Anasayfa / Başarı Yazıları / Öz gelecek. Hem de en özü…

Öz gelecek. Hem de en özü…

Hani şu iş başvurularında firmalara CV veya özgeçmiş gönderiyoruz ya, bu aralar yine kafamı bir şeyler kurcalıyor. Tüm CV’lerin ortak noktası, hep ve sadece “geçmişimiz” hakkında bilgi vermesi. Nerede okuduk, nerede çalıştık, ne işler yaptık, hangi sertifikaları aldık… İyi güzel de, bizim geçmişte yaptıklarımız, girmek istediğimiz şirketin geleceğine katkısı ne?

Hem olası katkımızı hesap etme işini nasıl bırakabiliriz ki başkalarına? [Hele bir de, maalesef, büyük firmalarda CV eleme işini çömez İnsan Kaynakçıları yaparken!]

Ofis programlarını kullanma eğitimine katılıp, sertifika aldığımızı yazıyoruz mesela. Veya bilmem ne semineri… O dönem için bunlar iyi şeyler olabilirdi de, bugünkü CV’de hala bunlar yer alıyorsa, biraz acayip kaçmıyor mu?

Hem zaten geçmişte ben, hangi şart ve imkanlarda o becerdiklerimi becerdim ki? O zamanlarda mesela ekonomi ne durumdaydı, sattığımız ürün veya hizmete talep var mıydı, benim müdürümle ilişkim nasıldı? Sahi, baştan ben o işe zaten nasıl kabul edilmiştim ki?

Bunlar pek yazmaz CV’lerde.

Özgeçmiş yazmak kolay. Google’da “örnek cv” diye aratmak yetiyor. Özgelecek yazmamak içinse bahanemiz hazır! “Gelecek” ya o, nereden bileyim? [Birazdan size bir "özgelecek örneği" vereceğim.]

Ancak öncelikle bir şey sormak istiyorum.

CV’lerde kendimiz hakkında samimi, dürüst ve merak uyandıran lafları yazmaya neden sakınıyoruz? Mesela;

> Derslere ‘gerektiği kadar’ vakit ayırdım. Gecikmeden de bir üniversite diplomam oldu. Kağıt parçası sonuçta. Merak ederseniz, okul hayatının bana gerçekten ne kattığını anlatırım yüz yüze gelince.

> Seyahat engelim yok. Hatta bayılıyorum yeni yerler görmeye, yeni insan tanımaya. Interrail anılarım sağlam!

> İngilizcem var da, konuşurken biraz kasılıyorum. Bu aralar İspanyolca öğrenmek nasıl cazip geliyor, anlatamam.

> Bekarım. Açıkcası pek de hoşuma gidiyor bu durum. En azından şimdilik!

> İki yaz stajıma da pek bir heyecanla başladım. En fazla yaptığım fotokopi çekmek oldu. Oysa onlara ne kadar iyi Türk kahvesi yaptığımı göstermedim. Hataydı belki de?

> Gitar iyi çalıyorum, sırada davul var.

> KO‘dan sıyrılmam iki yılımı aldı. Oyun deyip geçmeyin; orada hırs var, mücadele var, strateji hatta takım çalışması var. Internet Cafe’deki kültürü yaşamak da cabası.

> Eskiden nette takma adlarımız vardı. Benimkisi hep ‘…..’ oldu. Bir google’layın varsa vaktiniz. Ne kadar değiştiğime ben bile inanmakta güçlük çekiyorum.

> Şimdi devir değişti. Gerçek kimliğimle artık beni Face, Twitter, Friendfeed’te bulabilir, Flicker resimlerine bakabilirsiniz (lütfen oradaki Marmaris dosyasına pek takılmayın. Yaz hali işte!) Ya da siz şimdilik sadece YouTube’daki şu video’ma bakın.

> Daha anlatacak çok yer var da, çalmak istemiyorum daha fazla vaktinizi. Ancak yüz yüze gelince en az bir saat isterim. Türk kahvesi benden!

CV yazmanın amacı eğer “iş görüşmesi için davet alabilmekse”, siz, klasik ve sıkıcı CV yazan birini mi, yoksa böyle bir kişiyi mi daha çok merak edersiniz?

Hele bir de eğer başvurduğunuz şirketi ve işi önceden tanıyıp, onlara nasıl bir katkı sağlayacağınızı da yazarsanız… Tadından yenmez!

Tıpkı Leonarda Da Vinci‘nin, 1482′de Milano naibi Ludovico Sforza’ya yazdığı iş başvuru mektubu gibi. [Michael J. Gelb'in 'Da Vinci Gibi Düşünmek' kitabından.]

Özgelecek veya Gelecek CV’si, her ne dersek işte adına:
“Saygıdeğer Lordum, kendilerini savaş araçlarının mucidi ve ustası sayanların kanıtlarını yeterince görüp inceledikten, icatlarını ve bunların kullanışının mevcut olanlardan hiçbir farkı olmadığını gördüken sonra, zat-ı âlinize sırlarımı tanıtmak, bilahare sizin için uygun olan herhangi bir zamanda, aşağıda özetle belirtmiş olduğum bütün konuların etkin olarak tanıtımını yapmak üzere hiçbir önyargım olmaksızın Ekselansları ile temas etme cesaretini kendimde gördüm.

1. Çok hafif ve güçlü ve kolayca taşınmaya uygun köprüler için planlarım var.
2. Bir yer kuşatıldığında hendeklerdeki suyun nasıl kesileceğini ve sayısız miktarda… uzayan merdivenlerin ve diğer araçların nasıl yapılacağını biliyorum.
3. Setlerin yüksekliği ve arazinin veya konumunun kuvvetli olması nedeniyle bombardıman yaparak yıkmak mümkün olmadığında bir kaleyi veya sığınağı kayanın üzerinde inşa edilmiş olsa dahi tahrip etmenin metodlarını biliyorum.
4. Çok kullanışlı ve kolay taşınabilir, dolu gibi küçük taşlar atan toplar yapmak için planlarım var.
5. Eğer muharebe denizde meydana gelirse, taarruz ve savunma için çok uygun makineler yapmak ve en ağır topların ateşine, baruta ve dumana mukavemet edebilecek gemiler inşa etmek için planlarım var.
6. Belli bir noktaya ulaşmak için bir nehrin altından geçmek gerekse bile hiç gürültü çıkarmadan yer altından tüneller ve geçitler kazmak için yöntemlerim var.
7. Güvenli ve taarruza dayanıklı, düşman saflarını top ateşiyle geçebilecek ve böylece çok sayıda askerin kaybını önleyecek kapalı araçlar da yapabilirim. Bunların arkasından piyadeler zarar görmeden mukavemetle karşılaşmadan ilerleyebilirler.
8. Keza ihtiyaç olursa, şimdi kullanılanlardan oldukça farklı, güzel ve kullanışlı şekillerde toplar, havanlar ve hafif mühimmat yapabilirim.
9. Top kullanmanın mümkün olmadığı yerlerde, sapanlar, mancınıklar, tuzaklar ve fevkalade etkin başka makineler temin edebilirim. Kısaca, değişik koşulların gereğine göre sayısız farklı çeşitte taarruz ve savunma makinesi yapabilirim.
10. Barış zamanı, resmi ve özel binaların inşaasında ve suyun bir yerden bir başka yere naklinde sizi mimarlıkla uğraşan herhangi biri kadar tatmin edeceğime inanıyorum.
11. Aynı zamanda mermer, bronz veya kil ile heykel ve kim olursa olsun başkalarınınkiyle mukayese edildiğinde daha öne çıkacak resim de yapabilirim.
12. Dahası, babanız Prensin aziz hatırasını ve ünlü Sforza malikanesinin şan ve şerefini ebediyen yaşatacak bronz at işini alabilirim.

Ve eğer yukarıda belirtilen şeyler herhangi birine imkansız ve uygulanamaz görünecek olursa, bunları parkınızda veya Ekselanslarını memnun edecek başka bir yerde denemek üzere naçiz şahsımı hizmetinize sunuyorum.”

Leonardo‘nun özgeleceğini yazarak iş bulmasının üzerinden beş asır geçmiş, biz hala geçmişimizle övünen CV’ler yazıyoruz!

Şimdi söyler misiniz bana; kendisi hakkında merak uyandıran, samimi ve özgüvenli bir kişi için geçmiş mi daha önemli, yoksa özgelecek mi? Alt tarafı bir iş görüşmesine davet alabilmek için tüm bunlar.

Kaybedecek ne var?

Yazan : Tunç KILINÇ / fikiratolyesi.com

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

2 yorum

  1. Müthiş.budur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*


+ bir = 3

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:


Kendini gerçekleştirmeye ne kadar yakınsın?

Bazen amaçlarımızdan, kendi doğamızdan, istemeden hızla uzaklaşırız... Bazen de elimizde bulunan değerlere, olanaklara, yeteneklerimize, umutlarımıza, yapabileceklerimize, başarabileceklerimize yabancılaşırız... İnsan olmanın, en önemli tuzağıdır "yabancılaşma" aslında......

Profesyonel bir yardım alın

20 yıldan fazla bir zamandır kişisel gelişim ile ilgileniyorum. Her zaman şunu ifade ederim. Kendi üstümde denemediğim hiçbir davranışı başkasına önermem. Öncelikle kendim denerim yani...

Kapat