Anasayfa / Başarı Yazıları / Üretkenlik : Enerji, Bilgi ve Yaratıcılık

Üretkenlik : Enerji, Bilgi ve Yaratıcılık

Üretkenlik ve üç kaldıracına değinmek istiyorum. Üretkenlik nedir, üretken ne demek gibi kavramları tarafını açıkladıktan sonra “enerji, bilgi ve yaratıcılık” ile ilişkilendirmek birçok açıdan konuya ışık tutacaktır. Genellikle ekonominin, kıt kaynaklarla alternatif kullanımlar arasında nasıl bir ilişki kurduğumuza bağlı olduğu söylenir. Dünyada yalnızca çok fazla hammadde var ve onlar toplu olarak olmasını istediğimiz şeyler haline geliyor.

Örneğin bir toprak parçası ile pek çok şey yapabilir. Mesela tarımsal alanda, bir nüfusu beslemek ve sürdürmek amacıyla gıda yetiştirmek için kullanılabilir. Çıktı olarak bir ürün (belki bir telefon) üretmek için bir miktar emek ve teknoloji karışımının kullanıldığı üretim alanı olarak kullanılabilir. Bir kiracı tarafından yaşanacak bir yaşam alanı olarak da kullanılabilir. Ya da bir perakende satış mağazası gibi hizmet sağlanan bir alan olarak da kullanılabilir.

Üretkenlik

Üretkenlik belki de bu toprak parçasının verimini arttırmaktır. Sizin için gerekli bazı doğal malzemeleriniz, insan gücünüz ve teknolojilerden oluşan bir kombinasyonunuz var diyelim ve belki de tüm üretim cihazlarını işletmek için de biraz sermayeniz var ve amacınız, bu toprak parçasından alabileceğinizi artırmak için tüm bu araçları son müşteri yararınına kullanmak olacaktır.

Ulusların, firmaların ve insanların bu anlamda üretkenliğe ne derece değer vermesi gerektiği süregelen oldukça tartışmalı bir konudur. Bazıları bunun her şeyin sonu olduğunu iddia ediyor. Birkaç kişi, yaşamaya değer, hayatı daha iyi hale getiren daha soyut şeyler olduğunu iddia ediyor. Her iki durumda da, üretkenliğin yaygın faydaları olmadığını inkar etmek elbette güç. Aslında bu tür bir üretkenlik, dünya çapındaki düşük yoksulluk seviyelerinden tutun da teknolojideki yeniliklere kadar çevremizde gördüğümüz bolluğun temel sebebidir.

Bireysel düzeyde, çoğumuzun günlük olarak yaptığı işler için elbette üretkenlik gereklidir. Yıllarca insan zihnini ve davranışlarını deşifre etmeye çalıştıktan sonra Sigmund Freud, insanların iki şey için yaşadığını söylemiştir: aşk ve çalışma… Ama aşk gibi, çalışmak da her zaman kolay değildir. Pek çok insan için anlamlı olsa da stresli olabilir. İş, emek demektir ve emek, doğası gereği karmaşıklık ve zorluklar içerir.

Üretken ne demek?

Üretken ne demek tarafına da şöyle değinelim. Çalışmayı anlamlı kılan şeyin büyük bir kısmı sürecin ta kendisidir. Mesela bir müzisyenin bir melodinin akışında kaybolduğunda hissettiği şey sevinçtir; ya da bir doktorun veya hemşirenin, yardım edebileceğini bildiği bir hastaya bakarken hissettikleri sıcaklıktır. Bunun gibi şeyler açıkça anlamlıdır ve birçoğumuz için herhangi bir iş yapmanın birincil nedenidir. Bununla birlikte, çoğu zaman süreç sonuçtan ayrıştırılamayan bir ikili gibidir. Müzikle birlikte dans etmek veya bir hastaya yardım etmeye dahil olmak hoş bir duygu olabilir, ancak genellikle insanların bu müziği bir prodüksiyon olarak başkalarıyla paylaşması veya hastanın sadece yardım almakla kalmayıp aynı zamanda hayatta kalmasını sağlamak ve sonrasında iyileşmesini sağlamak çok önemlidir.

Ekonomide bu sonuç, üretkenlikle ölçülebilen bir şeydir. Ve bu üretkenliğin çıktısı (ürünler ya da hizmetler biçiminde) değerlidir ve bu değer daha sonrasında parayla temsil edilir. Ama kıt olan para değildir, hammaddelerin de ötesinde, kıt olan zamandır ve üretkenlik genellikle kıt olan bu zaman kaynağının doğru yönetilmesidir. Peki bu en doğru yol mudur?

Modern ekonominin babası Adam Smith, bir ulusun üretkenliğinin; işgücünün büyüklüğüne ve beceri ile yeteneklerine bağlı olarak emeğine dayandığını savunur. Esasen, ne kadar çok insana sahip olursanız, o kadar çok yapabilirsiniz ve bu insanlar ne kadar bilgili olursa, o kadar fazlasını yapabilirsiniz demektir bu.

Bireylere indirgendiğinde bile bu mantıklı olandır ve bireysel üretkenliğin ilk iki kaldıracını oluştursan şey de: enerji ve bilgidir zaten.

Üretken Yatırımlar Nelerdir

Üretken yatırımlar nelerdir başlığının altına üretkenliği etkileyen “enerji ve bilgi” kavramlarına bakmak faydalı olacaktır. Daha büyük bir iş gücü, bir sonuca daha fazla enerji uygulanabileceği anlamına gelir ve bu nedenle de verimliliğimize katkıda bulunur. Cihazlarımızın bir çoğunun, zor işlerin üstesinden gelindiği modern teknolojik dünyada, daha büyük olmanın ille de daha iyi olmadığını, ancak kişisel düzeyde de olsa işlerimize uygulayabileceğimiz bir miktar enerjinin ille de gerekli olduğunu söyleyebiliriz; ki bu ne elde edebileceğimizi belirleyecek olan şeydir. Fakat insanlar elbette her zaman eşit yaratılmamıştır, ki nasıl aynı enerji seviyesinde olabilsinler?

Gün boyunca farklı ruh hallerimiz ve duygularımız var ve bunların bir çoğu enerji seviyelerimizden etkileniyor, bu da öncelikle fiziksel ve zihinsel sağlığımıza ve ayrıca işimize teknoloji ile dış kaynak sağlayarak enerjimizi nasıl koruduğumuza bağlıdır. Farklı motivasyonlara ve farklı enerji seviyelerine sahip iki kişi, aynı süre içinde çok farklı sonuçlar üretecektir, değil mi?

Ancak Smith’in söylediği ikinci üretkenlik kaldıracı, yani bilgi, bugün de o zamanlarda olduğu kadar, belki de daha fazla önemli. İyi optimize edilmiş enerji seviyelerine sahip olsanız dahi, bunu tam güçte uygulayamazsanız bile, bir bilgiye sahip olmanın beraberinde getirdiği bir avantaj ile bunu telafi edebilirsiniz. Bilgi bilgi sağlayabilir ve bilgi size daha azıyla daha fazlasını yapmanızı sağlayabilir. Bu, enerjinizi nasıl daha iyi kullanacağınızı bildiğiniz anlamına gelir, çünkü bilgi enerjinizi genel olarak korur. Örneğin, pratiğini bir öğretmenden ya da bir kitabın teorisiyle tamamlayan bir müzisyen, genellikle yola bunlar olmaksızın, sadece kişisel çabasını sarf eden birisine kıyasla daha iyi bir sonuç elde edebilir. Benzer şekilde, 20 yıllık deneyime sahip bir doktor, neyle uğraşacağını ve neyi bırakacağını bilmeyen toy bir asistandan çok daha donanımlıdır.

Hem enerji hem de bilgi, ne olursa olsun, bir şeylerin gerçekleşmesi için temel gerekliliktir. Enerji bize iş yapma kapasitesi verirken, bilgi bize bu kapasiteyi nasıl uygulayacağımızı söyler. Bunların her ikisi de, yalnızca doğrusal zaman yönetimine odaklanmanın rekabet edemeyeceği getiriler üretecek şekilde uygulanabilir. Daha fazla enerjiniz varsa, bir şeyler yapmak için daha az zamana ihtiyacınız vardır. Daha iyi bilgiye sahipseniz, zamanınızın getirisinin en yüksek olduğu noktayı anlayabilirsiniz.

Bununla birlikte, bu üretkenlik düzeylerinin her ikisi de, yine de, bir şekilde, hâlâ öncelikli olarak verimlilikle ilgilidir. Hatta daha fazlasıyla. Ve bu anlamda, zaman bizim birincil meselemiz olmasa da, bir bakıma, üretkenlik açısından avantaj sağlamasının bir nedeni de; zamanı daha iyi tahmin edebileceğimiz ve anlayabileceğimiz olmasıdır ve bir şekilde de onu manipüle etmemizin mümkün olmasıdır.

Üretkenliği Diğer Kaldıracı “Yaratıcılık”

Üretkenliğin üçüncü ve son kaldırcacı yaratıcılıktır, fakat Adam Smith’in tam olarak üzerinde durduğu bir husus olmasa da, bu belki de en önemlisi. Ve bu sadece daha verimli olmamıza izin vermez, aynı zamanda işleri yapmak için tamamen yeni bir yol yaratmamıza da izin verir. Üretkenlikte bir iyileşmeden ziyade, yeni bir düzeye geçiştir bu. Ve bu aynı zamanda doğrusal bir tür zaman yönetimine en zıt olan şeydir, çünkü kısmen de olsa zaman kaybına bağlıdır.

Bu üretkenlik kaldıracı ile ilgili olan asıl şey, tamamen tahmin edilemez olmasıdır. Mümkün olsaydı zaten, zaman kaybı diye bir şey söz konusu olmazdı. Birkaç birbiriyle bağlantılı ilham kıvılcımı, halihazırda olanın ötesine geçen bir içgörü yaratana kadar boşa harcanan zaman, gerçekten boşa harcanıp giden zamandır. Ve bunu yaparken, şu anda üzerinde çalışılan referansın yeniden düşünülmesini sağlayan kapılar açar. Nobel Ödülü kazanmak için çabaları devam eden merhum bilişsel psikolog Amos Tversky, bunu oldukça iyi ifade etmiştir:

“… saatleri boşa harcayamayarak yılları boşa harcıyorsunuzdur.”

Doğrusal Zaman Yönetiminin Ötesi

Pek çok yönden, zaman gerçekten de bizim en kıt kaynağımızdır. Ölüm, hayattaki birkaç kesinlikten biridir ve, her saati ve günü değerli kılan şeydir. İlerleme kaydetmeye devam ettikçe, mevcut doğal enerjimiz ile yapabileceklerimizin sınırlarını aşana kadar daha fazla ilerleyeceğiz demektir. Ancak ölümün üstesinden gelmedikçe, zaman her zaman bizi sınırlayan en kıt kaynak olmaya devam edecektir.

Bununla birlikte, zamanı deneyimleme şeklimiz mutlaka nicel olarak belirlenemez. Her saat, gün veya yıl aynı değildir, bu da katkılarımızı veya çabalarımızı tek başına bu boyutta düşünmenin doğru olmadığı anlamına gelir. Ki zaman kıt kaynağımız olabilir, ancak biz insanlar makinelerden daha fazlasıyız ve zamana bağlı olmayan şekillerde üretiyoruz.

Enerji, iş yapmamızı sağlar. Bilgi bize bunu en iyi nasıl yapacağımızı söyler. Yaratıcılık, bir sonraki seviyeye geçmek için gereken sıçramaya ilham verir. Bu üç üretkenlik kaldıracı, birleştiğinde ne yaptığımızı ve nasıl yaptığımızı şekillendirirler ve bir şeyleri gerçekleştirirler. Birlikte ve uyumlu olduklarında, kişisel bir zaman duygusu yaratırlar; bu sadece bir ürün değil, aynı zamanda anlam ve değer de üreten bir zamandır.

Yazan : Hüseyin Güzel, medium

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.