Anasayfa / Başarı Yazıları / Sosyal Medya Saldım Çayıra

Sosyal Medya Saldım Çayıra

Bu yazı iş hayatında olanlar ve olmak isteyenler için yazılmıştır. Her gün kafasını insan işlerine yoran, görev aldığı şirketi için “en doğru” çalışanı bulmak adına çabalayan, onların kariyer yollarında destek görevi gören biri olarak naçizane birkaç önerim, sizi amaçlarınıza bir adım daha yaklaştırabilir inancındayım.

İlk olarak iki arkadaşın “irtibatı koparmayalım” mantığı ile 1978 yılında kurdukları BBS sistemi ile “sosyal medya” nın tohumları atılmış oldu. Aradan yıllar geçti ve 1995 yılı itibariyle önceleri belirsiz kimlikler, rumuz isimler ile tanımadığımız kişilerle tanışma, konuşma ile başlayan sosyal medya, bugün sanallıktan çıkarak gerçek kimliklerin kabul gördüğü bir alan haline geldi.

MIRC ve ICQ popüleritesinden bugünlere gelirken yavaş yavaş öğrenmeye çalıştığımız bu sanal dünya, “tanışma” ihtiyacından “kendini tanıtma” ihtiyacına dönüştü.

Buraya kadar her şey yolunda, en azından çoğu zaman yolunda gibi görünüyor. Artık ICQ’daki gibi “deli fişek” ya da “yalnız adam” rumuzu ile gizlemli sohbetlerden ziyade, “ben de varım, buradayım, şurada çalışıyorum, burada yiyip içiyorum, ideallerim şunlar, görüşlerim bunlar” demek, bizi daha fazla tatmin etmeye başladı.

Ama durun, bir yerlerde yanlış yapıyoruz. Ve bu yanlış hayatımızı ciddi halde etkiliyor, farkında olsak da olmasak da.

İlgili Yazı :   2014'de Sosyal Medyada Dikkate Alınması gereken 9 konu!

Evet, her paylaşımda kendimizi çok özgür, çok iyi, çok gerçek hissediyoruz ama öyle bir yanılsama yaşıyoruz ki mailimiz ve şifremiz ile oluşturabildiğimiz her hesaptan aynı mesajı vermeye başlıyoruz.

sosyal medya saldım çayıra

Sosyal medya, saldım çayıra dersen, kaybedersin.

Gelelim bu sosyal medya hesaplarımızdan konumuzla en alakalı olan Linkedin’e.

Önce Linkedin niye kuruldu, bilmek lazım. Hesabımızı oluştururken sistemin bizden istediği bilgilerden de anlayabileceğimiz üzere, profesyonelleri bir araya toplamak, iş dünyası hakkında bilgi alışverişi sağlayabilmek, hayatımızın bir parçasını oluşturan kariyer dilimimizi burada sergileyebilmek, gerek iş gerek işçi bulabilmek asıl hedef diyebiliriz.

Madem amaç bu, o halde bize de Linkedin’den faydalanabilmek için hesabımızın hakkını vermek düşüyor.

“İş arıyorum” diye bağırmasak iyi olur

Bu tıpkı hoşlandığın biriyle ilk buluşmanda “ben evde kaldım” demen gibi bir imaj çiziyor. Çok yetenekli, çok azimli, çok iyi işler çıkarmış biri olsan bile profiline “işsizim”, “iş arıyorum”, “iş tekliflerine açığım” yazmak algıyı olumsuza çevirmeye yetiyor.

Özlü sözler, siyasi görüş, komik video paylaşımlarına “şimdi ne yeri ne sırası” diyorum:

Sevdiğin şiirler, siyasi görüşün, çok eğlendiğin kedi ya da bebek video/fotoğrafların için çok yanlış yerdesin. Bunun için birçok farklı platform var. Linkedin tüm bunlar için uygun bir yer değil. Aksi halde hedeften uzaklaştığını aklından çıkarma.

İlgili Yazı :   Çevreni genişlet, fırsatları kap!

Şirketler “farkındalığı yüksek” adaylara yöneliyorlar ve sen alakasız paylaşımlarınla farkındalıktan bir hayli uzak görünüyorsun.

En güzel değil en uygun fotoğrafı seç:

Geçen gece kuzeninin düğününde çektirdiğin fotoğrafta müthiş çıkmışsın, anlıyoruz ancak bu yaptığın hiç olmuş mu? Bak bakalım, aşağıda anlattığın sen ile fotoğraftaki sen ne kadar uyumlu? Profil fotoğrafın istediğin mesajı vermiyorsa hemen bilgisayarın ya da telefonundaki galeriye gir ve yeni birini seç.

Söylemezsen çatlamazsın, önce bir nefes al:

Ana sayfada gezinirken bir şey gördün ve bir hayli kızdın. Yorum yazmazsan ortadan ikiye ayrılacaksın.

Dur!

Yazacağın her yorum, parmaklarından dökülen her kelime senin hakkında bize bir şeyler anlatıyor, hatırla. Rol yap, demiyorum. Yeri değil diyorum. Farkında ol, diyorum.

Şimdilik bunları düzeltirsek zaten birkaç adım ileriye gitmiş olacağız.

Linkedin senin için bir fırsatsa, geri tepme derim. Sadece almaya odaklanma, biraz da sen bizlere bilgi ver. İş dünyasına ait bize katacağın her şey çok değerli.

Hesaplarının şifresini bir tek sen biliyor olabilirsin ancak şifreyi girdikten sonra yaptığın her hareket bize “sen”i anlatıyor, sana olan mesafemizi belirliyor.

Sosyal medya, saldım çayıra dersen, kaybedersin.

İlgili Yazı :   Y Kuşağı İçin Yol Gösteren Üç Mezuniyet Konuşması

Yazan : Tuğçe Güçnar Kengil | kendinigelistir.com

Hakkında Tuğçe GÜÇNAR KENGİL

Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü tamamladıktan sonra kariyerimde İşe Alım ve Kariyer Yönetimi alanına yöneldim. İnsanlarda hem işe alım süreçlerinde hem kariyer gelişim serüvenlerinde gördüğüm içsel sorgulama ve sürekli arayış halleri beni koçluk alanına yöneltti. Para kazanırken de mutlu olunabilmeli diye düşünürken kendimi Sola Unitas Akademi’de buldum. Koçluk eğitimlerine başlayarak Yaşam, Öğrenci ve İlişki Koçluğu alanlarındaki eğitim ve çalışmalarıma halen devam etmekteyim. “Sen değiş dünya değişsin” inancıyla oluşturduğum blog sayfamda insana dair yazılarımı paylaşmanın yanı sıra henüz basılmamış bir kitabım ve tasarı aşamasında yazılmayı bekleyen 2. kitabımın heyecanıyla yaşamaya devam ediyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

elon-musk

21. Yüzyıl Dehası : Elon Musk

Son yıllarda gündemden düşmeyen, çılgın projeleriyle akıllarda yer etmiş bir isim Elon ...