Doğuştan gelen servet ve tırnak kadar değeri olmayan problemler

Doğuştan gelen servet ve tırnak kadar değeri olmayan problemler

9

Geçenlerde haberlerde izledim, insanların böbreklerini çalıp 75.000$’a satıyorlarmış. Beyin herhalde en az beş yüz bin dolar eder. Organlarımızın toplam değeri en azından bir milyon dolar eder. En parasızım diyen adamın bile en azından doğduğunda, Allah’ın verdiği bir milyon dolarlık serveti var. Hiç bu açıdan düşünmüş müydünüz? Benim babam böbrek hastası, haftada dört gün diyalize girer. Hayatı o makineye bağımlıdır.

Geçenlerde İzmir’i aradım. Muhabbeti başlatmak için “Baba nasıl geçti diyaliz?” dedim.

“Harika yavrum, harika geçti.” dedi.

Telefonu kapattım dakikalarca ağladım.

Sonuçta diyaliz bu, iğneler sokuyorlar vücuduna; saatlerce öyle kalıyorsun. “Nasıl geçti?” diye sorunca: “Harika geçti yavrum!”

Bilge adamla genç, yolda yürüyorlarmış. Genç, “Ne kadar güzel bir sessizlik değil mi?” demiş. Bilge durmuş ve “Sessizlik deme, “Hiçbir şey duymuyorum” de.” demiş.

Geçen yıl Cemil Doğan eniştemin kalp ameliyatı için İzmir Ege Üniversitesi Kalp Bölümü’ne gittim. Orada karşı odada kalp nakli bekleyen, tırnaklarını ojeleyen 13 yaşında kız çocuğu gördüm. Birkaç ay ömrü kalmış ama yüzü gülüyordu. Onun hayata bağlılığını görünce; önünde iki üç aya nasıl bağlandığını görünce “maaşım düşük, burnum eğri, boyum kısa, evim dar” diyenlere içtenlikle çok ama çok hayretle bakıyorum ve onları cidden anlayamıyorum.

Hayat bu kadar ucuz, bu kadar dar bir şey olmamalı.

O kız çocuk öldü.

Siz hayattasınız ve tırnak kadar değersiz şeylerden şikayet ediyorsunuz.

Konfüçyus der ki:

“Hiçbir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. Hele odada siyah bir kedi yoksa…”

Hayata olumlu bakın!

Kaynak : Ahmet Şerif İzgören, Avunucuzdaki Kelebek

770 Puan

Özgür Şahin, 2006 yılında kurduğu kendinigelistir.com’un kurucusu ve editörüdür. Bankacılıkta şube ve bölge yönetimi deneyimini; satış becerileri, ikna teknikleri ve finansal okuryazarlık alanlarındaki eğitmenlik birikimiyle birleştirir. Kişisel gelişim, iletişim, liderlik, motivasyon ve öğrenme üzerine yazar. Yazılarında karmaşık fikirleri sadeleştirmeyi, düşündüren sorular sormayı ve günlük hayatta uygulanabilecek öneriler sunmayı önemser. Gelişimi, kusursuz olmak için verilen bir yarıştan çok, insanın kendini tanıdığı ve küçük adımlarla ilerlediği bir yolculuk olarak görür.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Yorumlar (9)

  1. 18 Mart 2009

    Cok dogru bir oneri, fakat bazen hic kolay olmayabiliyor hayata olumlu bakabilmek.

  2. 19 Mart 2009

    Nasıl daha kötü durumdaki insanları görünce “şükrediyorsak”, bizden daha iyilere de hep imreniyoruz. Aslında hatalar buradan kaynaklanıyor bence. Mesela (adam otomobilinle okula geliyor ama benim niye yok, nasıl hayat bu!” diyor kimileri… Arada çok ince bir çizgi var. Herkesin bu ince çizgiyi yakalaması dileğiyle.

    Bu yazıyı yazan, yayımlayan kişi/kişilere teşekkürü bir borç bilirim.

    Saygılar.

  3. 19 Mart 2009

    Harika bir anlatım, mükemmel bir yazı olmuş.

    Teşekkürler.

  4. 31 Mart 2009

    Çok güzel bir yazı..İnsanın bir an durup düşündürtüyor

  5. Gerçekten harika bir anlatım olmuş. Boşlukta kalmış her insanın okuyup beyninde bri takım değişiklikler olması dileğiyle emeğe saygı gerçekten..!

  6. Hiç bir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak kadar zor değildir.hele odada bir kedi yoksa işte buu

  7. bazen bu kadar olumlu bakamıyor insan hayata:(

  8. gercekten çok beğendim ve gerkleri okumak daHA GÜZEL

  9. okurkenn boğazım düğümlendi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.