Anasayfa / Başarı Yazıları (sayfa 4)

Başarı Yazıları

Başarı yazıları ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası

Hayatınızın CEO’su olmak ister misiniz?

Yapmak istediklerimiz yerine, yapmamız gereken şeyler yerine, bambaşka şeylere enerjimizi harcamıyor muyuz? Hayatınızın işçisi değil de CEO’su olsaydınız hangi radikal kararları alır ve uygulamaya koyardınız?

CEO Olmak İster misiniz?

Perakende Mağazacılık sektörünün lider kurumsal firmalarında, 23 yıl süresince çok sayıda farklı görevlerde tecrübeler edinmiş Direm Fikir Atölyesi Kurucusu Didem Tınarlıoğlu, hayatımızı nasıl yönetmemiz gerektiği ile ilgili yazı kaleme aldı.

Ah nedir bu kendimizden çektiğimiz, kendimizle alıp veremediğimiz! Sevdiklerimizin ihtiyaçlarına yetişmekten kendi isteklerimize yanıt vermekte biraz ketum davranmıyor muyuz? İncinmelerimiz, kızgınlıklarımız, aşk acılarımız, arzularımıza karşın oluşan ihtiyaçlarımıza ne kadar kulak veriyoruz? Devamını Oku »

Öncelikle “başarısız olmak” öğretilmeli!

Başarılı olmak yapılacak birinci öncelikli iş gibi öğretmeye çalışırız herkese. İş arkadaşlarımıza, çocuğumuza, ailemize, yakınlarımıza.. Hatta bazen o kadar iş körü gibi anlatırız ki başarısız olmanın güzelliği kaçar gider! Sitemizin içinde onlarca başarısızlık hikayesi vardır. Hatta çok büyük başarı hikayeleri “başarısız” olan yüzlerce denemeden çıkmıştır.

Silikon Vadisi’nin resmi olmayan bir sloganı vardır: “Başarısız ol.” Örneğin Facebook’un ofisinde üzerinde “Çabuk Başarısız Ol” yazan posterler bulunur. Çalışanlar daha “sık” başarısız olmaları için adeta teşvik edilir. Hatta “FailCon” isminde dünya çapında düzenlenen bir konferans bile vardır. Devamını Oku »

20 yaşındayken “YARATICILIK” üzerine KEŞKE BİLSEYDİM diyecekleriniz

Bugünkü siz, yirmi yaşındaki size “yaratıcılık” üzerine sohbet edecek olsa neler konuşurdu? Olgun siz, çömez size neler önerirdi?

İlk iş dünyasına atıldığınız, taze mezun olduğunuz çaylaklık döneminden bu yana yaratıcılık üzerine öğrendiklerinizi bir düşünün. Bu öğrendiklerinizi birileri size 20 yaşındayken tavsiye etseydi, zaman kazanmaz mıydınız? Belki şimdi sıra sizde… Yaratıcılığı artırmanın yollarını henüz kariyerinin başındakilerle paylaşma zamanı.

Kevan Lee’nin Fast Company’de yayınlanan yazısında, kariyerinde belli bir yere gelmiş profesyoneller geriye bakmaya ve yaratıcılık üzerine edindikleri deneyimlerden ders çıkarmaya davet ediliyor. Amaç, bir taraftan kendi deneyimlerinden yola çıkarak daha yaratıcı ve üretken olmanın yollarını bir formül haline getirmek, diğer yandan yeni nesillerle yaratıcılıklarını ortaya çıkarmak ve geliştirmek için birkaç altın öneri oluşturmak Devamını Oku »

Reddedilmek ile ilgili nasıl baş edilir?

Reddedilmek duygusal dünyamıza bir bomba gibi düşer, her şeyi uçurur, yakar, yıkar. İçimiz acır. Önce kendimize sonra etrafa saldırır bir suçlu ararız. Kimdir bu sonucun sorumlusu? Reddedilmenin zararları duygusal acının ötesindedir. Duygularımızın yanı sıra, düşüncelerimize ve davranışlarımıza da etkisi büyüktür. Psychology Today dergisinde yayınlanan yazısında, Dr. Guy Winch reddedilmenin az bilinen yönlerini ele alıyor.

NEDİR REDDEDİLMENİN AZ BİLİNEN ETKİLERİ? 

1 – Reddedilme ve fiziksel acı hissetme anında beyinin aynı yeri uyarılır 

Manyetik rezonans görüntüleme sonuçlarına göre, fiziksel acı çektiğimizde ve reddedilme haberi aldığımızda beynin aynı bölgeleri aktive olur. İşte tam da bu sebepten nörolojik anlamda reddedilmek acı verir Devamını Oku »

Dip : Vazgeçmeyi ve Vazgeçmemeyi Öğreten Küçük Kitap

Seth Godin’in mini kitabı “Dip” ne zaman vazgeçmenin gerektiği üzerine bir kitap. Eğer hiçbir şeyden vazgeçmezseniz, hiçbir zaman “en iyi” olamazsınız. Bütün amacımız da bu değil mi; hangi alanda çalışıyorsak o alanın en iyisi olmak.

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, rekabet içinde olduğunuz pazarımız eskiye göre çok daha net çizgilerle çizili. Örneğin, meyve sebze mi satıyorsunuz, hangi bölgeden alıyorsunuz, hangi semtte, ülkede, coğrafyada satıyorsunuz, organik mi değil mi, vs. birçok kritere cevap vererek kendi niş pazarınızı belirlemişsiniz. İşte amacımız o spesifik pazarda birincilik.

Peki, burada vazgeçmek nerede diye sorabilirsiniz. Kendi niş pazarınıza karar kılana kadar o kadar fazla seçim yapmış, işinize yaramayacağını düşündüğünüz şeyleri elemişsinizdir ki… Örneğin, iş modelinizi oluşturma aşamasında, sürümden mi kazanacaksınız, butik, kişiye özel bir hizmet mi vereceksiniz? Hangi kapasitelerde depo tutacaksınız? Hangi müşterilere hizmet vereceksiniz? Tüm bu kararları vermeden meyve işine girene kadar, hangi fırsatları geri çevirdiniz, elediniz veya deneyip vazgeçtiniz Devamını Oku »

Ne kadar “mutlu” olursam; O kadar “başarılı” olurum!

Spark tek bir özelliği dışında tıpkı diğer kurbağalar gibiydi. Tüm yavru kurbağalar büyüdükçe yeşil kalırken Spark vücudunda küçük ama belirgin bir turuncu nokta ile hayata merhaba demişti. Bu minicik turuncu nokta onu rahatsız edici derecede farklı hissettiriyor, tüm gözlerin üzerinde toplanmasına sebep oluyordu. Daha da ötesi, Spark ne zaman onu mutlu eden bir şey yapsa (ve pozitif sonuçlar elde etse) turuncu noktalara bir yenisi ekleniyordu.

Spark bir karar aşamasına gelmişti; ya normal olmaya çalışacak ve böylece daha az dikkat çekecekti ya da onu mutlu eden ve onu daha da turuncu yapan işler yapacak, üretken olacaktı…

Siz hangisini tercih ederdiniz?

Sadece elinizdekilerle, olması gerekenler diye düşündüğünüz şeylerle yaşamak mı yoksa mutlu olduğunuz şeylerin peşinden gitmek mi? Devamını Oku »

Deneyim En İyi Öğretmendir

Deneyim sahibi olmanın tek yolu deneyimi yaşamaktır. Deneyim resme bakarak edinilmez. Resmin içinde olmanız gerekir. ‘Deneyim en iyi öğretmendir’ atasözü bizlere kendi deneyimlerimizden yararlı dersler çıkarmanın önemini hatırlatır.

Çıplaklar kampına gitmek ister misin? Bilmem ki nasıl bir şeydir? İşte bir sürü çıplak insan bir arada.

Bana birkaç fotoğraf göstersen nasıl bir şey anlarım. Aslında hiç de anlamazsınız. Bir takım giysisiz insanın resmine bakıp o grup içerinde çıplak olmanın nasıl bir his olduğunu bilemezsiniz. Çıplaklar kampında olmanın hissini ancak başka insanların sizi çıplak görmesiyle anlayabilirsiniz.

Deneyim sahibi olmanın tek yolu deneyimi yaşamaktır. Deneyim resme bakarak edinilmez. Resmin içinde olmanız gerekir. Bir şeyi ilk kez deneyimlemek cesaret ister çünkü korkutucudur. İlk deneyimden gelecek korkudan kaçınmak için, o deneyimi daha önce yaptığımız bir şeye benzer bir kutuya koyarız ve kendimizi güvende hissederiz. Devamını Oku »

Paranın Yerine Problemin Peşine Gidin

Problem sizin olduğundan, çözümü öncelikle size yarar sağlayacak. Girişime başladığınızda elinizdeki en önemli değer takımınızdır. Gerçek bir probleme çözüm getirirsiniz, çözümü hayata geçirip geçiremeyeceğinizi büyük ölçüde takımınızın yeterliliği belirler.

Kendi işinizi mi yapmak istiyorsunuz? Patron olmak mı cazip geliyor? Kurumsal saçmalıklardan mı bıktınız?

Tüm bu sorulara cevabınız “Evet” mi?

Peki, neden yapmak istediğiniz işi yapmak istiyorsunuz? Diğer bir deyişle, kurduğunuz iş kime ne yarar sağlayacak? Daha da basite indirgendiğinde: Hangi problemi çözecek?

Evet karşımıza ilkokuldan beri çıkan ve bir türlü neden çözdüğümüzü anlayamadığımız havuz problemlerine benzer bir tablo çıkıyor. Girişimci mi olmak istiyorsunuz? Problem çözeceksiniz Devamını Oku »

Önemsiz Olanı Söküp Atmak

Düşünce ve davranışlarımızın şekillenmesindeki en önemli faktörün içinde yaşadığımız toplumun olaylara, durumlara yüklediği anlamlar olduğunu düşündüğümüz de; değişen anlamlar değişen yaşamları da beraberinde getiriyor.

Kol kırılır yen içinde kalır atasözü ile büyüyen bir nesiliz biz. Yen’i içimizde tutamayacağımızı bildiğimiz her durumda kimimiz hiç adım atamadı kimimiz de ilk adım dan sonra geri döndü “ya başaramazsam” korkusuyla.

3 yıl boyunca Nazi toplama kamplarında yaşayarak en ağır işkence koşullarında ayakta kalmayı başaran pek az insandan biri olan Viktor Frankl; “insan başına gelebilecek her türlü sıkıntı ile yaşadığı sıkıntıya bir anlam yükleyerek yada yüklediği anlamını değiştirerek başedebilir.” diyor ve hatta çaresizliği ; ( Ç = ÇA – A ) Çaresizlik = Anlam olmadan acı çekmektir diyerek matematiksel bir formüle bağlıyor. Devamını Oku »

Kendi Yaşamının Mimarı Olmak

Söz büyüdür. Dilimizden dökülen her kelime, odaklandığımız hisler, düşünceler evrene yaydığımız birer emirdir ve bizim gerçekliğimiz olmaya başlarlar. O halde, kullandığımız sözcüklerin, niyetimizle ve hedeflediğimiz gerçekle uyumlu olmasına dikkat etmeliyiz. Neden mi?

Kuantum felsefesine göre, evrendeki her şey enerjidir, elle tutulan gözle görülen her madde, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Bizler, yoğunlaşmış enerji şeklindeki kıyafetimiz olan bedenlerimizde yaşamaktayız.

Kuantum felsefesinde en küçük parçacık, bütünün bilgisini taşır ve en küçük parçacıktaki bir değişim bütünü değiştirebilir. “Zerre bütünün bilgisini taşır” ifadesini kuantumdan çok uzun yıllar önce tasavvuf felsefesinde görmekteyiz. Yani, bizler düşüncelerimizle yaşantımızı şekillendirebilecek güce sahibiz. Devamını Oku »