Anasayfa / manşet (sayfa 4)

manşet

Karar Almak için en uygun tarih hangisidir?

Karar almak zor bir süreç olduğu kadar streslidir. Alacağınız bir karar hayatınızın akışını değiştirir. Peki şöyle bir soru sorsam cevabını merak etmez misiniz? Doğru karar hangi ayda alınır? Karar almanın uygun bir tarihi var mı?

Önemli kararları hangi aylarda almalı?

Çoğumuz genellikle önemli bir konuda karar almak için Ocak ayını bekleriz. Ama bu tür kararların daha sıcak aylarda alınmasının daha doğru olabileceğini gösteren veriler artıyor.

İster kariyer değiştirme ister ev satın alma olsun yeni bir adım atarken veya atmaya karar verirken Ocak ayı en uygun aymış gibi gelir. Ama Ocak ayı büyük kararlar için gerçekten de en iyi zaman mıdır? Devamını Oku »

Kullandığımız Dil Geleceğimizi Şekillendiriyor

Kulaklarımız vücudumuzdaki en ilginç organ. Bir kere kapatma düğmesi yok. Gözlerimizi kapayınca istemediğimiz bir şeyi görmüyor olmamıza rağmen, kulaklarımızı kapatsak bile yine dışarıdan sinyal almaya devam ediyoruz. Üstelik fiziksel dünyadan en hızlı etkileşim alan organımız…

Genetik yapılanmamızda hayatta kalabilmek, dışarıdan gelen tehlikelerden daha hızlı uyarı almak, uykuda bile belli bir ses yüksekliğinden sonra duyuyor olmak için kulaklarımızın bu şekilde yapılandığını, ya da Allah tarafından bize böyle bahşedildiğini düşünebiliriz. Her ne şekilde düşünürsek düşünelim kulaklarımız her gün ve hayatımız boyunca bizi kendi dışımızdaki dünya ile etkileşim halinde tutuyor. Yaşamdan ölüme kadar, durmaksızın… Devamını Oku »

Bağlanma Korkusu : Neden bazıları “yalnız adam” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız. Devamını Oku »

Dengeli Bir Hayat Yaşamanız Mümkün mü?

Son dönemde arkadaşlarınızla birlikte güzel zaman geçirebildiniz mi? Son günlerde ailenize yeterli ve kaliteli zaman ayırdınız mı? Yeterince uyuyup, iyi besleniyor musunuz? Spor yapabiliyor musunuz? Son zamanlarda hiç tanımadığınız insanların iyiliği için herhangi bir şey yaptınız mı?

Eğer bütün bu sorulara “evet” cevabı veriyorsanız, gerçekten hayatını dengelemeyi başaran az sayıda insandan birisiniz demektir.

Cep telefonları hayatımıza girmeden önce, Cuma günü işten çıkan bir çalışana ulaşmak isteyenler, ona en erken Pazartesi sabahı ulaşabilirlerdi. O yıllarda çalışanlar, “eve iş getirmedikleri” taktirde, iş eve gelmezdi. Kıdemli büyükler gençlere, işten çıktıktan sonra, “fişi çekmelerini”, kafalarını boşaltmalarını tavsiye ederlerdi. O zamanlar iş ve özel hayat birbirlerine değmeyen iki dünyaydı. Terazinin iki kefesini dengelemek gibi, herkes bu iki dünyayı dengelemekten bahsederdi. Devamını Oku »

Kötü İşler Kader Değil!

Para kazanmak için iki yöntem var:

  • Çalışanlarınıza düşük ücret ve kötü şartlar sunarak maliyetlerinizi düşürmek.

veya

  • İyi çalışma şartları ve iyi ücretler vererek yani çalışanlara yatırım yaparak maliyetlerinizi düşürmek.

Bulunduğumuz kriz şartlarında ilginç değil mi?

Bu sözleri söyleyen Harward Business Scholl’da yetişmiş bir profesör. İkimiz de Türk olmamıza rağmen, onunla Financial Times sayfalarında tanıştım.

Zeynep Ton MIT Sloan School of Management professor. 40 yaşın altındaki dünyanın en iyi profesörleri arasında anılıyor. CNNMoney tarafından, yükselen ilk sekiz profesör arasında sunulmuş bir kişi. Zeynep Ton, şaşırtan bu performansın arasına dört çocuk annesi olmayı da başarabilmiş. Devamını Oku »

Uygulamaya Geçirmediğiniz Strateji Yok Hükmündedir

1990’lı yılların başında, uluslararası büyük bir şirketi yöneten bir CEO, toplantılarımızın birinde bana: “Benim işim karar almak. Ben kararı alırım, yöneticilerim uygular.” demişti.  Sonra da kendisini yormadığını, işe geç gelip erken çıktığını, uzun öğle yemeklerinde iş sohbetleri yapıp, üst düzey ilişkileri nasıl yönettiğini anlatmıştı. Şirketin içinde bulunduğu konuları konuşmaktan çok,  ülke sorunlarıyla ilgiliydi. Siyaset, ekonomi, teknoloji gibi konulardan konuşmayı severdi. Çok popüler bir yöneticiydi. Gazeteciler röportaj yapmak için peşinden koşarlardı. Doğrusu gıpta edilecek bir hayatı vardı.

O zamanlar ben de liderliğin böyle bir şey olduğunu zannediyordum. Lider dediğin şirketin vizyonunu, hedefini, stratejisini belirler ve sonra bir kenara çekilir, gelişmeleri takip eder, uygulamaya elini sürmezdi. Bu CEO‘nun yönettiği şirket, o zamanlar bulunduğu pazarda liderdi. Şirketin bu güçlü konumu, CEO‘nun her söylediğine farklı bir ağırlık katıyordu. Sanki her söylediğinde bir ‘keramet‘ vardı. Devamını Oku »

Zamanın Kıymetini Bilmek Hayatın Kıymetini Bilmeye Eş Değerdir

Yeni bir yıl başladı. 1 Ocak itibariyle herkesin hesabında 365 gün var. Hepimizin hesabına her sabah 1440 dakika zaman yatacak.

İnsanlar, yeterince zamanları olmadığından şikâyet ederler. Ev kadınları da holding patronları da kafalarını kaşıyacak vakit bulamadıklarından yakınırlar. Ama bazı insanlar da zamanlarını çok etkin kullanırlar. İşleri ne kadar yoğun olursa olsun, kendilerine, sevdiklerine ve işlerine yeterli zaman ayırırlar.

Her gün hesabına yatan zamanı nasıl kullandığı, insanın hayat kalitesi belirler. Çoğu insan zamanı heba ettiğinin farkında bile olmaz; çünkü hayat zamanı boşa harcatan tuzaklarla doludur. Cep telefonu ve tabletlerle oynadığı oyunlar, sosyal mecralarda geçirdiği fazla zaman; bir konuşmayı zamanında bitirememe, gereksiz telefonlar, gündemsiz ve fazla uzun toplantılar; sistemsizlik, dikkatini toplayamama, kararsızlık, erteleme huyu; aynı anda çok iş yapmaya çalışma, hayır diyememe gibi onlarca tuzak insanın zamanını çalar. Devamını Oku »

İtibar Kaybetmek

Alman Devi Bosch’un kurucusu olan Robert Bosch’un ünlü sözünü bilirsiniz

“ I would rahter lose money then trust”

“Güven kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim” olarak Türkçeye tercüme ettiğimiz bu söz, aradan çok uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen, halen Bosch şirketini itibarından ödün veremeyeceğinin en açık göstergesi…

Kurumların ve Şirketlerin itibarı

Günümüz iş dünyasında artık birçok şey eskisinden hızlı ilerliyor, şu anda Fantastic FAANG olarak adlandırılan (Facebook, Amazon, Apple Netflix, and Google) dünyanın en büyük şirketleri arasında olan bu 5 büyük şirketin 2000 yılından önce olmadığını düşünürseniz, bundan sonraki hız ile neler olacağını tahmin etmek bile mümkün değil. Bu kadar hızlı çıkışların, inişleri de hızlı olabiliyor. Bu çıkış ve inişlerde itibar oldukça önemli yer tutuyor. Çünkü artık şirketlerin varlıkları parasal değerler, kurulu tesislerden oluşmuyor. Birçok şey teknolojinin yanı sıra pazar algısı ile de bağlantılı. Bu nedenle itibar ve itibar yönetimi oldukça önemli bir konu… Devamını Oku »

Söylenmek Kolaydır. Düzeltmeyi Denediniz mi?

Hiç kavga edip, çılgınlar gibi bağırdığınız, “Benim kim olduğumu biliyor musun?” dediğiniz, arkasından da “Seni dava edeceğim, yarın avukatımı arayacağım” diye tehditler savurduğunuz oldu mu?

Benim oldu ve hâlâ utanıyorum!

Bunları neredeyse hepimiz şu ya da bu şekilde yapmışızdır. Ve oldukça saçma bir eylemdir. Boşuna bağırır nefes tüketiriz. Aslında içten içe ertesi gün dava etmeyeceğimizi biliriz.

Ertesi gün inat ederek, iddiayı sürdürüp avukatımızı arasak bile avukatımızın bıkkın sesiyle bunun mümkün olmadığı, ispat ve dava açmanın güç olacağı, mümkün olsa bile sonuca ulaşmanın zor olduğunu bize anlatmaya çalıştığı zamanlar olmuştur. Para kazanacak olsalar bile avukatlar sizin saçmalıklarınızla uğraşmak istemeyecektir. Devamını Oku »

Dibe Vuruşlarımız Olmasa Büyüyebilir miydik?

Sizlere harika bir örnek vermek istiyorum.
Bana müthiş iyi geldi, sizlerle de paylaşmalıyım.

Istakozları bilirsiniz değil mi?
Yukarıda fotoğrafı da var. Belki de birçok arkadaşın yakalama gibi deneyimi bile vardır.

Istakozlar büyüdükçe, kabuklarının da büyüdüğünü sanırdım. Öyle değilmiş arkadaşlar. Müthiş bir ders aldım.. Devamını Oku »