Anasayfa / Başarı Yazıları / İşten Ayrılma Korkusu ve Altın Kelepçe
İşten Ayrılma Korkusu
İşten Ayrılma Korkusu

İşten Ayrılma Korkusu ve Altın Kelepçe

İşten ayrılma korkusu kişide farklı bir duygu hissiyatına neden olur. Eğer geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olan %98’lik grup içerisindeyseniz, önünüzde kolay seçimler yok. Biri size sorsa, “Özgür müsün?” diye, “Evet,” dersiniz ama, aslında biliyoruz: Tam olarak özgür değiliz.

Geçmişte yapmış olduğumuz seçimler ve kendimize yarattığımız konfor alanları gün gelmiş bizim sınırlarımız olmuşlar. Evet tüm seçimleri kendimiz yaptık, ancak sonuçlarını başından biliyor muyduk? Örneğin ev kredisine girmenin, çocuğu özel okula yazdırmanın, araba taksidi başlatmanın sonuçlarına başından hakim miydik?

Yeşil Şişe = Kurumsal Hayat (Temsili)

Yeşil Şişe = Kurumsal Hayat (Temsili)

İşten Ayrılma Korkusu

İşten ayrılma korkusu aslında vereceğimiz birkaç önemli sorunun yanıtıyla son bulabilir. Örneğin mutlu musun? Huzurlu musun?

#Gerçekten Hapis Miyiz?

Tabi ki de değiliz. İstediğimiz zaman mutlu olmadığımız işimizden ayrılabiliriz. İstediğimiz zaman iyi gitmeyen ortaklığımızı bitirebiliriz. İstediğimiz zaman okuduğumuz bölümü yarıda bırakıp ticarete girişebiliriz. Teknik olarak hiçbirinin önünde somut bir engel olmadığını düşünürüz. Gerçekten de somut bir engel yok. Bir duvar yok. Bir zincir yok. Kapı açık, isteyen istediği zaman istifasını verip yürüyebilir.

Madem öyle, o zaman neden çalışmak istemediği işte 15 yılını geçiren insanlar var? Neden sevmediği ve ızdırap gelen ortaklıkları devam ettirenler, nefret ettiği bölümü okuyanlar var?

Belki orada betondan ve tuğladan koca bir duvar olsa -15 yıl içinde o duvarı kıracak insan bile-çözümleyemediği sebeplerle kendini kontrolü dışındaki bir sistemin parçası hissediyor. Bir kapanın içinde kaldığını düşünüyor.

Bunun Dünya’da, yönetim danışmanları ve işe alım yapan kişiler tarafından kullanılan bir tabiri bile var. “Altın Kelepçe!”

Altın Kelepçe

Evet altın, ve çok değerli. Ama hala bir kelepçe olduğunu gizlemeye yetmiyor.

Şirket arabası, yıl sonu hevesle beklenen prim, spor salonundan indirip kuponlarına yan haklar, sağlık sigortalar, eşler ve çocuklar için haklar… Hepsi çok kıymetli.

Maaş’a yıldan yıla gelen artış, her ay düzenli gelir sahibi olmanın konforu ile girilen taksitler, yapılan alışverişler… Hepsi büyük lüks.

Tanıdık iş arkadaşları, yıllardır aynı şirkette çalışmanın getirdiği rahatlık ve güven ortamı, artık bilinen bir isim olmak… Hepsi güzel hisler.

Evet, bunların hepsi çok güzel ama kelepçe altın olsa da hala bir kelepçe.

Altın Kelepçe Nasıl Kırılır?

Nasıl kırılırdan önce şunu sormak gerekli; neden kırmak gerekir? Şu yüzden; eğer siz o kelepçeyi kırmazsanız, her sene değeriniz düşer, kendinizi geliştirme fırsatlarından yoksun kalırsınız, zamanla iş arkadaşlarınız değişir ve bir şirketin “eski, güvenilir” çalışanlarından biri haline gelir ama hiçbir zaman tam potansiyelinize ulaşamazsınız. Sadece kariyerde yükselmek için değil, kaliteli işler yapmak, ürettiklerinizle gurur duymak (ama aynı zamanda daha çok kazanmak ve başarılı olmak için) daha iyi iş fırsatlarını sürekli takip etmeli ve doğru zamanda da geçişi gerçekleştirmelisiniz.

“Nasıl kırılır?” sorusuna gelince, cevabım şu: En başta, o kelepçenin altın olduğunu görmezden gelin! O zaman sizin gözünüzde bir değeri kalmayacak ve kırmak için gereken ilk adımı atmış olacaksınız.

Emin olun, işine değer katan, emeğini ve zekasını koyarak yapan ve değerli tecrübe sahibi biriyseniz, şu andaki işinizdeki faydaların aynısını ve hatta daha fazlasını başka bir yerde de bulabilirsiniz. Eğer mevcut altın kelepçenizi kırmaya korkuyorsanız, bunun muhtemel psikolojik altyapısı, kazandıklarınızı tam anlamıyla hak etmediğinizi (ve bu yüzden başka bir yerde yakalayamayacağınızı) düşünmenizdir. Kazandıklarınızı son kuruşuna kadar hak ettiğinizi düşünüyorsanız tereddüt etmeyin.

Dünya’nın gittiği yeri dikkatle okuyun, kendi becerilerinizi farkında olun ve yeni bir yol çizip peşine düşün.

Hangi becerilere odaklanmak gerektiği ve hangi yolun yolcusu olmak istediğiniz konusunda Robert Greene – Mastery isimli kitabını ve benim bir süredir bahsettiğim İten ve Çeken Faktörler (Pull vs Push) kavramlarını incelemenizi öneririm.

Yazan : Ozan Dağdeviren - Founder at Startups of London | Co-founder at Toolbase.io and HerGünÖğren #EdTech | Exceptional Product Manager |

Hakkında Özgür ŞAHİN

Türkiye'nin en büyük kişisel gelişim sitesi olan kendinigelistir.com projesinin sahibidir. 2006 yılından bu yana #kişiselgelişim alanında birçok yeniliği bünyesinde bulundurduğu sitede "beden dili, iletişim teknikleri, başarı hikayeleri, motivasyon teknikleri, özgüven gelişimi" gibi bir çok ana tema üzerine yazar, çizer, karalar, öğretmeye çalışır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.