Gönderen Konu: Bilmenin Laneti  (Okunma sayısı 1315 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı özgüя şαнιη

  • Site Sahibi
  • *
  • İleti: 3.864
  • Cinsiyet: Bay
    • KendiniGelistir.COM
Bilmenin Laneti
« : 28 Ağustos 2019, 00:00:22 Çrş »

sponsorlu reklamlar

İnsan bildiğini başkasına öğretmekte neden zorlanır? Neden uzmanların, şirket CEO’larının konuşmaları anlaşılmazdır. Çocuklar anne babaların nasihatlerini dinlerken neden sıkılırlar?

Elizabeth Newton, 1990 yılında Stanford Üniversitesi’nde doktora tezi yazarken bir deney yaptı. Deneye katılanları iki gruba böldü. Birinci gruba Amerika’da herkesin ezbere bildiği şarkıların sözlerini verdi ve bu şarkıların ritimlerini, ağızlarından hiç ses çıkarmadan, sadece ellerini masaya vurarak tutmalarını istedi. Bu şarkılardan bazıları okul yıllarında öğretilen bazıları ise Amerikan kültürüne ait her Amerikan vatandaşının belleğine kazınmış şarkılardı. İkinci gruptan ise sözlerini ve müziklerini duymadıkları, sadece ritimlerini duydukları bu şarkıların hangi şarkılar olduğunu tahmin etmelerini istedi.


Ritimciler 120 şarkının ritmini çaldılar. Dinleyiciler ise bunlardan sadece 3 tanesini doğru tahmin edebildiler. Başarı oranının yüzde 2,5 kadar düşük olmasının nedeni ritim tutan insanla dinleyen insanın aynı bilgi düzeyinde olmamasıydı. Ellerini masaya vurarak ritim tutan insanın zihninde şarkının hem sözleri hem müziği yankılanıyordu ama dinleyenler bu bilgiden yoksun olarak sadece şarkının ritmini duydukları için dinlediklerinin ne olduğunu anlamıyorlardı. 

Bu durum aslında kara mizah gibi hem acı hem komiktir. İsterseniz evde deneyebilirsiniz. Ritim tutan başarısız oldukça dinleyenleri “aptallıkla” suçlamaya başlar. Herkesin hatta çocukların bile ezbere bildiği şarkıyı dinleyenlerin neden bir türlü anlamadıklarını anlamaz. Dinleyenler ise yüzünde gülümsemeye dudaklarını büzüştürüp kaşlarını kaldırarak elleriyle ritim tutan insanın hangi müziği anlatmak istediğini anlayamazlar.

Elleriyle bir şarkının ritmini tutan insan eğer şarkının müziğini ve sözlerini zihninde duymasa zaten ritim tutamaz. Ama dinleyenler bu müzikten ve sözlerden yoksun oldukları için ritim tutanın hangi şarkıyı kastettiğini anlayamazlar. Çalanla dinleyen arasında iletişim gerçekleşmez. Çünkü iki tarafın zihinlerindeki bilgi seviyesi de bilginin niteliği de farklıdır.

Mesajı verenle mesajı alan arasındaki bilgi asimetrisi hayatın her alanındaki iletişimin en önemli engelidir. Mesajı gönderen insan karşı tarafın hangi bilgi düzeyinde olduğunu dikkate almadan iletişim kurarsa mesaj yerine ulaşmaz.

Bir doktorun hastasıyla iletişiminde de bilgi düzeyi ve iletişim dili farklıdır. Hasta “Yutkunurken boğazımda yumruk oluşuyor”, “Öksürürken ciğerim sökülecek gibi oluyor” gibi somut benzetmelerle kendini ifade eder ama doktor olası hastalık sınıflamaları ile düşünür. Hastaya “bakteriyel enfeksiyon” teşhisi koyup “antibiyotik ve antihistaminik” ilaçlar reçete eder. Sonra da hastasına “İlaçları düzenli alın, boğazınızı yakacak sıcak içecek içmeyin, bol su için…” gibi günlük dilde konuşur. Eğer doktor teşhis ve tedavi için kendi zihninde oluşan tıbbi terimlerle konuşursa onu uzman olmayanlar anlayamaz.

Sadece tıp gibi uzmanlık alanlarında değil hayatın her alanında genellemeler ve soyutlamalar insanların birbirlerini anlamasına engel oluşturur. Anne babaların çocuklarına nasihat ederken “İyi insan ol”, “Kimseyi kandırma” gibi sözleri de soyut ve anlaşılmaz genellemelerdir. Anne babaların zihninde yılların deneyimiyle oluşmuş “iyi insan” kalıbı henüz çocukların zihninde oluşmamıştır. Bu nedenle çocuklar anne babalarının ne demek istediklerini anlamazlar. Nasihatler anlaşılmaz olduğu için sıkıcıdır.

Çok bilenlerin bildiklerini anlatamamasına “bilmenin laneti” denir.

Bu “lanet” aslında hayatın her alanında insanın karşısına çıkar. Yönettikleri şirketin vizyon, misyon ve stratejisini çalışanlara anlattığını zanneden CEO’lar, kendi mesleklerine özgü terimlerle konuşan uzmanlar, uzun demeçlerle kendilerini ifade ettiğini sanan siyasetçiler… bunların hepsinin üzerinde “bilmenin laneti” vardır.

Söylediklerini tane tane anlatır ve tekrar ederlerse kendilerini daha iyi anlatacaklarını zannetseler de çoğu zaman elleriyle ritim tutan insan gibi anlaşılmaz bir durumuna düşerler. Çaresizce zihinlerindeki şarkıyı karşı tarafın anlamasını beklerler.

Uzmanların kendi aralarında yaptıkları mesleki toplantı ve seminerler hariç her türlü iletişim hem somut olmalı hem de insanların duygularına hitap etmelidir.

Bunun tersini yapıp, soyut ve rasyonel iletişim yolunu tercih etmek insanın elleriyle tempo tutarak dinleyenlerin müziği anlamasını beklemek gibidir.

Alıntı
Kaynak : temelaksoy.com



sponsorlu baglantilar
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
7 Yanıt
2930 Gösterim
Son İleti 31 Mayıs 2009, 12:23:24 Paz
Gönderen: Gülşah

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31