Anasayfa / Etiket Arşivi: inovasyon

Etiket Arşivi: inovasyon

Ya Yaratıcı Ol ya da Öl(dür)

İnovasyon yaratıcı olalım, birkaç beyin fırtınasıyla yeni fikirler geliştirelim denecek kadar basit bir süreç değil. Fikirleri birer başarılı ürüne dönüştürmek fikri bulmaktan daha zor. Bugünün iş dünyası “inovasyon yap ya da öl” kavşağında. Peki, neden bile bile ölmeyi seçiyorlar? Çoğu zaman bu durum çalışanların tercihi değil. Kurumları, takımları veya yaşayıp çalıştıkları ortamları; onları ‘yaratıcılıklarını’ öldürmeye itiyor…

Yaratıcılığın kurumsal ortamlarda desteklenmek yerine öldürüldüğü daha sık görülen bir durum. Problem; yöneticilerin yaratıcılığı bile isteye ezmeleri değil, kurumun koordinasyon ve kontrol ihtiyacı çalışanların fikirlerini yeni ve yararlı bir şekilde ortaya koymalarına izin vermiyor. Şirket yöneticilerine ve insan kaynaklarına düşen büyük görevler var. Bunların başında ise çalışanların uzmanlıklarına, yaratıcı düşünme yetilerine ve motivasyonlarına yakından bakmak geliyor. Özellikle de içten gelen motivasyonun veya belli bir problemi çözmeye duyulan istek yaratıcılığı güçlendirmekte ve dolayısıyla şirketin başarısı için Devamını Oku »

Eskiyi Terk Etmek, İnovasyon Yolunu Açar

Ağaçların büyüyüp güçlenmesinin, uzun yıllar yaşamasının yolu, zamanı gelince onları budamaktır. Budama sayesinde, güneş ışığı ağacın iç kısımlarına girer ve daha verimli sürgünler oluşmasını, meyvelerin daha büyük ve daha lezzetli olmasını sağlar. Budanan ağaç, daha güçlü büyür. Eğer ağaç zamanında budanmazsa, dalları gelişigüzel büyür; yaşlanan dallar, ağacın besininden, enerjisinden çalar.

Ağaçlar gibi şirketler de sistemli bir şekilde budanıp işlevini yitirmiş ürün ve yöntemlerden kurtulmaya ihtiyaç duyar. Her şirkette, miadını doldurmuş ürünler, işlevini yitirmiş süreçler, geçerliliğini kaybetmiş uygulamalar ve artık yararlı olmayan çalışanlar vardır. Bunlar tıpkı bir ağacın verimsiz dalları gibi şirketin gelişmesine engel olur. Eğer şirket zamanını doldurmuş bu unsurları temizlemezse, sağlıklı büyüyemez. Devamını Oku »

John Wayne, Dürbün ve İnovasyon

X ve Y kuşağını ayıran şeylerden birisi kovboy filmleri olabilir mi? Her pazar sabahı tek kanalda kovboy filmi olurdu. John Wayne inanılmazdı! Hemen hemen hepsinin bir dürbün sahnesi olur; iki daire içinde kovboy uzakları yakın ederdi! Biz de kovboyculuk oynarken, ellerimizi dürbün yapardık; dürbünsüz kovboy olunmazdı. Bir gün babam eve dürbün aldı. Baktım; tek daire var. Tuhaflık vardı ama çocuk aklımla herkesin tek dairesi olsa gerek diye düşündüğümü hatırlıyorum. Yıllar sonra göz doktoruna gidip, bir gözüm ileri düzeyde göz tembelliğinden  geride olduğu için, “oğlum, anlamadın mı farkı?” diye sorduklarında, sadece kovboy filmlerini ve benim dürbünümü anlatabilmiştim. Öğrenilmiş çaresizlik bu olsa gerek!!

Çocukken tuhaf, yanlış giden şeyleri açıklamak belki daha zor ama büyüyüp iş hayatına girince de bazen yanlış giden şeyleri söylemiyoruz. Hele biz, X Kuşağı.. Veri kabul ediyoruz. Devamını Oku »

Değerlerle “performansı” yönetmek

Bir şirkette performansı doğru tanımlamanın iş sonuçlarına etkisi kaçınılmaz. Bu konuda Balanced Score Card, 6 Sigma, toplam kalite yönetimi gibi çeşitli yöntemler var. Bu yazının konusuysa, hizmet sektöründe uygulanan sıra dışı bir performans yönetim sistemi. Performansı tanımlarken rakamlarla ifade edilen hedefleri belirlemek işin belki de en kolay kısmı. Zira hedefler, somut ve ölçülebilir hale getirilebiliyor. Oysa yetkinlik dediğimiz ve davranışlarla adı koyulan gösterge, yöneticilerin genelde soyut bulduğu ve ölçümlemekte zorlandığı bir konu.

Yetkinlik, kişinin işi yaparken ihtiyacı olan bilgi, beceri ve motivasyon bileşkesini ifade ediyor ve şu soruların cevaplanmasını sağlıyor: Bireyler hedeflerini tutturmak için hangi bilgi ve becerileri kullanıyor? Bu konuda yeterince motiveler mi?

Bu meselenin motivasyon kısmında değerler devreye giriyor, yani ilerlediğimiz yolda bizi kararlılıkla tutan inançlar bütünü. Dolayısıyla inanç sistemlerimiz, değerlerimizin temelini oluşturuyor. Devamını Oku »

Risk alma ve inovasyon

Başarılı inovatörler tutucudurlar.

Bir zamanlar birkaç psikoloğun konuşma yaptığı girişimcilikle ilgili bir üniversite sempozyumuna katılmıştım. Diğer her konuda ayrı fikirleri olmasına karşın hepsi “risk alma arzusu”nun şekillendirdiği bir “girişimci kişilik”ten söz ettiler. Yirmi beş yıllık bir sürede süreç temelli bir inovasyonu uluslararası bir şirkete uygulamış ünlü ve başarılı bir inovatör ve girişimciden yorum yapmasını istediler. Devamını Oku »

“Düş Kurmak” çok ciddi bir iştir!

Bir siyasi liderin hayatını ortaya koyarak mücadele etmesi de bir bilim adamının gecesini gündüzüne katması da bir girişimcinin bütün parasını inandığı bir işe yatırması da tek bir şeyle açılanabilir. “Düşledikleri Gelecek!” Hep iyimser olmaları da düşlerine olan inançlarından kaynaklanmaktadır.

Farklı bir geleceği düşlemek, çoğu insana “hayalperestlik” gibi gelir. Hele bizim gibi aykırı her düşünceye “İcat çıkarma!” diyen toplumlarda insanlar yeni bir şey yaratmak yerine, başkalarının risk almasını tercih edip başarılı olanın yanında yer almayı isterler. Devamını Oku »

Müşterim ne istiyor?

Çoğu şirketin gözü, kendi ürettiğinden başka bir şey görmüyor. Çoğu şirket kendi yaptığına o kadar odaklanmış durumda ki müşterilerin hangi ürünü, hangi ihtiyaçları için satın aldıklarını bilmiyor. Kendi ürünlerini geliştirmek, maliyetlerini düşürmek ve rekabetten geri kalmamak için olağanüstü çaba sarf ediyorlar. İnsanın inanası gelmiyor ama çoğu şirket bildiğini zannetse bile müşterinin markayı gerçekten neden satın aldığını bilmiyor.

Bazı şirketler görme özürlüdür; Theodore Levitt’in dediği gibi miyoptur, geleceklerini göremez. Devamını Oku »

Ortada “soru” yoksa, “sorun” var demektir!

Yaşamı nasıl bir süreç olarak ele alıyorsunuz? Tüketilmesi gereken mi, yoksa üretilmesi gereken mi? Dünyaya keşfetmek için mi bakıyorsunuz, yoksa izlemek için mi? Her güne yeni sorularla mı başlıyorsunuz, yoksa dünün izlerini takip ederek mi? Bütün çocuklar, konuşur konuşmaz soru sormaya başlarlar. Daha ayaklandıkları ilk anda etraflarındaki eşyalara dokunarak onların ne olduğunu sorarlar; bilmedikleri kelimelerin anlamını; anlamadıkları her şeyi sorarlar, sordukça sorarlar. Bu merak dünyayı, hayatı keşfetmek Devamını Oku »