Anasayfa / Etiket Arşivi: yonetim

Etiket Arşivi: yonetim

Kurum içi bürokrasi nasıl azalır? CEO taktikleri..

Aslında bütün firmaların ortada buluştuğu bir hedef var. O da “kurum içi bürokrasiyi azaltmak!” Bunun için CEO’ların aldığı birçok karar ve neticesinde uyguladıkları birçok yöntem var. İşte onlardan bazıları..

Bürokrasinin önüne geçmek için önlem alan CEO’lar, açık ve şeffaf iletişime odaklanıyor.

Bunlardan biri de Yemeksepeti’nin kurucusu ve CEO’su Nevzat Aydın. Aydın, bürokrasiyi aşma konusunda kurum kültürlerini yansıtan yeni ofislerinin payının büyük olduğunu söylüyor. Yemeksepeti’ni 3 yıl önce Balmumcu’daki yeni kampüsüne taşıyan Aydın, “Yeni binanın iç tasarımını bürokrasiden uzak, kurum kültürüne ve çalışanların karakterine uygun olacak şekilde baştan ayağa yeniden kurguladık” diyor. Devamını Oku »

Hoşlanmadığınız birini nasıl yönetirsiniz?

Herkes yetersiz patronlardan ya da işlevsiz iş arkadaşlarından şikayet ediyor ama peki ya astlarınız? Yönettiğiniz kişi sizi çıldırtırsa ne yapmalısınız? Eğer davranışı performansıyla alakalı bir konuysa, sizi rahatsız eden şeyi iletmenin dolambaçsız bir yolu var. Fakat bu kişilerarası bir sorunsa ne yapmalısınız? Birlikte yemek yemekten kaçındığınız birine karşı adil bir yönetici olabilir misiniz yoksa ekibinizdeki herkese aynı şekilde davranmanız gerektiğini öğrenmeli misiniz?

Uzmanlar Ne Düşünüyor?

Tabii ki ekibinizdeki herkesi severseniz işiniz çok daha kolaylaşır. Ama bu durum da hem siz, hem grup, hem de şirket için en iyi seçenek olmayabilir. “Birbirinden hoşlanan insanlar organizasyonel Devamını Oku »

Yetkinin ötesinde liderin olmazsa olmazları nedir?

Her liderin genel itibariyle bir takım yetkileri vardır. Ancak bugün yetkinin ötesindeki liderlik için olmazsa olmaz konular nedir onlara değineceğiz.

Her şeyden önce tutku gelir. Hangi konuyla ilgili olursa olsun, her lider tutkusunu bulmalıdır. O tutkuyu arayıp bulmadan değişime liderlik yapmaya kalkışanlar hayal kırıklığı yaşar ve yaşatır. İşbirliği zor ve uzun soluklu bir iştir; işbirliği yapılan konuya tutkuyla bağlı olmayanlar yarı yolda havlu atabilir.

Bu tutkunun dillendirilmesi, etrafa yansıtılması konusunda yetkinlik önemlidir. Ancak bu sayede başkalarını harekete geçirmek mümkün olabilir. Devamını Oku »

Niçin iyi yöneticilerin sayısı çok az?

Her yıl şirketlere milyonlarca dolar zarar getiren kötü yöneticiler mevcut. Eğer iş yerinizde kötü yönetici sayısı çok fazlaysa, işiniz batabilir. Çok yaygın görülen bu soruna karşı bir savunma bulunmuyor. Çünkü şirketler yanlış kararlar aldıklarında, bunları hiçbir şey düzeltemiyor. Bununla beraber yöneticileri yeteneklerini esas alarak, doğru biçimde seçen şirketler başarılı oluyor ve önemli bir rekabet avantajı kazanıyor.

Gallup’un tahminlerine göre iş birimleri çapında çalışan bağlılığının en az yüzde 70’inden yöneticiler sorumlu. Bu oran aynı zamanda dünya çapında aşırı derecede düşük çalışan bağlılığından sorumlu. Gallup 2012 yılında iki büyük ölçekli araştırmada Amerikalı çalışanların yalnızca yüzde 30’unun işine bağlı olduğunu ve çalışan bağlılığının dünya çapında yüzde 13 gibi aşırı düşük bir oran olduğunu bildirdi. Daha da kötüsü, geçtiğimiz 12 yılda bu düşük oranlar neredeyse hiç değişmedi. Yani dünya çapında çalışanların çok büyük bir kısmı işyerinde kendini geliştiremiyor ve işe katkıda bulunamıyor. Devamını Oku »

Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma!

İş hayatının çoğu zaman karmaşık ve hoyrat dünyasında dahi karşınızdakilere size davranılmasını istediğiniz gibi davranmalısınız. Bu, oldukça iyi bir iş uygulamasıdır ve bu şekilde bir yönetim ile neredeyse mükemmel denilecek kalitede ilişkiler ve sonuçlar çıkartabilirsiniz.

Hepimizin maruz kalmaktan hoşlandığı dört ana davranış ;

Saygı Görmek

En belirgin saygı  göstergesi, kurumun her seviyesinde görev yapan kişilere karşı kibar davranmak, herkesle iletişim kurarken nazik olmaktan geçer. İnsanlar size kaba davrandıklarında rahatsız hisset misiniz? Hatta çoğu zaman deliye dönmez misiniz? Devamını Oku »

İş hayatınızda fark yaratmanın ince ayrıntıları

Çalışıyorsanız hemen hemen her iş yerinde daima hırslı, bir adım daha önde olmak için her şeyi göze alan ve elbette sürekli amiriyle veya işvereniyle sıkı ilişki kuran insanlar olduğunu görürsünüz. Sürekli yüzünde önemli bir proje üzerinde çalışıyormuş gibi bir ifadeyle gezen, saçma da olsa fikirler üretip, nefes almaksızın üstleriyle paylaşan bu ofis çalışanları, iş hayatını rekabet ortamına çeviren kişiler olarak öne çıkarlar.

Aynı zamanda, ekip çalışmalarından hoşlanmayan bu kişiler, ekibi yönetmek için çaba sarf eder, ortaya çıkan projeye dair bütün başarılı işlerden kendine pay çıkarır. Eğer siz de bu tarz kişilerle birlikte çalışıyorsanız ve tüm bu öne çıkma çabaları içinde kendi iddianızı da ortaya koymak gibi bir idealiniz varsa, bunu nasıl gerçekleştirebileceğinizi biliyor musunuz? Devamını Oku »

Arkadaş olan yönetici mi? Yol gösteren yönetici mi?

Çalışanınızı eğiten ve/veya yol göstere biri mi olmalısınız? Arkadaş mı olmalısınız? Elbetteki her iki yönetim tarzının da olumlu/olumsuz yönleri var.

Onlarca yıl boyunca yöneticiler işlerini ofislerinde oturup otoriter bir tarzla yönettiler. Çalışanlarının kendilerine saygı duymalarını ve itaat etmelerini beklediler. İşler komuta – kontrol sistemi içerisinde yürümekteydi. Ama o takım elbiseli, otoriter yöneticiler bugünkü iş yaşamında dinozor gibi görülüyor.

Bir eleman araştırma ve yerleştirme şirketi olan Addison Group’un CEO’su Thomas Moran’a göre, “2. Dünya Savaşı sonrasında doğan ve “baby boomers” denilen nesil, yönetici konumlarına bu tarz liderlikle ulaştılar. Ama x- kuşağı ve y-kuşağı olarak adlandırılan nesillerden gelenler, yöneticiliğe çok daha farklı bir açıdan bakıyor”.

Addison Group tarafından 2014 yılında baby boomer, x- ve y-kuşaklarına mensup 1.000’in üzerinde kişiyle yapılan bir araştırma, katılımcılardan %63’ünün yol gösterici tarzda bir yönetimi tercih ettiğini ortaya koyuyor. Ama y-kuşağı, yöneticiler ve çalışanlar arasında daha da yakın bir ilişki olmasından yana; bu kişilerin %20’si ise, doğrudan bağlı oldukları yönetici ile yakın arkadaş ilişkisi içerisinde olmak istiyor.

Moran, bu değişimin özel yaşam / iş yaşamı dengesinin daha fazla önem kazanmasından kaynaklandığını söylerken, görüşünü şöyle açıklıyor: “Baby boomers kuşağı daha tutucu bir çevrede yetiştiğinden, onlar için iş önce geliyordu. Ama x ve y- kuşağından yöneticiler, çalışanlara daha fazla özgürlük tanıyor. Örneğin, başarılı bir personel yeni doğan bebeğiyle daha fazla zaman geçirmek istiyorsa, haftanın iki günü evden çalışması gayet normal olabiliyor. Oysa 30-40 yıl önce böyle bir şey asla düşünülemezdi.

YOL GÖSTEREN YÖNETİCİLERİN GELİŞİMİ

Moran, yol gösteren yönetici tarzının internetin patlama döneminde x-kuşağı tarafından yaratıldığını söylüyor. “Bu, karşınızdakini dinleyerek ve onunla iş birliği yaparak uygulanan bir yöntemdir ve yeni kurulan şirketlerde çalışanların tüm ülkeye yayılmasıyla ortaya çıkmıştır” diyor.

Yol gösteren bir yönetici yine liderdir. Ama aynı zamanda elemanlarının potansiyellerine ulaşması için yardımcı olan bir çalışma ortağıdır. Moran’a göre “Bu tür yöneticiler elemanlarına ‘İki yıl sonra kendini hangi pozisyonda görüyorsun?’ ‘Sence şirkette senin için en uygun olan pozisyon hangisi?’ ‘Hedefine ulaşabilmen için sana nasıl yardımcı olabilirim?’ gibi sorular sorarlar. Ama istenen hedefe ulaşamazlarsa da onları sorumlu tutarlar.”

yönetimde yalınlaştırmak

Yol gösterici tarzın olumlu yönü, çalışan kişilerin seslerini duyurma arzusunu tatmin etmesidir. Aynı zamanda, çalışanların yetersiz kaldığı durumlarda yöneticinin devreye girebilmesine olanak sağlar.

Bu tarzın olumsuz yönü ise, iletişimin bir noktada kopabilmesidir. Moran: “Sonuca ulaştıran performanstır ve sonuç alınamazsa, çalışanlar genelde yeterli destek görmediklerini ileri sürerek yöneticiyi suçlarlar” diyor. “Bu durum çoğu zaman çalışanın uygulama eksikliği veya hatasından kaynaklanır. Yol gösteren bir yöneticinin bunu çalışana kanıtlayabilmesi gerekir.”

ARKADAŞ OLAN YÖNETİCİ

Yapılan araştırma, 2015 yılında iş gücünün büyük bir kısmını oluşturacak olan milenyum kuşağının liderliğe hevesli olduğunu, bunlardan %82’si yönetim pozisyonlarına ilgi duyarken, bu oran diğer yaş gurupları için %57’de kalıyor. Milenyum kuşağının bir kısmı yönetici rolünü üstlendiğinde, arkadaş yaklaşımını benimseyecekler ve yönetici/çalışan ilişkisini ofis dışındaki sosyal ortama taşıyacaklardır. Moran : “Örneğin ekip belki bütün gün çalışacak, sonra da birlikte akşam yemeğine gideceklerdir. Bu, iletişim yoluyla motivasyon yaratan, daha yumuşak bir liderlik tarzıdır” diyor.

Arkadaş olan yöneticiler, çalışanını tüm yaşam perspektifiyle tanır. Onlarla çocuklar, hafta sonu planları ve evdeki sıkıntılar gibi özel konular hakkında konuşurlar. Moran’a göre arkadaş yönetici tarzının en büyük avantajı, çalışanların kendilerini dinleyen ve anlayan biri olduğuna inanmalarıdır.

“Bir çalışanın işle ilgili bir sorunu olduğunda, yöneticinin o konuyu çözmesi daha kolay olabilir. Zira o kişinin yaşamı hakkında daha fazla bilgisi vardır” diyor Moran. “Baby boomer kuşağını çalışmak motive ediyordu, zira işe ihtiyaçları vardı. Ama büyük bir olasılıkla yöneticilerini sevmiyorlardı. Milenyum kuşağını ise çalışmak, yöneticilerini sevdikleri için motive ediyor.”

Tıpkı yol gösteren yönetici tarzında olduğu gibi, arkadaş tarzı yönetimde de performans düşüşleri yaşanabilir. Ama yönetici çalışana daha yakın olduğu için, yapılacak uyarı görüşmesi daha zor olabilir. Hatta bu iletişim gerginliği özel ortamlarda da yaşanabilir ve daha sonra iş yerine de yansır” diyor Moran.

“Özel yaşamı iş yaşamıyla bağdaştırmanın bir başka riski de, iyi bir çalışanı kaybetme olasılığıdır. İnsanlar bundan rahatsız olup, işten ayrılabilirler.“

İDEAL YÖNTEM NEDİR?

İşsizlik oranları düşüp, ekonomi düzeldikçe, işverenlerin kaliteli çalışanları elde tutması daha da zorlaşacaktır. Yöneticiler çalışanların ne tür bir yönetim tarzını tercih ettiklerini ne kadar iyi anlayabilirlerse, herkes o kadar başarılı olabilir.

“Arkadaş tarzı yönetim bazı durumlarda yararlı olsa da, yol gösterici tarzın avantajları daha fazladır” diyor Moran. “Lider yine siz olursunuz ve iş yerinizi çalışma alanı olarak korursunuz. Amaç çalışanların motivasyonunu yüksek tutmak ve onları mutlu etmektir. Bu ilişkiye zarar verebilecek hiçbir şeye izin vermemelisiniz”.

Kaynak : Fast Company

İnisiyatif alın, aldırın..

Tanıdığımız ve tanımadığımız herkese ne yapması gerektiğini en ince detayına kadar anlatsaydık ve onlar da ne dediysek birebir yapıyor olsalardı, ne güzel olurdu değil mi?

Hayır, olmazdı. O zaman insan olmazdık; insan olmanın temelinde yatan kaos, seçimler, bireylerin kattığı perspektif, zeka, açılımlar kaybolurdu. Bir robotlar ordusuna dönerdi toplum.

Konu iş dünyası açısından da farklı değil, tabii ki beraber çalıştığımız insanların hata yapmamasını istiyoruz. Zaten yarattığımız bunca farklı sistemin, şablonun, listesinin, aldığımız onlarca toplantı notunun, attığımız sayısız e-postanın sebebi de bu. Ama tüm bunlar içinde aslında her lider yöneticinin başarmaya çalıştığı, içten içe istediği bir şey var Devamını Oku »

Müşterim ne istiyor?

Çoğu şirketin gözü, kendi ürettiğinden başka bir şey görmüyor. Çoğu şirket kendi yaptığına o kadar odaklanmış durumda ki müşterilerin hangi ürünü, hangi ihtiyaçları için satın aldıklarını bilmiyor. Kendi ürünlerini geliştirmek, maliyetlerini düşürmek ve rekabetten geri kalmamak için olağanüstü çaba sarf ediyorlar. İnsanın inanası gelmiyor ama çoğu şirket bildiğini zannetse bile müşterinin markayı gerçekten neden satın aldığını bilmiyor.

Bazı şirketler görme özürlüdür; Theodore Levitt’in dediği gibi miyoptur, geleceklerini göremez. Devamını Oku »

Markalar Futboldan Neler Öğrenebilir?

Taraftar, aynı anda tek bir şeye âşık olabilen en büyük topluluktur… Takımları onların en büyük aşklarıdır… Hiçbir taraftar renktaşının aşkını kıskanmaz; onlar bir bütündür. Hangi kıza (aynı anda) birkaç kişi âşık olup öyle güzelce yaşayabilir ki? İşte takım ve renklere olan aşk paylaşıldıkça artan bir aşktır.” (Uludağ Sözlük)

Futbol hiç şüphesiz, milyonlarca dolarlık yıldız oyuncuları, teknik kadroları, yüz milyonlarca dolarlık yayın hakları, reklam bütçeleri, sponsorlukları, uluslararası maçlarıyla büyük paraların döndüğü Devamını Oku »