2010 sizin yılınız olsun!
Yeni Yıl(ınız) : Başkalarının değil ; kendi istediğiniz hayatı yaşayacağınız, hayallerinizi asla bırakmayacağınız, mutlu edebileceğinizi bilerek hiç yılmadan amacınıza ve sevdiklerinize sarılacağınız, engellerin hedeflerinizi aslında ne kadar istediğinizi test etmek için karşınıza çıkacağını aklınızdan çıkarmayacağı, arkadaştan ziyade dost edindiğiniz, mevcuttaki dostluklarınızın/dostluğunuzun da, n’ye karşılık olursa olsun, giderek büyüdüğü, bir yol seçtiğiniz ya da yol açtığınız, zirveye çıkmaktan ziyade ; orada da kalacağınız bir yıl olsun… 

Hemen gözlerini kapat ve sadece hayal et. Bu kadar kolay… Gözlerin kapalı…
Bugüne kadar bu sitede hep değişik kişisel gelisim yazıları yada hikayelerini paylastik. Şiire yer vermedik. Ancak bazı şiirler var ki insana gerçekten gelişim adına çok şey anlatabilir. Ataol Behramoğlu’nun aşağıdaki şiiri de bu nitelikte bir şiir, bir çok yazının veremeyeceği mesajı çok açık bir şekilde veriyor. Okuyup ardından derin bir düşünmenin zamanı…
NLP (Neurro-Linguistic Programming) beyin dili programlaması anlamında kullanılan ve dünyada çok yaygın olan bir kişisel gelişim alanıdır. Ülkemizde son yıllarda kurs, seminer ve sertifika programlarıyla yayılan kişisel gelişim faaliyetleri, esasen ِ önemli bir kalite arayışının eseridir. Ancak ne yazık ki Türk insanı, bir çok konuda olduğu gibi, “NLP” ve “Kişisel Gelişim” alanlarında da “bilgi mağduriyeti”ne uğramıştır…
Geçen hafta size kişisel gelişim hakkında bildiklerimi aktarmıştım. Kişisel gelişimi öğrenmenin en güzel yolu kitap okumaktır. Bu konuda bana çok mail geliyor “Ne okumam gerekir?” diye. Tek tek kitap ismi vermek istemiyorum. Artık bütün kitapçılarda kişisel gelişim standları var. Yani kişisel gelişim kitaplarının hepsi aynı yerde duruyor. Seçmek çok daha rahat oluyor. Zaten sürekli yenisi çıkıyor.
Eski yazılarımdan birinde “Kırılma Noktaları”nı anlatmıştım. Hatta bunu bir televizyon programında da anlatmıştım. İnsan bazen sıkılır. Bir türlü ilerleyemez. Enerjisi vardır ama ne yapacağını bilemez. Çünkü kendini tanımadığı için ne yapacağına bir türlü karar veremez. Hedeflerini belirleyemez. Yani Kırılma Noktası yaşar. Ya yerinde sayar ilerleyemez. Ya da bir çıkış yolu arar. İşte bu anda kişisel gelişim devreye girer.
Gazetelerde ve televizyonda işsizlikten veya ücretlerin azlığından yakınan üniversite talebeleri ile yapılan röportajlara rastlıyorum. “Üniversite mezunuyum ama iş bulamadım…” diye yakınan gençler, aslında şunu demek istiyorlar: “Ben yapmam gerekeni yaptım. Okudum, üniversite bitirdim, ama devlet bana çalışabileceğim, iyi maaş alabileceğim bir iş imkanı yaratamıyor…” 
