Anasayfa / Başarı Yazıları / Kendini Kelebek Sanan Tırtılın Acı Dolu Dönüşüm Hikayesi
Kozadan Çıkmak
Kozadan Çıkmak

Kendini Kelebek Sanan Tırtılın Acı Dolu Dönüşüm Hikayesi

Bundan yaklaşık 3 yıl önce neredeyse 10 yıllık bir kişisel gelişim serüveninden çıkmış halde, geleceğe aşırı ümitle bakan biriydim. Yanlış ilişkilerimden kurtulmaya and içmiş, kendim olmaya ve kendi istediğim yolda yürümeye yemin etmiştim. Adeta kişisel gelişimimin zirvesindeydim (kendimce!). Beni çok zorlayan süreçlerden geçmiş, bunlardan çıkmayı başarmıştım. Hem beni yoran ve bağımlı olduğum bir ilişkiyi bitirmiş hem de ekonomimi düzene sokmuştum. Artık zirvedeydim! Tam bir, kozadan çıkan kelebek olmuştum! Tırtıl falan değildim artık! Ermiştim, yükselmiştim, boyut atlamıştım!!! Daha doğrusu öyle olduğunu sanıyordum…

Bir gün biri geldi ve aslında daha kozaya bile girmemiş bir tırtıl olduğumu bana gösterdi. İçimdeki tüm çirkinliği, pusuya yatmış egoyu, ruhumun çöplüğünü yüzüme çarptı. Acıyla, pişmanlıkla ve gözyaşıyla…Tabii bu öyle çabucak olmadı. 2 senemi aldı. Öyle zamanlar geçirdim ki, ruhum bedenimden ayrıldı sandığım anlar oldu. Peki tüm bunlar nasıl mı oldu? Anlatayım...

Kozadan Çıkan Kelebek?

Kendimi çok güçlü, enerjik ve kararlı hissettiğim bir dönemdi. Ağır bir ameliyat geçirmiş, içimde pervasızca büyüyen ve yaratıcılığımı engelleyen bir kitleden kurtulmuştum. Aynı zamanda yine beni aşağı çeken ve sakız gibi uzayan gereksiz bir ilişkiyi de bitirmiştim. Sanki hayata yeniden başlıyordum. İşte yenilenip zirveye ulaştığım bu dönemde karşıma saf bir insan çıktı. Saflıktan kastım, deneyimsiz ve kirlenmemiş biri olması. Önceleri bu insan bana sevgiyi, neşeyi ve umudu öğretti yeniden. Artık gerçekten erdiğimi düşünmeye başlamıştım. Ta ki engeller karşımıza çıkana kadar. Masal gibi başlayan şey birden bire bir kabusa dönüşmeye başladı ve ben artık bir melek değil, şeytandım.

Evet! Belki çevreme sorsanız benim için bu tabiri kullananlar çıkardı. O kişi için de bir melektim. Ama kontrolümden çıkan olaylar karşısında öfkesine hakim olamayan, gücü yettiği için karşısındakini ezen ve horlayan iğrenç bir insana dönüşmüştüm. Üstelik bunu asla kabul etmedim! Hep ben haklıydım! Daima ben doğruydum ve benim fikirlerimin aksi iddia edilemezdi! Ermiştim ya:) Ben artık boyut atlamış bir varlıktım ya! Tabii ki en doğrusunu ben biliyordum ve benim dediğim olmalıydı. Tüm bu güç zehirlenmesini yaşarken karşımdaki insana neler yaptığımı farketmedim. Canım mı acıdı, daha beter acıttım! Bana yalan mı söylendi, ben daha büyüğünü söyledim. Aşağıladım, hakaret ettim. Çünkü ben haklıydım. Çünkü benim istediğim olmuyordu ve ben arkamı dönüp gitmek yerine eziyet etmeyi seçmiştim.

Kelebek Yolculuğu

Kelebek Yolculuğu

Her şey durup dururken mi oldu?

Tabii ki tüm bunlar durup dururken olmadı. Elbette tek taraflı değildi yaşananlar ama ben hani bilinçli olandım? Hani ben yıllardır kişisel gelişim peşinde ter akıtmış ve yükselmiştim? Meğer daha öfkesine bile hakim olamayan bir zavallıymışım. Öyle de özgüven sahibiydim ki, bu yaptıklarım hakkımdı ve karşımdaki kişi bunlara karşılık veremezdi. Çekip gidemezdi de. O yüzden aynı şeyleri tekrar tekrar yaptım. Ve bu durum bir sarmala girdi. Ben ezdikçe karşı taraf hataya düştü, uzaklaştı. O yeni hatalar yaptıkça ben daha çok ezdim…Belki de insanın ömrü boyunca bir kez rastlayabileceği farklılıkta bir deneyimi tamamen egomun hakimiyetinde bir hiçe çevirmiştim.

Sonunda öyle bir aşamaya geldim ki, kader bana “Dur!” demek zorunda kaldı. Kendime ben bile engel olamıyordum çünkü ve ilahi bir müdahale şart olmuştu. İşte bu müdahale beni kendime getirdi. Ama bu o kadar kolay olmadı. Hem bedensel, hem ruhsal sağlığımı kaybettim. Karanlık bir çukura düştüm ve haftalarca içinden çıkamadım. Kalbim uzun zaman önce susmuştu. Sadece zihnim konuşuyordu ve bütün bunlar zaten onun yüzünden olmuştu. Şimdi onu susturup kalbi yeniden devreye sokmanın zamanıydı.

Karanlık günlerden sonra, suyun altında bir süre nefessiz kalan bir insanın su yüzeyine çıkması gibi, nefes nefese kalmış bir halde uyandım. Yaptığım her şey bir film şeridi gibi zihnimden akmaya başladı. Kendim bile kendime inanamadım. Aklım başıma gelmişti. Nasıl bir canavara dönüştüğümü farkettiğimde hemen kendi üzerimde çalışmaya başladım. Meditasyonlar, EFT çalışmaları, mantralar. Özüme dönmek için her şeyi yaptım. Kendimden nefret ettim, kendimi yargıladım, cezamı çektim ve kendimi affettim. Tüm suçlarımın cezasını çekerek beraat ettim. Hiç kolay olmadı, hem de hiç. Fiziksel ve ruhsal olarak acı çektim, yanıp kül oldum. Ama küllerimden doğmayı da bildim.

Meğer ne kadar da?

O zamana kadar ben kendimi kusursuz, hatasız, en doğru ve en düzgün kişi sanıyordum. Meğer ne kadar yanılmışım. Gördüm ki, karşımda gücü bana yetmeyen biri olduğunda ve ona sözümü geçiremediğimde zalim bir canavar oluyormuşum. Sevgiyi aldıkça gücümü daha fazla hissedip daha da çok eziyormuşum. Ben daha kendi egoma bile sözümü geçiremezken, nerede kaldı yükselmek… Ben kelebek oldum, uçuyorum sanırken, meğer daha kozaya bile girememişim.

Kozadan Çıkmak

Kozadan Çıkmak

İşte o acı çekme ve kendini temizleme dönemi, benim koza dönemim oldu. Yandım, parçalandım ve sonunda başka bir şeye dönüştüm. Anladım ki, insanın kendini yani karanlık yanını farketmesi büyük bir adım. Ama onu kabul etmesi, dahası kendini affetmesi en büyük başarı! Bunun bedeli ağır oldu. Mucizemi kaybettim. Ama yaşamaya devam ettim ve derslerimi aldım. Ayağa kalktım ve devam ediyorum. Bir sonraki deneyimim artık çok farklı olacak biliyorum. Çünkü ben farklıyım. Hatasını anlayan bir insanın olgunlaşması çok farklıdır. Kendinizi küllerizden yeniden yarattığınızda, yaydığınız enerji de bambaşka olacak!

Benim hikayemden size vereceğim bir öğüt varsa eğer :

Karşınızda sizi zorlayan bir olay, bir kişi veya deneyim varsa sakın karşı tarafı suçlamayın! Düşünün, şuan bu olay/kişi bana ne konuda aynalık yapıyor? Bana hangi olumsuz yanımı vurguluyor? Ben neyi değiştirmeliyim? Değişim ve zafer ancak bu şekilde gerçekleşir! Umarım sizin canınız benim gibi acımaz ve bu yazı ile değişime karar verirsiniz…

Kelebek olmak bir süreçtir. Önce değişmek zorunda olduğumuzu kabul edelim.

Tüm tırtıllara selam olsun! :)

Yazan : Aslı Ece ÖZDOĞAN, kendinigelistir.com

Hakkında Aslı Ece ÖZDOĞAN

Aslen Maliye mezunu bir bankacı olmakla beraber yaklaşık 4 yıldır #kişiselgelişim ile ilgili yazılar yazmakta ve paylaşmaktayım. Yazı yazmaya, hiç sevemediğim işim bankacılıktan 5 sene sonunda istifa ettikten sonra başladım. Ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. Senelerdir okuduğum sayısız kitap ve yaptığım onca araştırma sonucunda çok şey öğrendim. Şimdi fikirlerimi, duygularımı ve yaşadıklarımı sizlerle farklı bir platformda paylaşmaktan dolayı çok mutluyum...

Bir yorum

  1. Sanırım kızıp durduğunuz, ben herşeyi bilirim diye saldırırken aslında acı çektiğiniz unsur çalıştığınız banka olmalı:) Bankacılığı bırakıp yazmayı seçmek de güzel bir meydan okuma. Tebrik ediyorum:)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.