Özgüven ve Alçakgönüllülük
Ocak ayı gerçekten ilginç bir aydı. Özgüvenim hakkında ciddi bir tespitte bulunma ÅŸansını yakaladım. Bakın nasıl oldu? Bir danışanım, sürekli olarak kendini beÄŸenen insanları eleÅŸtiriyor, kendini “mütevazı” olarak tanımlıyor ve kendisini takdir etmekten sürekli kaçınıyordu. Enerjisi az, yaÅŸama karşı isteksizdi. Hedefleri çoktu, ama zamanını boÅŸa harcıyordu. Biraz TAT yaparak sorunun kaynağını belirledik: Özgüvenli davranışlar ile böbürlenmeyi karıştırıyordu. BaÅŸarısı ile onurlanması, baÅŸarılarını dile dökmesi, bulduÄŸu süper bir çözümü paylaÅŸması… bunlar hemen negatif çaÄŸrışımlar yapıyordu: “Sakın övüneyim deme, egonu güçlendirme! Alçakgönüllü ol, baÅŸkaları seni övsün”. “Sen sadece eleÅŸtir” Tanıdık geldi mi? Kültürümüzün zihin programlaması böyle.
Bu bülteni alan çoğu kişi öğrencilerim olduğu için atölye çalışmalarımın nasıl başladığını bilir; herkes kendisi hakkında en iyi şeyleri söylemeye mecburdur. Nasıl zorlanırlar, nasıl anlatamam.
Oysa kendimizi motive edebilmemizin temel koÅŸuludur baÅŸarılarımızı hatırlamak, aklımızda tutmak, kendi sırtımızı sıvazlayıp “Aferin” demek. Sorunları çözmek için inançlara gereksinim duyarız: “Ben yaparım!”, “BaÅŸarabilirim, çünkü daha önce baÅŸardım”, “Daha önce bu kadar deneyimli deÄŸildim, ama becerdim, ÅŸimdi daha iyisini yaparım” gibi.
Bana gelince; yaptığım iş konusunda özgüvenim yüksektir. Deneyimim de yıllara dayandığı için hem sezgilerim, hem de yaratıcılığım gün geçtikçe gelişiyor, hepinizinki gibi. İşte övündüm bakın! Ne kolay. Öte yandan, alçakgönüllüyümdür de. Değişimin sürdüğünü, her yönlü gelişimin emek istediğini, bunca zamanda bir arpa boyu yol aldığımı, yaşamımdaki herkesin öğretmenim olduğunu bilirim. Eleştiriye açığımdır, herkesin yorumlarını dikkatle dinlerim, değerlendiririm. Kısacası, özgüvenim de vardır, alçakgönüllülüğüm de.

Geçen gece bu iki kavramı aynı anda destekleyen bir şeyin farkına vardım: Eskiden çok sayıda hedef belirler, sonra da başaramadıklarım için kendime kızar, acımasızca eleştirirdim. Böyle böyle özgüvenimi yaralarmışım. Son birkaç yıldır sadeleştirmeye çalıştığım yaşamımda, hedeflerimin sayısını azaltıp daha odaklanmış çalıştığım için, hem başarımın hem de özgüvenimin arttığını hissettim. İçim parladı birden. Bir de tevazu açısından bakarsak, o da artıyor çünkü az sayıda hedef ile açgözlülüğü de kontrol altına alıyorsunuz.
Daha da önemlisi, az sayıda hedef belirleyince, hedefinizi büyütme olanağı da güçleniyor! (Yeni mi keşfettim? Evet, kendimde yeni keşfettim, işte size tevazu.)
Tam yeni yıl üzeri, hepimiz dilekler diledik, hedefler belirledik. Belki siz de yalnızca bir hedef belirlerseniz ve ona odaklanırsanız baÅŸarınız artabilir. Bir öğretmenim, hedeflerin önündeki engelleri pehlivanlara benzetirdi: “Farzet ki, Kırkpınar’da güreÅŸeceksin, kaç pehlivanla aynı anda güreÅŸmeyi seçerdin?” derdi. Ben artık “Teker teker gelin!” diyorum.
Danışanım nasıl mı oldu? İyiye gidiyor. Hedefini belirledi: Mutluluk, hemen ÅŸimdi! Engelleyen pehlivanları yıkmaya devam ediyor, takdir fısıldayan meleklerinin seslerini yükseltmesine izin veriyor…Alkış alkış benim kızıma!
Saygılarımla…
Gülcan Arpacıoğlu
Endüstri Mühendisi, Eğitimci Danışman
Â





Bu yazıyı okuyanlar, bunları da okumalı :



11 Kasım 2009, 18:52
Hocam saolun ukudum yazınızı ve mutlu oldum çünkü bana bi şeyler kattı diye:))
12 Kasım 2009, 13:35
Paylasım icin teÅŸekkürler…
13 Kasım 2009, 10:30
Bazen hayatımızdaki insanlar;bazen gerçekten yazıda anlatıldığı gibi bizler alçakgönüllü olacağız diye kendimizi,yapabileceklerimizi yok sayıyoruz.doğrusu ben şu günlerde özgüvenimi çok kaybettim,fakat bu yazı iyi geldi:))
teker teker harekete geçme zamanıdır:))
18 Kasım 2009, 19:15
Hocam dillerinize sağlık hayatıma özgüven kattınız:)