Süper bir “sıfırdan zirveye” öyküsü!
Sebahattin Yaman’ınkisi, tam bir sıfırdan başlayıp yükselme hikayesi. Ordu’nun Yemeni Köyü’nde dünyaya geldi. Ticarete erken başladı. Lisede okurken üniversite hazırlık kitabı ve fotoğraf, üniversitedeyken yazarkasa, yüksek lisans yaparken de çağrı cihazı sattı. Mezun olduktan sonra cep telefonu işine girdi.
Bugün, Samsung’un Türkiye distribütörlüğünü yapan Telpa’nın sahibi. 1994’te kurduğu Telpa’nın 2006 cirosu 276.5 milyon dolar. Türkiye, Samsung’un dünyadaki en başarılı ikinci ülkesi. İşte bu yüzden Telpa’nın iş modeli, kitap halinde Samsung’un tüm dünyadaki distribütörlerine dağıtılıyor. Farklı ülkelerden distribütörler İstanbul’a gelerek Telpa’yı inceliyor.
Sebahattin Yaman 1965’te, Ordu Mesudiye ilçesinin Yemeni köyünde doğdu. Ortaokulu Samsun Ladik Öğretmen Lisesi’nin orta kısmında, liseyi Balıkesir Savaştepe Öğretmen Lisesi’nde parasız yatılı olarak okudu. Liseden sonra öğretmenliğin ona göre olmadığını düşünüp, Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’ne girdi. Aslında ilgisini çeken konu işletmeydi, ancak köyden kurtulmanın yolu, elinde bir meslekle mezun olacağı bir bölüme girmekti.
Yaman, ileride satışta başarılı olacağının sinyallerini daha lisedeyken vermeye başlamıştı. Okulda üniversiteye hazırlık kitapları bulmak zorlaştığında bu kitapları satmaya, ödül alan öğrenciler ’keşke bir fotoğraf çektirebilseydik’ dediklerinde fotoğrafçılıktan para kazanmaya başladı. Üniversitede okurken, Bursa’da bir yazarkasa firmasında satışçı olarak çalıştı. Yaptığı satışlarla Bursa’yı bu markanın satışlarında birinci sıraya yerleştirince, öğrenci olmasına rağmen satış müdürü yapıldı. Mezun olduktan sonra bir dönem MSD İlaç’ta, yine satışçı olarak çalıştı. Ardından hep istediği alanda eğitim almak için, İstanbul Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansına başladı. Aynı dönemde, geçimini sağlamanın yolunu, Ericsson’un çağrı cihazlarını satmakta buldu. Şirketi falan da yoktu, bir firmadan alıp müşterilerine teslim ediyor, parayı tahsil ettikten sonra firmadan fatura kestiriyordu. Zaman içinde yüksek sayıda satış yapmaya başladı. Stratejik hareket ediyordu. Hangi şirketlerin çağrı cihazına ihtiyaç duyacağını belirliyor, bu teknolojinin sağlayacağı faydaları giderek birebir anlatıyordu.
Bu sırada Turkas Petrol, Krom Çelik AÅž gibi bazı ÅŸirketlerden, Ericsson’a teÅŸekkür mesajları gitmeye baÅŸladı. “Bize gelen bayiniz ihtiyaçlarımızı çok iyi analiz etmiÅŸ, ürünü kullanınca da iyi performans elde ettik” diyen bu notlardan sonra durum Ericsson’un ilgisini çekti. Yaman’a ulaşıp hikayesini dinlediklerinde, büyük ÅŸaÅŸkınlık yaÅŸayacaklardı:
BAYİ ARARKEN EŞYASIZ BİR ÖĞRENCİ EVİ BULDULAR
“O zaman yıl 1992. Ericsson o satışları yapan bayiyi aramaya baÅŸladı ama aslında öyle bir bayi yok, ben bir firmadan alım satım yapan bir öğrenciyim. Åžirketim, çek karnem, vergi levham, kısacası ticaret yapabilecek hiçbir ÅŸeyim yok. Bana, ’ne yaptığınızı bize anlatın, size destek olmak istiyoruz’ dediler. Onları evime davet etmiÅŸtim. Evimde de 3 tane sandalye, bir masa, bir de masanın üstünde telefonum vardı. 5 kiÅŸi geldiler. O kadar çok sandalye olmadığı için ikisini yer yatağının üzerine oturttum mecburen. Gördükleri onları çok ÅŸaşırttı. Onlara kendi iÅŸimi kurma hayallerimden de bahsettim. Bana bir ÅŸirket kurmamı, destek saÄŸlayacaklarını söylediler. Bir hafta geçti, kimse aramadı. Kendi kendime tabii normaldir diye düşündüm. Sonra kargo ÅŸirketinden aradılar. Koca bir paket. İçinden 50 tane çaÄŸrı cihazı çıktı. O zaman oturup aÄŸlamıştım. Sonuçta ben köy koÅŸullarında yetiÅŸtim, zor koÅŸullarda okudum, bana böyle bir güven ve destek sunulması beni çok etkilemiÅŸti. Sattıkça ödersin dediler. Ben de cihazları hızla satıp hemen havalesini yaptım.”
Yaman’ın yüksek lisansının bittiği dönem, Türkiye’nin cep telefonuyla tanıştığı dönemin hemen öncesine denk geldi. Şubat 1994’te Türkiye’de cepten ilk alo dendiğinde, o da Ericsson’un aracılığıyla KVK’yla çalışmaya başladı. Onun farkı, satmak üzere aldığı telefonları krediyle, yani parasını sattıktan sonra ödemek koşuluyla alabilmesiydi. 1994-99 arasında Turkcell ve Ericsson tarafından defalarca yılın en başarılı bayii seçildi. 1999’da Panasonic’in pazar payını yüzde 1’den yüzde 8’e çıkardı. Yaman, Windows2000 Mag ve Netsoft’u alarak bilgisayar sektörüne girdi.
EN KÖTÜ ÜÇÜNCÜ ÜLKEDEN EN İYİ İKİNCİ ÜLKEYE
2001 kriziyle beraber sektörde radikal değişim süreci başladı. O tarihe kadar operatörler, kendi hatlarını taşıyan telefonları indirimli verirken, kriz döneminde bu uygulama ortadan kalktı. Bu durum, toptancıları yeni arayışlara yöneltti. Aynı yıl bir arkadaşıyla birlikte Mobiltel’i kurarak, Motorola’nın distribütörü oldu. Bu ortaklık, 2002’nin sonuna kadar devam etti. O dönemde yani 2003’ün başlarında Samsung için Türkiye, en başarısız olduğu üçüncü ülkeydi. Yaman bunu bir fırsat olarak gördü, Türkiye’deki dört Samsung distribütörünün beşincisi o oldu. Samsung’un Türkiye’de yüzde 1.2 olan pazar payını, 2004’te 6.1’e çıkardı. Bu oran her yıl iki katı büyüdü, 2006’da yüzde 19,2’yle Samsung’un dünyadaki en iyi distribütörü seçildi. Pazar payı Haziran 2007’de yüzde 35.2’ye ulaşınca Türkiye, Kore’den sonra Samsung’un dünyadaki en başarılı 2’nci ülkesi oldu. Şimdi Telpa’nın iş modeli, kitap halinde Samsung’un tüm dünyadaki distribütörlerine dağıtılıyor. Ayrıca farklı ülkelerden distribütörler ekipler halinde İstanbul’a gelerek incelemeler yapıyor. 250 çalışanı olan Telpa’nın 2006 cirosu 276.5 milyon dolar. Capital’in listesine göre Türkiye’nin 192. en büyük şirketi. İstanbul Nisan 2007 vergilendirme dönemi kurumlar vergisi rekortmenleri listesinde 98’inci sırada.
Nasıl iyi satışçı olunur
Arkadaşlarım her zaman benim insanların neye ihtiyaç duyabileceklerini hissetme yeteneğim olduğunu söylerlerdi. Empati yeteneği demek doğru olur buna herhalde. Bence iyi bir satıcı uzun süre ayakta kalan satıcıdır. Karşı tarafın ihtiyaçlarını iyi analiz etmeniz, ona göre çözüm üretmeniz lazım. Müşterilerinizin sizi her zaman gelebilecekleri bir danışman gibi görmeleri gerek. En temel şey güven. Hatalar varsa açık açık söyleyin. Baştan kaybedersiniz ama uzun dönemde kazanırsınız.
Eşim reklam almaya geldi gönlünü verdi
Sebahattin Yaman’ın baba mesleÄŸi çiftçilik. İki ablası hemÅŸire. Ondan küçük bir erkek, bir de kız kardeÅŸi var. Erkek kardeÅŸi Alaaddin Yaman, 1997’de, yüksek yargı hakimliÄŸini bırakarak Telpa’ya geçmiÅŸ. Åžu anda Finans Müdürü. Kız kardeÅŸi Necla Yaman Telpa’da Büyük Åžirketler Teknoloji Lideri olarak çalışıyor. Sebahattin Yaman aile yaÅŸantısını, “Hala köye gidiyorum. Annem babam yazları orada kalıyorlar. Arıları var babamın, onlara bakıyorlar. 16 aylık bir kızım var, adı Aylin. EÅŸim Habertürk’te çalışıyordu. Reklam almaya gelmiÅŸti, gönlünü verdi gitti” diye anlatıyor.
En fazla satış yaptığı için 10 otomobil kazandı. Sonra çekiliÅŸten 3 otomobil daha kazandı…
1994-99 arasında Ericsson ve Turkcell’den, en yüksek satışları yapan bayi olduğum için, birçok ödül kazandım. En büyük ödül hep otomobil olurdu ve hep ben alırdım. Böyle 10 otomobil kazandım. Sonra bir grup arkadaş itiraz ettiler, bütün ödülleri Sebahattin alıyor, çekilişle yapalım dediler. Ama ödüller yine bana çıkmaya başladı. Bu şekilde de 2 araba aldım. Yılbaşında İGS Avcılar’dan bir gömlek almıştım. Bir form verip doldurmamı istediler, yaptım. Şubat ya da Mart ayıydı, beni aradılar araba kazandınız, dediler. Ben de, bütün sektör bana takılıyor ya, peki peki anladık dedim kapattım telefonu. Bir daha aradılar, baktım ciddi gibi. Numarayı test etmek için aradım, gerçekten de İGS çıktı. O günden sonra sektörde adım şanslı adama çıktı.
Yazan : Gaye Güzelay
Kaynak : Hürriyet





Bu yazıyı okuyanlar, bunları da okumalı :


29 Kasım 2007, 17:45
Başarının anahtarı çalışmayı sevmektir. Sıfırdan zirveye ulaşmak ne büyük bir keyiftir.