Lev Tolstoy ve Mutluluğun 3 Anahtarı
Bugüne kadar yazılmış romanların en iyisini yazdı. Soyluydu, zengindi, meşhurdu ama mutluluğun bunda olmadığını hissediyordu. Hayatının belli devresini “boşa geçmiş yıllar” olarak tanımlasa da, hakikat arayışına koyulduğu günden itibaren mutluluğun kaynağına doğru yılmadan ilerledi. 82 yaşında evinden ayrıldığında sırtında ufak çuvalı, aklında büyük düşünceleri, ruhunda yüce duyguları vardı; hakikatle buluşmak için zamanın gitgide daraldığının farkındaydı. Birkaç gün sonra küçük bir istasyonda vefat ettiğinde, istikametin İstanbul olduğunu pek az kimse biliyordu. 
Paris’e 2004 yılının Ekim ayında Sorbonne’da edebiyat master’ı yapmak üzere geldim. İlk sene aklımda ticarete hele hele kozmetiğe dair hiçbir düşünce yoktu. Daha çok hayatım ev-okul arasında geçiyordu. Zamanla tabi ki yeni insanlarla tanıştım, çevrem gelişmeye başladı. O yıllarda tanıştığım ve kozmetik sektöründe deneyimi olan arkadaşlarımın ileride ortaklarım olacağını hayal bile edemezdim tabi ki.
“Üzüm bir cemaattir” diyor Mustafa Kutlu. Hiç böyle düşünmemiştim; çünkü talkınla salkım arasındaki saf düzeninden cemaat değil, en iyi vaizler anlar. İnsan nasıl cemaatte gizli ise meyve de çekirdeğinde mahfuzdur.
Başarı için ne kadar çalışmak yeterlidir? Birçok insanın sorunu çalışmadan başarılı olmayı beklemektir. Aslında dünyanın bize sunduğu sorun daha derindir. Çünkü çalışmak da bizi başarılı kılmaz.
Başarılı olmamak için o kadar çok nedenimiz var ki. Sağlığım bozuk, maddi durumum iyi değil, büyük şehirde değilim ya da ben herkes kadar akıllı değilim. Çalışmamak için bir bahane buluruz. Zannetmeyin ki çok başarılı insanlar yetenekliler.
