Anasayfa / Başarı Yazıları / 5 ADIM : Tasarım Odaklı Nasıl Düşünebilirim?
tasarim odakli dusunme

5 ADIM : Tasarım Odaklı Nasıl Düşünebilirim?

Geçtiğimiz hafta MEF Üniversitesinin Girişimcilik ve İnovasyon Kulübü Startup MEF’in düzenlemiş olduğu keyifli bir etkinliğe katıldım. “Girişimciye Dönüş” ve “GOOINN”in kurucularından Yavuz Çingitaş ve Baran Gürcan “İhtiyaçların Ürününü Tasarlamak” isimli sunumları ile “Tasarım Odaklı Düşünme (Design Thinking)” yaklaşımının aşamalarını, kendi girişimleri üzerinden aktararak, tecrübelerini paylaştılar. Bu zihin açıcı etkinlik üzerine ben de tasarım odaklı düşünme nedir, aşamaları nelerdir ve neden önemlidir biraz bahsetmek istedim.

Design Thinking, temelde kullanıcıyı/müşteriyi/hedef kitleyi baz alan ve tam olarak ifade edilemeyen sorunlara çözüm bulmayı amaçlayan bir süreçtir. İhtiyacı belirlemeyi hedefleyen bu süreç, yalnızca inovasyon çalışmalarında değil, stratejik yönetim ve pazarlama gibi farklı tüm alanlarda yararlanılan metodolojik bir yaklaşımdır. Söz konusu metodolojinin içinde yer alan “design” kelimesi bizleri yanıltmamalı. Akla ilk gelen şeyler grafik tasarım, endüstriyel tasarım veya tasarımcılık olsa da; bu konsept yenilikçi ve yaratıcı çözümlerin kapısını aralayan problem odaklı bir yaklaşımdır.

Söz konusu yaklaşımın mimarlarından olan IDEO firmasının CEO’su Tim Brown, tasarım odaklı düşünmenin problem çözme uygulamaları arasında sezgisel ve rasyonel biçimlere alternatif olarak bunları harmanlayan üçüncü bir yol sunduğunu ifade ediyor. Böylelikle geleneksel problem çözme yaklaşımlarında göz ardı edilebilen kabiliyetlerimizin açığa çıkmasını ve onları kullanabilmemizi sağlıyor.

İlk olarak 1970’lerde Herbert A. Simon tarafından dile getirilen bu yaklaşım, zaman içerisinde gelişerek yaygınlaşmış ve bugünkü şeklini almıştır. Hâlihazırda teknoloji endüstrisinde en çok kullanılan “kullanıcı deneyimi” ifadesini merkezine alan ve farklı düşünmeyi teşvik ederek şirketlere rekabet avantajı sağlayan bu yaklaşımı, kuşkusuz, artık kimsenin görmezden gelemeyeceği bir gerçek.

Peki Nasıl İşliyor?

Stanford’s Hasso-Plattner Institute of Design tarafından beş adımda tanımlanan tasarım odaklı düşünme modeli, bu yaklaşımın yaygınlaştırılmasında en çok kullanılan olarak öne çıkan model. Bu modele göre süreç öncelikle kullanıcı ihtiyacını anlamakla başlıyor.

Empati. Sürecin en temel ve ilk adımı, hedef kitlemize ilişkin yoğun bir empati geliştirmek. Bu aşamada, hedef grubumuzdaki profile uyan mümkün olduğunca fazla kişiyle etkileşimde bulunmak, onları neler hissettiklerine, ne düşündüklerine, nasıl davrandıklarına dair ilgili ve ucu açık sorular sorarak konuşturmaya çalışmak, dikkatli bir şekilde dinlemek son derece mühim. Yavuz Çingitaş, kurucu ortaklarından olduğu “Alle Hamile” girişimini oluştururken, erkeklerden oluşan bir grup olarak hamilelere yönelik bir uygulama geliştirme aşamasında, hamile kadınlar ile konuşmak dışında, kendilerini onların yerine koymak ve onlar gibi düşünüp hissedebilmek için oldukça fazla efor sarfettiklerinden bahsediyor. Fakat bu süreçte harcadıkları zaman, uygulamanın temelini oluşturmuş ve kazandıkları içgörüler geliştirme sürecinde de kendilerine ayrı ayrı birer değer niteliğinde yardımcı olmuş. İhtiyacı/problemi anlamak için geçirilen süre gerçekten çok kıymetli. Einstein’nın şu sözü de, sürecin bu aşamasının ne kadar önemli olduğunu doğrular nitelikte:

“If I had an hour to solve a problem I’d spend 55 minutes thinking about the problem and 5 minutes thinking about solutions.”

Kök neden olarak tabir ettiğimiz temel sorun çoğu zaman bizim gözardı ettiğimiz şeydir. Bu nedenle problemler için geliştirdiğimiz çözüm önerilerinin yetersiz kalmasıyla pek çok kez karşılaşırız. Burada kullanılabilecek yararlı bir araç olan Five Whys (beş neden), söz konusu problemin altında yatan gerçek sorunları bulmaya yönelik sorular sorarak, nihayetinde kök nedenlere ulaşmayı sağlayan etkili yöntemlerden biri.

İlgili Yazı :   Yalnızca Hızlı Koşmak Yetmez

Tanımlamak. Bu aşamada, ilk adımda toplanılan bilgiler, gözlem ve içgörüler sentezlenerek analiz edilir. Burada temel problem belirlendikten sonra, hedef kitlenin ihtiyacı olarak ifade edilmelidir. Söz gelimi; “İstanbul’daki park sorununu çözmek için bir uygulama geliştirmeliyiz” yerine “İstanbul’da park sorunu yaşayan insanların kısa sürede park yeri bulabilecekleri ve park sorununu büyük ölçüde halledebilecekleri bir çözüme ihtiyaçları var” türünde bir ifade, hedef kitleyi merkeze almamızı ve onların odağında düşünmemizi sağlayabilir. Böylelikle bu ifade biçimi, sizi bir sonraki adımda ilgili soruları sorabilmeye hazırlayacak ve doğru bir şekilde yönlendirecektir.

Fikri Tasarlamak. Bu aşamada söz konusu probleme yönelik çözüm önerileri geliştirirken, geçmişte yaşadığımız tecrübelere sıkı sıkıya bağlı olmamak, benzer sorunlar için geliştirilmiş şablon çözümlere takılıp kalmamak yani kısacası “kutunun dışında düşünebilmek” önemli. Bazen tecrübelerimizin baskın gelmesi veya bir konuda fazlaca bilgi sahibi olup çok detaylı düşünmemiz sebebiyle, gerekli olan ve oldukça basit bir çözüme varmayı başaramayız. Bu durumda hiç tahmin edilmeyen, hatta alakasız gibi görünen biri veya birileri çözümü çok basit bir şekilde ortaya koyabilir. Bu da aslında “kutunun dışında düşünmek” konseptine paralel bir örnektir.

İlgili Yazı :   Özgeçmişte (CV) Selfie Olur mu?

Prototiplemek. Yavuz Çingitaş bu kısmı “pretotip” aşaması olarak ifade ediyor ve herhangi bir yazım yanlışı olmadığını da ekliyor. Bu ifade ile bu aşamaya kadar gelirken derlenen bilgi ve içgörüler ile probleme yönelik geliştirilen fikrin mümkün olan en basit (yani prototipten bile basit) ve en maliyetsiz versiyonunun ortaya çıkarılması amaçlanır.

Test etmek. Prototip aşamasında geliştirilen çözümler ışığında oluşturulan ürünü test etmeyi hedefleyen bu aşamada, tercihen ürün üzerinde çalışan ekip kullanıcıya gitmelidir. Böylelikle test aşamasında da ürüne dair bazı faydalı içgörüler toplanabilir ve gerektiğinde belirli geliştirmeler yapılabilir.

Dünya her an, büyük bir hızla değişiyor. Bu değişime paralel olarak, insanların ihtiyaçları ve beklentileri de farklılaşıyor. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca ürün odaklı olmak veya dışarıda neler olduğundan bîhaber olmak gibi bir lüksü yok. Değişime ayak uydurmanın yolu bir kez daha iletişimi kuvvetlendirmek ve aslında bir kültür dönüşümünden geçiyor. Tasarım odaklı düşünme de bu noktada, hem ihtiyaca yönelik ürün/hizmet geliştirerek kaynakları doğru ve verimli kullanmayı teşvik eden hem de inovatif faaliyetlerin önünü açan kullanışlı bir araç olarak karşımıza çıkıyor.

Kaynak : Buket Tilki | HBR Türkiye

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

TAVSİYE

yönetici çalışan kıskançlığı

Yöneticilerin Çalışanlarını Kıskanma Sebepleri

Yöneticiler, pozisyonlarının getirdiği tüm avantajları kullanıyorlar: Kaynaklar üzerinde kontrole sahipler, önemli kararlar ...