Anasayfa / manşet (sayfa 75)

manşet

Biz ve Ötekiler

Sabah uyandınız.. Duş aldınız, bu pantolonla bu gömlek, makyaj, kahvaltı, çocuklara kahvaltı gibi rutinlerinizden sonra dışarı çıktınız veya televizyonunuzun başına geçtiniz.. Ekranda veya sokakta birisini gördünüz.. Zihniniz hemen onunla ilgili düşünceler üretmeye başladı, otomatik olarak. “Ayakkabılarına bak”, “makyajı çok abartılı olmuş”, “nasıl da beni süzüyor”, “o çanta kim bilir ne kadardır”, “ne kadar zayıf”, “ne kadar şişman“… Ofise geldiniz ya da arkadaşlarınızla yemek yiyorsunuz. Ne hakkında konuşuyorsunuz? Diğerleri hakkında.. Onlarla ilgili bir sürü dedikodu dolaşıyor zaten ortalıkta.. Devamını Oku »

Lafım hem hemcinslerime, hem de beylere..

Anlayamıyorum, anlayamayacağım da..

5 yıl birliktelikten sonra bir insanın her şeyi tek kalemde silip, arkasına dahi bakmamasını anlayamayacağım. E neydi bu o zaman? İnsanların yılları bu kadar mı değersiz? Peki ya vefa? Kadını, erkeği yok bu işin. Devamını Oku »

Zihinsel Tedavi nasıl yapılır?

Çevreden gelen etkilerin, yiyecek ve içeceklerin, kokuların sıcak ya da soğuğun bedenimizi ne ölçüde etkilediğini biliriz. Bu amaçla ya bunlardan korunur ya da kaçınırız. Fazla yenilen bir besinin midemizi, hatta kalbimizi yorduğunun; tuzun tansiyonumuzu tavana çıkardığının artık, çocuklarımız bile farkında. Ama “bilinçaltı”mızın beden işlevlerimizi etkileyip etkilemediğinin pek farkında değiliz. Bilinçaltımızın bazen dipsiz kuyularında bazen de labirentlerinin ilk köşesinde bekleyen “endişe, korku, tasa, depresyon…” gibi duyguların bedenimizi ne kadar çok etkilediğini öğrendiğimizde ise önümüze bilimle, yaşamla ilgili yepyeni ufuklar açılır. Devamını Oku »

Hayatından ağırlıkları çıkartmaya başla!

Hayatına yeni şeylerin girmesi için önce onlara yer açman gerekiyor!Kendini gözlemle, içine ve dışına bir bak; gardırobuna bir gözat, çekmecelerini aç, buzdolabını incele, dikkatinle ve tarafsız bir gözlemle baktığın her yerde bir kalabalık göreceksin, giysilerin, tatil kıyafetlerinin, evindeki her türlü eşyanın hiçbir işe yaramadan ortalıkta yer kapladığını fark edeceksin. Devamını Oku »

Kadının başına gelen ya meraktan ya da…

Annemizin karnından çıktığımız günü bir hatırlasak… Bir aileye doğmuşuz, bir şehirde, belli bir dili konuşan, belli bir dine inanan, belli bir kültürde yaşayan, belli yargılara ve ahlak kurallarına sahip.. Sonra gün be gün büyümeye başlamışız. Çıplak doğmuşuz da, üzerimize giysi, kural, din, ırk diye örtülenlerle şekillenmişiz. Türkçe, İngilizce veya Almanca konuşmayı öğrenmişiz; Müslüman, Hıristiyan veya Musevi olmuşuz; kız veya erkek çocuğu olmamıza göre de toplumda belli bir yere, konuma, haklara sahip olmuşuz. Devamını Oku »

Her Hıyara Tuzluk Olmaya Çalışmamız

Erkekler.. Ne kadar önemliler bizim için.. Doğduğumuzda babamız.. İlişkide sevgilimiz.. Evlilikte kocamız.. Anne olduğumuzda belki oğlumuz.. Hayatımızın her döneminde yanımızda olmasına ihtiyaç duyduğumuz.. Babalarımızın kucağına yatıp bizi sevmesini beklediğimiz.. Sevgilimizin bize aşkla bakmasını istediğimiz.. Oğlumuzun ‘anneciğimmm’ diyerek boynumuza sarılmasına kurban olduğumuz.. Devamını Oku »

Hayata ne verirsen onu geri alırsın!

Bir satış görevlisine öfkelenmeniz ile birkaç saat sonra komşunuzdan köpeğinizin havlamasıyla ilgili bir şikayet telefonu almanız arasında bağ kurmazsınız. Öğle yemeğinde buluştuğunuz arkadaşınızla ortak bir arkadaşınızı çekiştirdikten sonra işyerinde önemli bir müşterinizle sorun yaşamanız arasında bağ kurmazsınız. Akşam yemeğinde haberlerdeki bir şeyle ilgili olumsuz konuşmanız ile gece mide ağrısından Devamını Oku »

Anne. Tek kelime! (2.bölüm)

Ne kadar annelerimiz kutsal oldukları ile ilgili fikirler, ana gibi yar olmaz cümleleri ile bezense de etrafımız, bir çoğumuz annelerimize kızgınız belki, kırgınız.. Özellikle kız çocukları olarak, baskı altında yetiştiğimiz için, belki içten içe, sevildiğimizi bize gösteremedikleri için, sürekli bizi düzeltmeye çalıştıkları için, olduğumuz gibi değil de, ancak onların istedikleri gibi olduğumuzda sevileceğimizi bize öğrettikleri için.. Bundan değil midir ki zaten sürekli dışarıya bağımlı hayatlar yaşamalarımız? Devamını Oku »

Anne. Tek kelime!

Anne olmak ne kadar önemli bir kadın için. Cennet annelerin ayakları altındadır.. Ana gibi yar olmaz.. Anne koşulsuz sever.. Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.. Annelerimizin, anne olmanın ne kadar kutsal olduğunu öğrenerek büyüdük hepimiz. Hepimizin annesi en önemli.. En sevilmesi gerekeni.. En özeli.. Çoğu kadının tek hayali anne olmak.. En adi küfürler bile anneler üzerinden ediliyor ki, karşıdakinin canını daha fazla yaksın.. Annelerimiz hepimiz için kutsal varlıklar.. Hepimizin annesi birtane.. Hepimiz annemizi çok seviyoruz.. Şüphesiz ki doğrudur bu. Dilimiz anadil, vatanımız anavatan,  doğa bile toprak ana..

Annemizin karnındayken, 9 ay boyunca annemizle bir olarak yaşıyor, annemiz ne hissederse onu hissediyor, ondan besleniyoruz.. Sonra, genelde soğuk bir hastane odasında gözlerimizi açıyor ve annemizin kucağına veriliyoruz.. O dakikadan itibaren, göbek bağımız somut olarak kesilse bile, kendimizi annemizle bir görmeye devam ediyoruz.. Anne karnına düştüğümüz andan itibaren annemiz neyse, biz de oyuz artık.. Annemizin hissettiğini hissederiz, onun beden dilini okuyabiliriz, konuşmasını anlamasak da ne dediğini biliriz, duygularıyla.. O ve biz tekizdir.. Bir ve tek.. Bizi annelerimiz şekillendirir aslında.. Annemiz bizim için Tanrı gibidir.. O ne derse doğrudur.. O ne yapıyorsa doğru yapıyordur.. Annemize baka baka da şekilleniriz işte..

anne-olmak

Annemiz nasıl bir kadınsa, biz de öyle bir kadın oluruz.. Annemiz babamıza nasıl davranıyorsa, biz de öyle davranacağızdır ilişkilerimizde.. İleriki yaşlarımızda, biraz daha derinden bir bakınca, görürüz ki, annemiz gibi kadınlar olmuşuzdur ve büyük ihtimal babamız gibi adamlara tutulmuşuzdur.. Ya da babamızın tam tersi olan adamlardadır gönlümüz..

Her anne, eskiden bir genç kız evladıydı..

Annelerimizin böyle bir etkisi var üzerimizde.. Onlar da nasıl gördülerse annelerinden, bizi öyle yetiştiriyorlar.. Her anne elinden gelenin en iyisini yapıyor.. Her anne kendine göre en iyi bildiği yoldan çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyor.. Ama işte, çoğu anne, daha kendini tanımadan, kendi ne istediğini bilmeden, sorgulamadan, belki sormaya bile korktuğundan, kendine verilenlerden belki biraz daha iyisini kendi çocuğuna veriyor.. Kendi büyümeden, yeni bir çocuk büyütüyor.. Çocuk “sahibi” olmak istediği için, hatta belki çocuk sahibi olması gerektiğini düşündüğü için anne oluyor, gelecek nesli yaratıyorum diye düşünmeden.. Kendi duygularını doyurmadan, yeni bir birey yaratmaya çalışıyor, bildiği en iyi yolla.. Yani aslında annelerimiz de birer yaralı çocuk, aynı bizim gibi.

Yazan : Esra Paça / Mobius Danışmanlık

Siz mutluluğu hak etmiyorsunuz. Nedenini biliyor musunuz?

Başka birisinin sizi mutlu etmesini beklemek çok bencilce bir şeydir… Siz mutluluğu hak etmiyorsunuz. Nedenini biliyor musunuz? Eğer siz kendinizi mutlu olacak kadar sevmiyorsanız bir başkası bu işe sıvanmayı neden istesin? Bildiğim kadarıyla hiç kimse istemez… Devamını Oku »