Anasayfa / Başarı Yazıları / Psikolojik Sermaye Nasıl Artar?

Psikolojik Sermaye Nasıl Artar?

Neye sahip olduğumuzdan (ekonomik sermaye), ne bildiğimizden (insan sermayesi), hangi insanları tanıdığımızdan (sosyal sermaye), kim olduğumuza… Bu geçiş bildiğimiz sermaye türlerinin ötesinde kabul edilen bir sermaye türüne bizi ulaştırıyor: Psikolojik sermaye.

Psikolojik sermaye konusu, pozitif psikolojinin örgüt yaşamına yansıması ile birlikte ortaya çıkmış bir kavram. Psikolojinin bir hastalık bilimi olarak görülüp, sadece bireylerdeki olumsuzlukları iyileştirmesinin ötesinde pozitif psikoloji, aynı zamanda bireylerin mutluluğunu, esenliğini, kendini ifade ediş biçimini ve güçlü yönlerini de dikkate alan bir bilim olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısaca, kişilerin olumlu yönlerinin nasıl geliştirileceğine odaklanmaktadır. Pozitif psikolojinin bu olumlu bakış açısını, örgüt yaşamına uyarlamak mümkün. Nitekim Fred Luthans 2002 yılında yapmış olduğu pozitif örgütsel davranış tanımında, bugünün çalışma koşullarında çalışanların performansını geliştirmek için ölçülebilir, geliştirilebilir ve yönetilebilir pozitif insan kaynağına ve bu kaynağın üstünlüklerine ve kapasitelerinin araştırılmasını tarif etmektedir. Evet bu bakış açısını örgütlere uyarlamayı başarabildik ama genelde şirket düzeyinde yapılan çalışmalardaki bakış açısı hâlâ ‘‘Bu sorunu nasıl ortadan kaldırırız?’’ sorusuna yanıt aramak, ‘‘Çalışanlarımızın niteliklerini nasıl daha fazla artırabiliriz?’’ yaklaşımını benimsemek değil.

Peki çalışanların psikolojik sermaye düzeylerini oluşturan faktörler neler? Yapılan çalışmalarda psikolojik sermayeyi oluşturan bu unsurlar 4 ana başlık etrafında ele alınmış: Öz-yeterlilik, umut, iyimserlik ve psikolojik dayanıklılık. Ben bu işin üstesinden gelebilirim düşüncesine ve güvenine sahip olabilirsiniz (öz-yeterlilik), şimdi ve gelecekte başarılı olabilme ihtimaline karşı olumlu bir beklentiniz olabilir (iyimserlik), amaçlarınıza ulaşmak için yeni yollar arayışında ve gayretinde bulunabilirsiniz (umut), herhangi bir sorunla karşılaştığınızda, bunun üstesinden gelebilir, kendinizi toparlayabilir ve hatta eski durumunuzdan daha iyi bir duruma gelebilirsiniz (psikolojik dayanıklılık). Bu kavramları birbirinden bağımsız olarak değerlememiz de çok mümkün değil, örneğin umutlu insanlar, zorlukların üstesinden gelinmesi konusunda daha çok güdülenmiştir ve bu sebeple dirençlidirler. Diğer yandan öz yeterlilikleri veya özgüvenleri yüksek insanlar, umutlarını, iyimserliklerini ve dayanıklılıklarını kolaylıkla hayatlarına uygulayabilmektedirler. Bu doğrultuda psikolojik sermaye kavramı, kendisini oluşturan öz-yeterlilik, umut, iyimserlik ve psikolojik dayanıklılık kavramlarının ayrı ayrı toplamından daha büyük bir değer ifade ediyor.

psikolojik sermaye

Kavram olarak da olumlu olarak tanımlanan psikolojik sermayenin olası sonuçları da olumlu olarak ortaya çıkıyor. Psikolojik sermaye düzeyi yüksek çalışanlar, kurumlarına daha fazla bağlılar, daha pozitif duygularla hareket ediyorlar, hem iş performansları ile tatminleri, hem de yaşam tatminleri daha fazla, çalıştıkları kurumun kültürüne ilişkin algılamaları daha olumlu, daha az devamsızlar ve daha az işten ayrılma niyetleri ortaya çıkıyor.

Son olarak cevaplanması gereken en önemli sorulardan biri ise psikolojik sermaye düzeylerimizi nasıl artıracağımız konusu. Bu konuda da ‘‘altın kurallar’’ sunmak gerçekçi olmasa da, hem yöneticilerin hem çalışanların dikkate alması gereken birçok husus var.

Zorluklar karşısında daha sabırlı ve kontrollü hareket etmeye çalışın: Sabır gösterdiğinizde ve kararlı hareket ettiğinizde gelebileceğiniz en üst nokta, eski durumunuzdan daha iyi bir duruma geçiş yapmış olmanız. Böylelikle zorluk yaratan değişimi, başarı ile yönetmeniz mümkün.

Hedeflere ulaşma konusunda gereken gayreti gösterebilmek: Gereken gayret eşittir bizden beklenen gayret değil, bizim gösterebileceğimiz gayret olmalı. Bu sayede daha hedef odaklı hareket edebiliriz.

Daha başarılı sonuçlar elde edebilecek işler yapmak: İşimizi ne kadar önemsediğimiz ve yaptığımız işe ne kadar değer verdiğimize bağlı olarak sonuçlar da değişebilir.

Etrafımızdaki olumlu deneyimleri örnek almak: Her başarı hikayesi, atacağımız adımlar için bir yol gösterici olabilir. Elbette sadece başarı hikayeleri değil, başarısızlıklar da bizim için bir değer ifade edebilir.

Gelecekte daha verimli sonuçlar elde edebileceğine ilişkin inancı sürdürmek: Bu da kuşkusuz kendimize güvenmekten geçiyor.

Olası hata durumunda, bu durumun geçici, duruma has ve kendi dışında olduğunu kabul etmek: Bir dahaki sefere aynı hata ile karşılaşmayacağım, bu konuda kötü olabilirim ama işimde her konuda başarısız değilim, sorun benim dışımda da ortaya çıkabilir diyebilmek gerekiyor.

İletişimi güçlendirebilmek: Daha etkin iletişim kurmanın yollarını arayarak, empati duygusunun geliştirilmesi gerekiyor.

Yazan : Emel Esen – HBR Türkiye

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

kendi işini kurmak

Kendi İşinizi Kurmanız için 19 Sebep

Kendi işinizi kurmamak üzerine birçok hurafe duymuşsunuzdur. Ya çok risklidir, ya da ...