Anasayfa / manşet

manşet

İnovatif Fikirlerin çoğu Doğmadan Ölür

İnovatif fikirlerin ve/veya muhteşem fikirlerin paylaşıldıkları anda takdir gördüğünü düşünme eğilimindeyiz. Oysa yarının başarılı fikirlerini bugün duyduğumuzda başarılarını kestirmekte zorluk çekiyoruz. Çoğumuz yok ya bu fikir tutmaz diyor, yeniliklerden büyük heyecan duyan diğerleri duydukları her ilginç fikre sarılıyor, bazıları da iç ve dış engelleri öne sürerek kararsız kalıyor. Peki ya, patronunuz yeni projeler için fikir üretmenizi istediğinde ve kutunun dışında düşünün dediğinde ne oluyor? Siz ve takımınız geceyi gündüze katıp beyin fırtınalarından en iyi fikirleri süzüp pazar araştırmalarına ve prototiplere sunumlar hazırlıyorsunuz. Gene de olmuyor. Ya patronunuz beğenmiyor ya patronun sağ kolu yok bu fikir tutmaz diyor ya da finans büyük bütçelerin olmadığını hatırlatıyor. Olmuyor, olmuyor, olmuyor Devamını Oku »

Başarısızlık Düşündüğünüzden Daha Önemlidir!

Geriye baktığınızda, muhtemelen bugün nerede olduğunuzu geçmişteki başarısızlıklarınızla açıklayabilirsiniz…

İnsanlar, Uber ve AirBnB gibi milyar dolarlık işletmeler haline gelen başarılı girişimleri alkışlamayı seviyor, ancak burada dikkate alınması gereken bir şey var: Para kazanmaya başladıktan yaklaşık 20 ay sonra, yeni teknoloji şirketlerinin %70’i başarısız olmaktadır.

10 üzerinden 7! Bu çok fazla açıkçası.

Başarısızlık o kadar yaygındır ki, kurucular şirketlerinde yanlış giden şeyleri tartıştıkları süregelen bir “Otopsi Sonrası Başlatma Hatası” oluştururlar. Buradaki fikir, diğer kurucuların hatalarını okuyabilmek ve onlardan bir şeyler öğrenmektir Devamını Oku »

Hedefinizi çağırırsanız, sizin olur!

Hedef çağırıldığı anda adımlanmaya başlar. Şöyle söyleyebiliriz… Her şey ne istediğini bilmekle başlıyor. Farklı yöntemlerle istediğiniz şeyi olmuş gibi hayal ediyorsunuz…

Olumlu düşünce akımı pandeminin sağlık, yaşam, ekonomi ve psikoloji üzerindeki negatif etkilerini çözmek arayışındaki Amerikalıların yardımına koşuyor. Sosyal medya influencer’larının milenyallar arasında popülerleştirdiği ve manifesting adını verdikleri bu akım, olumlu düşüncenin getirdiği yapıcı enerjiye ve sihirli pratiklere dayanıyor. Örneğin, TikTok’ta paylaşım yapan Baila Salifou, başında başörtüsü, boynunda kristal kolyesiyle, takipçilerine en büyük hayallerini nasıl gerçekleştirebileceklerini anlatıyor. Tek ihtiyaçları olan 2 bardak su, 2 post-it ve sınırsız hayalgücü… Kimisi hayallerini birkaç kez yazmayı, kimisi hayallerini olmuş gibi zihinlerinden bir film şeridi gibi (ya da Netflix serisi gibi) oynatıyor, kimileri yüksek sesle tekrar ederek hayallerine kavuşacaklarına inanıyor, diğerleri ise, mumlar ve kristaller yardımıyla meditasyon yapıyor Devamını Oku »

Pareto Kuralı Nasıl Hayata Geçirilebilir?

Pareto kuralı çok duyduğumuz bir kavram haline geldi. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım Pazar günü yapmak istediği işlerin ancak %20’sini tamamlayabildiğini söylediğinde ona eğer pareto kuralı gereği uygun davrandıysan sorun yok diye cevap verdim. Bugünkü yazımda bu Pareto kuralı hayatımızda nasıl kullanabileceğimize dair görüşlerimi paylaşmak istedim. Pareto prensibi, çoğu olay için, ortaya çıkan sonuçların kabaca %80’inin etkenlerin (gösterilen çabaların) %20’sinden kaynaklandığını belirtir.

Pareto prensibi daha çok zaman yönetimi ve önceliklendirme anlamında kullanılıyor olsa da kişisel gelişim açısından bakıldığında pek çok farklı konuya uyarlanabilir, bunlar da ayrı bir yazının Devamını Oku »

Strateji Küçük Siyah Elbise Gibi Olmalıdır

Küçük siyah elbise 20. yüzyılın moda ikonuydu. Coco Chanel, 1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenerek tasarladığı siyah bir elbiseydi.

Chanel’in kullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuz gösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı. Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi” davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz de giyebiliyorlardı. Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar bir kere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı Devamını Oku »

Ödüllendirmek ve Uzun Vadedeki Zararları

Ödüllendirmek ve ödülün kısa ve uzun vadedeki sonuçları mutlaka değerlendirilmelidir. Bir işin tamamlanması durumunda belirli bir ödül alınacağı bilgisi o işin yapılmasını daha da tetikler düşüncesi yaygın bir düşüncedir. Ancak yapılan araştırmalar sonunda ödül olan işlerde karşıdakiler biran önce bitirmek ve ödüle ulaşmak istemektedirler. Bu durum da doğal olarak yapılan işe yansımaktadır. Devamını Oku »

Kendini Kandırma Sanatı

Kendini kandırma üzerine insanoğlu ustalaşmıştır. Şimdi size “kendi kendinize” kurduğunuz birçok cümleyi hatırlatacağım. Dürüst olalım. Kaçını kurmuşsunuzdur? Kaçının sonucu gerçekten hüsrandır? Motivasyon üzerine bu kadar yazmışken bir de bu açıdan bakalım mı Devamını Oku »

Dikkatini Neye Verirsen Onu Büyütürsün

İnsan bir enerji varlığı, dikkatini daha çok neye verirse o şeyi büyütme kapasitesine sahip. Varlık ve yokluk bilinci arasındaki en temel farklardan birisi de bu. Eğer elimde olanlara içten bir şekilde şükredersem, daha fazlasını istiyorsam buna ulaşmamı kolaylaştırırım. Eğer elimde olanın değerini bilmiyorsam yokluk bilincinde olabilirim ve bu isteklerime ulaşmamı da zorlaştırır.

Ayrıca zor bir durumun içinden geçtiğimiz dönemler olur hepimizin hayatında. Bu tip dönemlerde de hayatın yolunda giden diğer alanlarını gözden kaçırmamalıyız. Tek bir konu yüzünden sanki tüm hayatımız çok olumsuz bir şekle bürünmüş gibi düşünmekten ve hareket etmekten kaçınmalıyız. Bunu yapmadığımızda içinde olduğumuz duruma bir çözüm de üretmek güçleşiyor. Devamını Oku »

Kendini Kelebek Sanan Tırtılın Acı Dolu Dönüşüm Hikayesi

Bundan yaklaşık 3 yıl önce neredeyse 10 yıllık bir kişisel gelişim serüveninden çıkmış halde, geleceğe aşırı ümitle bakan biriydim. Yanlış ilişkilerimden kurtulmaya and içmiş, kendim olmaya ve kendi istediğim yolda yürümeye yemin etmiştim. Adeta kişisel gelişimimin zirvesindeydim (kendimce!). Beni çok zorlayan süreçlerden geçmiş, bunlardan çıkmayı başarmıştım. Hem beni yoran ve bağımlı olduğum bir ilişkiyi bitirmiş hem de ekonomimi düzene sokmuştum. Artık zirvedeydim! Tam bir, kozadan çıkan kelebek olmuştum! Tırtıl falan değildim artık! Ermiştim, yükselmiştim, boyut atlamıştım!!! Daha doğrusu öyle olduğunu sanıyordum…

Bir gün biri geldi ve aslında daha kozaya bile girmemiş bir tırtıl olduğumu bana gösterdi. İçimdeki tüm çirkinliği, pusuya yatmış egoyu, ruhumun çöplüğünü yüzüme çarptı. Acıyla, pişmanlıkla ve gözyaşıyla…Tabii bu öyle çabucak olmadı. 2 senemi aldı. Öyle zamanlar geçirdim ki, ruhum bedenimden ayrıldı sandığım anlar oldu. Peki tüm bunlar nasıl mı oldu? Anlatayım.. Devamını Oku »