Anasayfa / Sizden Gelenler / Pozitif olma yolunda hayattan hikayeler

Pozitif olma yolunda hayattan hikayeler

Pozitif olma serimize devam ediyoruz. Bu sefer de hem kendimden hem de çevremden örnekler vererek, başımıza gelen günlük olaylarda ya da uzun vadeli sıkıntı yaratabilecek olaylarda nasıl pozitif kalabileceğimize dair örnekler vereceğim. Eminim bir çoğumuz yaptığı işi sevmiyor. Ülkemizdeki mevcut şartlar maalesef herkesin sevdiği işi yapmasına izin vermiyor. Bu durumda öncelikle daha önce anlattığım ana kuralları kullanmaya çalışın. Mesela kendinizi mutlu edin. Nasıl mı? Bırakın o işi…Hayır bunu yapamam mı diyorsunuz? O halde hayal kurun, daha çok sevdiğiniz bir işe nasıl sahip olabileceğinizi düşünün. Önce planı yapın ve sonra harekete geçin… Buna da mı hayır dediniz? Haydi ama! Çok tembel ve korkaksınız. Eminim şartları ve hayatı suçluyorsunuz. Pekala, o halde son seçenek şu ; olduğu gibi kabul edin ve kendinizi yani bakış açınızı değiştirin.

Kendimden örnek vereyim. Ben 5 yıl bankacılık yaptım ve gerçekten ama gerçekten o işi hiç sevmedim! Bunu işe başladığım ilk ayda anladım. Ama kendime güvenemedim, başka bir alana geçmeye cesaret edemedim, maddi şartlar uygun değildi, verdiğim karar yanlış olabilirdi vs vs vs… Kısacası bin tane bahane bularak sevmediğim bu işte 5 yıl boyunca çalışmaya devam ettim. Bu sıkıntılı dönemin son aşamasında yani son 1 yılda da kesin kararımı vermiştim. Bu işi bırakacak ve kendime zaman ayıracaktım. Kendime zaman verdim. 1 yıl boyunca para biriktirecek, borçlarımı ödeyecek ve bu işten ayrılma aşamasında kendimi güvenceye alacaktım. Peki ama bu 1 yıl içinde bana işkence gibi gelen işime ve işyerindeki bazı insan ve durumlara nasıl katlanacaktım?

Aslında haksızlığa tahammülü olmayan ve saygısızlığa asla taviz vermeyen bir insanım. Bunlar benim için inanılmaz önemli. Tabii ki bu takıntımın iş hayatında ne kadar sıkıntı yaratacağını siz düşünün. Sizin yaptığınız işi kendi yapmış gibi reklam yapan tipler mi, yöneticilik vasfını asla haketmeyen ve insan yönetemeyen takıntılı ve kompleksli yöneticiler mi yoksa bütün gün yan gelip yattığı halde çok çalışır numarası yapan uyanıklar mı? Eminim hepiniz ne demek istediğimi çok iyi anlıyorsunuz. İşte tüm bunlara karşı 1 yıl boyunca kabullenme kuralını kullandım ve durum yerine kendimi değiştirdim. En ufak bir haksızlıkta işi kavga boyutuna getirmek veya sessiz kalıp içimin şişmesine sebep olmak yerine durumu kabullendim, sesimi farklı bir üslupla çıkardım. Mesela benim başarımı üzerine alan biri var diyelim. Önce durumun farkında olduğumu ona hissettirdim, sonra da gerekli kişilere durumu çok açık ve net izah ettim. Kimin ne düşündüğü iş hayatınızda umurunuzda olmamalıdır. Eğer hakkınız yeniyorsa en az hak yiyen o kişi kadar cesur olmak zorundasınız. Haklı olan sizsiniz. Neden susup sineye çekesiniz?

İlgili Yazı :   "Elalem ne der?" korkusu!

hayattan hikayeler

Veya başka bir örnek, sizi canınızdan bezdiren takıntılı yönetici modeli. Hem sorumluluk almanızı istiyor hem de size insiyatif kullandırmıyor. Devamlı sizi takip ediyor ve kendinize olan güveninizi yitirmenize ve stresinize stres eklenmesine sebep oluyor. Bu durumda öncelikle bu kişiyle konuşmalısınız. Yönetici demek çalışanların problemlerine çözüm bulan ve onları en iyi şekilde organize eden insan demektir. Dolayısıyla size yardımcı olunmak zorunda. Yine mi ”bu imkansız” diyorsunuz? O halde kabullenme kuralına yeniden başvuruyoruz. Bu kişinin sizin hoşlanmadığınız tarz bir insan olduğunu kabul edin ve bakış açınızı değiştirin. Tepkisiz kalmayın ama sinirli şekilde de tepki vermeyin. Çünkü sinirli yaklaşımlar karşımızdaki insanda da aynı tepkiyi doğuruyor. Ama siz sakince davranırsanız karşınızdaki insan da bir süre sonra size agresif davranamayacaktır. Buna inanın. Hayal edin, karşınızda gayet sakin ve olgun bir insan varsa onunla nasıl kavga edebilirsiniz? Nasıl uğraşırsınız? Bir süre sonra mecburen vazgeçersiniz. Yani kısacası sizi rahatsız eden yöneticiniz ya da ofis arkadaşınız olsun farketmez. Sakin ve olgun davranmalısınız. İsterseniz içinizden küfür edin ama sakın o anda sinirinizi dışa vurmayın. Tüm sakinliğinizle karşınızdaki kişiyi kendi sinirinde boğacak sessizliğe bürünün. Veya öyle sakince arayın ki hakkınızı, sorunlu kişi sizden istediği verimi alamayıp vazgeçsin. Unutmayın enerjiler beslenerek büyür. Eğer siz de o kişi gibi negatif enerji ile dolarsanız bir süre sonra ortam çekilmez ve durum içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

AİLE İÇİ VE MADDİ SIKINTILAR

Bence bir insanın hayatındaki en önemli alan evidir. Ve en iyi anlaşması gereken insanlar da aynı evi paylaştığı kişilerdir. Evin içinde oluşacak negatif enerji tüm hayatınızı olumsuz etkiler. Çünkü bu enerji direkt olarak sizi etkisi altına alır. Düşünsenize, başınızı yastığa koyduğunuz evinizde ailenizle olan tartışmalarınız yüzünden huzursuzsunuz. Doğrusu bu hayatımda en korktuğum şeydir. Çok şükür ki ailemle hiçbir zaman problem yaşamadım. Yaşayan kişiler için de önereceğim tek kural olduğu gibi kabullenmedir. Ailemiz arkadaşlarımız gibi değildir. Aile bambaşka bir olgudur ve gerçekten bağların güçlü olması çok önemlidir. Kişilik çatışması yaşanabilir ama ailemizi olduğu gibi kabul etmemiz ve bizim olaylara verdiğimiz tepkileri değiştirmeye çalışmamız en doğrusu olacaktır. Aile konusu bana göre mahrem olduğundan çok derine inmeyeceğim.

İlgili Yazı :   Kadın olmak demek..

maddi sıkıntı

Maddi sıkıntılara gelelim. Hepimizin mutlaka hayatımızın belirli bir döneminde maddi sıkıntısı olmuştur. Öncelikle çok şükür demeyi öğrenmeliyiz. Ve umut etmekten asla ama asla vazgeçmemeliyiz. Para dünya hayatının çok önemli bir aracıdır ama asla amaç değildir. Para güzeldir eğer güzel amaçlar için kullanacaksanız. Lütfen paraya karşı olan kötü düşüncelerinizden kurtulun. Ben bunu çok yeni öğrendim ve şimdiye kadar para hakkında ne kadar yanlış şeyler düşündüğümü yeni anlıyorum. Çok zengin olmayan tüm insanlar, çok zengin insanların hep kirli işler peşinde olduğunu düşünür. Hatta ”çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz” diye atasözü bile var :) Gördüğünüz gibi fazla para, mal ve mülke karşı negatif programlanmış durumdayız. Daha önceki yazımda dediğim gibi insanlar kendisinde olmayan şeylere sahip insanları hep kıskanırlar. Mesela bize göre yeteneksiz bir şarkıcının çok ünlü ve zengin olması sinirimizi bozar. Ya da ailesinden miras kalmış zengin bir gencin çılgın ve aşırı lüks bir hayat yaşaması da aynı etkiyi yaratmaz mı? İtiraf edin , kıskanırsınız. Ben de kıskanır ve sinirlenirdim. Bu haksızlık derdim. Ama işte tam da burada hata yapıyoruz.

Para hakkındaki düşüncelerinizin özüne inerken öncelikle dini inançlarımızı sorgulayalım. Zenginliğin günah olmadığını kabul etmeliyiz. Ama zenginliği kötüye kullanmak veya kötü yollardan elde etmek tabii ki kötüdür. Bizim konumuz bu değil. Bizim konumuz, dünyadaki her şeyin tüm insanlar için yaratıldığına ve iyi olan ya da olmaya çalışan herkesin tüm nimetlerden faydalanmaya hakkı olduğuna inanmaktır. Eğer Allah bir şeyleri yarattıysa hepimiz için yarattı ve elimizde olan şeyleri iyiye, güzele dair kullanmak bizim elimizde. Dolayısıyla paraya karşı pozitif olmalı ve istemekten çekinmemeliyiz. İşte maddi sıkıntılı durumlarda umut etmek ve hayal kurmak kuralını kullanmalıyız. Hayalini kurduğumuz şeylerin bizim de hakkımız olduğuna canı yürekten inanmalıyız. Ve yine önceki yazımda belirttiğim gibi sorunlarınızı düşünerek büyütmeyeceksiniz. Çünkü büyüttüğünüz sorunlar görüş açınızı daraltarak çıkış yolunu görmenizi engelliyor. Her sıkıntının bir çaresi mutlaka vardır. Özellikle maddi konularda umudu yitirmek insanı başarısızlığa sürükler.

İlgili Yazı :   Bir Ortaokul Öğrencisinin Sözleriyle Atatürk!

Sakın içinizden söylemesi kolay demeyin. Size anne-babası ayrı, 1 yıldır çalışmayan, ailesi emekli ve yine iş arayan bir kardeşi olan biri olarak sesleniyorum… Hepimizin problemleri var. Önemli olan hayata nasıl baktığınız. Öncelikle çoğunu istemek hakkımız ama elimizdekiyle de yetinmeyi, ufak şeylerden de mutlu olmayı beceremezsek bu hayatta asla gerçekten mutlu olamayız.

GÜNLÜK HAYATTA BAŞIMIZA GELENLER

Sizi bilmem ama ben dışarıda karşılaştığım kaba insanlardan aşırı derecede rahatsız oluyorum. Mesela sıraya girmeyi bilmeyenler, kalabalık yerlerde birbirini itiştiren insanlar, toplu taşıma araçlarında ihtiyacı olanlara yer vermeyenler. Bunun gibi onlarca örneğim var. Eskiden günlük hayatımda özellikle de dışarı çıktığımda gerçekten büyük sıkıntı yaşıyordum. Bahsettiğim tarz insanlar beni büyük strese sokuyorlardı. Ama artık bu olaylardan da kabullenme kuralı ile en az etkiyle sıyrılmayı öğrendim. Artık sırayı bozan insanları anlayacakları dille rahatlıkla uyarıyorum, ihtiyacı olanlara yer verilmezse ben yer veriyorum. Aşırı saygısızlık söz konusu ise ve katlanamayacak durumdaysam ya kulağıma müzik takıyorum ya da mümkünse ortamı bir süreliğine terkediyorum. Eğer durumu değerlendirmeye devam edip kendi kendime stres yaratmaya devam edersem sonunda sıkılanın ben olacağımı yüzlerce kere yaşayıp gördüm.

Şimdiye kadar yazdıklarımı okudum da, en çok kabullenme kuralından bahsetmişim ve bunun tek bir sebebi var. Hayat kabullenmekten ibarettir. Kabullenemediğiniz durumları değiştirmek de sadece sizin elinizdedir. Mutlu olmak da, üzülmek de, umutlu veya umutsuz olmak da sadece sizin elinizde. Olaylara bakış açınızı değiştirin. Defalarca dediğim gibi, düşünce tarzınızı değiştirin. Öğrendiğiniz düşünce kalıplarından kurtulmaya çalışın. Beyninizi kendiniz yönetebilirsiniz. Yaşadığınız her duygu beyninizin önceden öğrendiği tepkilerdir. Eğer siz programı değiştirirseniz sonucu da değiştirirsiniz. Hayat aslında bir sınava benziyor hep söylendiği gibi.Hani bazen bir sorunun cevabı hemen ilk şıktadır. Ama siz ”hayır, bu kadar kolay olamaz bu soru” dersiniz ve düşünmeye ya da değişik, uzun yollardan çözmeye çalışırsınız. İşte hayat aynen bu sorulardan oluşan bir sınav. Cevaplar hep ilk aklımıza gelen o en kolay şıktır. Bunu unutmadan hayatı basitçe yaşayalım ki ne yaşadığımızın da farkına varalım. Yoksa bir gün bakacağız ki elimizde birikmiş sorunlar ve boşa dökülmüş gözyaşları…Herkesin en basit şıkkın doğru olduğuna inanabilmesi dileğiyle yazımı bitiriyorum.

Sevgilerimle…

Yazan : Aslı Ece ÖZDOĞAN / kendinigelistir.com

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye’nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede “beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi” gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

11 yorum

  1. Tek kelimeyle muhteşem bir yazı ellerinize sağlık

  2. Yazılarınızı iki yıldır takip edıyorum .insanı hayata güzele, doğruluğa, iyiliğe ,dürüslüğü aşılıyor.nekadar yazam anlatılmaz.sizden bir rıcam var bir yerel gazetede yazı yazmaktayım.bu haftakı yazımın başlığı mutluluk hakında bu kanuda bır yazı yayınlarsanız onu okuyup kişisel bılgilerıme bıraz daha bır seyler kazandırmak bende ınsanlara daha iyisinı vermeye calişmak. bu demek istediğim sizin yazınızın aynısını yayınlamak deyil kendı bilgılerımıde katarak guzel bır yazı cıkartmak dileği ile teşekür aderim

  3. Yeni yazınızı çok beğendim pozitiflik adına yazılarınızın takipçisiyim :) teşekkürler..

  4. Harika yaaa nediyim açız bu tarz bilgilere minnettarım saolun varolun…(reyhoş)

  5. Yazıyı baştan sona doğru okurken sonlara doğru içimden ” bunu yazan kişi kesinlikle bayandır” dedim. ve haklı olduğumu yazının sonunda dördüm :) çünkü bir bayan bu tür konuları dert ve tasa edebilir.
    yanlış anlamayın kınamıyorum. bayanların erkeklere nazaran ne kadar ince eleyip sık dokuduğunun bir kez daha farkına vardım. problemleri kabullenmekten bahsediyor tam bir bayan stratejisi :)yaratılış gereği duygusal olan karşı cinslerimin hayatta başarılı olmasını temen ni ederim …

  6. Her 3 yazı da çok güzeldi teşekkürler..

  7. Herkese tekrar tekrar teşekkür ederim arkadaşlar..yeni yazım da gönderildi sanırım birkaç güne yayında olur..başlığı ne istiyoruz?neden istiyoruz?nasil istemeliyiz?
    yorumlarınız beni motive ediyor. mümkün olsa her gün yeni bir konuyla sizlere ulaşmak isterim. belli olmaz belki ilerde daha geniş kitlelere de ulaşabilirim…
    bu arada sevgili dişp2, ben yazılarımı henüz yayınlatmaya başladım. siz nerede okudunuz beni? :) belki de benzettiniz ama yine de beğeniniz için teşekkürler:)

  8. Sanırım nette ilk dafa bir yazının devamı için her gün bu sayfayı takip ediyorum. ramazan ayında sıcak ekmek çıkması için fırında sıra bekleyen insanlar gibi :)

  9. Teşekkürler sevgili 0km:) ben de yazılarımı gönderdikten sonra heyecanla bekliyorum yayınlanmasını..her zaman, her türlü yorumlarınızı bekliyorum

  10. harika bir yazı çok beğendim.ve ne kadar mantıklı birşey akla ilk gelen cevabın kolaylığı.harikasınız bu yazııyı okuyunca bazı şeyleri hiç önemsemediğimi anladım.farkındalıklara çok ihtiyacımız var ve sizin gibi pozitif insanalara.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

motivasyon degisim ile baslar

Ya yatağınızı değiştirin ya işinizi

Ruhun bedeni bedenin de ruhu etkilediğini biliyoruz. Peki bu denklemden yola çıkarak ...