Anasayfa / Kadınlar / Her Hıyara Tuzluk Olmaya Çalışmamız

Her Hıyara Tuzluk Olmaya Çalışmamız

Erkekler.. Ne kadar önemliler bizim için.. Doğduğumuzda babamız.. İlişkide sevgilimiz.. Evlilikte kocamız.. Anne olduğumuzda belki oğlumuz.. Hayatımızın her döneminde yanımızda olmasına ihtiyaç duyduğumuz.. Babalarımızın kucağına yatıp bizi sevmesini beklediğimiz.. Sevgilimizin bize aşkla bakmasını istediğimiz.. Oğlumuzun ‘anneciğimmm’ diyerek boynumuza sarılmasına kurban olduğumuz..

Önemliler..

İyi ki de varlar..

Onlarsız bir hayat düşünemezdik..

Buraya kadar gayet güzel.. Erkekleri seviyoruz.. İstiyoruz.. Ama neden onları istiyoruz?

Burada konuşmak istediğim erkekler, hani, o erkekler.. Aşık olduğumuz, sevgilimiz, kocamız, bizi aramalarını beklediğimiz  erkekler..

Niye bir erkek istiyoruz hayatımızda sorusuna cevap arıyoruz..

Biz kadınlar, özellikle son dönemde, “illa bir ilişkimiz olmalı, evlenmeliyiz” diye tutturmuşuz gidiyoruz.. Bilmiyorum dünyanın başka bir ülkesinde bu kadar çok evlenmek isteyen kadın var mıdır bir toplumda? Hepimizin hayali beyaz bir gelinlik.. Masallardaki “sonsuza kadar mutlu yaşadılar.” cümlesinin gerçeğe dönmesi.. Bunu istemek de ayıp değil şüphesiz.. Herkes ruh eşiyle sonsuza kadar mutlu yaşamak istiyor, herkes bir yastıkta kocamak istiyor.. Çok güzel bir hayal.. Ama bunu neden istiyoruz? Neden bu kadar evlilik bağımlısıyız? Ve yine kadınlar olarak, evli olmayan kadınlara neden farklı gözle bakıyoruz?

Türk toplumu olarak ataerkil bir toplumda yaşıyoruz. En azından çoğumuzun yaşadığı hayat bu.. Kız çocukları olarak da erkeklere nazaran daha fazla baskı görüyoruz. Hem annelerimizden, hem babalarımızdan.. Eve giriş saatlerimiz belli, nerede olduğumuz mutlaka ailemize haber verilmeli, erkek arkadaşlarımızın olduğunu çoğumuz ailemizden saklıyoruz, evlilik öncesi bırakın cinselliği, bir ilişki yaşamamız bile ailemiz tarafından onaylanmıyor. Evde genelde annemize yardım etmemiz bekleniyor, babamıza su getirmemiz.. Erkek kardeşimizin odasını toplamak bile bize düşüyor. Baskı altındayız.

Sürekli başkalarının istediklerini yapmak, onların hayatlarını yaşamak, kendi istediğimiz şeyleri yapamıyor durumundayız. Yani özgür değiliz. Ama ben ne istiyorum, özgür kalmak. Özgür olmak. İstediğim şeyi istediğim zaman yapmak. Eve istediğim zaman gelmek. Bir evi çekip çevireceksem, kendi evimi çekip çevirmek. Birine bakacaksam, kendi kocama bakmak. İşte bunun yolu da, bu toplumda, ev-len-mek. Bir kızın tek başına kendi evinde yalnız yaşaması da toplum tarafından hoş karşılanmayan bir durum olduğundan, ben en iyisi bir an önce evleneyim. Yani istediğim özgür olmak, çözümüm evlenmek.

her-hiyara-tuzluk-olmak

Yoksul bir ailedeyim. Evde konuşulan konu sürekli paramızın olmaması, parasızlık. İstediğimi alamıyorum. Arkadaşlarımın, televizyonda gördüğüm insanların o kadar güzel hayatları var ki.. Altlarında arabalar, evler, takılar, kıyafetler.. Ahh keşke bende de olsa.. Ama nasıl olacak ki? Okul okumadım, aldığım maaş belli. Ben o kadar nasıl zengin olacağım ki? İyisi mi zengin bir adamla evleneyim de, rahat edeyim. Annemler de destekliyor zaten o çocukla çıkmamı. Durumu, hali vakti yerinde.. İstediğim, rahat bolluk içinde bir hayat, çözümüm evlenmek.

Babamdan şiddet görüyorum. Abimden de. Sürekli dövüyorlar beni. Annem bile dövüyor istediği şeyi yapmadığımda. Vücudumdaki morlukları saklamaya çalışmaktan, yalan söylemekten bıktım. Beni seven bir kocam olsa, saçımı okşasa, sözünden bile çıkmam. Bir sürü bebeler doğururum da ben ona. Çok mutlu oluruz. İstediğim, sevilmek birisi tarafından, çözümüm evlenmek.

Bir erkek arkadaşım var. Çok seviyorum onu. İçim kıpır kıpır ediyor onunla konuşunca, görüşünce. Elimi tuttuğunda. Aslında daha fazlasını da yapmak istiyorum. Gece onunla öpüştüğümü hayal ediyorum uymadan önce. Ama yapmamalıyım. Annem evlenmeden önce bir kız asla erkeğe kendini sunmamalı diyor. Namus önemlidir diyor. Ama canım da onu çok istiyor. İstediğim, cinselliğimi özgürce yaşamak, çözümüm evlenmek.

Tavsiye Yazı :   Aşk, aldatma, evlilik, kadın ve erkek hakkında...

Artık 30 yaşıma geldim. Bu kadar zamandır paramı da kazandım, ilişkilerim de oldu, sevgilimle cinselliğimi de doyasıya yaşadım. Aslında güzel bir hayatım var. Ama artık bir çocuk doğurmak istiyorum. Anne olmayı, anneliği tatmayı istiyorum. Yaşım da geldi. Bütün arkadaşlarım bir bir doğuruyorlar. Ben de anne olmak istiyorum. İstediğim, anne olmak. Çözümüm evlenmek..

Bekar hayatlarımızda yaşadığımız çoğu problemin, sosyal statüye bakılmaksızın, birçok kadın için cevabı aynı. Evlilik. Hepimiz evliliğin bizi yaşadığımız hayattan kurtaracağını düşünüyoruz. Hepimiz için evlilik kurtuluş. Erkeğe, evliliğe böyle büyük manalar yüklüyoruz. Sanıyoruz ki, evlenince, o beyaz gelinliği giyince Sinderalla misali bir masal dünyasına dalacağız. 3 yaşımızdan itibaren, evin perdelerini kendimize duvak yapıp, evleneceğimiz günün hayaliyle büyüyen bir nesiliz biz.. Büyük ablalarımız, teyzelerimiz evlendiğinde, düğünlerde küçük gelinler olan (bazıları kırmızı kuşaklı), düğün salonlarında oradan oraya koşan küçük kız çocuklarıyız hepimiz.. Mimar, mühendis, modacı olmak farklı hayallerimiz ama, hepimizin ortak bir hayali var. Gelin olmak. Evlenmek. Anne olmak..

Ve ne yazık ki, evliliğe böyle çarpıtılmış kurtuluşlar için adım attığımızdan dolayı da çoğu evlilik bugün çatırdıyor.. Evdeki baskıdan kurtulmuş oluyorum, ama bu sefer kocam bana baskı yapmaya başlıyor.. Kıyafetime karışıyor, kıskanıyor.. Babamdan artık şiddet görmüyorum da, kocam bana şiddet uyguluyor.. Kocamın çok parası var, ama benim harcadıklarıma laf ediyor, veya evet artık çok zenginim, ama kocamdan istediğim ilgiyi görmüyorum.. Sonunda bir çocuğum oldu, ama bu yanımdaki adam beni o kadar da mutlu etmiyor.. Sonunda istediğim gibi kocamla seks yapabiliyorum, ama bu mudur o kadar abarttıkları şey? Ben o kadar da zevk almıyorum ki.. Başkasıyla birlikte olmak nasıl bir duygudur acaba? Evet, istediğimiz şeye kavuşmuş oluyoruz belki; para, baskıdan kurtulma, cinsel özgürlük.. Ama yanında da bize bir adam verilmiş oluyor.. Bütün kurtuluşumuzu buna bağladığımız..Ve ne yazık ki çoğu zaman yanıldığımız..

Artık sanırım kadınlar olarak, kurtuluşun ve nihai mutluluğun evlilikte bulunduğunu bize öğreten düşünce kalıplarından kurtulma zamanımız geldi. Çünkü gördük ki bu işlemiyor. Gördük ki cevap orada değil. Ve artık sorumluluğumu kendi üzerimize alma vaktimiz de geldi.. Para istiyorsak, bunu kendimiz elde edebiliriz. Özgür olmak istiyorsak, hayatımızın sorumluluğunu elimize alıp, bize yapılan bazı şeylere dur demeyi öğrenip, kendi ayaklarımızın üzerinde durma vaktimiz geldi. Cinselliğimizi, o çok doğal ve güzel bir duygu olan cinsel özgürlüğümüzü talep etme vaktimiz geldi. İçimizdeki ses bize onun kötü olmadığını söylüyor zaten, etrafımızdakilerin aksine.. Artık kadın olmanın, kadın olarak, kendimiz olarak, kurtuluşu bir erkekte değil de, kendimizde, kendi içimizde bulacağımızı fark etmenin vakti geldi.. Bizi ancak biz kurtarabiliriz, yaşadığımız, ancak yaşamak istemediğimiz hayatlardan..Ve bizi ancak biz götürebiliriz yaşamak istediğimiz hayatlara..

Hıyarlara tuzluk olmaya çalışmak yerine, kendimizi güzel bir meyve olarak görme zamanımız geldi..

Yazan : Esra Paça / Mobius Danışmanlık

Hakkında Esra PAÇA

Esra Paça, herşeyden önce bir kadın olarak, İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası Finans bölümününden birincilikle mezun oldu, daha sonra İngiltere’de Essex Üniversitesi’nden Uluslararası Yönetim dalında yüksek lisans diplomasını alıp Türkiye’ye döndü. Aldığı Bireysel Gelişim eğitimlerinden sonra Mobius Danışmanlık isimli kendi şirketini kurdu. Halen “önce kadın” Eğitimleri’yle, ataerkil dünyada, kadın gücünü, kadınlara hatırlatmayı hedeflediği eğitimler vermektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

TAVSİYE

hulusi samim 100 lira hikayesi

Hulusi Samim ve Unuttuklarımız

Nazilli Tren İstasyonu’nda, treni karşılamak için bekleyen insanların arasındayız. Ankara’dan gelen trenin ...