Anasayfa / Başarı Yazıları / Belirsizlikle Başa Çıkmak için Çözüm Yolları

Belirsizlikle Başa Çıkmak için Çözüm Yolları

Değişim kaçınılmaz!” cümlesi, en sevdiğim Milton Erickson prensiplerinden biridir. Her duruma uyan bir cümledir. İster birey olarak bakın ister kurum olarak, hepsine uygun bir tarafı vardır; çünkü güçlü bir gerçekliği ifade eder. Bununla da kalmaz ve bu gerçekliğin üzerine yapılabilecekler için kafa yormayı da teşvik eder.

İş dünyası da bu farkındalıkla, değişimi yönetme ve kolay hale getirme çabaları çerçevesinde vizyon, hedefler, strateji gibi önemli konulara epey kafa yoruyor. Kafa yormakta çok da haksız sayılmaz, çünkü değişim ve dönüşümün hızı katlanarak artıyor. Bu bilgiyle düşününce, değişimi ve dönüşümü yönetebilmenin yollarını bulan şirketlerin gelecekte daha güçlü olacağı gerçeği de apaçık kendini ortaya koyuyor.

Çok iyi biliyoruz ve görüyoruz ki irili, ufaklı birçok şirket bir vizyon cümlesi oluşturmaya çalışıyor.

Vizyonu yazdıktan sonra iki farklı durum yaşanabiliyor:

  1. Ya yazılan vizyon gerçeğe dönüşüp yepyeni vizyonlara ufuk açıyor
  2. Ya da yazılan vizyon yazıldığı yerde kalıp unutuluyor. Birileri sorduğunda hızlıca ve gizlice web sayfası açılıyor, okunuyor ve soran kişiye cevap olarak sunuluyor.

Ufuk açan vizyonların altında yatan kritik noktalar bana göre, cümlenin ifade biçiminde ve vizyonu gerçekleştirmesi beklenenlerde ortak bir anlayış ve meraklı bir coşku oluşturabilmesinde saklı.

Peki, diyelim vizyon cümlesi tam da yukarıdaki paragrafın gereklerini yerine getirdi. O şirket bu kadarını yaparak değişen dünyada istediği yere varabiliyor mu?

Haberler kötü, çünkü sadece vizyonun doğru oluşturulması ne yazık ki yeterli olmuyor.

Hepimiz biliyoruz ki vizyon bir sonucu, ulaşılmak istenen bir yeri, hayal edilen bir hedefi tarif ediyor. Ancak o tarif edilen yere ulaşmak sadece nereye gitmek istediğini bilerek gerçekleşmiyor.

Vizyonu iyi ifade etmek ve doğru anlaşılmasını sağlamak kadar, altını dolduran başka faktörleri tanımlamak da bir o kadar önem taşıyor. 

Renkli, canlı vizyonu gözde canlandırır canlandırmaz, peşinden o vizyonun şirket ve çalışanlar için anlamını konuşmak gerekiyor. Bu vizyona ulaşmak bizim için neden önemli sorusunu cevaplamak ve yapılan her bir işle vizyon arasındaki bağı güçlendiren ipleri sıkıca bağlamak gerekiyor.

İlgili Yazı :   Hangi Roldesin?

Hemen arkasından da, o vizyona giden yolları, yani vizyon sonuçsa, o sonucu ortaya koyabilecek süreçleri doğru tanımlama kısmı geliyor. Sonuç odaklı olmanın kritikliğinden hareketle, zaman zaman gözden kaçabilen süreç odağının tam da bu noktada tüm açıklığı ile devrede olması gerekiyor.

Süreç odaklılık dendiğinde sanmayın ki yol nereye götürüyorsa oraya gitmekten söz ediyorum. Aksine, vizyonu gözlerin hemen önüne yerleştirerek, o vizyona giden süreci destekleyecek hedeflerin tanımlanmasından söz ediyorum. Hedeflerin tanımlanmasında şu meşhur SMART (tam tanımlı, ölçülebilir, ulaşılabilir, gerçekçi ve zamanı belli) hedef tanımları yapmanın önemini zaten artık bütün dünya biliyor.

Şimdi diyeceksiniz ki, şu ana kadar yazılanların hepsi zaten bildiğimiz şeyler. Evet doğru, hepsi de bilinen şeyler. Fakat madem biliniyorlar, acaba neden vizyonu olan, SMART hedeflerini oluşturan tüm şirketler değişimin hızı çerçevesinde istedikleri yolda kalmakta zorluk çekiyorlar?

belirsizlikle başa çıkmak

İşte benim eklemek istediklerim tam da burada ortaya çıkıyor.

Vizyonu tasarladık, hedefleri ortaya koyduk ama artık şunu da biliyoruz ki, içinde bulunduğumuz dünya sıkça duymaya başladığımız VUCA (Volatility, Uncertainty, Complexity, Ambiguity) dünyası; yani kayganlığın ve hızlı değişimin, belirsizliğin, kaosun ve karmaşanın doruk yaptığı bir dünya. Böylesine hızlı hareket eden ve belirsizliklerle dolu olan dünyada ihtiyaç olan şey yeniliğe ve değişime açık olup farklı yollardan gidebilmeyi başarmakken; belirsizlik sonucunda deneyimlenen yoğun kaygı, korku ve endişe nedeniyle şirketlerin hareket kabiliyetleri kısıtlanabiliyor, seçenekler daralmış gibi hissedilebiliyor, vizyon giderek daha görünmez bir hale geliyor. Hedefler ise sürekli kendini tekrar eden ve ulaşılması güç birer cümleye dönüşebiliyor.

Bilim insanları artık çok net olarak şunu söylüyorlar: Kaygı, korku ve endişe ortaya çıkmaya başladığı anda, insan sistemi kendisini otomatik yaşamsal savunma moduna alıyor. Yani ilk çağlarda ormanlarda, dağlarda yaşanılan dönemlerde gerçekleşmesi olası vahşi hayvan saldırıları, doğal felaketler karşısında nasıl kendini koruma ve hayatta kalma çabası içine girip sınırlı seçenekle hareket etmeye başlandıysa, işte tam da o modda hareket etmeye başlamak olası hale geliyor.

İlgili Yazı :   Yetenek yönetimi başarının kapısını aralar!

VUCA dünyası her ne kadar belirsizliği beraberinde getirse de aslında belirsizlik, sistemi yaşamsal savunma modunda tutmayı gerektirecek düzeyde bir tehdit oluşturmuyor.

Bu noktada yapılması gereken birkaç ufak ayar kalıyor

  • Vizyonu netleştirmek ve gerekli bağlar kurulmadıysa, o vizyonun parçası olan herkesin bağlarını sağlamlaştırmak.
  • SMART hedefleri tek tek ve sıkılmadan kontrol etmek: İçinde bulunulan durumla ve vizyonla uyumlu ve tam tanımlılar mı? Ölçülebilir şekilde ifade edilmişler mi? Ulaşılabilir halde yazılmışlar mı? O hedeflere ulaşmak ne kadar gerçekçi ve ne zamana kadar ulaşılması planlanıyor?
  • Vizyona taşıyacak yolda ilerlemek konusunda kararlılığı sağlayacak olan hedeflere ve vizyona inancı güçlendirmek.
  • Yolda çıkabilecek engellerin yaratıcı, yenilikçi ve farklı çözümler bulmayı sağlayan adım taşları olmasını, vazgeçiren caydırıcılar olmamasını garanti etmek.
  • Kaygı, korku ve endişeyi, yolda kalma heyecanı ve yolun devamında neler olacak merakına bırakmayı sağlamak. Korkuya rağmen yola devam edebilme cesaretini sürekli kılmak.

Bu noktada benim favorim olan liderlere yine çok iş düşüyor. Biliyoruz ki şirketler orada çalışan tüm bireylerin bütünü olsa da, şirketteki davranış tarzını, çalışma biçimini ve duygu durumunu yapılandıran liderlerdir.

Bugünden geleceğe giden yolların tamamının daha belirsiz, daha kaygan, daha heyecanlı olmaya devam etme olasılığı yüksektir. Dolayısıyla sabit ve stabil yollardan gitmeyi beklemek yerine ekiplere kararlılık, inanç, anlam farkındalığı kazandıran; değişime direnmek yerine yenilikleri merak ettiren; risk almaktan kaçmak yerine yönetilebilir düzeyde risk almayı teşvik eden; vizyonu göz önünden ayırmadan, sonuç kadar sürece de odaklanan liderlik bakış açılarının giderek önem kazanacağı bir dünya bizleri bekliyor.

Bilmem sizler ne düşünürsünüz?

Yazan : Nazlı Kılan Ermut | HBR Türkiye

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

TAVSİYE

problem nedir ve nasıl çözülmeli

Bir Problemi Yeniden Tanımlamanın 7 Adımı

Bir ofis binasında herkes asansörün yavaşlığından şikayetçi. Şikayetler çoğalınca konuyu bina görevlisine ...