Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Edebiyat / Ynt:
« Son İleti Gönderen: eminnur Bugün, 11:58:47 »

BENÄ° MÄ° ARIYORSUN?


Beni mi arıyorsun?
Onuncu köydeyim şimdi

Desinler'i   geç
Hurafeler solda kalsın

Yalansızın köşesinden sağa dön
Kime sorsan gösterir

Buraya ulaşmak için
Bana benzemelisin

Yalancıya, sahtekara kapalı bu yollar
Kalburdan geçerek ince elekten geçmeye geldim

Yolum güzel, yoldaşlarım güzel
Daha nice güzelliklere, yolculuklar başlasın

Yolumuz daha çok uzun
Yollara düşenlere kolay gelsin


eminnur güler acar
2
Edebiyat / Ynt:
« Son İleti Gönderen: eminnur 18 Mayıs 2019, 20:49:45 Cts »


AŞKIN ADI BAHAR

Baharla coşar gönlüm
Mevsim kış olsa da, benim baharım sensin

Baharda çayır çimen tomurcuk
Sen gelince bana gelir canlılık

Baharımsın umudum aşkımsın
Sensiz dünyam karanlık

Viran olan gönlüme gel de bahar olsun
Bülbüller şakısın, kemanlar çalsın

Nağmeler hep seni söylesin
Sen gelince bahar olur gönlüm

Sensiz zemheri,
Zemheride gel de çözülsün buzlar

Uzaktan duyarım guguk kuşlarını
Müjdeni getiriyorlar senin

Adın bahar,
Gönüller aşk şarkıları söyler

Dünya hep  bahar olsa
Sen benimle olsan

Ben sende ölsem, sonbaharı görmesem
Sensiz kalmasam


eminnur güler acar
3
Edebiyat / Ynt:
« Son İleti Gönderen: eminnur 17 Mayıs 2019, 23:20:37 Cum »

KELEBEKLER GÄ°BÄ°


Gökyüzünde bulutlar
Denizlerde dalgalar

Ovalarda kelebekler, dans ediyor
Öyle bir ahenk, öyle bir melodi ki hayat

Dans etmek bedava
Dans sevenler haydi sahneye

Ateş böceklerinin dansı, kuşların konseri
Rüzgarın sesi çok sesli koro sanki

Mutlu olmamızı ister Yaratan
Uyum sağla ahenge,  sende dön

Dans etmek bedava
Dans sevenler haydi sahneye

Seyreyle gökyüzünü, her şey hem kedi etrafında
Hem güneşin etrafında dönüyor, hiç aksamadan

Dans etmeyi biliyorsan ders al
Uyum sağla hayata

Git Kabe'ye  gör uyumu
Sende dön sende coş, ol mutlu

Fırsat varken haydi sahneye,
Ölüler dans etmiyor

Dans etmek bedava
Dans sevenler haydi sahneye



eminnur güler acar
4
Edebiyat / Ynt:
« Son İleti Gönderen: eminnur 16 Mayıs 2019, 14:12:20 Prş »

YOLCULUK NEREYE?


Benden bir başka daha yok, senden de
Parmağımın, dilimin, gözümün, ayağımın izi
Yok bir başka eşi
Tabi ki senin de öyle

Göz hasmını bilirmiş
Bazen ten tenden hoşlanmazmış
Ayağının ayakkabısını giy demişler
Dar olsa sıkar, bol olsa çıkar

Eşini ayarında seç elindeyse, sıkıntı olmasın
Senin fazlanı eşin törpüler
Onun eksiğini sen tamamlarsın
Kim kime hayırlıdır bilen var

Ölüm ve evliliğin zamanı belli ise
Seçimler bizim değil
Kaderine yazılmışı çağırırsın dualarla
Ben istedim de oldu diyerek

Örtülür gerçeklerin üzeri
Bütün mesele
Tek tek bütüne hizmet
Bunu öğrenmek

Ölmek yok öğreninceye kadar
Seyrü-sefer halindesin
Çok koşup da fazla yorulma
Tadını çıkart dünyanın

Nereye doğacağımızı bilmiyoruz
Bildirdiği kadarını biliriz
Bize sakinlik düşer
Allahüalem, Vesselam


eminnur güler acar
5
Evcil hayvan beslemek çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler? İşte tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir yazı…

Hemen hepimizin kedi ve köpeklere dair çocukluk anıları vardır. Kimimiz bir sokak köpeğini sahiplenmek için ailemizi ikna etmeye çalışmışızdır, kimimiz bir yavru kediyi marketten aldığımız sütle beslemişizdir. Maalesef bazılarımız ise bu sevimli dostlarımızla oynarken ebeveynlerimiz tarafından uyarılmışızdır: “Sürme ellerini şu köpeğe!”, “Nereden buldun bu pis şeyi?!” Ebeveynler çocuklarının sağlığı ve güvenliğinden endişe ettikleri için böyle tepkiler veriyor olabilirler; fakat bu sevimli dostlarımız çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler?

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden kardeşleriyle olan ilişkilerine göre daha fazla tatmin oluyorlar1. “Ama kardeşlerimizle ve evcil hayvanlarımızla aynı şeyleri paylaşmıyoruz ki” diye düşünebilirsiniz; fakat araştırmaya göre çocukların kardeşleriyle ve evcil hayvanlarıyla paylaştıkları şeyler birbiriyle hemen hemen aynı. Hatta bazı durumlarda çocuklar evcil hayvanlarına kardeşlerinden daha fazla şey anlatabiliyorlar. Buna ek olarak belirtmek gerekiyor ki; köpek sahibi olan ailelerin çocukları diğer evcil hayvanlara sahip olan ailelerin çocuklarına kıyasla evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden daha memnunlar. Fakat bir köpekle yaşamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer hayvanlar da çocuklar için son derece faydalı birer dost görevi görüyorlar.

Çok sayıda araştırma gösteriyor ki, evcil hayvanlarımızla kurduğumuz temas oksitosin salgılamamıza sebep oluyor ve bu da bizim rahatlamamızı ve sakinleşmemizi sağlıyor2. Çocuklar da – tıpkı yetişkinler gibi – stresli durumlarda, güvene veya duygusal desteğe ihtiyaç duyduklarında, öfkelendiklerinde veya üzüldüklerinde evcil hayvanlarından destek alıyorlar3,4. Fakat evcil hayvanların çocuklara faydaları bunlarla sınırlı değil. Araştırmalara göre çocuklar sadece insanlarla değil, evcil hayvanlarıyla da bağlanma ilişkisi kurabiliyorlar5. Kediler ve köpekler sevgimize karşılık verebilen canlılar oldukları için bağlanma ihtiyaçlarımızı kısmen de olsa karşılayabiliyorlar ve ebeveynleri tarafından yeterli ilgi görmeyen çocukların gelişiminde ciddi seviyede olumlu bir etki yaratabiliyorlar6,7. Ebeveynleri ile sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyen çocuklar ise ebeveynlerinin yerini evcil hayvanları ile doldurup güvenli bağlanma dinamikleri geliştirebiliyorlar8.

Evcil hayvanlar bebeklerin bilişsel gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre; evcil hayvanlar bebeklerin konuşmayı öğrenmelerini ve gelecekte daha iyi sözlü iletişim kurmalarını kolaylaştırıyorlar9. Sabırlı birer dinleyici olmaları sebebiyle hayvanlar bebekleri konuşmaya teşvik edebiliyorlar. Bunun yanı sıra, bebekler de evcil hayvanlara sevgilerini göstermek veya komut vermek amacıyla iletişim kurmaya çabalayabiliyorlar. Evcil hayvanlar bebeklerdeki merak duygusunu tetikleyerek onları öğrenmeye teşvik edebiliyor ve aynı zamanda onlara koşulsuz ilgi göstererek duygusal destek sunabiliyorlar6. Ayrıca, öğrenme anlamlı ilişkiler içerisinde gerçekleştiğinde daha kalıcı ve etkili olduğu için evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiler bebeklerde öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir işlev de kazanabiliyor.

Evcil hayvanlar sadece varlıklarıyla dahi çocuklar üzerinde olumlu etkiler bırakabiliyor fakat birçok araştırma gösteriyor ki çocuklar ve evcil hayvanlar arasındaki bağ ne kadar güçlüyse, bu olumlu etkiler de bir o kadar fazla görülüyor. Bir araştırmaya göre; evcil hayvanlarıyla güçlü bağları olan çocuklar evcil hayvanlarıyla zayıf bağları olan çocuklara göre kendilerini daha güvende hissediyor, takım çalışmasına daha fazla yatkınlık gösteriyor ve daha iyi empati kurabiliyorlar10. Bir diğer araştırmaya göreyse, evcil hayvanlarla güçlü bağlara sahip olmak çocuklarda sorumluluk bilincini geliştiriyor11. Fakat belirtmekte fayda var; çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek isteyen ebeveynlerin hayvan bakımı konusunda (örneğin evcil hayvanları nasıl incitmeden sevmek gerektiği, onlara nasıl davranmak gerektiği) çocuklarına rehberlik etmeleri de son derece önemli.

Özetlemek gerekirse; evcil hayvanlar hem bebekler hem de çocuklar üzerinde son derece önemli pozitif etkilere sahip. Bebeklerin bilişsel yeteneklerini geliştiriyorlar, onlarda merak uyandırıp keşfetmeye motive ediyorlar. Hem bebeklere hem de daha büyük çocuklara duygusal destek sunuyorlar. Bağlanma ilişkisinin gerektirdiği ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocukların bu ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyorlar ve bir nevi ebeveynleri tamamlayıcı bir görev üstlenebiliyorlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar için yakın ve güvenilir bir arkadaş görevi görüp, onların çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu söyleyebiliriz: Evcil hayvan sahibi olmak bir çocuk sahibi olmaya, çocuk sahibi olmaksa yuvaya ihtiyacı olan bir hayvan sahiplenmeye engel değil. İnternette sıkça karşımıza çıkan bu inanılmaz sevimli çiftler beraberken daha mutlu ve sağlıklı bile olabilirler!

Alıntı
Kaynak: www.yakiniliskiler.com
Yazan: Alper Günay
Düzenleyen: Gizem Sürenkök
6
Edebiyat / Ynt:
« Son İleti Gönderen: eminnur 14 Mayıs 2019, 18:07:48 Sal »

EĞRİ ODUN

Eğri odun girmedi kapımdan, giremedi
Kırıldı bu güne kadar
Dost olan doğru olmalı
Sahte dostlara ihtiyacım yok benim

Ekmeden biçenden
Vermeden alandan
Vefa nedir bilmeyenden
Menfaat için sevenlerden, Allah korusun

Büyüğünü saymayandan
İnatçı anguttan
Dananın altında buzağı arayandan
Bencil kalleşten, Allah korusun

Anayı babayı saymayan
Sen imi sayar?
Göz boyayıp göz süzenden
Cahil ukaladan, Allah korusun

Eden bulur inleyen ölür
Saygıyı vefayı bilmeyen
Eğri odun girmesin kapımdan
Çalı çırpı ile uğraşacak vaktim yok benim.


eminnur güler acar
7
Edebiyat / Ynt:
« Son İleti Gönderen: eminnur 13 Mayıs 2019, 19:26:24 Pzt »

SEN HACİVAT BEN KARAGÖZ


Halim yok hayat
Gelme üstüme üstüme
Ne üzülecek hal ne savaşacak gücüm kaldı

Gençlikte paran yok
Yaşlılıkta gücün
Konuşsan suç, konuşmasan sinsi diyorlar

Sen bildiğin gibi dönüyorsun
Başımı döndürüyorsun
Bıraktım kendimi akışına, sakin

Anladım ki perde de oynatılan
Hacivat karagöz gibiyiz
Oynatanın emrindeyiz


eminnur güler acar
8
Edebiyat / Ynt:
« Son İleti Gönderen: eminnur 10 Mayıs 2019, 15:11:36 Cum »

YÄ°NE GEL


Gecenin bir vakti geliyorsun hayalime
Ada diyorlar, bebek diyorlar sen geliyorsun aklıma
Emirğan, yıldız parkı  deseler yine sen

Pudra şekerli çilek ikram etseler
Karşımda sen oturuyorsun
Her eylül ölüyorum sen yoksun diye ben

Sevmek sevilmek ne güzeldi seninle
Senden sonra gönlüm buz, kalbim taş kesildi
Sınıf farkı girdi araya, sınıfta kaldım

Bir türlü dengeyi kuramadım,
Bir ömür geçti aradan sen benim
Yine ilk sevdiğim, son sevdiğim olarak kaldın

Biliyorum hissediyorum sende hep özledin
Madem ki gönül gönül'e karşıydı
Hayallerime ziyaretin boş yere değildi

Yine gel yine yat dizime,
Yine aşk şarkıları söyle bana
Belki görsek birbirimizi tanıyamayacağız şimdi

Belki de göçtün bu diyarlardan
Ä°yi ki hayallerim var iyi ki geliyorsun hayallerime
Hala çok heyecanlanıyorum o günlerdeki gibi

Bu yorgun kalp dayanamaz bu aşka, ölümüm olursun
Sakın gelme...
Sen sadece hayallerime gel

Zira hayallerimde kararları ben veriyorum
Kalkıp pencereyi açıyorum ve hayallerimi azat ediyorum
Soruyorum kendime hangi aşık kavuşmuş ki sevdiğine...


eminnur güler acar
9
Kişisel Gelişim Yazıları / Odak: Mükemmeliyetin gizli sebebi
« Son İleti Gönderen: özgüя şαнιη 09 Mayıs 2019, 12:13:09 Prş »
Zaman zaman odaklanma sorunu yaşamak, başarıya ulaşmamızın önünde bir engel olabilir. Peki, bu engeli nasıl aşabiliriz?  Daniel Goleman, başarıya ulaşmak için konsantrasyonu sağlamanın önemini ve yollarını anlatıyor.

Yeni dönemde odaklanma taktikleri
Harvard mezunu Psikolog Daniel Goleman ile odaklanma üzerine gerçekleştirdiğimiz sohbetimizin detayları şöyle…

Harvard mezunu Psikolog Daniel Goleman‘a göre iş ortamlarında hiç bu kadar çok dikkat dağıtıcının bir arada olduğu bir zaman yaşanmamıştı. İşte bu nedenle “Odak: Mükemmeliyetin Gizli Sebebi” adlı bir kitap yazan Goleman, dijital dünyanın ve global rekabetin liderleri odaklanma sorunuyla baş başa bıraktığını düşünüyor.

Bunun da iş hedeflerine ulaşmanın önünde bir engel olduğunu belirtiyor. Benzer tehlikenin çalışanlar için de geçerli olduğunu söyleyen Goleman, ABD’de birçok çalışanın iş konsantrasyonunu artırmak için “odaklanma eğitimi” aldığına dikkat çekiyor.

Daniel Goleman, Harvard mezunu bir psikolog, yazar ve gazeteci… ABD’nin en önemli gazetesi ilan The New York Times’ta bilim muhabirli-aptığı 12 yıl boyunca psikoloji ve beynin çalışma şekline dair yazılar yazdı.

Psikoloji, eğitim, lim, ekolojik krizler ve liderlik üzerine 10 kitabı bulunan Goleman, “Odak: Mükemmeliyetin Gizli Sebebi” (Focus: The Hidden Driver of Excellence) adlı son kitabında, başarıya ulaşmak için konsantrasyonu sağlamanın önemini ve yollarımı anlatıyor.

Goleman’a göre üç tip odak var: İlki duygularınızı ve düşüncelerinizi kontrol edebilmek; İkincisi, etrafınızdakilerin düşünce ve duygularını anlayabilme çabası ve üçüncüsü ise rakiplerinizde ve dünyada olup bitenleri kavrayabilmek. Goleman’a göre bu üç odak, birlikte dengelenip aktive edilirse mükemmel sonucun ardındaki gizli neden haline gelebiliyor.

Peki Goleman, neden “odaklanma” konusuna bu kadar önem veriyor? Çünkü, ona göre dikkatimiz hiç olmadığı kadar büyük saldırı altında, Özellikle iş dünyası kendi yararına kullandığını düşünse dahi, akıllı telefonların da gelişiyle 7/24 hayata karışan dijital teknolojinin “bölücü ve dağıtıcı” etkilerinden bolca nasiplenmiş durumda.

Goleman, “Globalleşmenin de getirdiği acımasız rekabet ortamında, iş dünyası liderleri artık sadece kendi şirketlerinin rekabet durumunu değil genel ekonominin durumunu, teknolojideki yeni gelişmeleri, rakiplerin gelecek planlarını ve daha birçok şeyi bilmek zorunda. İş dünyasının bu sofistike ortamı nedeniyle bugüne kadar odaklanmanın en zor olduğu dönemi yaşıyoruz” diye konuşuyor.

Ona göre eğer odaklanmadıysanız iş hedeflerinize ulaşamazsınız. Odaklanma başarı için tek faktör değildir, ama ‘olmazsa olmaz’ bir faktördür. Daniel Goleman ile odaklanma üzerine gerçekleştirdiğimiz sohbetimizin detayları ise şöyle:

Sizce odaklanma neden bu kadar önemli?
– Odaklanma, herhangi bir şeyi nasıl iyi yapacağımızı belirler. Bu şey, sevdiklerimizle ya da çalışanlarımızla iyi bir ilişki, empati kurmak da olabilir. Yani odaklanma, sevdiğimiz insanlarla ya da çalışanlarımızla, patronumuzla ne kadar iyi bir ilişki kurabileceğimizi belirler. Ayrıca işimizi ne kadar iyi yapabileceğimizin de belirleyicisidir. Ne kadar çok konsantre olursak sahip olduğumuz yetenekleri o kadar fazla kullanabiliriz.

Birçok yönetici deneyimin çok önemli olduğunu, hatta bir işi ne kadar fazla yaparsa o işte o kadar başarılı olacağına inanıyor. Ancak size göre odaklanma daha önemli. Sizin argümanınız ne?

– Çok fazla uygulama yapmak, bir yeteneği geliştirmekle ilgilidir. Ama kötü bir iş yapış şekliniz varsa bunu bin kere uyguladığınızda kötü bir iş yapış alışkanlığa dönüşür. Aynı golf oyunundaki gibi… Kötü bir vuruşu bin kere yapınca sonuçta yine kötü bir vuruşunuz olur, ama daha kötüsü artık otomatikleşmiştir.

Odaklanmakla bir işi defalarca yapmak arasında çok fark var. “Ne kadar konsantre olursanız o kadar iyi iş çıkarırsınız” ifadesi, golfçüler için de işadamları için de öğrenciler için de geçerli…

Günümüzde odaklanmanın önündeki en büyük engel nedir?
– Şüphesiz dijital dikkat dağıtıcılar. Bugün hepimiz onların kuşatması altındayız. Dikkatimiz hiç olmadığı kadar saldırı altında. Günümüzün dijital hizmetleri, sadece iş için kullansak bile, bizi yaptığımız işlerden alıkoymakta çok maharetli. Bizi düzenli aralıklarla bölecek bir ekranda çalışıyoruz.

Tek bir klik ile internette sörf yapıyor ya da Facebook’ta dakikalar ve hatta saatler geçiriyoruz. Artık pek çok iş yerinde toplantı sırasında katılımcıların diz üstü bilgisayarlarından ya da masa altından cep telefonuyla mesajlaşması rutin haline geldi. Aslında bu basitçe toplantıya gerçekten katılmadıkları anlamına geliyor. İş ortamlarında hiç bu kadar çok dikkat dağıtıcının bir arada olduğu bir zaman yaşanmamıştı. Bu da odaklanmanın önemini daha çok artırıyor.

İş hedeflerini gerçekleştirmek açısından odaklanmanın avantajları neler?
– Eğer odaklanmadıysanız zaten iş hedeflerinize ulaşamazsınız. Dikkatiniz dağılırsa, sonuca ulaşmanız imkansızdır. Odaklanma bir stratejiyi, gerçekleştirmenin tam merkezinde yer alır.

Performans ve odaklanma arasında nasıl bir korelasyon söz konusu? Şirketlere bu konuda neler önerebilirsiniz?
– İkisi arasında çok güçlü bir ilişki var. Dikkatiniz dağıldığı oranda performansınız azalır. Öte yandan konsantrasyonunuz yüzde 100 ise yapabileceğinizin en iyisine ulaşırsınız. Bilimsel araştırmalara göre iş dünyasının alacağı birkaç ders var: Birincisi, akıllı bir patron veya yönetici, çalışanlarını işlerini yapmaları gereken zamanda gereksizce rahatsız etmez, onların dikkatini dağıtıp konsantrasyonlarını bozmaz. Ayrıca ABD’de birçok şirket çalışanının iş konsantrasyonunu artırmak için “odaklanma eğitimi” veriyor.

Başarılı liderler veya başarılı çalışanlara baktığımızda odaklanmanın başarılarında nasıl bir rol oynadığını düşünüyorsunuz?

– Bir stratejiye ya da hedefinize giden her aşamayı gerçekleştirmeye ne kadar iyi odaklanırsanız o kadar başarılı olursunuz. Eğer kafanız karışıksa, sık sık ilginiz dağılıyorsa planınızı uygulamanız imkansızdır. Öte yandan odaklanmanın başarı için tek faktör olduğunu söylemiyorum. Ancak “olmazsa olmaz” bir faktördür.

Geçmişle karşılaştırıldığında günümüz iş ortamında daha fazla mı odaklanma sorunu var?
– Bu sorunun yanıtı pek çok nedenle evet. Birincisi, globalleşmenin de getirdiği acımasız rekabet ortamında iş dünyası liderleri, artık sadece kendi şirketlerinin rekabet durumunu değil, genel ekonominin durumunu, teknolojideki yeni gelişmeleri, rakiplerin gelecek planlarını ve daha birçok şeyi takip etmek zorunda. İş dünyasının bu sofistike ortamı nedeniyle bugüne kadar odaklanmanın en zor olduğu dönemi yaşıyoruz.

ABD’de yöneticilerin, liderlerin hiç olmadığı kadar yoğun bir ajandası var. Akıllarında tutmaları gereken daha çok şey var ve konular hakkında derin düşünebilmek için çok az serbest zamanları bulunuyor. Elektronik ve dijital aygıtlar yüzünden de çok fazla bölünme söz konusu; günün her saati telefon çağrılarına, cevaplanacak e-posta ya da mesajlara, yahut mutlaka ziyaret edilmesi gereken web sitesi adreslerine maruz kalıyorlar. Tüm bunlar, onların dikkatini sürekli tehdit ediyor. Bahsettiğim bu değişimler yüzünden günümüz liderlerinin artık daha fazla odaklanma sorunu var.

Eğer dikkatleri sürekli saldırı altındaysa günümüz CEO’ları ve liderleri odaklanmak için nelere dikkat etmeli?

– Önce kendi duygularını ve dikkatlerini kontrol etmeyi öğrenmeliler. Özellikle endişe veya öfke gibi bunaltıcı duygular, yoğunlaşmamız gereken konudan bizi uzaklaştırır. Bizi üzen, sinirlendiren duygularımızı kontrol altına almayı öğrenmeli ve bizim için gerçekten önemli olan konulara odaklanmalıyız.

Bence bir lider veya CEO’nun üç çeşit odağa ihtiyacı var: Bunlardan ilki, öz farkındalık yaniduygularınızı ve düşüncelerinizi kontrol etmek, İkincisi, empati yani etrafınızdakilerin düşünce ve duygularını anlayabilme çabası. Bu çok önemli, çünkü ancak sizinle birlikte çalışan insanların yardımıyla hedeflerinize ulaşabilirsiniz.

Onları nelerin mutsuz ya da nelerin motive ettiğini anlamalı ve motive kalmalarını sağlamalısınız, Üçüncüsü, daha genel olarak sistem farkındalığı yani ekonominin durumu, rakiplerinizin faaliyetleri ve teknolojideki yeni gelişmeler gibi şirketinizin kaderini belirleyecek daha büyük çaplı faktörlerden haberdar olmak. İşte CEO, bu üç çok farklı odağı dengeleyen bir aktördür. Bu üç odak birlikte dengelenip aktive edilirse mükemmel sonucun ardındaki gizli neden haline gelebilir.

Peki çalışanlar odaklarını koruyabilmek için neler yapmalı?

– Çalışanların da bu üç tip odağa ihtiyacı var, Özellikle duygusal zekayla ilgili olan ilk ikisi, onlar için çok önemli. Yani çalışanının kendi duygu ve düşüncelerinin farkında olması, endişe verici duygularını kontrol altına alması ve öz motivasyonu sürdürmesi…

İkincisi, patronunu ve takım arkadaşlarını anlayabilmesi, onlarla net bir iletişim kurması, onların neleri umursadığını bilmesi… Ama bence çalışanların da özellikle or-ganizasyonel seviyede bir tür sistem farkındalığına ihtiyacı var. Organizasyonda yükselen liderler kimler, alınmasına ihtiyaç duyduğunuz kararlar için kimi etkilemelisiniz gibi bilgiler bu kapsamda değerlendirilebilir.

CEO’lar hedeflere ulaşmada çalışanlarının odaklanmasına nasıl yardımcı olabilir?

– CEO’ların bundan önce yapması gereken başka şeyler var. CEO’lar samimi şekilde ortak bir misyon ve hedef ortaya koymalılar. Çalışanlar, bu ortaklığı gerçekten hissederse hedeflere odaklanma konusunda zaten motive olur.

Odaklanmış liderlerin ortak özellikleri nelerdir?

– Odaklanmış bir lider, ne yapmak istediğini ve neden yapmak istediği bilir. Misyonuna, planına ve hedeflerine hakimdir. Planın nasıl yürütüleceğini bilir ve başarıyla gerçekleşmesini adım adım gözlemler. Hedefe ulaşmak için tüm gerekli adımları atar.

Odaklanmış ve odaklanmamış iş yerlerinin iş sonuçları açısından farkları var mı?

– Odaklanmış bir iş yerinde insanların dikkati fazla dağılmaz ve işlerini daha iyi yaparlar. Odaklanmamış işyerlerinde ise hedefleride net olarak belli olmadığından insanlar, genelde ne yapacaklarını pek bilmez. Sonuç olarak performans da düşük olur.

İş yerinde odaklanabilmek için önerdiğiniz “akıllı pratikler” neler?

– Dikkatimizi dağıtan şeylerin çoğu, aslında bizim kontrol edebileceğimiz faktörlerdir. Örneğin her e-mail geldiğinde bilgisayarınızda gözüken açılır pencereyi kapatabilirsiniz. Telefonunuzu kapatabilirsiniz. Müdahale edebileceğiniz, tüm dikkat dağıtıcı unsurları engelleyerek kendinize bölünmemiş, odaklanabileceğiniz bir zaman dilimi oluşturabilirsiniz.

Bu, önceliği olan, konuları çözebilmeniz için size yoğunlaşabileceğiniz bir alan da yaratır. Bir de dinlenmek için kendinize yeterli zaman ayırmaya dikkat etmelisiniz. Çünkü bir konuya dikkatimizi verebilmemiz için gereken enerjiyi ancak yeterli dinlenme süresinden sonra elde ederiz.

CEO’NUN DİKKATİ NEDEN DAĞINIK OLUR? İŞ DAHA SOFİSTİKE
Globalleşmenin de getirdiği acımasız rekabet ortamında iş dünyası liderleri, artık sadece kendi şirketlerinin rekabet durumunu değil, genel ekonominin durumunu, teknolojideki yeni gelişmeleri, rakiplerin gelecek planlarını ve daha birçok şeyi takip etmek zorunda. Bu sofistike ortam nedeniyle bugüne kadar odaklanmanın en zor olduğu dönemi yaşıyoruz.

YOĞUN AJANDA
ABD’de yöneticilerin, liderlerin hiç olmadığı kadar yoğun bir ajandası var. Akıllarında tutmaları gereken daha çok şey ve konular hakkında derin düşünebilmek için çok az serbest zamanları bulunuyor.

DİJİTALLEŞMENİN ETKİSİ
Elektronik ve dijital aygıtlar yüzünden de çok fazla bölünme yaşanıyor. Günün her saat telefon çağrılarına, cevaplanacak e-posta ya da mesajlara, yahut mutlaka ziyaret edilmesi gereken web sitesi adreslerine maruz kalıyorlar.

EKRANLAR ÖNEMLİ
Dijital dikkat dağıtıcılar, sadece iş için kullansak bile bizi yaptığımız işlerden alıkoymakta çok maharetli. Bizi düzenli aralıklarla bölecek bir ekranda çalışıyoruz. Tek bir klik ile internette sörf yapıyor ya da Facebook’ta dakikalar ve hatta saatler geçiriyoruz.

TOPLANTILAR DA VERİMSİZ
Artık pek çok iş yerinde toplantı sırasında katılımcıların diz üstü bilgisayarlarından ya da masa altından cep telefonuyla mesajlaşması rutin haline geldi. Aslında bu basitçe toplantıya gerçekten katılmadıkları anlamına geliyor.

DİKKAT DAĞITICI ENFLASYONU
İş ortamlarında hiç bu kadar çok dikkat dağıtıcının bir arada olduğu bir zaman yaşanmamıştı. Bu da odaklanmanın önemini daha çok artırıyor.

İKİ DEVİN CEO’SU ODAKLANMAYI NASIL YAPIYOR?
GENİŞ ODAKLI BİR LİDER
Unilever CEO’su Paul Polman’ın, aynı anda hem iş sonuçlarına hem de şirketin tüm paydaşlarının memnuniyetine odaklanma yeteneğine hayranım. Dünyada daha önce iş ilişkilerinin bulunmadığı 500 bin küçük çiftçiden hammadde alımı yapacaklarını duyurdu.

Bu da Unilever’in bu küçük işletmelerin seviyesini yükselterek onları talep zincirinin bir parçası haline getireceği anlamına geliyor. Bu, fakir bölgelerde insanların refah seviyesini yükseltecek bir girişim. Odağı sadece kârlılığı değil, çok daha geniş bir alanı kapsıyor. Polman, dünyayı daha iyi bir yer yapmayı hedefliyor.

RAKİPLERİNİ TAKİP ETMEDİLER
BlackBerry’ i üreten Research In Motion Limited’in (RIM) eş CEO’ları Mike Lazaridis ve Jim Balsillie, odaklanma sorunu olan liderlerden. ikili mühendis olduğu için telefonun öncelikle mühendislik harikası olmasına odaklandılar. Bunda da çok başarılı oldular.

2000’lerde BlackBerry iş telefonları piyasasını ele geçirmişti. Ama rakiplerinin neler yaptığını odaklanmayı ihmal ettiler. I-Phone’un yükselişini fark edemediler. Samsung’un yeniliklerine dikkat etmediler. Durumu fark ettiklerinde ise artık çok geçti… RIM’in artık neredeyse işin dışında kaldığını söyleyebiliriz.

“JOBS SINIRLARIN ÖTESİNDE BİR LİDERDİ”
STEVE JOBS ÖRNEĞİ

Steve Jobs bir Zen meditasyon öğrencisiydi. Zen meditasyonu bir konsantrasyon eğitimidir. Tabii aslında odaklanma yeteneğinizi geliştirmek için mutlaka bir Zen hocasına ihtiyacınız yok. Daha güçlü konsantrasyon için çok daha basit yollar var.

Bahsettiğim üç tip odak üzerinden giderek zihinsel egzersizler yoluyla bunu başarabilirsiniz. Ayrıca sizi gerçekten zorlayacak, yeteneklerinize hitap eden ve tutku duyduğunuz bir iş yapmayı seçerseniz de odaklanma sorununuz olmayacaktır.

İKİ MUHTEŞEM LİDER
Bill Gates odaklanma konusunda muhteşem bir örnek. Steve Jobs çok odaklanmış bir liderdi. Jobs konusunda çok ilgi çekici olan şu ki o gerçekten iş dünyasının sınırlarının çok ötesine geçti. Ben onun odaklanma konusunda gerçek bir yeteneği olduğunu düşünüyorum. Çünkü lise yıllarında bilgisayar kodları yazıyormuş ki bu da çok ciddi bir konsantrasyon gerektirir.

Alıntı
Kaynak: www.capital.com.tr
10
Araştırma Sonuçları / Psikolojiyi Güçlendirmek İçin 10 Kural
« Son İleti Gönderen: özgüя şαнιη 08 Mayıs 2019, 19:13:12 Çrş »
Ruhsal bozukluklar bedensel hastalıklar kadar önem taşıyor. Dünya genelinde 450 milyon kişi ruhsal hastalıklardan etkileniyor. Günümüzde yaşam boyu bir ruhsal hastalıkla karşılaşma olasılığı %30 olarak belirtiyor. Bu da her dört kişiden birinin, yaşamı boyunca bir ruhsal hastalık geçirmesinin söz konusu olduğunu gösteriyor.

Sağlıklı Psikoloji İçin 10 Altın Kural

1. Ruh sağlığı için denge çok önemli
Organlar ve sistemler insanın bedensel; zihinsel, duygusal yetiler ve olaylar karşısında hissedilen duygu ve düşünceler ruhsal; yaşadığı çevre ve toplumla ilişkileri ise sosyal yönünü oluşturur. Bir birey yaşamını kendisi dışında ailesiyle, yakın çevresiyle içinde yaşadığı toplumla ve çalıştığı işle yoğun bir etkileşim içinde sürdürür. Eğer bu ilişkilere bağlı etkileşim sürecinde denge, uyum ve doyum varsa bireyin ruhsal yönden sağlıklı olduğu kabul edilir.

2. Kendinizi tükenmiş hissediyorsanız…
Ruhsal bozukluklar kişinin biyopsikososyal yapısını bozar ve kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Kişinin işlevselliğini azaltıp gün içerisindeki performansını düşürür. Ruhsal sağlığı bozulan kişi işyerinde konsantrasyon güçlükleri yaşamaya başlar. Dikkatini toparlayamaz, zamanla tahammül gücü azalır ve kişilerarası ilişkileri bozulmaya başlar. Uyku kalitesi olmayan kişiler uykuya dalma ve sabah uyanma güçlükleri yaşar. Kişide zamanla tükenmişlik belirtileri ortaya çıkar. Halsizlik, gün içinde yorgun hissetme, unutkanlık, enerji azlığı, hayattan eskisi gibi zevk alamama, değersizlik düşünceleri,  kaygı ve endişe artışı görülebilir.

3. Beden sağlığınızı da etkiliyor

Ruhsal sıkıntılar yaşayan kişilerde birtakım bedensel belirtiler de ortaya çıkabilir. Bunlar; baş ağrıları, sindirim sistemi bozuklukları, cilt reaksiyonları, yaygın vücut ağrıları, cinsel fonksiyonlarda bozulma, çarpıntı, nefes almada güçlükler olarak sayılabilir. Psikiyatrik belirtiler yaşayan kişiler yaşadıkları bu durumu gelip geçici bir sorun olarak görerek kendi başlarına üstesinden gelmeye çalışabilir. Bu durum tedavi sürecini daha da zorlaştırabilir.

4. Uzmana başvurmadan ilaç kullanmayın!
Psikolojik durumu ile ilgili çaresizlik hissedenler bu durumu alkol ya da madde kullanarak geçirmek isteyebilir. Sahte iyilik hali yaratan bu yaklaşımlar belirtileri daha da kötüleştirir. Zaman zaman yakın çevreden bir kişinin önerisiyle ilaç̧ kullanımına başvurulabilir. Bir uzman önerisi olmadan kullanılan ilaçlar mevcut durumda etkili olmaz. Psikiyatrik bozukluklar fiziksel hastalıklar kadar özenle ele alınmalıdır. Kendisinde birtakım belirtileri fark eden kişi ya da yakın çevresinde bulunan kişiler bu konuda dikkatli olmalı, en kısa sürede bir uzmana başvurulması sağlanmalıdır. Psikolojik destek alma süreci ne kadar erken olursa kişinin yaşayacağı işlev kaybı, bozukluğun ilerlemesi ve riskli davranışlar önlenir. Bireyin içinde bulunduğu toplumsal rolünü yeniden kazanması kolaylaşır.

5. Sağlıklı psikoloji için öneriler:
Yaşam şeklinizin düzenli olması önem verin.
Düzenli yürüyüş, yüzme ya da diğer spor aktivitelerinde bulunun.
Haftanın bir gününü keyif aldığınız bir hobiye ayırın.
Günlük en az 7-8 saat uyumaya dikkat edin.
Yoğun alkol tüketiminden uzak durun.
Hafif besinler tüketmeye ve sağlıklı beslenmeye özen gösterin.
Uzun saatler aç kalmayın.
Sosyal medya ve internet kullanımını sınırlayın.
Her gün en az yarım saat kitap ya da gazete okuyun ve telefon konuşmalarını mümkün olduğunca azaltın.
Hafif müzikler dinleyin ve gün içinde gevşeme egzersizleri yapın.


Alıntı
YAZAR : memorial
KAYNAK : Uzm. Dr. Nehir KÜRKLÜ / Psikiyatri
Sayfa: [1] 2 3 ... 10