Anasayfa / Başarı Yazıları / İşinizden mi sıkıldınız?

İşinizden mi sıkıldınız?

Konfüçyus tam olarak şöyle diyor : “Sevdiğin işte çalışırken, hiçbir zaman çalışıyormuşsun gibi hissetmezsin.” Sanırım ben Konfüçyus’un anlattığı gibi yaşayan mutlu azınlıktayım. Bir zamanlar hobi olarak başlayan, son 11 senedir profesyonel olarak devam ettiğim eğitmenlik ve koçluk şapkam sayesinde her gün büyük bir motivasyonla uyanıyorum. O nedenledir ki 7/24 işimle ilgili bir faaliyet içinde olabilirim. Asıl güzel olan bunun zihinsel ve bedensel yorgunluğunu hissetmemek, aynı zamanda ruhumun hep dinamik ve üretken kalması.

Şimdi de yaptığım iş, işinden haz almaya çalışan ve takımlarının iş motivasyonunu artırmaya çalışan yöneticilere yol arkadaşlığı yapmak. Peki, işinizde yaşadığınız sıkıntıların sizin veya takımınız için artık kronik bir sıkıntı olmaya başladığını nasıl fark edersiniz?

Bunun çok bariz davranış göstergeleri var aslında. Bunları kendinizde görmeye başladığınızda bir şeyleri farklı yapma zamanı gelmiş olmalı. Şahsen ben iş değiştirme kararı aldığımda, bunların birçoğunu yaşamaya başlamıştım.

Kendinizi iş yerinizdeki diğer insanlardan izole etmeye başladıysanız: İşe olan aidiyet düşüklüğünüz, isteksizliğiniz diğer insanlara tahammülünüzü, onlarla sosyalleşmenin anlamını azaltmış olabilir. Toplantılarda fikir beyan etmekten, katılımcı olmaktan vazgeçmiş olabilirsiniz.

Öfkeniz artmaya başladıysa: Daha önce sizi rahatsız etmeyen konular, artık batmaya başlamış olabilir. Sizi eskiden de sinirlendiren ama göz ardı ettiğiniz konulara olan tepkinizi yönetmek zorlaşmaya başlamış olabilir. Birlikte çalıştığınız kişilerin hatalarına veya davranışlarına olan öfkeli veya yapıcı olmayan yaklaşımlarda bulunmaya başlamış olabilirsiniz.

Duygusal iniş ve çıkışlarınız sıklaşmaya başladıysa: Eskiden aslında kafanıza takmayacağınız konular şimdi sizi meşgul etmeye başlamış olabilir. Gözlerinizin dolmasına ve ağlama noktasına gelene kadar çözümsüz hissediyor olabilirsiniz. Aslında çözebilecek potansiyeliniz olmasına rağmen duygusal yorgunluklardan dolayı işlere başlamak istemiyor olabilirsiniz.

Direnciniz artmaya başladıysa: İlgili konularınızda “nasıl yaparız”dan çok, “neden yapamayacağınız”ı görmeye başlamış ve yeni uygulamalara itirazınız artmış olabilir. Yapılan işlerde hatalara veya negatif noktalara daha fazla takılmaya başlamış olabilirsiniz. Çare aramak yerine bahane üretmeyi tercih ediyor olabilirsiniz.

Veriminiz düşmeye başlamış olabilir. Baş, sırt ağrısı gibi fiziksel rahatsızlıklarınız artmış olabilir. Konsantrasyonunuz azalıyor ve odaklanmada zorlanıyor olabilirsiniz. Unutkanlıklar yapıyor, söz verdiğiniz randevuları karıştırıyor ve atlıyor olabilirsiniz. Motivasyon düşüklüğünüz işleri yetiştirmenizi engelliyor olabilir. Mesai saatinizi mi dolduruyorsunuz yoksa yarattığınız faydayı mı artırmaya çalışıyorsunuz?

Kişisel bakımınızı eskisine göre ihmal etmeye başladıysanız: Kendinizle ilişkiniz bozulmaya başlamış olabilir. Her zamankinden daha bakımsız işe gidiyor olabilirsiniz.

“Peki o zaman ne yapacağız?” sorusunun çok yönlü cevapları var elbette. Bunlardan birini Malone ve Lepper’in yaptığı çalışmada bulmak mümkün. Mevcut işyerinizde tatmini artırmak için neler yapabilirsiniz veya bir sonraki kariyer hedefinde arayacağınız kriterler ne olabilir?

Tavsiye Yazı :   Bu Alışkanlıklar Üretkenliğinizi Engelliyor

Anlam arayışı ve zorluklarla mücadele etmek. Özdeğerlendirme yaparken baktığım pencerelerden biri Dr. Viktor Frankl’in penceresidir. İnsanın Anlam Arayışı isimli kitabında der ki “İnsan stresten kaçmaz, insanın asıl kaçtığı şey anlamsızlıktır. Anlam bulduğumuz işlerde, çalıştığımızı bile fark etmeden çalışır, bu yolda verdiğimiz (hatta başka şartlarda stres diyebileceğimiz) mücadeleyle de övünürüz.” Bu tespit, karşılığında hiçbir şey beklemeden yaptığımız gönüllü faaliyetlerimizdeki sorgusuz emeğimizin motivasyonunu da açıklayabilir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Auschwitz toplama kampında yaşamış olan Dr. Frankl bir psikolog. Kamptan ayrıldıktan sonra, diğer ayrılanların yaşamlarını takip ettiği araştırmasının sonunda yaşamına devam etmeyi başaranların kamptan kurtulduktan sonra yaşamlarında bir anlam yakalayabildiklerini görüyor. Yaşamına devam edemeyen, depresyonda kalan, intihara giden veya ölümcül hastalıklarla vefat edenlerin büyük çoğunluğunun geçmişte takılıp kaldığını görüyor. Anlam yaratabildiğimiz sürece zorlukları istiyor, kendi özgüvenimizi sağlamak için de bunları basamak olarak kullanıyoruz.

Acaba yaptığınız iş büyük resimde insanlara, yaşamlara, dünyaya vs. nasıl bir fayda yaratıyor?

işinizden mi sıkıldınız

Merak etmek

Merak her ne kadar bir karakter özelliği olsa da iş ortamında olumlu anlamda bulunması öğrenme ihtiyacını artırıyor. Sonunu merak ettiğimiz bir sürece odaklanmak, içten gelen bir davranış oluyor. Yaptığınız işle ilgili neyi farklı yapabilirsiniz? Sizinle benzer işi yapanlar nasıl yapıyor? Aynı faydayı sağlayan başka neler var? Diğer insanlar sizin de yaşadığınız problemleri nasıl çözüyor? Yaptığınız işe yeni yaklaşımlar getirmek kendinize olan inancınızı artıracaktır.

Kontrol

Daniel Pink’in yaptığı çalışmalarda da otonomi (tercih hakkına sahip olmak) kişinin yaşamı üzerindeki kontrolünü artırdığını görüyor. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre de ikinci sırada gelen “güvende hissetme” ihtiyacımıza destek veriyor. Kontrolümüzde olmadığını düşündüğümüz noktalarda etkimizi nasıl artıralım? Analiz becerimizi, problemlerin köküne ulaşmak için nasıl geliştirelim? Duygularımızın bizi nerede kontrol ettiğini fark edelim ve nasıl yönetelim?

İşbirliği ve rekabet

Birbirine ters görünse bile ikisi de aynı anda içsel motivasyonu artırabiliyor. Başkalarına yardım etmek ve onların takdirini almak yarattığımız faydayı teyit ediyor. Başkalarına göre iyi olduğumuzu düşünmek ise zorluklarla başa çıkma gücümüz olduğuna inandırıyor ve yeni zorluklara doğru yol alabilmemize yardımcı oluyor.

İşinizi ve etki alanınızı bu kriterle göre tekrar gözden geçirmeye ne dersiniz?

Yazan : Gamze Acar Bayraktaroğlu | HarwardBusinessReview

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

TAVSİYE

hulusi samim 100 lira hikayesi

Hulusi Samim ve Unuttuklarımız

Nazilli Tren İstasyonu’nda, treni karşılamak için bekleyen insanların arasındayız. Ankara’dan gelen trenin ...