Anasayfa / Başarı Yazıları / İyi ve Mükemmel’in Yarışı
iyi ve mukemmel

İyi ve Mükemmel’in Yarışı

21. yüzyıl, yeniliğin, hızlı değişim ve dönüşümün, müthiş teknolojik gelişmelerin birlikte yol aldığı heyecanlı bir yolculuk haline geldi. Bu heyecanlı yolculukta kurumlar mükemmel sonuçlar elde etmeyi hedefliyor ve bu hedefi gerçekleştirme görevini de liderlere bırakıyorlar. Verilen görevi üstlenen liderler kurum hedefleri ile uyumlu bir şekilde mükemmelin peşine düşüyorlar.

Liderlerden bazıları gelecek yolculuğunda kurum hedeflerine doğru adım adım ve keyifle ilerlerken, bazı liderler için bu yolculuk; mükemmelin, iyinin yoluna engel koymaya çalıştığı, yol almanın çok da kolay olmadığı, stresli ve zorlu bir yarışa dönüşebiliyor.

Keyifle ilerlenen ve zorlayan yolculuk arasındaki en önemli farkın, liderin başarı ve mükemmellik konularına yaklaşımı olduğuna inanıyorum. Daha doğrudan ifadeyle, iyi bir şeymiş gibi görünen, ancak zaman zaman görüş açısını sınırlayan, bazen hareket kabiliyetini engelleyen ve “mükemmeliyetçilik” diye anılan düşünce biçiminin, çıkılan yolculuğu olduğundan daha zor bir hale getirebileceğini düşünüyorum.

Tam Olarak Nedir Bu Mükemmeliyetçilik?

İncinebilirlik (vulnerability) konusunda çalışmalar yürüten Amerikalı araştırmacı ve yazar Brene Brown’un “Mükemmel Olmamanın Hediyeleri” isimli kitabında üç maddeyle açıkladığı mükemmeliyetçilik tanımını enteresan buluyorum.

Mükemmeliyetçilik, zannedildiği gibi en iyi halinize ulaşma isteği değildir. Mükemmeliyetçilik sağlıklı gelişmenin karşılığı değildir. Mükemmeliyetçilik, mükemmel bir hayat yaşarsak, mükemmel görünürsek ve mükemmel davranırsak kimse bizi eleştirip yargılayamaz düşüncelerini destekleyen bir koruyucu kalkandır.

Mükemmeliyetçilik özünde onay ve kabul görme ihtiyacını barındırır. Mükemmeliyetçilerin çoğu notları, davranışları kurallara uyan tutumları, insanları memnun etmeleri, görünümleri, spor yapıyor olmaları gibi özellikleri nedeniyle takdir edilerek büyümüşlerdir. Büyüme yolculuğunun bir yerlerinde de “ben başardığım ve iyi yaptığım şeylerle tanımlıyım” gibi yanlış bir inanç geliştirmişlerdir.

Mükemmel diye bir şey olamayacağı için, mükemmeliyetçilik de ulaşılması mümkün olmayan bir amaçtır.

Psikolog ve Felsefeci Tal Ben Shahar “Mükemmeli Aramak” isimli kitabında mükemmeliyetçiliği bir saplantı, mükemmellik arayışını ise bir tutku olarak tanımlıyor.

Biliyoruz ki, tutku insanı ateşleyen ve ilerlemesini sağlayan bir güçken, saplantı, kaygı ve endişeyle el ele gezen bir kavram. Kaygı ve endişenin ilerlemenin önündeki en güçlü engeller olduğunu düşününce, saplantı haline gelmiş mükemmeli arama yaklaşımı, yani mükemmeliyetçilik, yeni yüzyılın hızlı temposuna liderlik etmeyi gün geçtikçe daha zor bir hale getirme potansiyeline sahip.

Mükemmeliyetçi Düşünce Biçiminin Farkına Nasıl Varılır?

Mükemmeliyetçi düşünce biçimi oldukça güçlü iç seslerle konuşur. Bunlar, o kadar alışıldık iç seslerdir ki, o seslere sahip olanlar, sesleri kendilerinin parçası zannederler. Alışılmışın en iyi zannedilme potansiyeli yüksek olduğu için, bu iç seslerin de, sesin sahibi için yararlı olduğu algısı çok güçlüdür.

İlgili Yazı :   Yeni yıl kararlarınıza nasıl sadık kalırsınız?

Mükemmeliyetçi iç seslerin cümleleri kulağa genel olarak aşağıdaki gibi gelir:

  • Bir şey ya doğrudur, ya yanlış.
  • İyi içinde hata barındırır, mükemmel hatasızdır, o yüzden iyi ile pek işim olmamalı, hatasız ve mükemmel sonucu yaratmalıyım.
  • Sonuç çok önemlidir, sonuç başarısızsa, gidiş yolunun hiçbir önemi yoktur.
  • Bildiğim yoldan gitmek en güvenlisidir, çünkü risk almak içinde hata yapma potansiyeli barındırır.
  • Hata ve başarısızlık dünyanın sonudur. Hata yapmak, başkalarının eleştirilerini üzerime çeker. Asla hata yapmamalıyım.
  • Başarısız olmaktansa, hiç yapmamak daha evladır.
  • Başarısız sonuçlar vazgeçmenin ön adımıdır.
  • Ben diğerlerinden daha iyi yapmalıyım.
  • Bu iş sadece böyle yapılır, “asla” başka şekilde yapılmaz, benim bildiğim en doğrusudur, farklı fikirlere gerek yok.

Gerçekçi İyimserlik: Elinden Gelenin En İyisine Odaklanmak

Tal Ben Shahar, Mükemmeli Aramak isimli kitabında, tutkuyla sürdürülen mükemmeli arama çabasını gerçekçi iyimserlik ifadesi ile ortaya koyuyor ve gerçekçi iyimserlik kavramını şu soruyla anlatıyor: Mümkün olan en iyi nasıl olmalıdır?

“Mümkün olan” kelimeleri ile yola çıkan gerçekçi iyimserlik kavramı, mevcut durumun en iyi şekilde anlaşıldığı, olumlu ve olumsuz koşulların, fırsatların ve risklerin, mevcut kaynakların ve ihtiyaçların çok iyi analiz edildiği bir durumun ifadesi.

Gerçek durumu tam olarak tanımladıktan sonra olasılıkları ortaya koyarak yola çıkan gerçekçi iyimserin de amacı, mükemmel sonuç yaratmaktır, o nedenle de, elinden gelenin en iyisini yapma çabası içindedir. Ona göre, çıktığı her yolculuk içinde yeni deneyimler, yeni dersler barındırır.

Gerçekçi iyimser için yapılan hatalar, yeni şeyler öğrenmek ve yeni yollar keşfetmek için en güçlü kaynaklardır. Sonuç her zaman mükemmel olmayabilir, ama mevcut şartlar altında elinden gelenin en iyisini yaptığından emin olarak yolda kalmak, başarının tanımıdır.

Gerçekçi iyimserler kararlı, vazgeçmeyen, anlamlı ve zorlu ama gerçekçi hedefler koyan, esnek, cesur ve bütünü görebilen bireylerdir.

Mükemmeliyetçilerin içlerinde hissettikleri “yetersizlik” duygusu, gerçekçi iyimserlerin tanıdığı bir duygu değildir. Gerçekçi iyimserler yürüdükleri yol boyunca göreceli olarak daha az endişe, daha çok da merak duyarlar. Bir sonraki hedefe doğru yola çıkmadan önce, hedeflerine ulaştıkları anın tadını çıkarmayı bilirler.

İlgili Yazı :   Hayatımızda "mükemmel iş" diye bir şey olabilir mi?

Mükemmeliyetçilikte kendilerini diğerlerine göre kıyaslamak önemlidir, o nedenle de, diğerlerinin yaptıkları onlar için en değerli referans noktası gibi görünebilir. Gerçekçi iyimserler için öncelikli referans, bir önceki defa kendi yaptıklarıdır. Onlar için diğerlerinin başarıları sadece mevcut gerçekliğin tanımı içinde yol gösterici olarak yer alır.

Özetle, gerçekçi iyimserler her zaman ellerinden gelenin en iyisini yapmayı hedefler ve hem kendilerine, hem de ekiplerine bu bakış açısıyla liderlik yaparlar. Bu bakış açısı liderleri güçlü kılan, mükemmel ve iyinin arasındaki anlamsız yarışa son vermelerini sağlayan, mükemmelin yanında iyileri de görünür kılmaları için fırsat sunan ve diğer pek çok liderlik becerisini kaygı duymadan ortaya koymalarını kolaylaştıran en güçlü destekleyici kaynaklardan birisidir. Hatta belki de tam bir liderlik zemini malzemesidir.

Peki Ne Yapmalı, Geleceğe Giden Yolda Nasıl Yol Almalı?

Rollo May, Yaratma Cesareti isimli kitabında şöyle söylüyor:

“Yeni bir şeyler yapmaya çağırılıyoruz, ayak basılmamış bir toprakla yüzleşmeye, kimsenin gidip de bize yol göstermek için dönmediği bir ormana dalmaya çalışıyoruz. Geleceğe doğru yaşamak, bilinmeyene sıçramak demektir. “

Gayet açıktır ki, bugünden geleceğe giden yolda ilerlemek için, bilinmeyene doğru ilerleme cesaretine ihtiyaç duyacağız. Bu yolda cesaretle ilerlemek için, öncelikle kendi mükemmel tanımlarımızı ve mükemmeli arama yaklaşımlarımızı tam ve doğru anlamak, her birimizi destekleyecek en güçlü araçlarımızdan olacaktır.

Tam da bu noktada, mükemmellikle ilişkimizi aşağıdaki birkaç soru ile değerlendirmek ve bu değerlendirmenin sonucuna göre, liderlik yolculuğumuz için mükemmeli yaratma stratejilerimizi belirlemek, bu yolu keyif ve merakla sürdürmenin kolaylaştırıcısı olacaktır diye düşünüyorum.

  • Mükemmele ulaşma isteğimin içimdeki kalıcı bir tutku olmasını nasıl sağlarım?
  • Mükemmellik ve başarı konusundaki iç seslerimi ne kadar duyuyor, ne kadar objektif değerlendiriyorum? Eğer yeteri kadar objektif olduğumu düşünmüyorsam, daha objektif olmak için neler yapmaya ihtiyacım var?
  • Ne sıklıkta “yeterince tam değil, “yeterince başarılı değil” gibi cümleler kuruyorum? Bunlar ne kadar doğru?
  • Ne sıklıkta “asla” böyle olmaz diyorum? Cevabım sık sık ise, “asla”ları neye dönüştürebilirim?
  • Gelecek yolculuğunun bende oluşturduğu duyguların yüzde kaçı merak, yüzde kaçı kaygı ve endişe? Eğer kaygı ve endişenin yüzdesi daha yüksekse, merakı çoğaltmak ve kaygı ve endişeyi azaltmak için neleri farklı yapmaya ihtiyacım var?

Kaynak : Nazlı Kılan Ermut | HBR Türkiye

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

TAVSİYE

yönetici çalışan kıskançlığı

Yöneticilerin Çalışanlarını Kıskanma Sebepleri

Yöneticiler, pozisyonlarının getirdiği tüm avantajları kullanıyorlar: Kaynaklar üzerinde kontrole sahipler, önemli kararlar ...