Anasayfa / İnsan İlişkileri

İnsan İlişkileri

iletişim, iletişim teknikleri, iletişim becerileri, güçlü iletişim ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Reddedilme Korkusu Dedikleri de Ne?

İlişkilerdeki en büyük sıkıntılardan biri “reddedilme korkusu” olarak karşımıza çıkıyor. Bu korku, kişiyi her alanda yani iş ve özel hayatını da olumsuz yönde etkiliyor. Kişi, özel hayatında reddedilme korkusu yaşıyorsa terk edilme korkusu ve aşırı kıskançlık duygusunu da beraberinde getiriyor. Reddedilen bir kişinin özgüveni oldukça kırılıyor ve bu korku ilerleyen zamanlarda tolere edilemezse kişi oldukça cesaretsiz ve pasif hissedebiliyor. Daha sonra bu durum kişiyi sosyal fobiye, depresyona itebiliyor.

Eğer siz de “reddedilme korkusu” yaşayanlardansanız, bu duyguyu ilk önce ne zaman ve nasıl deneyimlediğinizi hatırlayabiliyor musunuz?
Kaç yaşındaydınız?
Sizi reddeden kimdi ve o an neler hissettiniz? Devamını Oku »

Hayatına Dokunan Herkes Değerlidir ama Herkes “özel” Değildir!

Ben tesadüflere inanmam fakat doğru yer doğru zaman doğru insanlar denkleminin hayranıyımdır.

Size bu bağlamda eğitimlerimin temel konusu olan ve benimsediğim temel Hint felsefesinin 4 altın kuralından bahsetmek istiyorum.

Birinci kural : Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretir.

İkinci kural : Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. “Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı” gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir. Devamını Oku »

Dinleme Becerisi Kazanabilmek için 5 Egzersiz

Sağlıklı bir iletişimin gereklerinden biri olan dinlemeyi, sesten anlam çıkarma olarak tanımlayabiliriz. Zihinsel bir çıkarım süreci olan bu eylem, iletişime harcanan vaktin yaklaşık yüzde 60’ını kaplar. Dolayısıyla önemi büyük bir beceridir.

Ne var ki modern çağın teknolojik gelişmeleri, dinleme becerimizi kaybetmemize neden oluyor. How to be Heard; Secrets for Powerful Speaking and Listening kitabının yazarı Julian Treasure, bunun birçok nedeni olduğunu belirtiyor. Treasure’a göre; dinlememizi kaybetmemizin nedenleri arasında, sesi kaydetme yollarını icat etmemiz önemli bir yere sahip. Önce yazıyla, sonra ses kaydıyla ve şimdi de video kaydıyla sesleri kaydetmeye başlamamız, doğru ve dikkatli dinlemenin değerini tamamen yitirmemize sebep oldu. Devamını Oku »

Kolektif Zeka, Karıncalar ve Kişisel Gelişim

Kişisel gelişimi kendi hayatının odağında önemli bir noktada tutan kişilerin hayatta karakterlerini oturtmaları ve kendilerini bulmaları için doğru zamanda doğru bilgiye ulaşabilmeleri, vazgeçilmez bir artı. İşin özünde şöyle bir gerçek var; Matthew Killingsworth’un araştırmasını da, okuduğunuz bu düşünce eserinin başka kişilerle paylaşımını da mümkün kılan bizim geliştirdiğimiz bu bağlayan teknolojiler. Ancak hepsinin ötesinde, bağlı olmanın gerçekten ne kadar devasa bir gelişim ve evrim ivmesi kattığını anlamak için kolektif zeka kavramına ve karıncalara bakmalıyız! Devamını Oku »

Ben Bilmem Amirim Bilir

İşimiz gereği her gün birçok insanla iletişim halinde oluruz. Kiminden bir şeyler talep eder, kiminin ise taleplerini yerine getiririz. Eğer talebini yerine getiremeyeceksek de neden getiremeyeceğimizi izah ederiz. Bizim de talebimize olumsuz bir yanıt verilse sebebini öğrenmek isteriz. Maalesef bu sebep çoğu zaman “amirim böyle söyledi” olabiliyor. “Peki, neden?” diye sorduğunuzda ise “onu kendisiyle görüş” cevabı gecikmiyor. Böylelikle iş çözülmemiş oluyor. Hatta bu şekilde büyüyerek sorun kriz halini alıyor.

Tecrübeyle sabittir ki “amirim uygun görmedi” cevabını verenlerin çoğu aslında kendisi uygun görmemiştir. Size cevap verirken ya amirine sormamıştır bile –ki muhtemelen sorulması gerekmeyen bir konudur- ya da onu yönlendirerek sormuş ve istediği cevabı almıştır. Burada önemli olan talebin onay ya da red görmesi değildir. Talep edenin, karşısında bir muhatap bulamamasıdır. Belki gerçekten reddedilmesi gereken bir talep olabilir ama bunun makul gerekçeleriyle açıklanması gerekir. Devamını Oku »

X ve Y kuşaklarının Yöneticiye Karşı Karşılaştırmalı Bakış Açısı

Geçmişte birçok defa X kuşağı, Y kuşağı, Z kuşağı hakkında yazılarımız oldu. İş hayatımızın içine baktığımızda en çok karşılaştığımız 2 nesil X ve Y kuşakları olduğu aşikar.. İnsan kaynakları alanında yapılan çalışmalarda beklentiler her zaman sorgulanır ve bu veriler hep en önemli seviyede tutulur. Çünkü çalışılan ortamda farklılık gösteren kişiler bir arada bulunmaktadır, buda doğru yönetildiğinde güzel bir ahenge dönüşür. Bu açıdan kişileri ne kadar analiz edebilirsek bizim için o kadar önemlidir. Bu nedenledir ki kuşaklar üzerine yapılan çalışmalardan elde edilen veriler benim işime hep yaramıştır. Burada sizinle oranlarla karşılaştırmalı olarak X,Y kuşağı üzerinde durmaya özen gösterdim Devamını Oku »

Doğru Sorulara, Doğru Cevaplar!

Soru sormak yaşamımızın ne kadar içinde? Konuşmalarımızın ne kadarı olumlu, olumsuz söylemler, ne kadarı soru? Soru sormak öğrenmenin en doğrudan yolu. Sorduğumuz sorulara aldığımız cevaplar doğrultusunda ilgilendiğimiz konuyla veya kişiyle ilgili yeni şeyler öğrenir, bilgimizi her an arttırırız. Günde ortalama kaç soru sorarız dersiniz? Yetişkinlerin kişilik özelliklerine, yaptıkları işlere göre ortalama bir sayı vermek zor olsa da, araştırmalar 4 yaşındaki bir çocuğun günde ortalama 473 soru sorduğunu gösteriyor.

Çocuklar meraklı gözlerle etraflarındaki her şeyi büyük bir ilgi ve öğrenme isteğiyle bıkmadan usanmadan sorular sorarak keşfederler. Yaşları ilerledikçe sorular azalır, farklı anlama mekanizmaları devreye girer, herşeyi kolayca anlamalarını sağlayacak basit sorular yerini varsayımlara ve gözlemlere bırakır. Bu süreçte birçok duygu, düşünce, bilgi anlaşılamaz, kimi zaman kaybolur. Oysa hem kişisel hem de profesyonel yaşamımızda sorular bizi en kısa yoldan bilgiye, problemleri çözmeye, karşımızdakileri anlamaya götüren rehberler. Devamını Oku »

Dur Bakalım’dan Bakarız’a kadar En Çok Kullanılan Üç Savsaklama İfadesi

Bir konu üstünde çalışıyorsunuz ve çok heyecanlısınız. Şimdiye kadar kat ettiğiniz yolu veya planlarınızı üstünüze anlatmak için konuşmaya başladınız. İşte o anda karşınıza çıkar bu sözler. Geçiştirme sözleri, savsaklama sözleri, öteleme sözleri, konuyu değiştirmek için kullanılan sözcükler vs. Türkçemizde birçok adı olabilir ama hepsi aynı kapıya çıkar. Meslek hayatının başındakiler bu sözler karşısında heyecanlarını biraz yitirseler de umutlarını sürdürürler. Deneyimli çalışanlar ise bunun anlamını gayet iyi bilir: “Havada bulut, sen bu işi unut”. Şimdi bir işin savsaklanacağını gösteren sözlere geçelim Devamını Oku »

Tevazu ve Kibir

Kibirli insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz, ne hissediyorsunuz? Sizde saygı mı uyandırıyorlar? Ya da hayranlık mı? Yoksa onların gerçekten üstün insan olduklarını mı düşünüyorsunuz? Ya da eşi bulunmaz biri olduklarını mı?

Bunu okuyan hemen herkes “hayır böyle hissetmiyorum veya düşünmüyorum” diyecektir kuşkusuz. Peki o zaman bu insanların kibirlerini kim besliyor? Mutlaka bu kibrin büyüsüne kapılmış, karşısındakini hakikaten üstün biri gibi gören, ona itaat ve sadakâtini göstermek için olağanüstü bir çaba ve teslimiyet içinde olan, bunun karşılığında başı okşanıp da korunup kollandığını, sevildiğini düşünerek ruhsal bir doyum bulan birileri her zaman vardır ve bunlar kişinin kibrini cilalamaya devam ederler. Devamını Oku »

Çalışanınızdan mektup var!

Sevgili yöneticim;

Bir süredir burada çalışmaktan mutsuzum ve sen de fark ediyorsun belki de. Bunu açık açık hiç konuşmadık, çünkü sana başka bir iş aradığımı söylemekten korkuyorum. Geçen gün bir yerde denk geldim, şöyle diyordu: “Çalışanlar şirketlerini değil, yöneticilerini terk ederler” İstifa edenlerin %70’i bağlı bulundukları yönetici nedeniyle işten ayrılıyorlarmış. Ben de bunlardan biri olmak istemiyorum. Aslında burayı ve yaptığım işi daha çok sevebilirim.

Şirkete daha fazla değer katabilirim. Bu nedenle sesimi dinlemene ihtiyacım var:

Bana güven: Yaptığım işi kendimce en iyi şekilde yapmaya çalıştığıma güven. Bazen senin beklentilerini karşılayamıyorum, ama iyi niyetli olduğuma ve çabaladığıma güven. Devamını Oku »