Anasayfa / manşet (sayfa 10)

manşet

Hayatınızın CEO’su olmak ister misiniz?

Yapmak istediklerimiz yerine, yapmamız gereken şeyler yerine, bambaşka şeylere enerjimizi harcamıyor muyuz? Hayatınızın işçisi değil de CEO’su olsaydınız hangi radikal kararları alır ve uygulamaya koyardınız?

CEO Olmak İster misiniz?

Perakende Mağazacılık sektörünün lider kurumsal firmalarında, 23 yıl süresince çok sayıda farklı görevlerde tecrübeler edinmiş Direm Fikir Atölyesi Kurucusu Didem Tınarlıoğlu, hayatımızı nasıl yönetmemiz gerektiği ile ilgili yazı kaleme aldı.

Ah nedir bu kendimizden çektiğimiz, kendimizle alıp veremediğimiz! Sevdiklerimizin ihtiyaçlarına yetişmekten kendi isteklerimize yanıt vermekte biraz ketum davranmıyor muyuz? İncinmelerimiz, kızgınlıklarımız, aşk acılarımız, arzularımıza karşın oluşan ihtiyaçlarımıza ne kadar kulak veriyoruz? Devamını Oku »

Öncelikle “başarısız olmak” öğretilmeli!

Başarılı olmak yapılacak birinci öncelikli iş gibi öğretmeye çalışırız herkese. İş arkadaşlarımıza, çocuğumuza, ailemize, yakınlarımıza.. Hatta bazen o kadar iş körü gibi anlatırız ki başarısız olmanın güzelliği kaçar gider! Sitemizin içinde onlarca başarısızlık hikayesi vardır. Hatta çok büyük başarı hikayeleri “başarısız” olan yüzlerce denemeden çıkmıştır.

Silikon Vadisi’nin resmi olmayan bir sloganı vardır: “Başarısız ol.” Örneğin Facebook’un ofisinde üzerinde “Çabuk Başarısız Ol” yazan posterler bulunur. Çalışanlar daha “sık” başarısız olmaları için adeta teşvik edilir. Hatta “FailCon” isminde dünya çapında düzenlenen bir konferans bile vardır. Devamını Oku »

20 saatte yeni bir şeyi nasıl öğrenebilirsiniz?

Hayatınızda bugün öğrenmek istediğiniz şey ne olabilir? Yeni bir dil mi? Rusça, İspanyolca ya da Çince? Bu bir spor olabilir mi? Tenise veya yüzmeye ne dersiniz? Ya enstrüman çalmak.. Keman çalmayı öğrenmek veya gitar çalabilmek nasıl olurdu? Sizlere şöyle iyi bir haberimiz var. Beynimiz her şeyi, zorlu ama hızlı bir yolla öğrenmeye hazır. En azından ilk evrelerde… 20 saatte yeni bir şeyi öğrenebildiğimizi gösteren o araştırmadan bahsedelim.

Ünlü girişimciler Elon Musk, Mark Zuckerberg ve Oprah Winfrey’in başarılarını ‘borçlu’ olduğu yöntem ne?

Bazı uzmanlar, öğrenilecek konuyla ilk temasımızdan sonraki ilk 20 saatin en üretken öğrenme süreci olduğunu söylüyor. Bu da, ilk 20 saatte beynin yeni uyaranlara cevap verebilir ve ilgi gösterebilir koşullara sahip olmasıyla açıklanıyor. Devamını Oku »

Doğru Sorulara, Doğru Cevaplar!

Soru sormak yaşamımızın ne kadar içinde? Konuşmalarımızın ne kadarı olumlu, olumsuz söylemler, ne kadarı soru? Soru sormak öğrenmenin en doğrudan yolu. Sorduğumuz sorulara aldığımız cevaplar doğrultusunda ilgilendiğimiz konuyla veya kişiyle ilgili yeni şeyler öğrenir, bilgimizi her an arttırırız. Günde ortalama kaç soru sorarız dersiniz? Yetişkinlerin kişilik özelliklerine, yaptıkları işlere göre ortalama bir sayı vermek zor olsa da, araştırmalar 4 yaşındaki bir çocuğun günde ortalama 473 soru sorduğunu gösteriyor.

Çocuklar meraklı gözlerle etraflarındaki her şeyi büyük bir ilgi ve öğrenme isteğiyle bıkmadan usanmadan sorular sorarak keşfederler. Yaşları ilerledikçe sorular azalır, farklı anlama mekanizmaları devreye girer, herşeyi kolayca anlamalarını sağlayacak basit sorular yerini varsayımlara ve gözlemlere bırakır. Bu süreçte birçok duygu, düşünce, bilgi anlaşılamaz, kimi zaman kaybolur. Oysa hem kişisel hem de profesyonel yaşamımızda sorular bizi en kısa yoldan bilgiye, problemleri çözmeye, karşımızdakileri anlamaya götüren rehberler. Devamını Oku »

Dur Bakalım’dan Bakarız’a kadar En Çok Kullanılan Üç Savsaklama İfadesi

Bir konu üstünde çalışıyorsunuz ve çok heyecanlısınız. Şimdiye kadar kat ettiğiniz yolu veya planlarınızı üstünüze anlatmak için konuşmaya başladınız. İşte o anda karşınıza çıkar bu sözler. Geçiştirme sözleri, savsaklama sözleri, öteleme sözleri, konuyu değiştirmek için kullanılan sözcükler vs. Türkçemizde birçok adı olabilir ama hepsi aynı kapıya çıkar. Meslek hayatının başındakiler bu sözler karşısında heyecanlarını biraz yitirseler de umutlarını sürdürürler. Deneyimli çalışanlar ise bunun anlamını gayet iyi bilir: “Havada bulut, sen bu işi unut”. Şimdi bir işin savsaklanacağını gösteren sözlere geçelim Devamını Oku »

Einstein Okuldayken Matematiği Kötü müydü?

Matematik ile arası hoş olmayan birçok kişi için bir avuntudur bu aslında. Einstein’ın bile matematiği kötüymüş, benim ki nasıl iyi olsun. Peki gerçek bu mudur acaba?

Yanıt gayet basittir. Hayır, kötü değildi. Bu bir şehir efsanesidir. Einstein küçük yaşlardan itibaren dahi seviyesinde IQ puanına sahipti ve özellikle de matematik ve fizik derslerinde sıra dışı bir öğrenciydi.

Lisedeyken matematik ve fizikten alınabilecek en yüksek notları almaktaydı. Mezun olduğunda bu derslerden notu 12 üzerinden 12’ydi. Alman eğitim sisteminde bu notlar mükemmel seviye anlamına geliyordu. Devamını Oku »

20 yaşındayken “YARATICILIK” üzerine KEŞKE BİLSEYDİM diyecekleriniz

Bugünkü siz, yirmi yaşındaki size “yaratıcılık” üzerine sohbet edecek olsa neler konuşurdu? Olgun siz, çömez size neler önerirdi?

İlk iş dünyasına atıldığınız, taze mezun olduğunuz çaylaklık döneminden bu yana yaratıcılık üzerine öğrendiklerinizi bir düşünün. Bu öğrendiklerinizi birileri size 20 yaşındayken tavsiye etseydi, zaman kazanmaz mıydınız? Belki şimdi sıra sizde… Yaratıcılığı artırmanın yollarını henüz kariyerinin başındakilerle paylaşma zamanı.

Kevan Lee’nin Fast Company’de yayınlanan yazısında, kariyerinde belli bir yere gelmiş profesyoneller geriye bakmaya ve yaratıcılık üzerine edindikleri deneyimlerden ders çıkarmaya davet ediliyor. Amaç, bir taraftan kendi deneyimlerinden yola çıkarak daha yaratıcı ve üretken olmanın yollarını bir formül haline getirmek, diğer yandan yeni nesillerle yaratıcılıklarını ortaya çıkarmak ve geliştirmek için birkaç altın öneri oluşturmak Devamını Oku »

Tevazu ve Kibir

Kibirli insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz, ne hissediyorsunuz? Sizde saygı mı uyandırıyorlar? Ya da hayranlık mı? Yoksa onların gerçekten üstün insan olduklarını mı düşünüyorsunuz? Ya da eşi bulunmaz biri olduklarını mı?

Bunu okuyan hemen herkes “hayır böyle hissetmiyorum veya düşünmüyorum” diyecektir kuşkusuz. Peki o zaman bu insanların kibirlerini kim besliyor? Mutlaka bu kibrin büyüsüne kapılmış, karşısındakini hakikaten üstün biri gibi gören, ona itaat ve sadakâtini göstermek için olağanüstü bir çaba ve teslimiyet içinde olan, bunun karşılığında başı okşanıp da korunup kollandığını, sevildiğini düşünerek ruhsal bir doyum bulan birileri her zaman vardır ve bunlar kişinin kibrini cilalamaya devam ederler. Devamını Oku »

Reddedilmek ile ilgili nasıl baş edilir?

Reddedilmek duygusal dünyamıza bir bomba gibi düşer, her şeyi uçurur, yakar, yıkar. İçimiz acır. Önce kendimize sonra etrafa saldırır bir suçlu ararız. Kimdir bu sonucun sorumlusu? Reddedilmenin zararları duygusal acının ötesindedir. Duygularımızın yanı sıra, düşüncelerimize ve davranışlarımıza da etkisi büyüktür. Psychology Today dergisinde yayınlanan yazısında, Dr. Guy Winch reddedilmenin az bilinen yönlerini ele alıyor.

NEDİR REDDEDİLMENİN AZ BİLİNEN ETKİLERİ? 

1 – Reddedilme ve fiziksel acı hissetme anında beyinin aynı yeri uyarılır 

Manyetik rezonans görüntüleme sonuçlarına göre, fiziksel acı çektiğimizde ve reddedilme haberi aldığımızda beynin aynı bölgeleri aktive olur. İşte tam da bu sebepten nörolojik anlamda reddedilmek acı verir Devamını Oku »

Dip : Vazgeçmeyi ve Vazgeçmemeyi Öğreten Küçük Kitap

Seth Godin’in mini kitabı “Dip” ne zaman vazgeçmenin gerektiği üzerine bir kitap. Eğer hiçbir şeyden vazgeçmezseniz, hiçbir zaman “en iyi” olamazsınız. Bütün amacımız da bu değil mi; hangi alanda çalışıyorsak o alanın en iyisi olmak.

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, rekabet içinde olduğunuz pazarımız eskiye göre çok daha net çizgilerle çizili. Örneğin, meyve sebze mi satıyorsunuz, hangi bölgeden alıyorsunuz, hangi semtte, ülkede, coğrafyada satıyorsunuz, organik mi değil mi, vs. birçok kritere cevap vererek kendi niş pazarınızı belirlemişsiniz. İşte amacımız o spesifik pazarda birincilik.

Peki, burada vazgeçmek nerede diye sorabilirsiniz. Kendi niş pazarınıza karar kılana kadar o kadar fazla seçim yapmış, işinize yaramayacağını düşündüğünüz şeyleri elemişsinizdir ki… Örneğin, iş modelinizi oluşturma aşamasında, sürümden mi kazanacaksınız, butik, kişiye özel bir hizmet mi vereceksiniz? Hangi kapasitelerde depo tutacaksınız? Hangi müşterilere hizmet vereceksiniz? Tüm bu kararları vermeden meyve işine girene kadar, hangi fırsatları geri çevirdiniz, elediniz veya deneyip vazgeçtiniz Devamını Oku »