Anasayfa / manşet

manşet

İş yerinde niçin ağlarız?

İş hayatındaki stres bizde bir çok duyguyu ortaya çıkartabilir. Yönetici koçu olarak, iş yerinde mutluluk, üzüntü, hayal kırıklığı gibi farklı duygular ile her gün karşılaşıyorum. Fakat her ne kadar pek çok duyguyu yaşasak bile, çalışanların genel algısı çalışma ortamında kimsenin ağlayarak, yenilgi bayraklarını çekmiş bir şekilde görülmemesi gerektiği yönünde. Eğer yönetici olarak bir çalışanınızı ağlattıysanız, temel amacınız bunun bir daha asla olmamasını sağlamak olmalı. Nasıl mı?

Birincisi tam olarak ne olduğunu kavramalısınız. Ağlamaya sebep olan neydi? Devamını Oku »

Heves Kırıcılara Dikkat

Yok mu çevrende?

Vardır var…

Hani senin ruhun kabarınca gelip pat diye iğne batıranlardan bahsediyorum.

İçi geçmiş laflarıyla yüreğini daraltanlar…

Yok mu bahçende?

Vardır var…

Hani ellerinle ektiğin çiçeklere burun kıvıranları diyorum. Hayatında hiç papatyası olmamış olanlar…

Ağacından meyve çalıp, tek ısırıkta toprağına tükürenler…

Yok mu sabahında?

Vardır var… Devamını Oku »

Ruh halinizi nasıl yönetebilirsiniz?

Kişinin yaşam performansını birebir etkileyen önemli faktörlerden biri “ruh hali” dir. Yapılan araştırmalar, ruh halini etkin bir şekilde yönetebilenlerin iş hayatında daha başarılı olduklarını da ortaya koyuyor. Ruh halini yönetebilme becerisi aynı zamanda, iç motivasyonumuzu korumamız ve daha mutlu bir iş yaşamı sürdürebilmemizde de büyük etken.

Peki, nedir bu ruh hali denilen şey? Öncelikle duygu ile ruh hali arasındaki farkı anlamamız gerekiyor. Duygular; genel olarak fizyolojik ve bilişsel öğelere sahip ve davranışı etkilemeye dair duyumlardır. Çabuk oluşur ve çabuk yok olurlar. Örneğin; gergin geçen bir toplantıda konuşulanlar esnasında aklımızdan geçen düşüncelerin eşliğinde hızla; öfke, hayal kırıklığı, üzüntü ve/veya şaşkınlık duygularını art arda yaşayabiliriz. Ruh hali ise; yaygın, uzun süreli olan ve belirginleşmesi halinde kişinin davranışlarını ve dünyayı algılayış biçimini önemli ölçüde etkileyen duyguların bileşimidir. Hangi duyguları sıkça yaşıyorsak onun getirdiği ruh haline bürünürüz. Devamını Oku »

İkna etmek için sihirli ifade : “Tercih Sizin”

Beynimiz üç farklı bölümden oluşur: Rasyonel beynimiz, duygusal beynimiz ve ilkel beynimiz. Rasyonel beynimiz bilinçli düşüncelerimizden sorumluyken, duygusal beynimiz bilinçaltı duygulardan ve ilkel beynimiz de bilinçdışımızdan sorumludur. Yeme-içme gibi temel yaşamsal fonksiyonlarımızdan ve bilinçdışı davranışlarımızdan sorumlu olan ilkel beyin, doğası gereği çıkarına uygun olmayan hiçbir şeyi yapmıyor. Çıkarına uymayan, güvenli olmayan şeyden kaçma eğilimi gösteriyor. Biz bunun davranışa dönüşmüş şeklini genelde refleks olarak görüyoruz.

Her ne kadar rasyonel beyin bilinçli düşünüyor olsa da, kararlarımızın ardında ilkel beyin yatıyor. Dolayısıyla tüketicileri ikna etmenin yolu ilkel beyini etkilemekten geçiyor. Aslında, ilkel beyni etkilemenin birçok yolu var. Ancak bu yazıda olukça güçlü bir yöntem üzerinde durmak istiyorum. O da insanlara kâr-zarar gösterip seçimi onlara bırakmak. Devamını Oku »

Yaşamın olağanüstü olması için mükemmel olması gerekmiyor!

Geçtiğimiz gün bir sohbet sırasında konu açıldı; spor yaparken vücut performansımı ölçecek profesyonel bir saat almak istediğimden bahsettim çünkü gerçekten çok istiyordum kendimi takip edebilmek için ama bi’şeyler bahane oldu almadım, alamadım. O anda karşımdaki güzel ruhlu insan dedi ki; “alma alma bende var zamanında aldım ama hiç kullanmadım sana getireyim, kısmeti senmişsin.” O an nasıl mutlu oldum ama yine insanım ya içimden şeytan geçti “acaba markası ne” diye :) Çünkü aklımda ve gönlümde 2 marka ve model vardı, biri Polar diğeri Garmin. Bugün saatim geldi, görünce yüzümde oluşan gülümsemeyi görmenizi isterdim. Almaya gitsem muhtemelen onu alırdım. Tabi sonrasında çocuk gibi herkese anlattım, sevinci paylaşmak gerek bulaştırmak gerek herkese. Devamını Oku »

30 yaşında bekar kadın

Aslında yazmayacaktım. Ancak birçok kişiye de fikir vermesi gerektiğini düşündüğüm için yazmak zorunda hissettim kendimi. 20 gün sonra 36 yaşına girecek bir ablanız olarak kabul edin sözlerimi.

Ben hayatı tersinden yaşadım. 18 yaşıma basana kadar barlara girmeye çalışıp, reşit olduğum gün duruldum. 19 yaşımda beraber yaşamaya başladığım adamla 21 yaşımda evlendim. 22 yaşımda anne oldum, 24 yaşımda ikinci çocuğum oldu. İkinci çocuğumu emzirirken üniversiteye döndüm. Okudum, çalıştım, çocuklarımla ilgilendim. 30 yaşıma gelip yurtdışında burs kazandığımda, 1 yıllığına çocukları anneme emanet edip gittim. Döndükten bir süre sonra da boşandım.

En çok bana veriyorlardı bu mesajı: “boşandın, hayatın bitti, orta yaşlısın artık, iki çocuğun var diye…Devamını Oku »

Kurum içi bürokrasi nasıl azalır? CEO taktikleri..

Aslında bütün firmaların ortada buluştuğu bir hedef var. O da “kurum içi bürokrasiyi azaltmak!” Bunun için CEO’ların aldığı birçok karar ve neticesinde uyguladıkları birçok yöntem var. İşte onlardan bazıları..

Bürokrasinin önüne geçmek için önlem alan CEO’lar, açık ve şeffaf iletişime odaklanıyor.

Bunlardan biri de Yemeksepeti’nin kurucusu ve CEO’su Nevzat Aydın. Aydın, bürokrasiyi aşma konusunda kurum kültürlerini yansıtan yeni ofislerinin payının büyük olduğunu söylüyor. Yemeksepeti’ni 3 yıl önce Balmumcu’daki yeni kampüsüne taşıyan Aydın, “Yeni binanın iç tasarımını bürokrasiden uzak, kurum kültürüne ve çalışanların karakterine uygun olacak şekilde baştan ayağa yeniden kurguladık” diyor. Devamını Oku »

“Yaş” meslek değiştirmek için engel mi?

Değişim hızla devam ediyor. Bunu etrafımıza baktığımızda bile anlayabiliyoruz. Artık “evladiyelik” kelimesi tarihi eser oldu. Evimizdeki mobilyalar, beyaz eşyalar, kullandığımız arabalar bırakın çocuğumuza kalsın garanti süreleri dolmadan bile değişiyor artık. Değişim bu kadar hayatımızın içindeyken en zor değişen şeylerden biri ise “mesleğimiz”.

Ülkemizde meslek seçimi lise yıllarında yaptırılmaya çalışılıyor ve eğitim hayatı boyunca bu tercihlerin değişmemesi için her türlü zorluk çıkartılıyor. Hatta üniversite girişte bölüm değil hayatınızı geçindireceğiniz mesleği seçeceksiniz diyerek gençler yanlış yönlendiriliyor. Devamını Oku »

Başarı “zorlukla mücadele etme” becerisidir

Başarı nedir?

Lüks bir villada mı oturmak? Yoksa süper lüks bir arabaya mı sahip olmak ? Yoksa hiçbir çaba sarfetmeden baba parası ile bir yerlere gelip herkes tarafından tanınmak mı? Yoksa kendi emeğinle tırnaklarınla kazıyarak mı?

Hepsi mi? Hiçbiri mi?

Başarı bence insanın “zorlukla mücadele etme” becerisidir. O herkesin düşündüğü gibi yukarıda yazdığım şeylere sahip olmak değildir. Başarı sonradan kazanılacak yada doğuştan var olacak bir şey de değildir. İnsanoğlu istediği Devamını Oku »

Pişmanlık da sevdaya dahil mi?

Bu kez hayat hakkında tespitte bulunup öğütler vermek yerine kendimle ilgili eleştiride bulunmak, belki de biraz içimi dökmek istiyorum müsadenizle.

Konumuz sevgi ve pişmanlık. Sizi bilmem ama ben pişmanlık yaşamadan bir insanı sevdiğimi, ona değer verdiğimi anlayamıyorum. Ne acı değil mi? Evet genelde duygusal ilişkilerde oluyor bu durum. Bir takım korkular, kalıplar ve önyargılar sayesinde önce akıl almaz hatalar yapıyor veya olduğum gibi davranamıyorum. Sonra karşıdan tepki aldığımda dank ediyor her şey. “Ben ne yaptım böyle?” diyorum. Diyorum, diyorum da zamanı geri alamıyorum ki! Çoğu zaman kendini anlatamıyorsun da karşı tarafa. Devamını Oku »