İletişim kazaları
10

İletişim kazalarıHikaye şöyle başlıyor:
Profesör, konferans vermek üzere salona girmiş. Salonda, sadece ön sırada oturan seyis dışında hiç kimse yokmuş. Boş koltukları görünce, konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen profesör sonunda seyise sormuş: “Buradaki tek kişi sensin. Kararı sen ver. Sana göre konuşmalı mıyım, yoksa konuşmamalı mıyım?” Seyis cevap vermiş: “Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan hiç anlamam. O yüzden bana hiç sorma. Ama ben ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim”. Bu sözler karşısında seyise hak veren profesör, kararını vermiş ve konferansa başlamış. Konuşmuş, konuşmuş… İki saatin üzerinde konuşmuş, anlatmış, yazmış durmuş. Sonunda sözlerini tamamlayan profesör, kendini çok mutlu hissetmiş ve görevini yerine getirmenin hazzı ve tatlı yorgunluğuyla seyise dönmüş. Aslında amacı, tek dinleyicisi tarafından da konferansın çok iyi geçtiğinin onaylanmasını duymakmış. “Konuşmayı nasıl buldun?” diye sormuş. Seyis cevap vermiş: “Hocam, ben sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Yine de, eğer ahıra girdiğimde, biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım”. Günümüzde teknolojinin yardımıyla iletişim kanalları sınır tanımazken bir taraftan da ‘iletişim otoyolu’nda sayısız kazalara şahit oluyoruz. Bir kısım insan, konuştuğunu zannedip bir şey söylemiyor, bir diğerleri konuşup çatlatıyor, bir kısım susarak konuşuyor, bir kısım konuşarak susuyor. Hergün ‘iletişim kazaları’nda birçok kişiyi kaybediyoruz. Hatta en yakınlarımızı bile bu kazalardan koruyamıyoruz. Ölümcül yaralar alanları da kurtaramadığımız zamanlar oluyor. İletişim, bulunduğumuz toplumda en çok ihtiyacımız olan şeylerin başında. İletişim anlamayı ve anlaşılmayı sağlar. Anlama ve anlatma ise bilmeyi Bilgi sevgiyi, saygıyı ve hoşgörüyü getirir. Ne çok ihtiyacımız var değil mi bunlara? Neredeyse yakında onlar da neydi diye soracağız. Bilginin en önemlisi, en değerlisi ise kendini bilmektir. Bunu öğrendikten sonra da Mevlana’nın sözünü hiç unutmamak gerek. “Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır”.

Kazasız günler dileğiyle…

Yazan : Pembe CANDANER

730 Puan

Özgür Şahin, 2006 yılında kurduğu kendinigelistir.com’un kurucusu ve editörüdür. Bankacılıkta şube ve bölge yönetimi deneyimini; satış becerileri, ikna teknikleri ve finansal okuryazarlık alanlarındaki eğitmenlik birikimiyle birleştirir. Kişisel gelişim, iletişim, liderlik, motivasyon ve öğrenme üzerine yazar. Yazılarında karmaşık fikirleri sadeleştirmeyi, düşündüren sorular sormayı ve günlük hayatta uygulanabilecek öneriler sunmayı önemser. Gelişimi, kusursuz olmak için verilen bir yarıştan çok, insanın kendini tanıdığı ve küçük adımlarla ilerlediği bir yolculuk olarak görür.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Yorumlar (10)

  1. cok guzel bır anlatım teşekkurler

  2. cok güzel ve insanların sürekli yaşadığı bir problem farklı bi bakış açısıyla bakmanız cok ilgimi çekti yazı cok güzel kelimelerinize sağlık….
    Esenle Göker…

  3. BU TİP ÖRNEKLEMELER İNSANIN KONU HAKKINDA DAHA FAZLA YARARLANMASINI SAĞLIYOR GERÇEKTEN TEŞŞEKKÜRLER!

  4. basit bir adam olduğunu idda eden seyis bile profesörü ne kadar kolay alt edebildi
    demekki basitlik göreceli bir kavram konumuyla değerlendirmemek gerekiyor
    KALEMİNİZE SAĞLIK…

  5. gerçekten güzelmiş

  6. Mevlana’nın bu sözünü örnek almak gerek hayatta!

    Teşekkürler.

  7. Çok güüüüüüzel olmuş! Gerçekten kalemize iyi bakınız.
    TEŞEKKÜRLER!

  8. Cok güzel

  9. 25 Kasım 2013

    İletişim kazaları arkadaşlığın cellatı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.