Anasayfa / Başarı Yazıları

Başarı Yazıları

Başarı yazıları ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Duygusal Olmak

Size bir şans verilse ve kendinizle ilgili bir şeyi değiştirme fırsatınız olsa, o şey ne olurdu?

-Hımmm.. Bir düşüneyim… Evet, söylüyorum, başımın belası duygusallığım!

Çoğu insan “duygusal olma” halini bir zayıflık olarak görüyor ve eline geçen ilk fırsatta bu çirkin özellikten kurtulmayı istiyor. Çünkü herkes onlara aynı aklı veriyor:

Duygularını işin içine katma!

Duygusallığın sırası değil!

Burada duygusallığa yer yok! Devamını Oku »

John Wayne, Dürbün ve İnovasyon

X ve Y kuşağını ayıran şeylerden birisi kovboy filmleri olabilir mi? Her pazar sabahı tek kanalda kovboy filmi olurdu. John Wayne inanılmazdı! Hemen hemen hepsinin bir dürbün sahnesi olur; iki daire içinde kovboy uzakları yakın ederdi! Biz de kovboyculuk oynarken, ellerimizi dürbün yapardık; dürbünsüz kovboy olunmazdı. Bir gün babam eve dürbün aldı. Baktım; tek daire var. Tuhaflık vardı ama çocuk aklımla herkesin tek dairesi olsa gerek diye düşündüğümü hatırlıyorum. Yıllar sonra göz doktoruna gidip, bir gözüm ileri düzeyde göz tembelliğinden  geride olduğu için, “oğlum, anlamadın mı farkı?” diye sorduklarında, sadece kovboy filmlerini ve benim dürbünümü anlatabilmiştim. Öğrenilmiş çaresizlik bu olsa gerek!!

Çocukken tuhaf, yanlış giden şeyleri açıklamak belki daha zor ama büyüyüp iş hayatına girince de bazen yanlış giden şeyleri söylemiyoruz. Hele biz, X Kuşağı.. Veri kabul ediyoruz. Devamını Oku »

Bu Soruların Cevabını Biliyor musunuz?

Yaşamınızda 20 yıl öncesine gitseydiniz hangi kararları farklı alırdınız? Bu süreyi yaşınıza göre 5 ya da 30 yıl arasında bir süreyle değiştirebilirsiniz?

Neleri yanlış biliyorsunuz veya hangi konularda haksızsınız? Bugüne kadar haksız olduğunuzu bildiğiniz hangi konularda inatçılık yaptınız ve çevrenizdekilere gururunuzdan taviz vermemek için çatıştınız? Kimlere özür borçlusunuz?

Takdir etmeniz gerektiği halde takdir etmediğiniz, bir güzel söz söylemediğiniz geçmişte ya da günümüzde kaç kişi var? Bu insanları açıkça ne zaman takdir edeceksiniz? Devamını Oku »

İşte Hayat Mottonuz : “Bu hayat benim!”

Liderlik üzerine birçok şey yazıldı, yazdık. Bizden çok daha fazlasını geçmişte söylediler, çok daha fazlası söylenecek. Farklı fikirler ortaya atılır. Hepsini ilgi ile okuyup kendime değişik bakış açıları katmaya çalışırım. Neticede tek bir doğru olmayan her gün yeni şeyler öğrenebileceğimiz bir onu başlığı liderlik. Benim bu yazımda üzerinde durmak istediğim konu ise biraz daha farklı bir açı ile birlikte kişisel liderlik kavramına dair olacak.

Her çalışanın hayali bir gün yönetici hatta bir adım daha ileri gidelim lider olmak. Bu o kadar popüler ve çok karşıma çıkan bir durum ki durup düşünmeden geçemiyorum. Peki acaba kendi kişisel hayatlarının liderliğini nasıl yapıyor tüm bu insanlar? Kendi hayatlarının liderliği kimin elinde? Çoğunlukla odağımızı dışarıda aramaktan kendi içimizde neler olup bittiğine aldırmayız bile çoğu zaman. Devamını Oku »

Kendinize Vakit Ayırmak Hakkınız

İlk birkaç stajımda ve tam zamanlı işimde, yaptığım işe ne ne kadar adanmış olduğumu göstermeye büyük önem verirdim. Gece geç saatlere kadar çalışmalar, hafta sonu iş yapmalar, tatillerde çalışmalar, birisi bir şey istediğinde işi hemen yapmaya ne denli istekli olduğumu göstermeye hevesliydim. Bu bir açıdan iyiydi. 7/24 çalışacak ve sonuç verecek kadar güçlü biri olduğuma dair ün yaptım. Ama tabi bu iki ucu keskin bir kılış: İş arkadaşlarınız sizin 7/24 müsait olmanızı “bekliyor.” Akşamlarım iptal edilmiş yemekler dizisine dönüşmeye, hafta sonlarım ise havada asılı kalmaya başladı. Fazlasıyla gereksiz fedakarlıklarda bulundum ve dürüst olmak gerekirse bu kanamayı durdurabilecek tek kişi olduğumu anlayana kadar da acı çektim. Devamını Oku »

Tembellik bu mu?

Havanın soğuğu camın arasından sırtına vururken üşüyordu, kadın. Gözlerini yavaşça aşağı indirdi. Son zamanlarda bir türlü uygulamaya geçiremediği kararları hatırladı.

Spora, yeni aldığı kitabı okumaya, rejim yapmaya, geçen hafta yazmaya başladığı yazıyı tamamlamaya, artık yeni bir hobi bulmaya, yazlıkları kaldırıp kışlıkları çıkarmaya, çocuklar için ‘en iyi okulu’ araştırmaya, hafta başındaki toplantı için sunum hazırlamaya, evdeki bozuk fön makinesini tamire götürmeye, ekmek yememeye, her gün en az bir iyilik yapmaya ve bunlar gibi daha bir sürü şeye başlanılmaya niyetlenilmiş, hepsi de halledilmeyi bekleyen birer canavara dönüşmüşlerdi. Devamını Oku »

İşi yönetmek, biraz da sayıları yönetmektir

Baştan ticari bakış açışı ile ilgili devam edeceğimi söylemeliyim ki, askerlik anısı anlattığım sanılmasın.. Gençlik yıllarına kadar her akşam, her hafta sonu ve her yaz aylarım küçük bir markette geçti. İş hayatına da banka müfettişi olarak başlayıp, 4 yıllık bir tecrübe sonrasında tam da 27 yaşında askerliğe.. Yaklaşık 5 ay geçireceğim Ardahan’da görevlendirilmek üzere Albay’ın karşısına çıktığımda heyecandan buz kesmiştim. Kısa, hatta çok kısa bir mülakatın ardından, zira yukarıdaki bilgiler yetmişti, beni aile kantininde görevlendirdi. Buyurun size yetenek yönetimi!

Görev tanımını ve beklentilerini, iş takibi kurallarını çok net koydu; hedefi ve ödülü de söyleyip gönderdi. Toplam 3 dakika sürmemiştir! Devamını Oku »

Sosyal Medya Saldım Çayıra

Bu yazı iş hayatında olanlar ve olmak isteyenler için yazılmıştır. Her gün kafasını insan işlerine yoran, görev aldığı şirketi için “en doğru” çalışanı bulmak adına çabalayan, onların kariyer yollarında destek görevi gören biri olarak naçizane birkaç önerim, sizi amaçlarınıza bir adım daha yaklaştırabilir inancındayım.

İlk olarak iki arkadaşın “irtibatı koparmayalım” mantığı ile 1978 yılında kurdukları BBS sistemi ile “sosyal medya” nın tohumları atılmış oldu. Aradan yıllar geçti ve 1995 yılı itibariyle önceleri belirsiz kimlikler, rumuz isimler ile tanımadığımız kişilerle tanışma, konuşma ile başlayan sosyal medya, bugün sanallıktan çıkarak gerçek kimliklerin kabul gördüğü bir alan haline geldi. Devamını Oku »

“İş Yapma Şekillerimizi Değiştirelim” ama Nasıl?

Kurumsal bir firmadaki 16 yıllık iş hayatımın özellikle son 10 yılında binlerce kez duyduğum bu cümle son dönemlerde artık bana pek de fazla bir şey ifade etmeyen bir klişeden başka bir şey değildi. Binlerce kez derken abarttığımı düşünmeyin lütfen. Ortalama bir hesapla, üst yönetimle haftada ortalama 2 kez yapılan toplantılarda, ortalama 2-3 kez tekrarlandığını düşünürseniz az bile söylemiş olabilirim.

Başlarda bu kimsenin görmediği ama varlığına inandığı bir “efsane”, söylendiğinde her şeyi değiştirme gücüne sahip “sihirli bir söz” , cevabını arayıp bulmamız gereken “bir bilmece” gibi geliyordu kulağıma. Ama zamanla, bunu en çok söyleyen ve kendinden Devamını Oku »

Egosuz Yönetici var mıdır?

Ego: ben, benlik, kendilik demektir.

Ego insanın hem özne boyutunu tanımlayan irade, bilinç ve vicdanı hem de onun nesne boyutunu tanımlayan, dürtülerini, iç isteklerini, tutkularını, içsel enerji kaynaklarını içine alan çok boyutlu bir kavramdır.

Çalıştığımız kurumlarda yöneticiniz tam bir egoistse işte işimiz zor çünkü dört çeşit yönetici örneği vardır. Aslında o kadar çok ki ben dörde sığdırdım :)

İlki, kendi egosunu tatmin eden insan egoist yöneticiyi temsil etmektedir. Devamını Oku »