Anasayfa / Başarı Yazıları / Yarının Dünyasını Şekillendirecek Tek Güç: Hayal

Yarının Dünyasını Şekillendirecek Tek Güç: Hayal

Çocukluk yıllarında hayal kurmak istediğimizde genelde “otur, önce dersine çalış, sınavı bir kazan da…” denirdi. Büyüdük sınav hatta sınavlar kazandık, “üniversite bitsin” dediler. Üniversite de bitti, iş hayatına atıldık. “İş hayatı mantık dünyası hayalin yeri yoktur” dediler, biz de hayalleri bir sonraki geleceğe öteledik. Daha sonra hayaller evliliklere, çocuklara ve hatta öyle ki emekliliklere kadar ertelendi. Emeklilik gelince de; “Artık bu dakikadan sonra hayal mi kurulur, bizden geçti” dedik ve bu sefer biz hayalden kaçar olduk. Halbuki bugün var olan her şeyi geçmişte birileri hayal etti ve şu anda biz bunlara sahibiz. Bugün hayal edilenlere ise yarın sahip olacağız. Tüm bunların arkasında aslında hayal gücünün, yaratıcılığın insan hayatına ve insanın gelişimine yansımasını görüyoruz. Böyle olmasaydı, avcı ve toplayıcı bir toplumdan; önce tarım, sonra sanayi oradan da bilgi toplumuna geçebilir miydik?

Modern hipnozun öncüsü Dr Milton Erickson’un kendisi ile ilgili hikâyesi, aslında hayal gücünün bir insana yaptırabileceklerinin sınırsızlığını gösterir (“Sesim Seninle Her Yerde –  Milton H. Erickson’un Telkin Hikâyeleri”). Dr. Erickson, liseyi bitirdikten birkaç ay sonra çocuk felcine yakalanır. Doktorların annesine yaptığı açıklamaya göre sabahı göremeyecektir. O zamanlar daha çocuk olan Milton, bir doktorun bir anneye “oğlunuz sabaha çıkmaz” demesini oldukça acımasızca bulur. İlk işi kendine küçük bir hedef koymak olur. Öncelikle penceresinin önünü kapatan şifonyerin yerini değiştirtir. Zira ölse bile gün batımını görmek istiyordur. Üç gün bilinçsiz yattıktan sonra uyanır. Sadece görme ve işitme duyusu doğru bir şekilde çalışıyordur. O günden sonra etrafını bu iki duyu ile takibe alır. Aslında bu takip ona insan gelişiminin birçok gizemini de keşfetme imkânı verir. O keşifleri meslek hayatında insanların hizmetine sunar.

yaraticilik ve hayal

Çocuğunuz, kardeşiniz ya da etrafta herhangi bir çocuğun hiç nasıl ayağa kalktığını izlediniz mi?

Milton’un o zaman en çok ihtiyaç duyduğu şey “Bir çocuk nasıl ayağa kalkar ve yürür?” sorusunun cevabıdır. Kitabın 48. sayfasında o ayağa kalkmayı şöyle anlatıyor:

İlgili Yazı :   Plansız bir amaç, sadece dilektir!

“Yürürken ne yaptığınızı bilmezsiniz. Ayağa kalkmayı nasıl öğrendiğinizi de bilmezsiniz. Elleriniz üzerinde kalkıp kendinizi yukarı çekmeyi öğrendiniz. Ellerinize ağırlık verdiniz – bir kaza eseri ayaklarınıza da ağırlık verebileceğinizi keşfettiniz. Bu oldukça karmaşık bir şeydi çünkü dizleriniz bükülüyordu. Daha sonra ayaklarınız birbirine dolaştı. Ayağa kalkamadınız çünkü dizleriniz ve kalçalarınız bükülüyordu. Ayaklarınız birbirine dolaşıyordu derken kısa zamanda bacaklarınızı açarak geniş destek almayı öğrendiniz ve kendinizi yukarı doğru çektiniz. Artık öğrenmeniz gereken şey dizlerinizi düz tutmaktı. Her defasında birisini öğrendiniz. Onu öğrenir öğrenmez de kalçalarınızı düz tutmak için dikkatinizi nasıl kalçalarınıza verebileceğinizi öğrendiniz. Ve sonra farkına vardınız ki; ayaklarınızı ayrı tutmak ve dikkatinizi aynı anda dizlerinize ve kalçalarınıza vermek zorundaydınız. Sonunda ayaklarınızı birbirinden ayırarak ve ellerinize dayanarak ayakta durabildiniz”

Hayal gücünüzü hafife almayın!

Milton hastalık süresince kardeşlerini emekleme sürecinden yürüme sürecine kadar en ince ayrıntıları ile gözlemledi. Ve bunu sürekli olarak zihninden kendisi üzerinde hayal etti. Zira kendisi de felci atlattıktan sonra aynı şekilde her şeyi sıfırdan öğrenmek zorunda idi.

Prof. Dr. Sinan Canan’ın TEDxTepebağED’de yaptığı “Değişen Beynim” isimli konuşmasını izlemediyseniz mutlaka izlemenizi öneririm. Dr. Canan’ın bu konuşmasında, gitar öğrenme ve çalma serüvenine öncelikle zihnen hazırlandığını göreceksiniz. İki tane anahtar nokta var burada. Birincisi tıpkı Dr. Erickson gibi gitar çalanları saatlerce izlemesi, ikincisi ile bir tahta parçası üzerine gazlı kalemlerle çizdiği gitar şekli üzerinde yaptığı pratikler.

Hayal etmeyi destekleyen nöronlar

Aslında bugün dikkat ederseniz, bir çocuğa akıllı bir telefon ya da tablet verildiğinde, çocuk birkaç dakika içinde tablet üzerinde bizim yaptıklarımızı yapabilir hâle gelir. Bunun arkasında aslında ayna nöron adı verilen bir grup beyin hücresi yer almaktadır. Bu nöronlar aslında karşımızdaki kişiyi anlayıp bizlere onları taklit edebilme yeteneği sağlar. Bu taklit zihinle başlayıp daha sonra fiziksel eylemle tamamlanır. Şubat ayında HBR Türkiye’de yayımlanan Güçlü Bir Soru Hayatınızda Hangi Kapıları Açabilir? adlı makalemde görsel beynin özelliklerini anlatmıştım. Hayal kurma becerisi tam olarak görsel beyin aktivitesinin sonucudur. Einstein gibi bir dehanın, “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere.” sözü aslında geleceğin hayallerden oluştuğunun en güzel ifadesidir. Geçmiş bilim kurgu filmlerini bir izleyin. Hangi yıllarda, neler hayal edilmiş ve bugün biz bunlardan hangisine sahip olmuşuz.

İlgili Yazı :   Ekibinize 5 Adımda İnisiyatif Almayı Nasıl Öğretebilirsiniz?

Geleceğin ilk tohumlarını atmak…

Toplumsal ve kültürel inançlar kimi zaman bizleri aynı kalıplara soktu. Kimi zaman ortama uyarak kalıplar bize dar gelse bile ona sığmaya çalıştık. Ama kalıpların dışına taşanlar her zaman bir şekilde akıllarda kaldı. Günümüzde birçok buluş bu kalıpların dışına çıkanlar tarafından bulundu. Keza bugün akıllarda kalan liderler de öyle.

Kendi geleceğinizi şekillendirmek üzere yeni bir tohum atmaya ne dersiniz?

“Ben hayal kuramam” diyenler için küçük bir alıştırma önerim var. “Bugüne kadar yapmaktan en keyif aldığınız şeyi hatırlamanızı istiyorum sizlerden.  Öncelikle o yaptığınız şey her ne ise; nerede, ne zaman ve kimlerle onu yapıyorsunuz? Onu yapan halinize baktığınızda neler görüyorsunuz? Bu halinizi izlemek size nasıl hissettiriyor?” Aslında hayal kurmak işte bu kadar kolay bir şey.

Bugün hep beraber ilk tohumu atalım ve bırakalım o tohum büyüsün ve olmak istediği her neyse o olsun. Varsayalım ki, hiçbir kısıtlılığın olmadığı bir ortamda, yani her şeyin sizin etrafınızda sizin için var olduğu koşullarda, tam da istediğiniz hayatı yaşıyorsunuz.

  • Bir an için istediğiniz hayatı yaşayan kendinizi gördüğünüzde, o noktadaki siz tam olarak nasıl biri olursunuz?
  • Hangi var olan ya da sonradan edinilmiş becerilerinizi kullanıyorsunuz?
  • Tüm bu becerilerin arkasında hangi davranışları, nerede, kimlerle ve hangi zaman diliminde gerçekleştiriyorsunuz?
  • O hayaldeki kendinizi gerçekleştirmeye giden yolda atacağınız eylem adımları, gübre, su, yağmur olsa, sizin eylem adımlarınız neler olur?

Yazan : Kemal Başaranoğlu | HBR Türkiye

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

TAVSİYE

özgüvensizlik ve güvensizlik

Güvensizlik Duygusunu Nasıl Yeneceğiz?

Raymond içine kapandı. Sandra tamamen çöktü. Halbuki ikisinin de başarılı bir geçmişi ...