KendiniGelistir.Com » Salak yerine konmaktan korkmazsan BAÅžARIRSIN!
MOTIVASYON MESAJINIZ:
"Başarı için plan yapmıyorsanız, o zaman hükmen başarısızlığı planlıyorsunuz demektir." - TOWNSEND

Salak yerine konmaktan korkmazsan BAÅžARIRSIN!

13 Eylül 2007 | Özgür ŞAHİN | Kategori: Başarı Öyküleri |

enerjiO nasıl bir enerjidir Allah’ım! O konuÅŸuyor, sen öylece bakakalıyorsun. AÄŸzını zor kapatıyorsun. Yemin ederim. Bir süre kendine gelemiyorsun. Onu takip edebilmek için bile, ekstradan enerjiye ihtiyacın olduÄŸunu hissediyorsun. İnsan heyecanlanıyor. Çok. Çünkü onun rüzgarı, havası sana geçiyor. Röportajdan sonra, “Yaparım” deyip askıya aldığım bütün planlarımı, projelerimi beynimin raflarından indirdim. Çünkü gaza geldim. Öyle biri.

Åžimdi söyleyeceÄŸim size tuhaf gelecek ama o insanda, resmen çalışma ve baÅŸarma isteÄŸi uyandırıyor. Bir de kendine güven aşılıyor. Ondan bir sürü ÅŸey öğreniyorsun. Çünkü çok acayip ilgi alanları var. Eski medeniyetler, Aztekler, Sümer tabletleri, astronomi, arkeoloji, gemi maketleri, eski iskeleler ve tabii otomobiller… Otomotiv sektörünün duayeni Jan Nahum’dan söz ediyorum. Meslek hayatı baÅŸarılarla dolu. Bir Doblo baÅŸarısı var ki mesela, Türkiye çapında. Ondan sonra gelen atılımsa çok daha büyük: Fiat baÅŸkanı oldu. Resmen milli bir heyecan yarattı. Dünya üzerinde böyle bir baÅŸarıya imza atan Türk sayısı çok fazla deÄŸil ne yazık ki. Ama konuÅŸunca anlıyorsun ki, boÅŸuna deÄŸil, boru deÄŸil. Kimseyi haybeye böyle pozisyonlara getirmiyorlar.

Ve iÅŸte ÅŸimdi Jan Nahum, Petrol Ofisi’nin tepesinde. Yeni bir rüzgar estiriyor Türkiye’de: Petrol Ofisi ve Formula 1’i yan yana getiriyor. Dünyanın en prestijli yarışlarından biri Formula 1, on yedi seçilmiÅŸ ülkede yapılıyor sadece. Petrol Ofisi de, Türkiye ayağının sponsoru. Kendisi de Formula 4’te yarışmış biri olarak, GP 2’de yarışacak bir takım kurdu. Derya gibi adam. Eee artık, eliniz mahkûm birkaç gün okuyacaksınız…

İşte, hep röportaj yapmak istediğim adamın karşısındayım. Sizi rol modeli almak isteyenler neler yapmalı? Nasıl Jan Nahum olunur? Nedir sırrı? Çok çalışmak mıdır? Hedefe kilitlenmek midir? Günde sadece üç saat uyumak mıdır? Kişilik midir, doğuştan mıdır?

- Benim iddiam doÄŸuÅŸtan olmadığı. Bence insan kendini yetiÅŸtirir, yaratır ve konumlandırır. Nasıl mı? Ortamı “challenge” etmekten çekinmeyeceksin. Meydan okuyan bir tip olacaksın. Hem de her konuda. “Acaba aykırı düşer miyim? Yanlış anlaşılır mıyım?” endiÅŸesi taşımayacaksın. Kural ÅŸu: Salak yerine konmaktan korkmazsan, baÅŸarırsın!

Peki siz hep mi böyleydiniz?

- Nerdeee? İnanılmaz çekingen biriydim. Ama hayat bazen seçenek tanımıyor, iÅŸ hayatında elin mahkûm bir ÅŸeyle yüzleÅŸiyorsun ve piÅŸiyorsun. Fiat’a gittiÄŸimin üçüncü ayında 7 bin kiÅŸiye bir konuÅŸma yapmam istendi. Üstelik İtalyanca. Al başına bela! O 7 bin kiÅŸinin de bir ÅŸekilde güvenini kazanacağım. Ve topu topu 10 dakikam var. Ama kaçmak gibi bir ÅŸansım yoktu, çıkıp konuÅŸtum. Yani kural ÅŸu: “KorktuÄŸun ÅŸeyin üzerine gideceksin.” Ama bunlar zart diye olmuyor, zaman alıyor. Yıllar evvel zırhlı araç tasarladık. Yabancıların ürettikleriyle rekabete soktuk. Komutanlar geldi, “Yerliyi de yabancı kadar iyi yaptınız mı?” dedi. “Tabii” dedim. “E madem kendine bu kadar güveniyorsun” dediler, “Gir içine ateÅŸ edeceÄŸim!” Girmezsen o iÅŸ bitiyor. Yönetici olarak bir çalışanına “Ben girmiyorum sen gir” de diyemezsin. Mecbur giriyorsun. Sana ateÅŸ ediyorlar. Anlatabiliyor muyum? İş hayatında hep ateÅŸ ediyorlar. Ama sen iÅŸini doÄŸru yaparsan, sorun yok.

Sizdeki bu cesaret doğuştan mı?

- Yok canım, o da aÅŸağılana aÅŸağılana oldu. “Bir dahaki sefere, ben bunu yemem” diyerek biraz daha güçlendim, sesim daha gür çıkar oldu. Ve tabii çalışacaksın. Bu en en en önemli kural: Allah’ına kadar çalışacaksın.

BaÅŸka?

- Alçakgönüllü olacaksın. İnsanları rahatsız edecek hatta ezecek ölçüde…

O zaman bu, bir taktik?

- Kısmen. Kural dedin, ben sana kendi kurallarımı anlatıyorum. Mesela ben hiçbir zaman bir arabanın arkasına oturmam. Kendi arabamı kendim kullanırım. Ha park etme derdi varsa, şoför yanıma oturur, ben inerim, o park eder. Sonra kendi çantamı kendim taşırım. Taşıtmam.

Zaten bir başkasına çantanı taşıtmak hıyarlık değil mi?

- Ama öyle çok CEO ve üst düzey yönetici var ki bunu yaptıran. Üstelik sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde. Ben yöneticilik oynamam, bunu anlatmaya çalışıyorum.

Peki iliÅŸkileriniz kuvvetli midir? Türkiye’de iÅŸler öyle yürür ya, hatırlı dostlar filan…

- Yok bu benim yolum değil. Bir dolu insan, benim kadar çalışmayarak, hiç alçakgönüllü olmayarak, sadece ilişkileriyle, yani network’leriyle iş kotarmış, becermiş olabilir. Ben onlardan değilim.

Sizin yöneticiliÄŸinizin temel özelliÄŸi…

- Çalışmak. Hata yapmaktan korkmamak. Ve kitabın yazdıklarına uymak….

Anlamadım, hangi kitap?

- Ben tecrübeye ve piyasada piÅŸmeye çok da itibar etmem. Esas olan alaylı olmak deÄŸil, okullu olmaktır benim için. UzmanlaÅŸmaya, bir konuda derinleÅŸmeye inanırım. Teorik eÄŸitime inanırım. Bir de birlikte çalıştığım insanlara da ÅŸunu söylerim: “Üç yıl boyunca ne biliyorsam size öğreteceÄŸim. Ama gözünüzü seveyim üç yıl sonra konularınızı benden daha iyi bilin ve siz bana öğretin…”

İyi bir direnişçiyim, Koç’a saçımı ve sakalımı kestirmeden girdim

Babanız Bernar Nahum olmasaydı, siz Jan Nahum olabilir miydiniz?

- Bu soru, “Kapılar sana baban sayesinde mi açıldı?” ise, babamın Bernar Nahum olmasının iÅŸi zorlaÅŸtırdığı olurdu. Çünkü babamın şöyle bir kompleksi vardı: “Aman, oÄŸullarımı kayırıyor gibi algılanmayayım.” O yüzden bize yüklenirdi, ya da beÄŸenebilme ihtimali olan bir ÅŸeyi beÄŸenmezdi…

İltimas sıfır yani…

- Evet. Bir dolu insanın damadı filan Koç Grubu’na genel müdür yardımcısı seviyesinden girmiÅŸtir. Abimle ben adım adım uÄŸraÅŸtık. Hatta oradaki müdürler arasında şöyle bir sendrom vardı, “Aman Allah’ım! Bu, ortağın oÄŸlu. Çok fazla ilerlerse, üç gün sonra başımıza çıkabilir.” İspat etmem zor ama nice müdür, iÅŸimin aksaması için uÄŸraÅŸmıştır.

Ama babanız olmasa, belki de Koç’a hiç giremeyecektiniz!

- Ben zaten girmek istemiyordum ki, babam mecbur etti. Bir arkadaşımla tasarım ÅŸirketi kuracaktım. Ama babam tutturdu: “Mümkün deÄŸil benim oÄŸlum illa Koç Grubu’nda çalışacak!”

Neden?

- Öyle bir bağlılığı vardı.

Eğitim paralarınızı Koç mu ödedi?

- Yok hayır. Sadakat duygusu işte. Bizim hayatımız Koç’tu. Koç konuşulurdu, Koç için yaşanırdı. Üniversiteyi bitirdik, geldik Koç’ta işe girdik. Başka türlüsü düşünülemezdi. Ama pişman mısın dersen, hiç değilim. İyi ki Koç’a girmişim.

Robert Kolej’in bütün bu başarınızdaki payı ne?

- İnanılmaz payı var. Oradaki düşünme biçimi, arkadaşlıklar, saçmalıklar, yaramazlıklar beni anlatamayacağım kadar çok şekillendirdi. O yüzden ben de çocuklarımın eğitimine dikkat ettim. Anglosakson eğitimi derim başka bir şey demem.

Ne öğrendiniz Robert Kolej’de?

- Yanlış yapabilmeyi…

Nasıl yani?

- Yanlış yapmaktan kokmamayı. Koç’a girdiÄŸimde fark ettim ki, herkes yanlış yapmaktan korkuyor. Oysa bu saçma. Tabii ki yanlış yapacaksın. İlaç endüstrisinde 20 bin ilaçtan bir tanesi baÅŸarıyor. 19 bin küsur yanlış demek bu. O yüzden pekálá yanlış da yapılır, “Ben bilmiyorum” denebilir.

Peki farklı düşünebilmenizde ailenizin payı?

- Pek yok. Çünkü ailem bana belli kalıplar içinde düşünmeyi öğretti. İngiltere’den saçlar omuzlarımda geldim, sakallarım filan vardı. Koç’taki genel müdür, “Tamam saçını sakalını kes ve hemen bizde çalışmaya baÅŸla” dedi. Ben de dedim ki, “Saçımı sakalımı kesmem, Otosan’da da çalışmam. Otosan beni ya böyle kabul eder ya da buradan giderim.” Güldü ve şöyle dedi: “İyi ama senin baban kimseyi böyle kabul etmiyor…”

E n’aptınız? Kestiniz mi?

- Yok canım. Ben iyi bir direnişçiyim.

Otomobil dizaynı okumak baba mesleğini devralmak için miydi, yoksa içinizde bu konuda dünyaya meydan okuyacak bir enerji hissettiğiniz için mi?

- B şıkkı. Ben 12 yaşındaydım, yerli yabancı bütün kamyonları bilirdim. Çünkü evimizde konuÅŸulurdu. Bizim hayatımız otomobildi. Ben de, çocuk aklı tabii, “Otomobil tasarlayacağım” dedim, “Niye baÅŸkası yapsın? Ben yapacağım!” Abim, motor dizaynı okudu, ben gövde dizaynı.

İki kardeşten sizin adınızı bilmeyen yok ama abinizin adını bilen yok.

- Çünkü ben Türkiye’de kaldım, o dışarıdaydı. Yoksa o 73’lerde, 74’lerde, beş arkadaşıyla birlikte Türkiye’de ilk rotatif motoru dizayn etmiş adamdır. O da en az benim kadar başarılıdır.

Sizin için hayattaki en önemli şey başarılı olmak ve çalışmak mıdır?

- Hayır ama verilen görevi iyi yapmak önemlidir. Ben bana ne görev verilirse verilsin dört dörtlük yaparım. Ama tabii bu benim baş belası olmadığım anlamına gelmez.

Nasıl yani?

- Bana görev verenler, genellikle beni fazla tanımaz. “Çok çalışkanmış ve baÅŸarılıymış” gibi ÅŸeyler duyarlar, beni o göreve atarlar. Nasıl bir karambole yol açabileceÄŸimi kestiremeden. Mesela Otokar’da ne yaptığımı bilmeden, Tofaş’a götürdüler. Sadece Suna (Kıraç) Hanım dedi ki, “Gözünü seveyim, bu bizim iyi bir ÅŸirketimiz. Ortaklarla da aramız iyi. Ne olur aramızı bozma.” 15 gün sonra Fiat’tan yazı geldi, “Bu adam ortaklığı bozdu” diye. Benim kendi metotlarım var, ne yapmam gerektiÄŸine bakıyorum, kararımı veriyorum ve ona göre ilerliyorum. Ama baÅŸarılı oluyorum.

Hep başarıdan söz ediyorsunuz. Çocukların sizce, sürekli başarmaya mahkûm yetiştirilmesi, sağlıklı bir şey mi?

- Mahkûm etmek kötü ama yönlendirmek önemli. Hepimizin bu dünyaya bir borcu var. Bu dünyaya sadece eÄŸlenmeye, gülmeye gelmedik. Biraz da bu rahatlığımızı ödememiz gerekiyor çünkü sefalet içinde olanlar da var. Yani dalga geçme hakkımız yok. Hele parası pulu olanların, rahatı yerinde olanların çalışma ve baÅŸarılı olma mecburiyeti var. Aksini kabul etmiyorum ben. Ama bunun için illa bir ofise gitmek gerekmiyor. EÅŸim bir okulun vakfında yönetici, babamın okulunun yönetimini de yapıyor, üç oÄŸlumuzun eÄŸitiminden de sorumlu. Neredeyse benim kadar ağır çalışıyor. Ve şöyle bir ideali var: “Hangi sosyal sınıftan olduÄŸu hiç mühim deÄŸil, etrafımızda okumak isteyen kim varsa okuyacak!” Hepsini üniversite mezunu yapmak için uÄŸraşıyor. Buna ek olarak Bangladeş’te, Brezilya’da, Afrika’da 12 çocuk okutuyor.

Bu kadar çok çalışan bir adamın ailesiyle bir şeyler paylaşabilmek ve mutlu olabilmek gibi bir ihtimali var mı?

- Var valla. Hani insanın sevdiÄŸi ama dalga da geçtiÄŸi berbat arkadaÅŸları vardır ya, oÄŸullarım için biraz öyleyim. Bu da hoÅŸuma gidiyor. Karıma gelince, çocuklar büyürken çok yardım ettim, devamlı taşıdım, yedirdim, altlarını deÄŸiÅŸtirdim. Åžimdi durum ÅŸu: Cumartesi bulaşıkları ben yıkıyorum. Öğlenleri annem de gelir, hep birlikte yemek yeriz, masayı da ben toplarım. OÄŸullarım, “Otomotivin duayenine bakın” diye alay eder. Buna raÄŸmen, keÅŸke aileme daha fazla vakit ayırabilsem diyorum. Çünkü biliyorum bu zamanlar geri gelmeyecek, oÄŸullarım yakında çalışmaya baÅŸlayacaklar, evlenecekler ve evden tamamen uçacaklar…

Evde en çok konuşan siz misiniz?

- Yok hayır, ben evde susuyorum. Zaten konuÅŸunca, herkes kaçıyor, “Bu yine yıldızlardan ve astronomiden söz etmeye baÅŸladı!” diyorlar. Ama eÅŸim maÅŸallah, Binbir Gece Masalları gibi konuÅŸur.

İyi bir dinleyici misiniz?

- Yok deÄŸilim. DinlermiÅŸ gibi yaparım ama…

Bir insanın size derdini kaç dakikada anlatması gerekir?

- Üç dakika. Yoksa inanılmaz sıkılıyorum. İnsan bir meseleyi kısa anlatabilmeli. Ne var ki, ben bunu hiç beceremiyorum. Sonsuza kadar konuşurum.

En sevdiğiniz özelliğiniz?

- Sınırları zorlarım. Beni tanımlayan ÅŸey bu. Kendi sınırlarımı da zorlarım. Bu yüzden de insanları ÅŸoke ederim: Çok yorgun da olsam, beÅŸ dakika uyur, sonra tekrar beÅŸ saat çalışırım…

Şöyle bir görüş var: “İnsan gece yarılarına kadar çalışıyorsa bir yerde hata yapıyordur ya da iÅŸi delege edemiyordur! İş dediÄŸin de 6-9 arası bitmelidir, hayat da sadece çalışmak deÄŸildir.”

- Böyle diyen herkes yanılıyor. Ya da işi başkasına yaptırıyor. Kendi katma değerlerini koymuyor. Sadece yöneticilik oynuyor. Ben o insanlardan değilim.

E peki, n’olacak bu işin sonu?

- Bilmem, erken öleceğim galiba!
 
Yazan : AyÅŸe ARMAN
Kaynak : www.hurriyet.com.tr

Bu yazı en son 11 May 2008 tarihinde; bugün "2", toplamda ise "3,503." defa okunmuştur.
OOOOO
13 oy - Sonucları görmek icin oylayin!

Bu yazıyı okuyanlar, bunları da okumalı :
  • Hafızanızı güçlendirmek için 8 adım
  • Bir gün bir kral, bir dilenciyle karşılaşır…
  • Kendinize Güvenerek GeliÅŸin!
  • YüreÄŸindeki iyilik, sözlerine ve davranışlarına yansısın!
  • Hangi erkekler akıllı kadın sever?
  • “Salak yerine konmaktan korkmazsan BAÅžARIRSIN!” için 2 yorum
    • 1 semirra
      13 Eylül 2007, 21:09

      ben bundan bişiy anlamadın

    • 2 topaaac
      14 Ekim 2007, 2:26

      Harika bir roportaj, ellerine saglik ayse abla:) okulu bitirme zamanim geliyor, e kacip gitmesin de mi? sonra hayallerim de ucar mazallah:) saat gecenin 2.21 i napalim dersimizi calisalim bundan daha iyi bir zaman olabilir mi? Bu arada alicia keys_no one cok guzel bir parca:) peki simdi nereye gidiyorsun? anlamadim? diyorum ki ucak biletini almissin nereye gidiyorsun? haaa bu mu, hayallerime evet hayallerime gidiyorum ucagim kalkiyor, kacirmayayim:) iyi bak kendine hosca kal:)

    Yorum Yapın