Okul Fobisi

Okul fobisiBir uzmana danışın.
Milli Eğitim Bakanlığı iki yıl önce aldığı bir kararla ilköğretim birinci sınıf öğrencilerini “okula uyum programı” uygulamak için bir hafta erken okula çağırıyor. 1 Eylül’de yani yarın 1 milyonu aşkın ilköğretim birinci sınıf öğrencisi okula başlayacak. Veliler de, çocuklarının okula alışma sürecinde sınıf ortamında yer alacaklar. Rehberlik ve Psikolojik Danışma servisleri de bu konuda aileleri bilgilendirecek. Bütün bu çabaların nedeni “okul fobisi”. Çünkü, öğrencilerin yüzde 12’si okula başlama sürecinde okul fobisi yaşıyor. Daha çok büyük kentlerde, evin dışında ilk kez farklı bir yaşamla tanışan çocuklarda görülen bu okul reddinin önüne geçmek için hem öğretmenler, hem de okul yönetimi onları bu bir haftada okula adapte etmeye çalışacak. Çocukların tatil rahatlığının ardından okul disiplinine uyum sağlamaları ve eğitim temposuna ayak uydurmaları için desteğe ihtiyaçları olacak.

Hem çocukların, hem velilerin bu geçiş sürecini sorunsuz atlatmaları için çocukları iyi gözlemlemek gerekiyor. Her sabah okula gitmek için evden çıkmakta zorlanan, çeşitli bahanelerle evde kalmak isteyen çocukta okul fobisi olma ihtimali yüksek. Okulu reddetme sadece yeni başlayanlarda değil, ileri sınıflarda da görülebiliyor. Evinden, annesinden ayrılan çocuğun hırçınlığını, ağlama nöbetlerini “şımarıklık” olarak algılamak yerine bir uzmandan destek almak gerekir.

Anneleri tarafından aşırı özenle büyütülen çocuklar, okul fobisini daha yoğun yaşıyor. Çocuk ailesinden, evinden ilk ayrılışını okulla yaşıyor.

Okul fobisi nedir?

Okul fobisi, okul çağına gelmiş çocuğun okula gitmekte zorlanması, gitmek istememesi, bunu psikolojik sosyal ve davranışsal sürecine yansıtmasıdır.

Okul fobisinin davranışsal belirtileri

– Mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, karın ağrısı

– İştah kesilmesi, enerjisinde düşüklük

– Gece uykuya dalmakta zorluk ve uykudan sık aralıklarla uyunma

– Neşesiz ve mutsuz yüz ifadesi

– Altına kaçırma

Psikolojik belirtileri

– Depresyon, kaygı, panik bozukluk, sosyal fobi (arkadaşlarla ilişki kurmakta zorlanma, kalabalık ortamlardan uzaklaşma isteği, sınıf içinde durmakta güçlük çekme)

– Aileden (özellikle de anneden) ayrılma endişesi

– Bu belirtiler çocukta özelikle okula gitme zamanı yaklaştıkça ortaya çıkar ya da şiddetini arttırır.

– Çocuk okula gitmemesine dayanak olarak çeşitli sebepler ortaya koyabilir:

Öğretmeninin kendisine kötü davrandığı ve ondan korktuğunu söylemek. Arkadaşlarının kendisine kötü davrandığını söylemek. Annesinden ayrılırsa onların başına bir şey geleceğinden endişe duyması, gibi.

Okul korkusunu en yoğun hisseden çocukların, uyumlu, başarı odaklı, onay bekleyen, aileye bağımlı olan çocuklar olduğu gözlenmektedir.

İlgili Yazı :   Yükselen Değer : KOÇLUK!

Anaokulunda ilk gün stresi nasıl atlatılır?

Her okula başlayan çocuk aynı tepkiyi göstermez. Anaokuluna başlayan çocukların zaman ve uzaklık kavramı tam oturmadığı için ilk kaygıları bu yönde olur. İlk gün okulda 1-2 saat kalmak, annenin onu ne zaman alacağını saat üzerinden göstermesi, öğretmenle tanıştırıp, nasıl yardım isteyeceğini anlatması sorunları azaltabilir. Taviz vermeden eski düzeni içinde çocuğun anaokuluna gidip gelmesi sağlanmalı ve çocuğun evde kalmasına izin verilmemeli.

-Çocuğa ilgisiz olmak ya da aşırı derecede ilgi göstermek çocuğun duygusal ve bilişsel gelişimini geciktirmekle birlikte öğrenme ve uyum sorunlarını yaşamasını kaçınılmaz kılmaktadır.

-Giysilerini ve çantalarını birlikte hazırlayın.

Çocuk bu soruları kendine sorar:

– Evimize ne kadar uzaklıktayım?

– Annem beni alacak mı?

– Bu çocukları tanımıyorum. Ne yapacağım?

– İhtiyaçlarımı kime söylerim, yardım ederler mi?

– Ev kuralsız bir yerdi. Her şeyi kuralla yapacak olmak sıkıcı. Nasıl uyacağım?

Okulun ilk günü ne yapmalı?

– Okul sabahı birlikte, güzel bir kahvaltı yapın.

– Çocuğunuza her şeyin yolunda gideceğini ifade edin.

– Vedalaşmanızı kısa tutun ve okuldan ayrılın.

– Okul çıkışı tam zamanında geleceğinizi söyleyin ve tam söz verdiğiniz saatte okulda olun.

– Eve geldiğinde, çocuğunuzun okulda yaşadıkları ile ilgili onunla konuşun. Eğer anlatmak istemiyorsa sabırlı olun.

– Akşamları erken yatmasına özen gösterin.

– Çocuğunuzun bu mutlu başlangıcını ilk günün akşamında minik bir parti ile kutlayabilirsiniz.
Anne babalara öneriler
Bilfen İlköğretim Okulları Rehberlik Zümre Başkanı Aslı Özsaray ve Sebahat Başusta Şen, ailelere ve öğretmenlere şu önerilerde bulundu:

– Çocuğun mutlaka okula gitmesi sağlanmalı. Bu konuda taviz verilmemeli.

– Çocuk suçlanmamalı, korkusu ve gözyaşlarıyla alay edilmemeli.

– Vedalaşmaları çabuk ve kısa süreli tutarak, ayrılıkların doğal olduğu hissettirilebilir.

– Günün değerlendirmesini yapmak çocuğa iyi gelebilir. Çocuğun endişelerini, sıkıntılarını paylaşmak ve bunlar üzerine konuşmak hem kendisini rahatlatmasını sağlar, hem de yalnız olmadığı hissini yaşatır.

– Bu sıkıntılı durumun geçici olabileceği, kendisiyle aynı durumda olan başka çocukların da olduğu anlatılabilir.

– Boş zaman ve oyun becerileri kazandırarak anne babaya bağımlılık azaltılabilir.

– Anne ve baba çocuktan beklenti düzeyini gerçekçi tutmalı ve çocuğa zaman tanımalı.

– Okulların açılmasına en geç bir hafta kala, çocuğunuzun uyku saatlerini okulu dikkate alarak düzenleyin.

– Çocuğunuzla, okulula ilgili sohbetler yapın. Okula ne zaman gideceğini, neler yapacağını, ne zaman ve nasıl döneceğini açık bir dille önceden anlatın.

İlgili Yazı :   Oğlumun adını Abbas koyacağım

– Anne-baba olarak, çocuğunuzdan ayrılmak konusunda sizin de endişeleriniz olabilir. Endişelerinizi çocuğunuza hissettirir ve yanında konuşursanız, çocuğunuzun güvensizliğini pekiştirir; kaygı düzeyinin artmasına sebep olursunuz.

Yaşanmış birkaç örnek

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayınlanan Nuran Çakmakçı-Prof. Dr. Mücahit Öztürk’ün “Okul Fobisi” adlı kitabından vaka örnekleri:

“İlköğretim 4’üncü sınıfta bir kız çocuğu. Şikayeti kendi ifadesiyle “içimde bir sıkıntı var, okulda kendimi güvende ve rahat hissetmiyorum.” Annesi bize getirdi. 1 ve 2’nci sınıfta anneyi sınıfta istemiş. İki aydır sürekli anneyle okula gidiyor. Annenin sürekli değil, ama birkaç ders beklemesini istiyor. Bu çocukta yoğun şekilde anneden ayrılma kaygısı vardı. Annesine ve kendisine kötü birşey olacak endişesi yaşıyordu. Tıbbi tedaviye başlandı, öğretmenine rapor yazıldı. Öğretmen oldukça anlayışlı davrandı. Teşvik edici yüreklendirici mesajlar veriyordu. Sadece tıbbi tedavi uyguladık. Tedaviden iki ay sonra tamamen annesiz bir şekilde okula gitmeye başladı ve o dönemi bu şekilde bitirdi.”

“8 yaşındaki kız çocuk, ilkokul 2’nci sınıfa gidiyordu. Birinci sınıfta tüm yıl anne okulda kalmış ve çocuğu beklemiş. Bu dönemde tedavi başvurusu olmamış. 2’nci sınıfta da çocuk anneyi sürekli okulda isteyince, aile tedavi için bize başvurdu. Aslında bu yıl çocuk annesini okulda istese de yalnız kalmayı becerebilmiş. Çocuk okula düzenli devam ediyor. Ancak, her sabah kusması ve bulantısı oluyor. Hafta içi okul için uyandığında mutlaka kusuyormuş. Hafta sonları ise böyle bir sorun gözlemlenmiyor. Annenin de tedaviye getirme sebebi bu bulantı ve kusmalar. Çocuğun cumartesi ve pazar günleri çok rahat olup hafta içi sıkıntı yaşaması olayın fizyolojik olma ihtimalini çok azaltır. Yine de fiziksel incelemeler yapıldı ve olumsuz bir sonuç çıkmadı. Her sabah varolan bulantı ve kusmanın temel nedeni kaygı bozukluğuydu. Çocuk iyi niyetle, sıkıntısına karşın kendini zorlayarak her gün okula gidiyor ve derse giriyor; ancak sabahları çok zorlanıyor. Bu da bir okul fobisi vakası. Çocuğun öğretmeniyle ilişkisi iyi değildi. Öğretmen biraz sert ve kuralcıydı. Öğretmenine bu konuyu anlattık, iletişim kurduk, ilaca başladık.”

“15 yaşında lise birinci sınıfa giden bir kız öğrencimiz vardı. Okula gitmiyor, son dönemlerde yemek yemiyor, zayıflayıp halsiz kalıyor. Aile bu şikayetlerle bize geldi. Aslında ilköğretim 8’inci sınıfta ilk belirtiler başlamıştı. Daha önce derslerinde başarılı, okulu seven ve isteyen bir öğrenciyken okula karşı bir isteksizlik gelişmişti. Ancak, okula yine de gitmişti. Son zamanlarda okula gitmeyi reddetmişti. Lisedeki arkadaşlarıyla uyum sağlayamamış, arkadaşlarıyla iletişim kuramamıştı. Çekingen davranıp, izole olmuştu. Tedaviye başlandı. Psikoterapi uygulandı. Seanslara düzenli geldi. İlaç tedavisine de başlandı. Tüm çabalara karşı çok uzun süre okula gidemedi. Şimdi başka bir okula yönlendirdik.”
Öğretmenlere öneriler
– Çocuğun okulda kendisini yalnız hissetmesine yol açacak davranışlardan kaçınmalı.

İlgili Yazı :   Kendisiyle sorunu olan suçu ilişkisinde arar!

– Davranışları anlayışla karşılanmalı “Naz yapıyorsun, numara yapıyorsun” gibi şeyler söylenmemeli. Çünkü çocuk gerçekten kaygı duyar.

– Okulda çocuğun ilgisini çekecek sınıf içi aktiviteler çoğaltılabilir.

– Çocuk aktivitelere katılmaması halinde zorlanmamalı, kendi isteği ön plana alınmalı, rahat yapabileceği aktivitelere dahil edilmeli. Başarılı davranışları ödüllendirilebilir.

– Çocuk okuldan uzak kalmamalı. Sınıfa girmiyorsa bile belli bir süre okul içinde, Rehberlik Servisi’nde ikna edilerek sınıfa girmesi sağlanmalı.
Yetişkinler bile bu sorunu yaşayabilir
Arkadaşımız Şeyda İpek Baykal’ın sorularını cevaplayan Hacettepe Üniversitesi İİBF Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Uğur Özdemir bu konuda şunları söylüyor:

“Okula yeni başlamak, ya da yeniden okula başlamak, çocukluğumuzdan yetişkinliğimize kadar her yıl hepimizi etkilemiş bir olay. Yetişkinler bile tatil dönüşü işe alışmakta zorluk çekiyor. Çocukların tatil sonrası okula dönmeleri sürecinde yaşadıkları da buna benzer birşey. Öğrencinin yaşına, kişiliğine, ailesinin sosyal, psikolojik ve kültürel yapısına göre değişim gösteren uyum süreci anne babalar tarafından takip edilmeli.

Adaptasyon sorunu sadece tatil sonrası yaşanan bir durum değil. İlkokula yeni başlayan çocuklarda sıkça yaşanan okul korkusu, farklı bir ortamda kendini savunmasız ve yalnız hissetmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bu korkuyu yaşayan çocuklar sadece okula ilk kez başlayan öğrenciler değil. Yaş ilerledikçe bu korkular farklılık gösterir. İlkokula başlayan bir çocuk kendine güvensizlikten dolayı; ortaokul ve lise öğrencisi ise derslerde ve sınavlarda başarılı olmayacağını düşündüğü için bu korkuyu yaşar. Çocuğun okul ile ilgili bütün kaygıları dinlenmeli, duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışılmalı. Okul korkusu çocukta olduğu kadar okul ve öğretmen tutumlarından da kaynaklanabilir. Her anne ve baba çocuğuna bu kaygılarını anladığını, zamanla geçeceğini ve okul hayatının kendileri için de önemli olduğunu vurgulamalı. Ayrıca anne babalar okul alışverişini çocuk ile birlikte yapmalı. Bu davranış biçimi çocuğun kendine olan özgüveni artırırken, okula adaptasyon sürecinde faydalı bir başlangıç yaratır.”

 
Yazan : Nuran Çakmakçı
Kaynak : Hürriyet İK

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye’nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede “beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi” gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

ya kutunun icindesin ya da disinda

Ya Kutunun İçindesindir Ya Dışında…

Bazı eserlere bakınca bunu resim yapmayı çok seven 12 yaşındaki kızım Nehir ...