Anasayfa / manşet (sayfa 72)

manşet

Yiğidim, Aslanım, Evimin Direği..

Ne de güzel pohpohlarız eşlerimizi, sevgililerimizi değil mi? İşten eve canları sıkılmış gelirler, enerjilerini yükseltmek için elimizden gelen her şeyi yaparız. Aman sinirleri daha da bozulmasın diye. Aman çocuklarına sesini yükseltmesin diye. Devamını Oku »

Verdiğin senindir!

”Hayatımı yaşamak istiyorum. ” Ne demek? Bu cümleyi kurana kadar kimin hayatını yaşıyordunuz? Hayatınıza neyin anlam kattığını biliyor musunuz? Eşinizin, çocuklarınızın, işinizin, ailenizin, sevgilinizin, paranın, huzurun, hangisinin? Hayır hayır hayattaki her şeye siz anlam veriyorsunuz. Yaşadığımız hiç bir şey bizi üzmek ya da mutlu etmek için gelmiyor. Ona anlam kazandıran bizleriz. Devamını Oku »

Bu değil, bu değil, bu bizim köyden değil..

Bize söylenilen güzel sözlerden sonra nasıl da kendimizi iyi hissederiz. “Ay tatlım, ne kadar çok kilo vermişsin!”, “Sen acayip dobra bir kadınsın”, “İçin dışın bir senin ayol”, “Ne kadar kibarsın, düşüncelisin, zarifsin”. Bunları çok güzel alırız, beğeniriz, teşekkür ederiz de, bize söylenilen “kötü” diye tanımladığımız sıfatları bir türlü kabul edemeyiz, hatta o insanı kötü, patavatsız, kendini bilmez ilan ederiz. “Kilo mu aldın sen biraz”, “Kaba davrandın burada” gibi cümlelere hemen bir savunma ile cevap veririz. Devamını Oku »

İstediğin olmuyor mu? Olmasın, seni daha iyisi bekliyor.

Facebook beni reddetti. Muhteşem insanlarla tanışmak için çok iyi bir fırsattı. Bir sonraki macerayı dört gözle bekliyorum.” Yahoo’da çalışan, Brian Acton adlı mühendis, muhtemelen büyük umutlar ve hayaller eşliğinde yaptığı facebook iş başvurusunun reddedilmesini, twitter hesabından bu sözlerle duyurmuştu. Devamını Oku »

Bilgeye sordum, bakın ne dedi?

Bilgeye sormuşlar. (Genelde hep öyle olur ve bilgenin kim olduğu da bilinmez) Sabah kalkar, işime giderim. Akşam da evime gelir, yatarım. Bu böyle gider durur da anlamam, niye? Devamını Oku »

Regl olmak.. Kirlenmek.. KADIN olmak..

Regl olmak, adet görmek, aybaşı olmak. Adına ne diyorsanız artık. Yıllarca, regl olmanın kötü bir şey olduğu öğretildi bize. Regl olduğumuz gün, büyüklerimiz tokat attı, nedenini dahi bilmeden. Pedlerimizi saklaya saklaya aldık bakkallardan, gazete kağıdına sarılı olarak. Sevmedik bir türlü regl olmayı, hoşlanmadık “özel” günlerimizden. Kendimizi çirkin hissettik, utandık, sıkıldık, barışamadık bir türlü. Devamını Oku »

Eleştirmeyi bırak, tamamla…

Hafta sonu maç yorumlarını ve sonuçlarını eleştiririz… Sevmediğimiz insanları eleştiririz. Hatta yargılarız. Soru bile sormadan, içinde bulundukları durumları bile anlamadan, anlamaya çalışmadan. Zira tek doğru bizim doğrumuzdur. Tek yol bizim yolumuzdur. Bir büyüğümüz nasihat etse, jenerasyon farkını bahane eder kızarız. Birisi bizim gibi düşünmese onu yargılarız, haddini bildiririz. Sevdiklerimiz bir hatamızda bizi uyandrmak için doğruları söylese öfkelenir, redder, hatta kırarız. Kırmızı ışıkta geçince ceza yazan polise bile Devamını Oku »

Verebileceğinin en iyisini verebilen, alabileceğinin en iyisini alabilir!

Oprah Winfrey’in sevdiğim bir sözü var, şuan bunu söylemenin tam zamanı; “Başıma gelen her olayın sevgiyi, korkuya tercih etmem için bir fırsat olarak yaratıldığına inanıyorum…

Evet yanı başımdaki fazlasıyla güzel ve oldukça başarılı Gamze Alpar hakkında bir roman yazabilirim ancak ilk önce diğer yanımdaki yakışıklı gençten bahsetmek istiyorum zira Ayberk Aksu’yu tanımanızı çok istiyorum… Devamını Oku »

Kaybetme korkusu ile yaşamak

Aşıksın. Herşey o kadar güzel ki. Bulutlarda geziyorsun. Dünya üzerinde sanki sadece sen ve o var. Her an onu düşünüyorsun. O, artık, hayatının her yerinde. İşte, evde, arkadaşlarınlayken bile aklında hep o. Tek istediğin onunla olmak. Onun yanında olmak.  Hep onun gözlerine bakmak, onun kokusunu içine çekmek. Dudaklarıyla buluşmak. Her şey senin hayal ettiğinden bile güzel. Yaşasın hayat. Yaşasın aşk. Devamını Oku »

Asosyallik içinde sosyal yaşam

Asosyallik içinde sosyal yaşam biraz karmaşık gibi geliyor değil mi? Asosyal kişiliğiniz var fakat sosyal ortamlarda bulunuyorsunuz, daha doğrusu buna zorlanıyorsunuz, kimse sizi anlamıyor, sizin düşüncelerinizi yeterince önemsemiyor. Size bir ruh hastası gözüyle bakıyorlar. Belki de alay ediyorlar, dışarı çıkıyorsunuz insanlardan nefret eden bir bakış sergiliyorsunuz, insanlar sanki size bir pislikmişsiniz Devamını Oku »