    • 35 ceren
      14 Aralık 2007, 17:00

      hiç birşey öğrenmedim

    • 36 ceren
      14 Aralık 2007, 17:01

      (: (: (:

    • 37 YÜCEL YILDIRIM
      29 Aralık 2007, 18:38

      Sayın Bayram Hocam
      VerdiÄŸiniz birbirinden deÄŸerli bilgiler için size ne kadar teÅŸekkür etsem azdır.Emin olun hislerime çok iyi tercuman oldunuz.Size çok teÅŸekkür ediyorum saygıılarımla….

    • 38 Gül
      07 Ocak 2008, 22:58

      Sayın Gömeç,
      Çok teşekkürler, gerçekten de çok bilgilendirici bir yazı olmuş. Benim de hep yapmaya çalıştığım şeydir -sözlük okumak- :) Ama yanlış bir yöntem gibi gelir ve vazgeçerdim. Teşekkürler tekrar, bu konuda cesaret vermiş oldunuz. Saygılarımla, Gül

    • 39 mert
      20 Åžubat 2008, 11:46

      11 yaşından beri ingilizce dersi görüyorum ama konuÅŸamıyorum hep konuÅŸamadığım için ingilizceden nefret etmiÅŸtim ama bu bilgileri aldıktansonra hocamı daha iyi dinleyip hep ingilizce ÅŸarkı film izlemeye dinlemeye çalışıcam çopk teÅŸekkür ederim…..

    • 40 pac89
      01 Nisan 2008, 17:46

      yaklaşık 14 yaşımdan beri ingilizce görüyorum.son 1-2 senedir gramerleriyle uğraşıyorum.yaklaşık 5 senede dvd leri altyazısız izlemeyi,pratikte konuşmayı,öğrendim.daha ilerletmek istiyorum.artık profesyonel yardıma ihtiyacım var.daha önce seviye tespitlere katıldım .seviyem %60 çıktı.intermediate seviyedeyim.inşallah ileride advance seviye olurum.

    • 41 yasemin
      13 Nisan 2008, 17:59

      sevgili arkadaşlar bence sürekli başka insanların fikirlerini sorarak işe koyulmayın öncelikle içinizdeki sesi dinleyin eğer gerçekten ingilizce knouşmayı öğrenmek istiyorsanız çalışmaya ve kimsenin yapmamış olduğu şeyleri yapmaya gayret edin mesela kendinizi bir ingiliz yerine koyun evde aileniz ingilizce bilmese bile onlarla ingilizce konuşun ingilizce öğretmenlerinizle ingilizce konuşun zaten eğer konuşurken eksikleriniz warsa öğretmenler size yardımcı olacaktır sürekli yabancı müzik dinleyin yabancı filmler izleyin yabancı kitaplar okuyun ve hatta sayamadığım bir çok şeyi yapmaya çalışın aklınıza bir soru takıldığında önce kendiniz bulmaya çalışın mesela neden ingilizceyi öğrenemiyorum diye sorun kendinize bakın o zaman bir çok yanıt çıkacaktır size mesela aynı yöntemi ben 14 yaşımdayken yapmıştım kendime ingilizce hocamı çok severdim ve dedimki hocamın gözüne girmek için bende onun gii profesyonelce konuşmalıyım dedim yaz tatillerinde kuaförde fln çalşıtım mağazalarda elemanlık falan yaptım. kazandığım paralarla 6 aylık bir ingilizce kursuna yazıldımçok iyi olmasada bayağı konuşmayı öğrendim yabancı filmleri altında türkçesi olmadan izleyebiliyordum sonra filmde anlamadığım kelimeleri defterime yazardımm( o zamanlar kendime bir ingilizce defteri almıştım) sonrada bu kelime hakkında araştırma yapardım en iyi sonuca varana kadar. bu kelimeleretakılar getirilmişmi diye bakardımn kaçıncı hali vb. gibi sonrada 2 3 saat boyunca onla ilgili hikayeler falan yazardımm 6 aylık kursum bittikten sonrada lise 1in ortalarındaydım ordaki öğretmenlerimden aldığım taktiklerlede ingilizcemi süpper denilebilecek bir derece ilerlettim hatta bu ilerlemede bana yardımcı olan bir hocamda wardı benim bu azmim karşısında ingilizceyi çokmu öğrenmek istiyosun diye sordu bana bende evet dedim ve bana dediki her zaman kendine deki en iyi ingilizce konuşan ben olmalıyım. bu teknikleride denedikten sonra ingilizceyi tam söktümm ve şu anda lise 3 teyimm arkadaşlar öğrenmek o kadarda uzun zaman almıyorr sadece biraz daha fazla çalışmaya ve gayret etmete bağlı. bence bu dediklerimi okuyan kişiyede azim gelir ve inşallah söker şimdilik bu kadar arkadaşlar hoşçakalın =))

    • 42 pınar
      18 Nisan 2008, 14:20

      liseden yabancı dil çıkışlıyım grammerime güveniyorum ama konusmak benim icin ukte. ise 2 deyken bır turistle karsılastım bana bırseyler sordu anlamadım ama anlamak için çok ugraÅŸtım anladım ama bu seferde anlatamadım adamda bende zor durumda kaldık kuzenlerim benimle 1 hafta dalga gectı aileme anlattıgımdada yazık sana dediler…simdi neden konusamadıgımı daha iyi anladım acıklamalar harikaydı problemi olan herkes bunu okumalı tesekkürler

    • 43 fatma yıldız
      28 Nisan 2008, 15:17

      benim durumum dahada kötü gramerim var anlıyorum ama kendim konuşamıyorum takılıp kalıyorum 10 yıldır ingilizce görüyorum derslerde ama işe yaramıyor galiba konuşamadıktan sonra anlamak nereye kadar:(

    Yorum Yapın