Anasayfa / Motive Olmak / Geliştiren Hikayeler / Mistik Güçleri Olan İnsanlar

Mistik Güçleri Olan İnsanlar

Mistiğin ne olduğunu açılayabilmek için ilk önce Mystikos ve mysteria kelimlerine bakalım. Yunanca olan iki kelime bunlar. Birinin anlamı “Elefsis Gizemlerine” katılan kişi, diğerinin anlamıysa gizemlere katılım demek. Mistisizmin bu kelimelerin köklerinden gelebileceğine inanılıyor. Başka bir görüşe göre de yine Yunanca’ da göz ve dudak kapamak anlamına gelen “muein” den geldiğine inanılıyor. Günümüzde ise mistisizm sözcüğünü birkaç değişik anlamda kullanıldığı söyleniyor.

Manevi gerçek, Tanrıya ile doğrudan deneyim, sezgi veya içe bakış yoluyla özdeşleşme, yeni bir idrak düzeyine varma gibi. Bu tanımlamalar bana ait değil ; vikipedia’nın. 

Peki mistisizm buysa Mistik ne?

Mistik Mistisizm akımına katılan kişiye denir. Bizler genelde, bir şey doğa üstü veya ilahi gelinde bunu tarif etmek için mistik kelimesini kullanıyoruz. TDK da böyle yapıyor, bunu bir sıfat olarak kullanıyor. Aynen benim başlıkta kullandığım gibi. Bu sıfatın anlamını da gizemci olarak açıklıyor.

Bu yazımda sizi, mistik güçleri olan insanların diyarına götürmek istiyorum. Yolculuğumuz Afrika’ya olacak. Mali’ye gideceğiz. Mali’de, Bani Nehrinin kıyısında bir yere, Djenne’ye gidiyoruz.

Mistik Güçleri Olan İnsanlar

Mistik : Mistisizm akımına katılan kişiye denir.

Djenne

Djenne tamamen topraktan yapılmış bir şehir. Topraktan yapılmıştır derken bütün evler kerpiçten yapılmış bunu demek istiyorum. Bu yüzden görebildiğiniz her yer sarı ve sarının tonundadır bu şehirde. Hayatları boyunca topraktan evler yapmışlar. Bunun için çamur ustaları var. Bildiğiniz çamuru, değişik topraklarla ve teknikerle mayalıyorlar. Öyle hemen toprağı ıslatarak oluşan bir çamurdan yapılmıyor bu evler. Peki bu işin ham maddesi olan toprak nerden geliyordur. Öncelikle şunu söyleyim öyle devası kum ocakları falan yok. Onlar için biraz zahmetli oluyor bu toprağa ulaşmak. Toprağı Bani nehrinin kalbinden söküp getiriyorlar. Evet yanlış duymadınız nehrin kalbiden yani nehrin dibinden çıkarıyorlar. Ama sakın yanlış anlamayın öyle suyun üzerinde yüzen büyük iş makinaları falanda yok. Ortalama büyüklükteki tekneyle nehre açılıyorlar. Yalnızca iki kişi biniyorlar. Gereksiz hiçbir şeyi yanlarına alınmıyor. Çünkü teknenin içindeki her santimetere kare alan onları için değerli. Ne kadar çok alan o kadar fazla toprak demek. Nehirde istedikleri yerine ulaştıklarında, ip bağladıkları bir kayayı suya atıyorlar. Bu kaya, dalgıç olarak görevli olan kişini dibe varmasına yarımcı olacak bir şey. Teknedeki dalgıç eline bir kova alıp suya atlıyor. Dipteki kayanın ipine tutunarak Bani nehrinin kalbine iniyor. Elindeki kovayı dipteki kumla doldurup suyun üstüne çıkıyor.

Djenne tamamen topraktan yapılmış bir şehir.

Djenne tamamen topraktan yapılmış bir şehir.

Bani Nehrinde akıntı çok fazla. Bu nedenle suyun altında görüş mesafesi hiç yok. Ayrıca suyun üzerine çıktığınızda akıntı sizi tekneden çok uzağa sürüklemiş oluyor. Dalgıç elindeki kum dolu bir kovayla tekneye yüzmek zorunda. Teknedeki kişi kovanın boşaltılmasına yardımcı oluyor ve sonra tekrar dalgıca veriyor. Dalgıç aynı ritüeli tekrarlıyor, bu böyle tam 7 saat sürüyor. Tekne kumla dolunca iş bitiyor ve geri dönüş yolculuğu başlıyor. İşte bu kerpiçten yapılan evlerin toprağı böyle kıymetli bir şekilde elde ediliyor.

Dünyanın en büyük kerpiç camisi

Burada yaşayan insanlar bu kuma başka bir anlam daha yüklemişler. Burada yaşayan halk Müslüman. 1280 yılında bir cami yapmak istiyorlar. Tabiki bu cami bildikleri en iyi yolla yani kerpiçten yapıyorlar. Ortaya Djenne Camii çıkıyor. Cami bugünkü halini 1907 yılında almış. Djenne Camii, dünyanın en büyük kerpiçten yapılmış camisidir. Unesco tarafından bir kültür mirası olarak kabul ediliyor.

Ne kadar kıymetli bir şeye sahip olduklarını biliyorlar. Bu nedenle sahip olduklarını korumak hepsinin görevi. Her yıl ki kum fırtınalarına camiyi hazırlamaları gerekiyor. Bunun için caminin dışını çamurla sıvamaları gerekiyor. Bu hazırlığı bir iş olarak değil, bir bayram olarak görüyorlar. Bu bayramda herkes caminin dışını kapayacakları çamurun hazırlanamasın yardımcı oluyor. Sahip oldukları şeyi süslemek gibi bir şey bu onlar için. Hazırlanan çamurla insanlar duvarlar tırmanıp, ellerini kullanarak, yaptıkları çamuru camiinin duvarına sıvıyorlar. Herkesin yüzünde mutluluk ve çamur var. İşte dünyanın en büyük camisi böyle tutkuyla yaşanan bir bayramla korunuyor.

Djenne'de insanlar kerpiçten evlerini yapıyorlar.

Djenne’de insanlar kerpiçten evlerini yapıyorlar.

Farkındalık nedir?

Sahip olduklarınızı görmek alakalı olan bir şey, ben kendinize soru sormakla başladığına inanıyorum. Başlangıçta iki temel soru var.

  1. Şu anda neredeyim?
  2. Nereye gidiyorum.

Bu soruları samimi bir şekilde cevap verdikten sonra verdiğiniz cevaplara bağlı yeni sorular geliyor. Sonuç olarak kendinizi izliyor ve kendinizi tanıyorsunuz. Genelde insanlar kendini izlemek yerine, çevresinde olup biteni gözlemliyor. İlk baktığı yer orası yani cevresi oluyor. Oysaki neler yapabileceğimiz öncelikle, kendimizle alakalı. Kendimizi tanımakla alakalı. İşte farkındalık bu kendini tanımak.

Mali’de Djenne camini yaparken ya da evlerini inşa ederken kullandıkları şey yalnızca çamur değil. Yalnızca çamur kullanılsaydı Djenne Cami dünyanın en büyük kerpiçten camisi olmazdı. Ne yaptıklarını, ne yapabileceklerini iyi biliyorlar. Bu farkındalığı görebilmek için bir kişisel gelişim eğitimi almadılar. Hayat onlara bu farkındalığı öğretti. Çünkü yaşamak için bunu yapmak zorundaydılar. Hayatın bu farkındalığı öğretmek için aldığı ders bedeli bu yaşam. Bu farkındalık olmasaydı dünyanın en büyük kerpiçten camileri olmazdı. Çünkü dünyanın her yerinde çamur var, ama bu çamura bu kadar büyük bir anlamı onlar yükleyebiliyor. Orda yaşayan herkes bu cami için. ufak tefek bir şeyler yapmış. Michelangelo, “Ufak tefek şeyler mükemmellik yaratabilir. Mükemmellik ise hiç ufak tefek bir şey değildir.” demiştir. Çok haklı gerçekten, ortaya çıkan şey gerçekten hiç ufak tefek bir şey değil.

Ne yapabileceğinizle ilgili sınırlar farkındalığınızda yatıyor. Kendinize sorduğunuz sorularda. Birilerinin sizin neler yapabileceğinizi söylemesine izin vermeyin. Çünkü genelde insanlar, kendi yapamadığı şeyleri, sizin de yapmayacağınızı söyleyeceklerdir. O çamurdan bir şey olmaz diyecekler. Siz, ne yapabileceğinizi biliyorsanız bırakın onlar sizin yapamayacağınızı söylesin. Hadi şimdi çamurumuza biraz sihir katalım.

Yazan : Onur Deniz Yıldız, kendinigelistir.com
Mistiğin ne olduğunu açılayabilmek için ilk önce Mystikos ve mysteria kelimlerine bakalım. Yunanca olan iki kelime bunlar. Birinin anlamı “Elefsis Gizemlerine” katılan kişi, diğerinin anlamıysa gizemlere katılım demek. Mistisizmin bu kelimelerin köklerinden gelebileceğine inanılıyor. Başka bir görüşe göre de yine Yunanca’ da göz ve dudak kapamak anlamına gelen “muein” den geldiğine inanılıyor. Günümüzde ise mistisizm sözcüğünü birkaç değişik anlamda kullanıldığı söyleniyor. Manevi gerçek, Tanrıya ile doğrudan deneyim, sezgi veya içe bakış yoluyla özdeşleşme, yeni bir idrak düzeyine varma gibi. Bu tanımlamalar bana ait değil ; vikipedia’nın.  Peki mistisizm buysa Mistik ne? Mistik Mistisizm akımına katılan kişiye denir. Bizler genelde, bir şey…

Genel Bakış

Özet : Farkındalık, mistisizm ve Djenne konulu yazımızı ne kadar beğendiniz?

Kullanıcı Oylaması: 4.16 ( 7 oy)

Hakkında Onur Deniz Yıldız

2017'den bu yana içeriğini dizayn ettiğim ürün ve satış eğitimleri veriyorum. Ziraat Mühendisi, bankacı, yönetici ve eğitmen gibi ünvanlarımın yanı sıra yazmanın insanların zihnine yapılan bir yolcuk olduğuna inanıyorum. Bu yolculukta birçok defa görüşeceğimize inanıyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.