Anasayfa / manşet

manşet

Başarısızlığı kafanızdan silecek 10 motivasyon sözü!

Korkulacak bi şey değil “başarısızlık“! Hatta başarının, onlarca ve yüzlerce başarısızlıkla ince ince örüldüğü son zamanlarda günlüklerde, kitaplarda, seminerlerde sıklıkla dile getiriliyor. Eskinin başarısızlıktan ve küçük düşmekten korkan kafa yapısı yerini başarısız olmaktan korkmayan, aksine onu başarıya giden bir yol olarak gören kafa yapısına bırakıyor. Artık biliniyor ki, güçlü insanları güçlü yapan, başarılı insanları başarılı yapan şey başarısızlıktan kesinlikle korkmamaları, başarısız olduğunu kabul etmeleri ve başarısızlıklarını iyi analiz etmeleri. Çünkü bu güçlü ve başarılı insanlar, başarısızlıktan korkmanın daha fazla denemenin önündeki en büyük engel olduğunu biliyorlar. Biz de bunu düşünerek, PickTheBrain adlı internet sitesinin, başarısızlıkla ilgili tarihin önemli şahsiyetlerinin söylediği 10 popüler söz derlemesini sizlere sunalım istedik. Buyrun, işte başarısızlıkla ilgili 10 motivasyonel söz. Devamını Oku »

Peki bu kadar beceriksiz adam nasıl lider oluyor?

Yönetimlerde kadınların yeterince olmamasının üç temel açıklaması var : (1) Yetkin değiller; (2) ilgili değiller; (3) hem ilgili hem de yetkinler, ancak görünmez duvarları kıramıyorlar: Yani kadınları iktidar rütbelerine erişmekten alıkoyan basmakalıp önyargılara dayalı görünmez kariyer engellerini aşamıyorlar. Muhafazakarlar ve şovenistler bunlardan birinci şıkkı destekliyor; liberaller ve feministler üçüncüyü tercih ediyor; ortada bir yerlerde olanlarsa genelde ikinciye meylediyorlar. Peki ya bunların hiçbiri büyük resmi göremiyorsa?

Bana kalırsa, yönetimdeki cinsiyet eşitsizliğinin temel nedeni, güven ve yetkinlik arasındaki ayrımı yapamıyor oluşumuz. Yani, biz (genel olarak insanlar) özgüven işaretlerini genellikle yetkinlik işareti olarak yorumluyoruz. Dolayısıyla erkeklerin kadınlardan daha iyi liderler olduğu yanılgısına düşüyoruz. Başka bir deyişle, söz konusu liderlik olduğunda, (Arjantin’den Norveç’e; Amerika’dan Japonya’ya) erkeklerin kadınlara karşı tek avantajı, kibrin karizma veya cazibe maskesi altında dışavurumunun genellikle liderlik potansiyeliyle karıştırılması ve bu durumun kadınlardan ziyade erkeklerde daha sık vuku bulması. Devamını Oku »

Görevimiz Motivasyon

Bütün şirketlerin en önemli gündemlerinden biri “verimlilik”. Bütün birimleri bir araya geliyor ve bu odak etrafında şekilleniyor. Önlerine konan hedeflere ulaşmak isteyen yöneticilerin günü kurtarmaya yarayan hedeflerden ziyade akılcı yatırımlar yapması ve astlarını en yüksek performans gösterecek şekilde eğitmesi ve çalıştırması gerekiyor. Performansı zirveye çıkarmanın yolu motivasyonu üst düzeyde tutmaktan geçmektedir. Peki, bu motivasyonu nasıl yukarıya çekeriz? Çalışanlarımızı nasıl motive ederiz? Ünlü Amerikalı psikolog Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi bu konuda önemli ipuçları veriyor.

Kısaca özetlemek gerekirse Maslow’a göre insanların davranışlarına gereksinimleri yön verir. İnsan gereksinimleri de kendi içerisinde hiyerarşik olarak sıralanmış beş ana başlıkta gruplanırlar. Alt gruptan bir ihtiyaç karşıladıktan sonra üstteki ihtiyaç için arayışa geçilir. Devamını Oku »

YALIN AYAK : Her insan yeni bir ayakkabıyı hak ediyor!

YALIN AYAK PLATFORMU NEDİR?

YALIN AYAK PLATFORMU ihtiyacı olanlara bedelsiz ayakkabı sunan bir yardım kuruluşudur. Platformun herhangi bir siyasi, ideolojik arka planı ya da eğilimi yoktur, gönüllü olan herkes platformda yer alabilir.

YALIN AYAK PLATFORMU NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

Ermenek maden faciası sonrasında bölgenin sembol figürlerinden bir haline gelen Recep Amcanın yırtık giydiği lastik ayakkabılarının büyük üzüntü oluşturması sonrasında duyarlı insanların bir araya gelmesiyle oluşmuş, yoksulluk sebebiyle yeni ayakkabı giyemeyen/satın alamayan insanlara bedelsiz ayakkabı sağlamak üzere kurulmuş bir inisiyatiftir. Platform sosyal medya üzerinde kurulmasının üzerinden henüz 2 gün geçmeden 2000 i aşan üyeye ulaşmıştır. Devamını Oku »

Ayrılık sonrası ego ne konuşuyor?

Ayrılık sonrası ego ne çok konuşuyor.
En çok da onun sensiz ne yaptığını düşünüyorsun…
Acıdı mı?
Üzülüyor mu hiç?
Düşünüyor mu seni?
Özlemiş midir diye?

Galiba bunun altında kendine değer biçmeme durumu var, onunla birlikteyken sana değer vermediğini düşünen tarafın, ayrılığın onun için çok da önemli olmadığını söylüyor…

Sonra o son gece o adamla yaşayan kadın diyor ki imkansız, o da çok üzüldü… Özlüyordur, aklındasındır diyor..

Ne önemi var ki diyor sonra içindeki diğer ses.

Farklı şeyler istiyordunuz. Farklı yollara ayrıldınız. Devamını Oku »

Sunum nasıl hazırlan-maz? Nasıl yapıl-maz?

Önümde bir bardak su var. En son bir yudum aldığımda zorlandığımı hatırlıyorum. Gözlerim gidip geliyor. Uyumak ve uyumamak arasındayım.. Kafam sanki bir ton. Oysa ayık kalmam gerekiyor.

Odada en az 40 kişiyiz. Benimle birlikte birkaç akademisyen var diğerlerinin hepsi melek yatırımcı. Sunumunu dinledikleri girişimlere yüzbinlerce avro yatırım yapıp yapmama kararını vermeye çalışıyorlar. Proje sahiplerinin yaptıkları sunumlar kararlarını etkileyecek.

En önde oturuyorum. Adam karşımda yarım milyon avro istiyor ama yaptığı sunum aşırı dozda uyuşturucu gibi. Bana dünyanın en önemli bilgisini veriyor olsa kaçıracağım. Anlattığı fikre şaşıracağıma, içinde bulunduğum duruma şaşırıyorum. Adam “bir sunumda şunları yapmamaya dikkat edin” listesindeki tüm maddeleri üstümüzde deniyor. Bayılmak üzereyim. Devamını Oku »

Ünlü yazarların yaşam öyküleri

Son günlerde okuduğum kitaplardan birisi “Günlük Ritüeller” isimli kitaptı. Şairlerin, ünlü yazarların ve ressamların çalışma şekilleri, bir günü nasıl geçirdikleri ve küçük küçük yaşamlarını anlatıyor. Enteresan yaşamlar var içinde. Size küçük küçük özetler geçeceğim. Gerçekten ilginç ama fark yaratacak bilgiler içeriyor.

KARL MARX : hayatı boyunca hiç sabit bir işi olmamış. Yoksulluk içinde yaşamış. Bir arkadaşının kendisine verdiği rutin bir para ile yaşamış. Enteresan olan hiç parasız bir yaşam içinde dünyanın en önemli para ile ilgili kitabını yazmış. Yeniden yaşasam aynen yaşardım, tek bir şey yapmazdım diyor. Evlenmezdim. Tüm gün çalışan bir yazarmış.

VOLTAIRE : Fransız aydınlanma dönemi yazarı günde 18-20 saat çalışırmış. Devamını Oku »

İnovatif, Bütün ve Sahici Olmanın Yolları

Beceriyi tanımlamak gerekirse bir anlamda “istediğiniz hayata ulaşabilmek” olarak da tanımlanabilir. Müzikte, yazı yazmakta, dans etmekte veya herhangi bir sporda olabileceği gibi, her daim istediğiniz alan üzerinde çalışarak, deneyerek daha iyi olabilirsiniz. Üç büyük fikirle işe başlayın: İnovatif olun, sahici olun ve bütün olun. Her birine ulaşmak için ihtiyacınız olan becerileri kavrayın. Sonra da onları liderlik repertuarınızın bir parçası haline getirebilmek adına eğlenceli ve verimli bir iş çıkarmak için kendinizi adayın.

Sahici olun. Neyin önemli olduğunu bilin. Sürekli değer yaratın. Değerlerle uyumlu hareket edin. Değerleri hikayelerle birlikte aktarın. Bırakacağınız mirası gözünüzde canlandırın. Güvenilir olun. Devamını Oku »

İş dünyasının “erkenci” CEO’ları!

Son yıllarda CEO’ların güne başlama saatleri oldukça merak ediliyor. Giderek fazlalaşan iş temposu, artan rekabet, kendini iş insanlarının uyku alışkanlıklarında da gösteriyor… CEO’ların önemli bölümü güne çok erken, bazıları ise 7-8 gibi makul sayılabilecek saatlerde başlıyor…

Çok az da olsa 8’den sonra başlayanlar da var… Ancak saat ne olursa olsun, her iş insanının kendini verimli kılmayı hedefleyen bir uyuma, bir de uyanma saati var… Hepsinin uyanma tercihinde günü verimli kullanma hesabı öne çıkıyor.

İş dünyasının dahi isimlerinden biri olarak kabul edilen Virgin’in kurucusu Richard Branson, her sabah saat 5:30’da kalkıyor. Günün bu saatinde kalkmanın kendisi için yaptığı en büyük iyilik olduğunu düşünüyor. “Günün doğuşuna tanıklık etmek hayatın en değerli anlarına tanıklık” etmek gibi… Devamını Oku »

“Dikkat!” dediğin şey o kadar önemli ki..

Karşımda 40 kişilik bir dinleyici kitlesi var. İş adamları, kadınları… Kimi telefonuna bakıyor, bazıları aralarında konuşuyor. Daha kendimi onlara tanıtmadım. Elimi kaldırıp, 5-10 saniye boyunca sessizce duruyorum. Elim havada bekliyorum… Bekliyorum… Bekliyorum… Herkes ister istemez yaptığı işi bırakmaya, gözlerini bana doğru kaydırmaya başlıyor. Sesler kesiliyor. Sonra soruyorum:

Bir tüketicinin en önemli kaynağı nedir? Bir ürün, servis ya da fikri satanlar neyin peşinde?

Önce herkes bir şaşırıyor. Düşünmeden atlayanlar oluyor. İlk etapta “para” öne çıkıyor. Ben itiraz ediyorum. Biraz daha düşünüp “zaman” diyenler oluyor. “Bilgi”, “güven”, “sevgi”, “sadakat” ve en son illa ve yine “para.” Bunların hepsi iyi, güzel, doğru ama tüketicinin elinde öyle bir şey var ki, satıcılar onu elde etmezlerse bu sayılanların hiçbir anlamı kalmıyor… Hiçbirini alamıyorlar. Devamını Oku »