Anasayfa / Başarı Yazıları / Kendinize güvenmeyin ve hiçbir şey öğrenmeyin!

Kendinize güvenmeyin ve hiçbir şey öğrenmeyin!

İnsanların dört şekilde öğrendiği belirtiliyor: Görsel olarak, uygulayarak, kavramsal olarak ve dinleyerek. Bazılarımız bunların birkaçını birden kullanarak öğreniyor. Bazılarımız ise sadece birini. Bazılarımız dört yolla da öğrenebiliyor ama bunlardan bir tanesinde daha iyi. Örneğin, kimisi kendisi yaparak öğrenir. Otomobil sürebilme, pek çok kişi için yaparak, bizzati otomobil sürerek daha iyi öğrenilebilen bir yetenektir.

Özellikle bir yeteneği elde etmek için gerçekleştirilen öğrenmelerin önünde iki temel engel bulunur. Birincisi öğrenme durumunda olan kişinin öğrenme modeline uygun olmayan bir süreç söz konusu olabilir. Örneğin, yaparak öğrenme tarzı olan birisine sadece kavramsal açıklamalar yapmak gibi. Böyle bir durum öğrenen kişi açısından öğrenmeyi o an ve gelecek için engelleyici bir nitelik taşır. Hatta bu öğrenme sorunu, kişiyi gelecekte başka yetenekleri edinme durumu karşısında da zor durumda ve endişe içinde bırakır.

Duvar

Herhangi bir konuyu, bir sorunun cevabını öğrenmek yada yeni bir yetenek edinmek için öncelikle insanın içindeki korkuları yenmesi, ilk denemelerde başarısız olmayı önceden kabullenmesi gerekir. Bir şeyi gerçekten öğrendikten sonra yapamamak can sıkıcıdır. Ancak bir şeyi öğrenme aşamasında yapamamaktan daha doğal bir durum yoktur. Thomas Edison, ampulün keşfine doğru giden binlerce başarısız denemeyi yaşarken hiç vazgeçmemiştir. Tam tersine her başarısız denemeyi bir öğrenme saymıştır. Hatta daha sonradan bir gazetecinin kendisine yönelttiği soru karşısında ampulün icadıyla ilgili şöyle cevap vermiştir: “Ampul, bin hatalı deneyin değil; binbir aşamalı bir keşif sürecinin sonucudur.”

İlgili Yazı :   Karar Verme ve Yanlış Karar ile Kötü Karar Arasındaki Fark?

Türkiye’deki toplumsal baskılar, insanların öğrenmesini engellemektedir. Türkiye’deki tuhaf toplumsal statü sorunu insanları, birşeyleri öğrenmekten çok başarısız görünmemeye itmektedir. Bu öyle bir hastalıktır ki, başarısız görünmemek için öğrenme denemelerinden kaçınılır. Hiç kimse suya girdiği ilk anda bocalamadan yüzemez. Bir şeyleri yapabilmeyi öğrenmek için, ilk önce denemek gereklidir. Bu denemelerden ders çıkarmayı başarabilenler öğreneceklerdir.

Öğrenme Sürecindeki Tehlikeler

Öğrenme sürecindeki en büyük tehlike, “ben yaptım oldu” yaklaşımıdır. MFÖ bir şarkısında, “…şiir yazdın ama şair oldun sanma!” der. Bir şeyi yaptığınızda o şey olmaz. Bir şey gerçekten o alanın küresel kriterlerine göre yapıldığında olur. Bu kriterleri de bilmiyorsanız, yaptığınızın olup olmadığını da bilemezsiniz. Bir şeyi yapmak için denemenin sonucunda “oldu” diyerek çıkmak, Türkiye’de fazlasıyla eleştirilen popçulara özgü sanılmaktadır.  Halbuki, kriterlerden bağımsız olarak “oldu” deme hastalığı yaygın bir hastalıktır. İşletmelerden, üniversitelere oradan politikaya hatta yemek yapmaya kadar gider. Restoranlardan adı ile içeriği arasında hiçbir ilişki olmayan yüzlerce yemek sunulur. Kriterlerden bağımsız “oldu” deme hastalığı o kadar yaygındır ki, norm haline dönüşmüştür. Gerçek bir “öğrenici” için “oldu” diye bir kavram yoktur. Olması gereken neydi, ben ne kadarını başarabildim sorusu vardır.

İlgili Yazı :   Karar almak başka, uygulamak başka!

Yazan : Melih ARAT

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

4 yorum

  1. Superdi,,tesekkurler

  2. Selam arkadaşım. Yazın için çok tşk ederim. Yazının fikirleri ana düşüncesini iyi kavrarsak daha yararlı olacağı kanaatindeyim. Burdan çıkardığım temel düşünce “başaramadım sözünü yok etmek!” İnsanlar kendinlerini deneyerek bişeyler elde edebilir.

    Saygılarımla!
    Yazı da çok güzel olmuş.

  3. Çok teşekkürler.
    Bu gerçekten toplumda bir hastalık gibi.

  4. Merhaba, yazılarınız illaki eğitiçi, öğretici ve bir kılavuz. lakin kimin yazdığını tanırsak, dolayısı ile sizi. düşünsenize yazdıklarınıza, inanmak ve güvenmek; hatta siz olmak ama ne kadar iyi.. yani bir kanıtı, belgesi, ne bileyim hani böyle ne derler bir soyut örneği var mı, yoksa isteyen inansın isteyen uygulasın mı?

    Teşekkürler. Hoşçakalın…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

TAVSİYE

problem nedir ve nasıl çözülmeli

Bir Problemi Yeniden Tanımlamanın 7 Adımı

Bir ofis binasında herkes asansörün yavaşlığından şikayetçi. Şikayetler çoğalınca konuyu bina görevlisine ...