Anasayfa / Yazar Arşivi: Özgür ŞAHİN (sayfa 3)

Yazar Arşivi: Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

20 yaşındayken “YARATICILIK” üzerine KEŞKE BİLSEYDİM diyecekleriniz

Bugünkü siz, yirmi yaşındaki size “yaratıcılık” üzerine sohbet edecek olsa neler konuşurdu? Olgun siz, çömez size neler önerirdi?

İlk iş dünyasına atıldığınız, taze mezun olduğunuz çaylaklık döneminden bu yana yaratıcılık üzerine öğrendiklerinizi bir düşünün. Bu öğrendiklerinizi birileri size 20 yaşındayken tavsiye etseydi, zaman kazanmaz mıydınız? Belki şimdi sıra sizde… Yaratıcılığı artırmanın yollarını henüz kariyerinin başındakilerle paylaşma zamanı.

Kevan Lee’nin Fast Company’de yayınlanan yazısında, kariyerinde belli bir yere gelmiş profesyoneller geriye bakmaya ve yaratıcılık üzerine edindikleri deneyimlerden ders çıkarmaya davet ediliyor. Amaç, bir taraftan kendi deneyimlerinden yola çıkarak daha yaratıcı ve üretken olmanın yollarını bir formül haline getirmek, diğer yandan yeni nesillerle yaratıcılıklarını ortaya çıkarmak ve geliştirmek için birkaç altın öneri oluşturmak Devamını Oku »

Tevazu ve Kibir

Kibirli insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz, ne hissediyorsunuz? Sizde saygı mı uyandırıyorlar? Ya da hayranlık mı? Yoksa onların gerçekten üstün insan olduklarını mı düşünüyorsunuz? Ya da eşi bulunmaz biri olduklarını mı?

Bunu okuyan hemen herkes “hayır böyle hissetmiyorum veya düşünmüyorum” diyecektir kuşkusuz. Peki o zaman bu insanların kibirlerini kim besliyor? Mutlaka bu kibrin büyüsüne kapılmış, karşısındakini hakikaten üstün biri gibi gören, ona itaat ve sadakâtini göstermek için olağanüstü bir çaba ve teslimiyet içinde olan, bunun karşılığında başı okşanıp da korunup kollandığını, sevildiğini düşünerek ruhsal bir doyum bulan birileri her zaman vardır ve bunlar kişinin kibrini cilalamaya devam ederler. Devamını Oku »

Reddedilmek ile ilgili nasıl baş edilir?

Reddedilmek duygusal dünyamıza bir bomba gibi düşer, her şeyi uçurur, yakar, yıkar. İçimiz acır. Önce kendimize sonra etrafa saldırır bir suçlu ararız. Kimdir bu sonucun sorumlusu? Reddedilmenin zararları duygusal acının ötesindedir. Duygularımızın yanı sıra, düşüncelerimize ve davranışlarımıza da etkisi büyüktür. Psychology Today dergisinde yayınlanan yazısında, Dr. Guy Winch reddedilmenin az bilinen yönlerini ele alıyor.

NEDİR REDDEDİLMENİN AZ BİLİNEN ETKİLERİ? 

1 – Reddedilme ve fiziksel acı hissetme anında beyinin aynı yeri uyarılır 

Manyetik rezonans görüntüleme sonuçlarına göre, fiziksel acı çektiğimizde ve reddedilme haberi aldığımızda beynin aynı bölgeleri aktive olur. İşte tam da bu sebepten nörolojik anlamda reddedilmek acı verir Devamını Oku »

Dip : Vazgeçmeyi ve Vazgeçmemeyi Öğreten Küçük Kitap

Seth Godin’in mini kitabı “Dip” ne zaman vazgeçmenin gerektiği üzerine bir kitap. Eğer hiçbir şeyden vazgeçmezseniz, hiçbir zaman “en iyi” olamazsınız. Bütün amacımız da bu değil mi; hangi alanda çalışıyorsak o alanın en iyisi olmak.

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, rekabet içinde olduğunuz pazarımız eskiye göre çok daha net çizgilerle çizili. Örneğin, meyve sebze mi satıyorsunuz, hangi bölgeden alıyorsunuz, hangi semtte, ülkede, coğrafyada satıyorsunuz, organik mi değil mi, vs. birçok kritere cevap vererek kendi niş pazarınızı belirlemişsiniz. İşte amacımız o spesifik pazarda birincilik.

Peki, burada vazgeçmek nerede diye sorabilirsiniz. Kendi niş pazarınıza karar kılana kadar o kadar fazla seçim yapmış, işinize yaramayacağını düşündüğünüz şeyleri elemişsinizdir ki… Örneğin, iş modelinizi oluşturma aşamasında, sürümden mi kazanacaksınız, butik, kişiye özel bir hizmet mi vereceksiniz? Hangi kapasitelerde depo tutacaksınız? Hangi müşterilere hizmet vereceksiniz? Tüm bu kararları vermeden meyve işine girene kadar, hangi fırsatları geri çevirdiniz, elediniz veya deneyip vazgeçtiniz Devamını Oku »

Delegasyon Sanatı : Ne Ekersen, Onu Biçersin!

Üniversiteyi bitirmemin üzerinden bir veya iki yıl geçmişti ki danışman olarak ilk defa “yöneticilik” fırsatım olduğu zamanları hatırlıyorum.

Yönetmek” o noktada zeki fakat rekabetçi ve itiraf etmek gerekirse güvensiz bir topluluk içerisinde en önemli ve en korkutucu sözcüklerden biriydi. “Henüz yöneticilik yapmadı mı? “Onu yönetiyor mu?” Herkes hem korkuyor hem de ekip proje yöneticisi olarak ilk rollerini sabırsızlıkla bekliyorlardı.

Bu blogda benden çok daha fazla tecrübesi olan pek çok kişinin de yazdığı gibi yönetim bilim olduğu kadar da bir sanat. Nasıl iyi bir yönetici olursunuz? Bu konuda ciltlerce akademik kitap bulunuyor fakat kısaca söylemek gerekirse, iyi bir yöneticinin başka birinin iyi performans göstermesini sağlayan kişi olduğunu düşünüyorum. Peki iyi yönetmeyi nasıl öğrenirsiniz? Kendinizi, bir kişiyi, bir ekibi veya bir organizasyonu? Devamını Oku »

Çalışanınızdan mektup var!

Sevgili yöneticim;

Bir süredir burada çalışmaktan mutsuzum ve sen de fark ediyorsun belki de. Bunu açık açık hiç konuşmadık, çünkü sana başka bir iş aradığımı söylemekten korkuyorum. Geçen gün bir yerde denk geldim, şöyle diyordu: “Çalışanlar şirketlerini değil, yöneticilerini terk ederler” İstifa edenlerin %70’i bağlı bulundukları yönetici nedeniyle işten ayrılıyorlarmış. Ben de bunlardan biri olmak istemiyorum. Aslında burayı ve yaptığım işi daha çok sevebilirim.

Şirkete daha fazla değer katabilirim. Bu nedenle sesimi dinlemene ihtiyacım var:

Bana güven: Yaptığım işi kendimce en iyi şekilde yapmaya çalıştığıma güven. Bazen senin beklentilerini karşılayamıyorum, ama iyi niyetli olduğuma ve çabaladığıma güven. Devamını Oku »

Ne kadar “mutlu” olursam; O kadar “başarılı” olurum!

Spark tek bir özelliği dışında tıpkı diğer kurbağalar gibiydi. Tüm yavru kurbağalar büyüdükçe yeşil kalırken Spark vücudunda küçük ama belirgin bir turuncu nokta ile hayata merhaba demişti. Bu minicik turuncu nokta onu rahatsız edici derecede farklı hissettiriyor, tüm gözlerin üzerinde toplanmasına sebep oluyordu. Daha da ötesi, Spark ne zaman onu mutlu eden bir şey yapsa (ve pozitif sonuçlar elde etse) turuncu noktalara bir yenisi ekleniyordu.

Spark bir karar aşamasına gelmişti; ya normal olmaya çalışacak ve böylece daha az dikkat çekecekti ya da onu mutlu eden ve onu daha da turuncu yapan işler yapacak, üretken olacaktı…

Siz hangisini tercih ederdiniz?

Sadece elinizdekilerle, olması gerekenler diye düşündüğünüz şeylerle yaşamak mı yoksa mutlu olduğunuz şeylerin peşinden gitmek mi? Devamını Oku »

3 Yaşındaki Çocuktan Yöneticilik Dersleri

2000’li yılların başında Gallup araştırma şirketinin Amerika’da yüzlerce şirketteki binlerce çalışan ile yaptığı ve yayımlanmasıyla birlikte tüm şirketleri ve yöneticileri bir kez daha şirketin en önemli varlıkları olan insan kaynağı hakkında bilinen her şeyi baştan düşünmeye sevk eden çalışan bağlılığı araştırmasının ilk sonuçları Amerika’da çalışanların sadece 3’de 1’inin şirketlerine olan bağlılığını ortaya çıkarmıştır. O günden sonra da konu hakkındaki araştırmalar daha da derinleşmiş çalışan bağlılığının değişiminin nedenleri , şirketlere etkisi ve nasıl artırılabileceği konusu İnsan Kaynakları departmanlarının en öncelikli gündemlerinden bir tanesi haline gelmiştir. Araştırmalar derinleştikçe aslında çalışan bağlılığını etkileyen unsurların içerisinde yüzde 70 ile en önemli nedenin çalışanların yöneticileri ve yöneticilerinden beklentileri olduğunu ortaya çıkarmıştır Devamını Oku »

Deneyim En İyi Öğretmendir

Deneyim sahibi olmanın tek yolu deneyimi yaşamaktır. Deneyim resme bakarak edinilmez. Resmin içinde olmanız gerekir. ‘Deneyim en iyi öğretmendir’ atasözü bizlere kendi deneyimlerimizden yararlı dersler çıkarmanın önemini hatırlatır.

Çıplaklar kampına gitmek ister misin? Bilmem ki nasıl bir şeydir? İşte bir sürü çıplak insan bir arada.

Bana birkaç fotoğraf göstersen nasıl bir şey anlarım. Aslında hiç de anlamazsınız. Bir takım giysisiz insanın resmine bakıp o grup içerinde çıplak olmanın nasıl bir his olduğunu bilemezsiniz. Çıplaklar kampında olmanın hissini ancak başka insanların sizi çıplak görmesiyle anlayabilirsiniz.

Deneyim sahibi olmanın tek yolu deneyimi yaşamaktır. Deneyim resme bakarak edinilmez. Resmin içinde olmanız gerekir. Bir şeyi ilk kez deneyimlemek cesaret ister çünkü korkutucudur. İlk deneyimden gelecek korkudan kaçınmak için, o deneyimi daha önce yaptığımız bir şeye benzer bir kutuya koyarız ve kendimizi güvende hissederiz. Devamını Oku »

Paranın Yerine Problemin Peşine Gidin

Problem sizin olduğundan, çözümü öncelikle size yarar sağlayacak. Girişime başladığınızda elinizdeki en önemli değer takımınızdır. Gerçek bir probleme çözüm getirirsiniz, çözümü hayata geçirip geçiremeyeceğinizi büyük ölçüde takımınızın yeterliliği belirler.

Kendi işinizi mi yapmak istiyorsunuz? Patron olmak mı cazip geliyor? Kurumsal saçmalıklardan mı bıktınız?

Tüm bu sorulara cevabınız “Evet” mi?

Peki, neden yapmak istediğiniz işi yapmak istiyorsunuz? Diğer bir deyişle, kurduğunuz iş kime ne yarar sağlayacak? Daha da basite indirgendiğinde: Hangi problemi çözecek?

Evet karşımıza ilkokuldan beri çıkan ve bir türlü neden çözdüğümüzü anlayamadığımız havuz problemlerine benzer bir tablo çıkıyor. Girişimci mi olmak istiyorsunuz? Problem çözeceksiniz Devamını Oku »