Kaybeden takımda, kazanan oyuncu yoktur!
Başarılı bir şirket, takımların takımı olarak tanımlanabilir. Bir şirketin başarısı şirketteki her takımın başarısına, takımların işbirliği yapma ve birbirlerini destekleme yeteneğine bağlıdır. Herhangi bir takımın başarısı ise takım üyesi bireylerin başarısına, birbirleriyle işbirliği yapma ve birbirlerini destekleme yetenekleri üzerine inşa edilir. Başarılı takımlarda gerçek bir takımdaşlık vardır. Gerçek bir takımdaşlık; “kendini adama, sahiplenme” gibi olguların olgunlaşmasının yanı sıra bunun güçlü bir “vizyon” ile bütünleşerek, çalışanların “ben” merkezinden çıkıp “biz” eksenine dahil 


Her ne kadar insanoğlu türlü akılsızlıkları “eşşeklikle” nitelendirse de en güzel gözlere sahip bu sevimli hayvan, yerine göre çoğu insandan daha akıllıdır… Örneğin “Eşek, iyi bir yol mühendisidir. Yokuşları en fazla % 7 eğimle ve kısa mesafelerde virajlar alarak çıkar.” dediklerinde ben de inanmamış ve nivelman yaptırmıştım. Yani topoğrafik aletle ölçüm. “Sonuç şaşırtıcıydı: % 7“…
İnsanlar ihtiyaçları, arzuları, merakları, uzmanlıkları, değer yargıları ve kişilikleri açısından çok farklıdırlar. Ben sizinle benzer kişilik tipine sahip değilsem sizin hoşunuza giden bir iş benim üzerimde farklı hatta ters etki yapabiliyor. Bu yüzden insanların kendi potansiyellerinin farkına varmalarının ve ona uygun işlerde çalışmaları gerektiğini savunanlardanım. Aksi taktirde yapılan işler hayal kırıklıkları, başarısızlıklar ve iç çekişmelerle dolu olabilir. Ki buda bana göre çok büyük bir mutsuzluktur.
Yoksunluktur aşk dediğin! Bir yanın eksik kalır geceler boyu, aldığın nefes yetişmez, sokak çocukları gibi dışarıda üşür yüreğin. Kaybetmektir aşk! Egonu, gururunu, kimliğini bir hırsızın ellerine gönüllü bırakmaktır. İsteyerek bencillikten vazgeçmektir. Omuzlarındaki tüm yükü atarak, avare gülüşlere uyanmaktır düş sabahlarında. Hiç fark etmeden nelerden vazgeçtiğini, cebinde, avucunda
“Eleştirinin tadına doyum olmaz” demiştik. Biraz şakaydı, biraz ciddi. Eleştiren kişi, bir davranışın değiştirilmesine odaklanmalı; tanımını yapıp, olumsuz etkilerini belirterek yeni ve olumlu davranışı bildirmeliydi. Bir kişiyi doğru dürüst, eli yüzü düzgün bir şekilde eleştirmek ne kadar zorsa, eleştiriyi doğru bir biçimde almak en az o kadar zor. İşin içine öyle çok düşünce, duygu ve zihinsel fırtına giriyor ki, eleştirilen kişi çocukluktaki tepkilerine kolayca geri dönüyor.
Dünyada insanlığını bilmekten, insanca yaşamaktan daha güzel, daha doğru bir iş yoktur. Bilimlerin en çetini de bu hayatı iyi yaşamasını bilmektir. Hastalıklarımızın en belalısı, bedenimizi sevmemek, küçük görmektir.Ruhunu bedeninden ayırmak isteyen, gücü yeterse bu işi beden hasta iken yapsın, ruhunu hastalıktan korumuş olur. Ama bunun dışında ruh bedenle işbirliği etmeli ; onun zevklerine katılmalı onunla karı-koca olmalı ve bilgeliğe ermişse bazen hazlarına
Hiç unutmaman için, dua ettiğim birşey söyleyeyim sana… Bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık ; “ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olduğunu görmektir…” Ömrünün sonuna hatta ortasına gelip bir sabah uyandığında, cesaretli davranmadığını, yıldızlara uzanmadığını, potansiyelinin onda birini bile gerçekleştirmediğini fark etmek, insanın kalbini kırar… Bu konuda bana güven! Örneklerini her gün görüyorum. Ömrümüzün sonunda yüreğimizi pişmanlıkla
Küçük denizde büyük balıktı. Bir gün büyük denizlere açılmaya karar verdi. Kara lastik fabrikasını satarak kendi markasını yaratma hayaliyle İstanbul’a geldi. Kızılderili dilinde “yükselen” anlamına gelen “Lescon” kelimesini marka adı olarak seçti. İşte Aydın Erbay ve yarattığı markanın kara lastikten Süper Lig’e yükselme öyküsü…
Belki de sevgi ve aşk başucunuzda. Açmış kollarını sizi çağırıyor ama farkında değilsiniz sözcüksüz söylenenlerin. Eğer kendinizi sevmekle başlamadıysanız, paylaşmadıysanız sevginizi, çoğaltmadıysanız onu emek, aşk ve sabır ile. o zaman işiniz zor. Çünkü zorlama sevgiler ve aşklar yaşarsınız, yaşadığınızı sanırsınız ama onlar size ait sevgiler ve aşklar olmaz… Sevgi büyülü sözcük, sihirli anahtar sanki küsleri barıştıran, uzaklardakileri hatta yabancıları yakınlaştıran bir köprü oluverir. Ağızdan dökülen bir çift söz yeter
Spot: Hikayesi olmayan marka olamaz. Fark edilecek bir yönü olmayan marka olamaz. Müşterisine arka çıkmayan marka olamaz. Paralı ya da parasız reklam yapmayan marka olamaz. Çalışanı işini sahiplenmeyen maka olamaz. Can sıkıcı olanlar marka olamaz.
