Anasayfa / Motive Olmak / Psikoloji mitlerini yıkmaya var mısınız?

Psikoloji mitlerini yıkmaya var mısınız?

Popüler psikoloji mitleri, şehir efsaneleri gibi. Sorgulamadan kabul edilip kulaktan kulağa yayılıyorlar. Herkes ergenlik krizi yaşar ya da orta yaş sendromu kaçınızmazdır… Yakından bakıldığında popüler psikoloji mitlerinin o kadar da sağlam olmadığını görmek mümkün. Geçen hafta sizlere, psikolojinin günlük yaşamımızın ne denli içinde bulunduğundan bahsetmiş ve hayatın içinden bir konu olması nedeniyle, sürekli psikolojiye dair bilgi bombardımanına tutulduğumuza değinmiştik. Kısaca hatırlatalım:

Yaşama ait her tema bize yakındır. Bu nedenle bu temalar üzerine çok yazılır, çizilir. Ancak okuduklarımızın ya da duyduklarımızın hepsi gerçek değildir. Çoğu kez yanlışlar doğru gibi gösterilir veya doğrular, yanlışlarla süslenip bezenerek çarpıtılır. Gün gelir ki artık doğru ile yanlışı ayırt etmek çok zordur; mitler dört bir yanı sarmıştır. Popüler psikoloji mitlerinin hüküm sürdüğü bugün, gerçek bildiğimiz pek çok şey aslında yalnızca fabrikasyondan ibarettir.

Geçen hafta, bu mitlerden çok sükse yapmış olan birkaçına değinmiştik. Bu hafta, insan hayatında belirgin değişimlerin yaşanabildiği iki dönem olarak bilinen ergenlik ve orta yaş dönemleri ile ilgili yerleşmiş yanlış inanışları ele alarak devam edeceğiz.

“Ergenlik döneminde mutlaka ciddi psikolojik problemler yaşanır”

Aslında, psikoloji alanına yön vermiş pek çok kişinin bu mitin oluşmasında payı var. Ergenlik dönemini her zaman için “fırtınalı ve stresli” olarak tanımlayan psikologlar (örneğin Stanley Hall) veya “ergenlik döneminde normal olmak anormaldir” gibi bir yaklaşımı olan uzmanlar (örneğin Anna Freud) bu inancın temelini attılar. Bugün “Ergenlik size ne çağrıştırıyor?” diye soracağınız pek çok kişi büyük olasılıkla “gerilim”, “isyan”, “çatışma” gibi olumsuz yüklü kelimeler sıralayacaktır (Bandura, 1964). Sağlık uzmanlarının bile pek farklı düşünmediği bilinmektedir.

İlgili Yazı :   Asla vazgeçme...

psikolojik mit

Evet, ergenliğin psikolojik anlamda yıpratıcı bir dönem olabileceği doğrudur. Ancak bu evrensel bir gerçeklik niteliğinde değildir. Bazı ergenler fazlasıyla stres yaratan psikolojik mücadeleler içerisinde olabiliyorken, bazıları için durum çok daha iç açıcıdır. Yapılan bir çalışma, ergenlerin yalnızca yüzde 20’sinin psikolojik stres yaşadığını, geriye kalan yüzde 80’inin ise genel olarak olumlu duygu durumuna sahip ve çevresi ile uyumlu ilişkiler içerisinde olduğunu göstermiştir (Offer & Schonert-Reichl, 1992). Üstelik kültürler arası belirgin farklar da gözlemlenebilmektedir. Örneğin Japonya, Çin ve Batılı olmayan başka birçok kültürde ergenlik, huzur ve sükûnetin hâkim olduğu bir dönem olarak bilinmektedir.

Belirgin duygusal sorunların veya ilişki problemlerinin daha farklı nedenlerden kaynaklanabileceğini unutmamak gerekir. Altta yatan sebep depresyon, davranış bozukluğu veya yıkıcı nitelikte bir aile yapısı olabilir. “Ergenlik döneminde mutlaka ciddi psikolojik problemler yaşanır” inancı, ağır sorunları olan bir kişinin yalnızca bir geçiş döneminde olduğunun düşünülmesine ve takibinde, ihtiyacı olan psikolojik destekten mahrum kalmasına sebep olabilir.

“Çoğu insan 40’larında veya 50’lerine yaklaşırken orta yaş krizine girer”

45 yaşındaki bir adam yıllardır hayalini kurduğu Porsche otomobili aldığında, farklı şekilde sakal bıraktığında ya da saç ektirdiğinde, 23 yaşında bir genç kız için eşini terk ettiğinde veya günün gurusu ile çalışmak için Himalayalara gittiğinde, pek çok insan hemen bir “orta yaş krizi” açıklaması ile çıkagelir.

Orta yaşa dair bu karanlık inanç, ilk olarak Dante’nin İlahi Komedya eseri ile ortaya çıktı. Daha sonra 1965’te, psikanalist ve organizasyon psikologu olan Elliot Jacques “orta yaş krizi” terimini dillendirdi. 1976’da Amerikalı yazar Gail Sheehy’nin kitabı ile ise fenomen iyice zihnimize yerleşti. 1994’e gelindiğinde, genç erişkinlerin yüzde 86’sının bir “orta yaş krizi” gerçekliğine inanıyor olduğu anlaşıldı.

İlgili Yazı :   Paket bir HAYAT!

Toplumumuzda orta yaş, kişinin, giderek yaklaşan ölüm, yaşanan fiziksel düşüş ve gerçekleşmemiş hayaller ile yüzleştiği ve belirgin bir biçimde kendini sorguladığı, bol türbülanslı bir dönem olarak kabul edilmektedir. Hâlbuki yapılan çalışmalarda, orta yaşın özellikle zor ve stres dolu bir dönem olduğuna dair hiçbir bulguya rastlanmamaktadır. Yaklaşık 3000’i orta yaşlarda olan 7000 küsur kişiyle yapılan bir araştırmada, sanılanın aksine, 40-60 yaş arası kişilerin, geçmişe göre hayatları üzerinde daha çok kontrol sahibi olduklarını hissettikleri ve memnuniyet seviyelerinin yükseldiğini ifade ettikleri görülmüştür. Araştırmacının orta yaş krizini nasıl tanımladığına göre değişmekle beraber genel olarak, çalışmalara katılan kişilerin yüzde 10’u ile yüzde 26’sı arasındaki bir kısmının orta yaş krizi yaşadığı anlaşılmıştır. Yani, “orta yaş krizi”, zannedildiği gibi katiyetle herkesin kendini içinde bulacağı bir süreç değildir.

Bu hafta, kendimizi ve etrafımızdakileri anlamlandırmak açısından yaşantımızda önemli bir rol oynayabileceğini düşündüğümüz iki konuyu sizlerle paylaştık. Haftaya insana ve hayata dair popüler psikoloji mitlerinden bahsetmeye devam edeceğiz. Şaşırmaya ve bildiklerinizi unutmaya hazır olun.

Yazan : Emre Konuk
Kaynak : Lilienfeld, S.O., Lynn, S.J., Ruscio, C., & Beyerstein, B.L. (2010). 50 great myths of popular psychology:Shattering widespread misconceptions about human behavior. United Kingdom: Wiley-Blackwell.

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

TAVSİYE

çalışma motivasyonu

Çalışma Motivasyonu Üzerine Birkaç Laf

Bilirsiniz, küçük adımların gücünden hep bahsederim. Bir gün, küçük adım atma temalı ...