Anasayfa / Motive Olmak / Bir de bunlar var! / Sevgililer Günü!

Sevgililer Günü!

“Sevgililer Günü”ne hazırlanan şehrin caddelerini arşınladım dün akşam…
Vitrinlerde kırmızı, tombul kalpler çarpıyordu heyecanla; her çiçekçi bir cennet bahçesi…
Kendine bahar yağmuru süsü vermiş bir sağanak, telaşlı yüzleri yalayarak, neşeyle gezindi sulusepken… damla damla öpücükler bıraktı beyaz gonca güllerin taze yaprakları üzerine…
Hiç sevgili olmamış bir çocuk, yoksulluktan çatallaşmış sesine, zoraki bir yalvarma tonu yamayarak, somurtuk bir çifte, alı mora dönmüş bir karanfil satmaya çabalıyordu; “sevgilinin başı için…”
“Başı kopasıca” diye geçirdi içinden genç kadın, yanındaki nemrut herifin kolunda sürüklenirken… Çiftleşirken başka çiftleri hayal ediyordu kaç zamandır…
Şık bir zampara, ikişer parmağıyla lastiğinden gerdiği, ortası kalpli kırmızı donu, mahcup tezgahtar kıza doğru uzatarak sözde beden tutturmaya çalışıyordu; bedenini hiç olmazsa bu sevgililer gününde bir eşle eşleştirebilme hasretiyle…
“Kendinize mi alacaksınız” sorusuna, “Hayır sevgilim için” yanıtını verdi ihanete uğramış güzel bir kadın, av malzemeleri satan bir dükkânda avcı bıçaklarını incelerken…
Köşedeki ihtiyar, telleri pas tutmuş siyah şemsiyesinin altında “Senede bir gün”ü çalıyordu, akortsuz kemanı, ağarmış saçları ve solmuş yanağıyla; “Yeter ki gel bana, senede bir gün…”
“Daha fazlası çekilmez zaten” diye söylendi, ağzı sakallarının içinde kaybolmuş bir berduş… “Beklemek kavuşmaktan güzel” diye ekledi, kemancının önündeki kaseye bozuk para atarken…
Kemancıyı dinlerken avucundaki fotoğrafı sımsıkı göğsüne bastıran mahzun bakışlı genç kız korktu bu tespitten; “Vuslat aşkı öldürür mü” sorusu saplandı yüreğime… Fotoğrafı biraz daha sıktı…
Mağazada alışverişte gördüğü kadına vurulan orta yaşlı bankacı, soyunma odasındaki boy aynasında vücudunu süzdü uzun uzun… Tanıdık gelen, lakin çok değişmiş bir eski dosta bakar gibi…
Hayran olduğu kadın da aynı anda, yan kabinde utanıyordu bedeninden… Aynadaki akisleri sırt sırtaydı. Korselerini takıp elbiselerini giydiler ve perdeleri açıp gülümsediler birbirlerine…
Aşk yapmaktan çok aşk filmi yapmış bir yönetmen, sanat galerisindeki “Sevgililer Günü” konulu söyleşide, “Yaşamak, zevk almaktır. Aşkınızı söylemekten çekinmeyin” diye bağırdı, ön sırada gözünü alamadığı kızı yeterince cesaretlendirdiğini umarak…
Televizyondaki tele-vaiz, “cimadan maksadın sadece zürriyet olmak icap ettiğini” vaazediyordu o sıralarda…
Kentin arka sokaklarında bir cumbanın perdeleri ardına gizlenen genç kız, gazetede önce ilk sayfadaki sevgililer günü duyurularını, sonra üçüncü sayfadaki namus cinayeti haberlerini okudu; bunaldıkça sokağa bakıp, “beyaz kamyonetli tüpçü”sünü kolladı, kendisini alıp götüreceği günün hayalini kurarak…
Tüpçü, bir Nataşa’nın kollarında “ilk koruma dersi”ni almakla meşguldü…
Sağanak, ıslak ellerini sokaklardan çekerken, hüzünlü bir hilal, boynunu uzattı kara bulutların arasından…
Gece, nemli bir şal gibi örttü kentin üstünü…
Kocaman gözleri olan bir kadın pencereden bakıp sevgiyi arandı.
Restorandaki permalı kız, “Bu, evlendikten sonraki ilk sevgililer günümüz olacak” dedi genç kocasına; müjde verir gibi değil, soru sorar gibi… Cevap alamayınca “Sevgilim, bana bakarken başka bir şey düşünür gibisin” diye diklendi; bunu söylerken başka bir şey düşünerek…
Üniversite öğrencisi genç, bilgisayar başında sanal bir sohbetin her satırına ayrı yalanlar döşeyerek, nefret ettiği bir sınıf arkadaşına ilan-ı aşk ediyordu, hattın öbür ucundakinin o olduğunu bilmeden…
“- Modern bir körebe oyunu oynar gibiyiz, değil mi” diye yazdı ekrana…
Az sonra yanıt geldi:
“- N’olur hiç açılmasın gözümüzdeki bağ…”
Ertesi sabah, sınıfta yan yana oturacaklardı.
Kanına şeytan girmiş bir kadın, arabasına aldığı iri göğüslü fahişeyi yolda mıncıklarken anladı gerçeği, “N’apiyim, kestirmeye vakit olmadı” deyip küfretti arabadan tekme tokat kovulan travesti… Kadın “Doğru dürüst sevgili bulmak ne kadar zorlaştı” diye öfkelendi dünyanın haline…
Bardan çıkan genç kız, kemerine astığı teybinin kulaklığından yayılan “Delikanlı ruhu” adlı parçayı içine çeke çeke bir süre yürüdü, sonra bir kuytu duvara yaslanıp, teybin sesini sonuna kadar açtı; “Sevgililer Günü’müz kutlu olsun” diye fısıldayarak damardan altın vuruş yaptı bedenine…
Yanda “3 film birden” gösteren sinema, Sevgililer Günü şerefine Pamela Anderson’un, Internet’in seks sayfalarından bedava kaydedilmiş son pornosunu gösteriyordu.
Yaşlı kemancı, tezgahı toplayıp evine dönerken nöbetçi eczanelerden birine girip Viagra sordu: “Bu aşka canımı adayacağım” diye mırıldanarak çıktı dışarı…
Kötürüm kocasına para götürebilmek için pavyon kapısında “sevgililere” gül satan kadına bir peri göründü sabaha karşı: “Dile benden ne dilersen” dedi:
“N’olur biraz yardımcı olun. Çok ihtiyacım var” diye sayıkladı kadın… “2 numara” diye bağırırken kendi sesine uyandı.
Gün çoktan ağarmış, kentte yüzyılın son sevgililer günü başlamıştı; yüzyıl sonuna özgü sevdalar ve sevdalılarla…

Can DÜNDAR
www.candundar.com.tr

İlgili Yazı :   Kim kazanıyor?

Hakkında Dr. Mustafa KURT

İzmir’de doğdu. Dumlupınar Üniversitesi İktisat bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Aynı üniversitede başladığı yüksek lisans programını 2000 yılında tamamlayıp İstanbul Üniversitesi İşletme Yönetimi ve Organizasyon ABD dalında doktora programına devam etti. Daha sonra Kocatepe Üniversitesi’nde göreve başlayarak doktora derecesini bu üniversiteden aldı. 2008-2009 yıllarında post doktora programı kapsamında University of Bradford, School of Management’ta çalışmalarını sürdürdü. 2009 yılında Türkiye’ye dönerek doçent oldu. Halen The University of York, The York Management School’da misafir araştırmacı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Bilgi yönetimi, kurumsal teori, işletmecilik tarihi ve yönetim danışmanlığı konularında çalışmalar yapmaktadır.

3 yorum

  1. güzel olmuş………

  2. zaten aşklar yalan dolan sonu hep sızı hüsran… içinden gelmediği halde zoraki sevgililere hediye aldıran ticari bir günün neresi güzel olabilirki…

  3. yazı çok güzel olmuş ama bilmiyorum bu aşkların hiç biri benim yasadığıma benzemiyo… Sevgilimme çok sık kavga ediyoruz ama ben ona bu güne kadar bir tek yalan bile söylemedim. Onu aldatmak bir kez olsun aklımın ucundan bile geçmedi… 15 aydır birlikteyiz ve hep onun yanında oldum…. Anlamdığım benim ilişkimde bir gün bu yazıda yazanlar gibi mi olacak.. lütfen olmasın bundan çok korkuyorum…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

ya kutunun icindesin ya da disinda

Ya Kutunun İçindesindir Ya Dışında…

Bazı eserlere bakınca bunu resim yapmayı çok seven 12 yaşındaki kızım Nehir ...