Anasayfa / Başarı Yazıları / Takdir Edememek

Takdir Edememek

Lisede öğrenciyken birkaç büyük tenis turnuvasında çizgi hakemliği yaptım. Çok garip bir iş. Kortun bir kenarında, güneşin altında, genelde ayakta duruyorsunuz. Gözünüzü sizin sorumluluğunuza verilen bir çizgiden ayırmıyorsunuz. En önemli göreviniz, eğer top çizginin dışına düşerse “OUT!” diye avazınız çıktığı kadar bağırıp elinizi o yönde kaldırmak. Tam o anda herkesin (hakem, oyuncu, izleyici) sizi duyması lazım. Tenis maçı izlerken dikkat ederseniz, bunu gözlemleyebilirsiniz.

İşin gözlemleyemediğiniz bir yanı daha var. Oyuncular arada dinlenirken, yüksek sandalyesinde oturan orta hakem tüm çizgi hakemlerine tek tek bakar. Onlara geri bildirim verir. Eğer zor ama doğru bir karar vermişseniz, sizi başıyla onaylar ve çeşitli yüz hareketleriyle takdir eder. Hiç kaçmaz!

Bu iletişim garip bir şekilde kendinize güven duymanıza, yaptığınız işte ustalaşmanıza katkı sağlar. Yorulmanıza, dikkatinizin dağılmasına, hata yapmanıza engel olur. Yaklaşık 5 saniyede olup biten, içinde konuşma bile geçmeyen samimi bir takdir mekanizması sizi işinize bağlar, görevinizi daha iyi yapmanıza destek olur.

Yöneticilerin, yatırımcıların, ebeveynlerin ve genel olarak birinin fikrine ya da performansına yorum yapan insanların bu iletişimden çıkarabilecekleri dersler var. Etrafımdaki birçok iş insanı yıllık değerlendirme toplantılarında doğru ve yeterli şekilde takdir edilmediğinden dert yanıyor. Ortaya yeni bir fikir getiren tanıdığım birçok girişimci eleştiri yağmuruna tutuluyor ama çabaları için pek takdir edilmiyor. Çok basit bir strateji doğru uygulanmıyor, yaratacağı fayda küçümseniyor.

İlgili Yazı :   Bazıları zor, bazıları neden kolaydır?

Takdir etme sanatı

Herkes takdir edilmek ister. Bu temel bir ihtiyaç. En güzel tarafı da yapılmasının kolay ve bedava olması. Ancak farklı nedenlerden ötürü ya atlanıyor ya da beceriksizce yapılıyor. Çalışanların, fikir üretenlerin motivasyonu kolayca yenilenebilecek, daha istekli olmaları sağlanabilecekken, bu fırsat tepiliyor. Yöneticiler, yatırımcılar değişiyor ama bu eksiklik bir türlü giderilemiyor. Yazık oluyor.

Takdir Edememek

Takdir etmekle ilgili birkaç ana yanlış

Takdir etmemek. Yalnızca yanlışlara, hatalara odaklanıp, bunları (yapıcı da olsa) eleştirmek, doğruları ve başarıları es geçmek. Halbuki yanlışlardan öğrenmek kadar, doğruları pekiştirmek de önemli. Sadece hataların sayısını azaltmaya odaklanmak, başarıları da azaltıyor.

Sadece sonuçları takdir etmek. Kararların kontrolümüzde olan boyutu, karar verme süreci. Sonuçlar, belirsizlik ve şansa göre değişebiliyor, aynı süreç farklı sonuçlara yol açabiliyor. Aşırı riskli ya da etik olmayan bir süreç sonucunda şansa iyi sonuç almış biri takdir edilirse, bir sonraki sefer de benzer bir süreç yönetebiliyor, geri dönülemez hatalar doğurabiliyor. Sonucu ne olursa olsun süreci doğru ve etik bir şekilde yönetenleri takdir etmek uzun dönemde sonuçların da iyileşmesini sağlıyor.

İlgili Yazı :   Boşanmakla başarı arasında doğrudan bir ilişki var mıdır?

Zekâyı ve yeteneği takdir etmek. Şans ve belirsizliğin rol oynadığı ortamlarda farklı fikirler denemek, mücadele etmek, zekâ ve yetenekten çok daha değerli. Sadece zekâsı veya yeteneği tebrik edilen kişi, bu etiketi kaybetme korkusuyla denemekten vazgeçiyor, kendini geliştiremiyor. Mücadele ve azmin takdir edildiği ortamda istenen sonuçlara ulaşma olasılığı artıyor.

Önlemleri takdir etmemek. Sorunları çözenleri tabii ki takdir etmeli. Ancak aynı sorunları önceden görüp daha sorun haline gelmeden önleyen ve ortadan kaldıranlar ne yazık ki çözenlere göre görünmez kalıyor. Yöneticiler bu farkı görüp, sorunları önleyenlere öngörü ve çabalarından dolayı hak ettikleri ilgi ve desteği göstermekte zorlanıyorlar. Önlemlerin algılanıp takdir edildiği ortamlarda işler daha az aksıyor.

Doğru yer ve zamanda takdir etmemek. İpler gerildikten, sadakat azaldıktan, moral bozulduktan ve motivasyon düştükten sonra edilen takdir boşa gidiyor. İşten ayrılma noktasında istifasını verirken takdir edilen birini tanıyorum. Geçmiş olsun.

Kendini takdir etmek. Yöneticiler ve yatırımcılar bazen başarıların arkasında en çok kendilerini görmeyi seçebiliyor. İşi yapanları yarım ağızla takdir ederken, aslında kendilerinin de ne kadar iyi olduğunu vurgulamadan edemiyorlar. Birisini takdir ederken günün tek bir kahramanı olduğunu unutmamak gerek.

İlgili Yazı :   Pozitif Tartışma Sanatı için 6 önemli anahtar

Siz beceriyor musunuz?

Alışkanlıklarınızı bir değerlendirin. Siz çalışanlarınızı, tanıdıklarınızı ve çocuklarınızı yeterince, belli aralıklarla ve doğru bir şekilde takdir ediyor musunuz? Zekâ, yetenek veya sonuçlar yerine; sürece, çalışkanlığa ve azme öncelik veriyor musunuz?

Yapılacak hareket aslında kolay. Nasıl bir değerlendirme yapacaksanız yapın, sözünüze önce iyi yapılanları takdir ederek başlayın. Bunu da üstün körü, öylesine, yapmış olmak için yapmayın. Takdirin üzerine eleştirilere ayırdığınız kadar enerji harcayın. Hiçbir şey kaybetmez, çok şey kazanırsınız.

Yazan : Emre Soyer | HBR Türkiye

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Bir yorum

  1. güzel yazı elinize sağlık

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

TAVSİYE

sirketi batirmamak

Kendi şirketimi kurarken öğrendiğim 5 (çok zor) ders

Dünyanın en yüksek 4. gökdeleninden atlamanın nasıl bir duygu olduğunu hiç merak ...