Anasayfa / manşet (sayfa 4)

manşet

Etkili İnsanın 10 Özelliği

Etkin olmak ile etkili olmak, çoğu kimsenin ayrımını bilmediği kavramlardır. Etkin olmak az kaynak harcayarak sonuç almaktır. Mesela az zamanda çok iş yapmak etkin olmak demektir. Etkili olmak ise, insanın hedeflediği sonucu almasıdır. Mesela diyet yapıp kilo verebilmek, spor yapıp iyi bir vücuda sahip olmak, şirket yönetirken isabetli karar alıp, bunu hayata geçirip, hedefe ulaşmaktır. Etkili olmak sonuç almak demektir.

Verimli olmayı, az kaynakla çok iş yapmayı elbette önemsiyorum ama hayatta asıl önemlisi etkili bir insan olmaktır. Peter Drucker’ın dediği gibi hiç yapılmaması gereken bir işi çok etkin bir şekilde yapmak, herhalde insanın düşeceği en acınası durumlardan biridir. Ama maalesef birçok şirket aylarını hatta yıllarını hiç yapılmaması gereken işleri mükemmel yapmak için uğraşarak geçiriyor. Devamını Oku »

Huzurlu Olmak için 101 Tavsiye!

Geldiğimiz şu günler, yaşadığımız onlarca şey ve etrafımızda dönen birçok terane düşünüldüğünde herhalde cevaplamak istediğimiz en güzel soru şu : “insan mutlu olmak için ne yapmalı?” İnternet aramalarında da görülüyor ki insanlar bu konuda ne yapacağını gerçekten bilmiyor. “evde nasıl huzurlu olunur” , “evde huzurlu olmanın yolları” gibi aramaların yanında bunun için dua ve zikir olup olmadığına dair aramaların yapıldığını görüyoruz.

Geçmiş tarihlerde birçok defa mutlu olmak, mutluluk veya pozitif olmak ile ilgili yazılarımız oldu. Bu sefer genelde yapılan “huzurlu olmak için dua” , “huzurlu olmak için zikir” aramalarından uzaklaşarak size huzurlu olmanın 101 tavsiyesini derledik. Denemenin zararı olmaz, faydası olur! Devamını Oku »

Sorunları Ufakken Çözmek Zorundasınız

Kırık Camlar Teorisi” ile ilk kez Malcolm Gladwell’in Tipping Point- Kıvılcam Anı kitabında karşılaşmıştım. Oldukça ilgimi çeken bu teori beni daha derin düşünmeye yöneltti. Teori genel kapsamda olayların aslında nasıl da ufak bir değişim/durum nedeni ile başlayıp toplumsal bir kaosa varan derecede büyüyebileceğini bize anlatabilecek oldukça basit bir temele dayanıyor. Yanlış giden işlerde yapılacak kök neden analizlerinde varılacak sonucun aslında tüm bu kötüye gidişin belki de en başta müdahale edilerek çözülebilecek minik bir sorunun olduğunu görmenin kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor. Koca koca şirketlerin ufak kırık camlarla temelinden sarsılması bence oldukça trajik. Şu an gündemi fazlası ile meşgul eden Volkswagen emisyon krizi de belki de ufak bir kırık cam ile başlamıştır kim bilir? Zamanında dikkat ya da müdahale edilmeyen ufak bir hata(!) bugün alanında dev bir şirketin imaj, para, marka ve pazar değeri hatta en önemlisi güven kaybı ile bir çıkmaza girmiş durumda. Devamını Oku »

Karar Verme ve Yanlış Karar ile Kötü Karar Arasındaki Fark?

Karar vermeksizin yönetmek, tercih yapmaksızın birey olmak mümkün değil. Isaiah Berlin, “Biz insanlar karar verme mecburiyeti ile lanetlenmişizwe are doomed to decide” sözleri ile, karar vermenin kaderimiz olduğunu, Harvey Cox “Karar vermeme kararı da, bir karardır Not to decide is to decide” sözleri ile, tercih yapmanın kaçınılmazlığını ortaya koymaya çalışmışlardır. Bu iki zorlayıcı yaklaşıma karşın, Napolyon, “Hiçbir şey, karar verebilmekten daha zor, bu nedenle daha değerli olamazNothing is more difficult, and therefore more precious, than to be able to decide”diyerek, karar verebilmenin bir lanet veya zorunluluğun ötesinde, şans olduğuna inanmıştır.

İster lanet; ister şans olsun, Ken Livine’nin tümcesi, gerçeği en iyi şekilde özetlemektedir. “Hepimiz tercihler yaparız ve sonunda tercihlerim bizi tanımlarWe all make choices, but in the end our choices make us”. Devamını Oku »

İki Kat İş Yarım Zamanda Nasıl Yapılır?

Yönetici Koçumuz ve ilham kaynağımız Hülya Mutlu’nun tavsiyesiyle okuduğum bu kitap, birçok alanda uygulanabilecek ve önemli ölçüde performans artışı sağlayacak SCRUM tekniğinden bahsediyor. Kitap çok faydalı bilgiler içerdiği için kısa bir özet ile sizlere de ulaştırmak istedim.

Üretkenliğinizi 8 kat arttırmak ister misiniz? Bir üretebileceğiniz zamanda sekiz üretmek. Kulağa hoş geliyor değil mi? Scrum ile bu mümkün. Hükümetler, uluslararası dev şirketler, sivil toplum örgütleri, eğitimciler, yazılım geliştiriciler Scrum’u kullanıyor. Daha üretken olmakla kalmıyor, tüm süreç boyunca daha da mutlu oluyorlar. Sizde ekibinize, projelerinize, fikirlerinize, hissedarlarınıza ve en önemlisi kendinize bir iyilik yapın ve Scrum’u öğrenin ve uygulamaya başlayın. Çünkü dünyanın buna ihtiyacı var. Devamını Oku »

Yalnızca Hızlı Koşmak Yetmez

Kendinizi bir 100 metre, kısa mesafe koşucusu olarak düşünün. Önünüzde yılın en önemli şampiyonası var. Yıllardır, her gün deliler gibi çalışıyorsunuz. Atiksiniz, hızlısınız. Bayrak yarışında hele, takımın as koşucusu olarak çok iddialısınız.

Derken o en çok beklediğiniz yarış günü geliyor. Stadyuma gidip günü unutulmaz kılmak için saatler kaldı. Odanızın kapısı açılıyor, antrenörünüz içeri giriyor. Size sinir bozucu bir sakinlik içinde;

“Plan değişti, kısa mesafe değil, uzun mesafe koşacaksın, maratona giriyorsun” diyor.

Ne yaparsınız? Devamını Oku »

Ölümle Yaşam Arası Kaç Saat?

Son günlerde etrafımda bir şekilde yer alan kişilerden ortak duyduğum soru: Nasıl bu kadar pozitifsin? Sabah sabah nasıl bu kadar enerji dolu olabiliyorsun?

Çok zor olduğunu sanmıyorum, inanın. Amacım Polyannacılık yapmak ya da sanki hayatımda her şey on numara beş yıldızmış gibi nasihat vermek değil. Sadece hissettiklerim…

Şükrediyorum… ve şükretme becerisinin yaradan tarafından insana sunulmuş en güzel ayrıcalık olduğuna inanıyorum. Şükretmek ve şükredebilmeyi bilmek. İyi ama nedir bu şükretmek? Devamını Oku »

Masamız mı, Kafamız mı Karışık?

“Dağınık bir masa dağınık zihne işaret ediyorsa, boş masa neyin işareti?” Albert Einstein’a ait bu söz mü doğru?

Yoksa;

Karışık bir çalışma masası karışık zihnin mi göstergesi?

Birkaç gün önce, devam etmekte olan eğitimimde, Fransız kadının çantasını görmeseydim, kendimi çok dağınık bir insan kategorisinde tutacaktım. Genellikle çantamın içinde birbiri ile alakasız çeşitli materyaller bulunur ve bunlar uzunca bir süre benimle seyahat edebilirler. Bu bazen bir elma, bazen de bir çatal olabiliyor. En çok da iş toplantılarına giderken x-ray cihazında çantamdaki çatala şaşkın bakan güvenlik görevlisine mahcup gülümsüyorum. O akşam çantamı temizleyip bir sonaki hezimete kadar unutabiliyorum. Devamını Oku »

Bir çimen gibi alçakgönüllü olmak

Eğitimlerde sıklıkla üzerinde durduğumuz şeylerden biri şudur: Eğer değişim istiyorsan, değişen taraf sen olmalısın. Birisiyle daha iyi bir ilişki kurmak istiyorsan eğer, bu daha iyi ilişki için ilk adımı sen atmalısın, sonra ikinci adımı sonra üçüncü adımı, sonra dördüncü…

Belki de uzunca bir süre bütün adımları senin atman gerekir çünkü farklı bir sonuç almayı bekleyen sensindir. Sonra hemen her seferinde aynı soru gelir: İyi de sürekli ben çaba sarf edersem olmaz ki, sürekli ben mi ödün vereceğim, hep ben mi iyi bir dinleyici olacağım, hep ben mi bakış açımı değiştireceğim? Karşı tarafın da çabalaması gerekmiyor mu? Devamını Oku »

Başarıdan Korkmak

Çantamı akşam yatarken hazırlarım, Ödevimi sabah uyanınca yaparım, Öğretmenin verdiği proje üzerinde okulda çalışırım. Hep sonra. Peki, neden işlerimizi hep sonraya bırakırız? Neden, sanki bugün hiç bitmeyecekmiş, hep bir yarın gelecekmiş gibi davranırız?

Gençlerin yapması gereken şeyleri erteleyerek “hep sonraya” bırakmasını, bazen tembellikten kaynaklı zannederiz ancak onların üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmemelerinin altında yatan asıl sebebin, özgüven eksikliği, isyan, mükemmeliyetçilik, sabırsızlık, başarısızlık ve başarı korkusundan kaynaklı olabileceğini hiç düşünmeyiz. Başarı korkusu dedik, biraz tuhaf geldi değil mi? Devamını Oku »