Anasayfa / manşet (sayfa 59)

manşet

Bu 20 işaret hayatınızda varsa “başarı” vardır!

Ara ara kendimizi başarısız görürüz. Ne kadar normal bir an olsa da kendimize ve hayatımıza farklı bir yerden bakmak gerekir. Çünkü ara ara “küçük şeyleri” göz ardı ederiz. Lüks bir araba sahibi olmamamız, bir yalıda yaşamıyor olmamız, milyarlık bir servetimiz olmaması mutlaka başarısız olduğumuz anlamına gelmez. Hatta öyle ki tam tersi söz konusu olabilir.

Aşağıda yer alan 20 işaret sizin için geçerli ise, hayatta başarılı olmuşsunuz demektir:

1. İlişkileriniz eskisi kadar dramatik değil.

Dramatik davranmak olgunluk değildir. Bizler yaşlandıkça olgunlaşmamız gerekir. Belki ilişkileriniz eskiden çok dramatik ve heyecan doluydu. Ama bu duyguları aştıysanız, başarılısınız demektir. Devamını Oku »

Bağlılık Yönetimi : Müşterinizle nasıl evlenebilirsiniz?

Görmüştünüz. Haberiniz vardı. Bir ortak arkadaşınız söz etmişti. Sizi tanıştırdı. Tanıdıkça daha yakın hissettiniz. Güvendiniz. Anlattınız. Dinlediniz. “O’nsuz olmaz’a” geldiniz. Sordunuz. Evet, dedi.

Teşbihte hata olmaz. Analitikten nasibini fazlasıyla almış, akılcılığa gönül vermiş bir ekonomist, kız arkadaşına sorar: “Neden evlenelim ki? Zaten her gün seni seçiyorum.” Katıksız analitik yaklaşım, böyle bir eylemde marjinal fayda göremez.

Sınırsız seçenek ve eksiksiz bilgi mevcudiyetinde sadakatın imkansız olduğunu varsayan geleneksel ekonominin yanılıyor olma ihtimali bugünlerde daha yaygın bir görüş. Müşterinin aynı bilgiye daha hızlı, aynı ürüne daha kolay, aynı servise daha ucuz ulaşmasının mümkün olduğu senaryoda kim sadakat vaat edebilir? Kız arkadaşına neden evlenmeleri gerektiğini samimiyetle soran ekonomiste danışırsak, hiç kimse. Devamını Oku »

İş yerinde dedikodunun faydası olur mu demeyin!

Bazı kaynaklar ve bazı yazılar da iş yerinde dönen dedikoduyu “sorunlu” olarak görüyor. Tecrübe de bu konuda mutlaka temkinli olunması gerektiğini söylüyor. Ancak dedikodunun negatif yönleri bulunduğu gibi “pozitif dedikodu” dan da bahsetmek olası. Şayet iş yerinizde aşırı dedikodu olduğuna inanıyorsanız işte size bardağın dolu tarafı :

Çalışanlarınız arasında güçlü bağlar oluşmuş demektir, dedikodu ortağı bulmak için güçlü ve kurumsallaşmış ekiplere ihtiyaç vardır. Bu tip ekiplere sahipseniz avantajlısınız, birçok firma benzer ekipleri yaratabilmek için çok emek-para harcıyor. Devamını Oku »

Bu dört şeye tüm güzelliklerimi borçluyum

Geçtiğimiz günlerde rutin kontrollerimi yaptırdım. 30 yıldır, her üç ayda bir düzenli şekilde yaptırdığım kontrollerimde bir ilki yaşadım. Doktorum bu kontrolde beni muayene etmeden gönderdi.

Şaşırdım.

Bilenler bilir, üç yaşımda doktor hatası sebebiyle başlayan RA – Romatoid Artrit yolculuğumla 24 yıl boyunca baş edemedim. Ağır ve yan etkileri çok tehlikeli olan yüksek doz ilaçlar kullanmama rağmen vücudum tedaviye yanıt vermedi. RA’ nın aktifliğini gösteren sd normal değeri 20 altı olması gerekirken benim sd yirmi yıl 100’ lerden aşağıları görmedi. Devamını Oku »

İş hayatınızda fark yaratmanın ince ayrıntıları

Çalışıyorsanız hemen hemen her iş yerinde daima hırslı, bir adım daha önde olmak için her şeyi göze alan ve elbette sürekli amiriyle veya işvereniyle sıkı ilişki kuran insanlar olduğunu görürsünüz. Sürekli yüzünde önemli bir proje üzerinde çalışıyormuş gibi bir ifadeyle gezen, saçma da olsa fikirler üretip, nefes almaksızın üstleriyle paylaşan bu ofis çalışanları, iş hayatını rekabet ortamına çeviren kişiler olarak öne çıkarlar.

Aynı zamanda, ekip çalışmalarından hoşlanmayan bu kişiler, ekibi yönetmek için çaba sarf eder, ortaya çıkan projeye dair bütün başarılı işlerden kendine pay çıkarır. Eğer siz de bu tarz kişilerle birlikte çalışıyorsanız ve tüm bu öne çıkma çabaları içinde kendi iddianızı da ortaya koymak gibi bir idealiniz varsa, bunu nasıl gerçekleştirebileceğinizi biliyor musunuz? Devamını Oku »

Arkadaş olan yönetici mi? Yol gösteren yönetici mi?

Çalışanınızı eğiten ve/veya yol göstere biri mi olmalısınız? Arkadaş mı olmalısınız? Elbetteki her iki yönetim tarzının da olumlu/olumsuz yönleri var.

Onlarca yıl boyunca yöneticiler işlerini ofislerinde oturup otoriter bir tarzla yönettiler. Çalışanlarının kendilerine saygı duymalarını ve itaat etmelerini beklediler. İşler komuta – kontrol sistemi içerisinde yürümekteydi. Ama o takım elbiseli, otoriter yöneticiler bugünkü iş yaşamında dinozor gibi görülüyor.

Bir eleman araştırma ve yerleştirme şirketi olan Addison Group’un CEO’su Thomas Moran’a göre, “2. Dünya Savaşı sonrasında doğan ve “baby boomers” denilen nesil, yönetici konumlarına bu tarz liderlikle ulaştılar. Ama x- kuşağı ve y-kuşağı olarak adlandırılan nesillerden gelenler, yöneticiliğe çok daha farklı bir açıdan bakıyor”.

Addison Group tarafından 2014 yılında baby boomer, x- ve y-kuşaklarına mensup 1.000’in üzerinde kişiyle yapılan bir araştırma, katılımcılardan %63’ünün yol gösterici tarzda bir yönetimi tercih ettiğini ortaya koyuyor. Ama y-kuşağı, yöneticiler ve çalışanlar arasında daha da yakın bir ilişki olmasından yana; bu kişilerin %20’si ise, doğrudan bağlı oldukları yönetici ile yakın arkadaş ilişkisi içerisinde olmak istiyor.

Moran, bu değişimin özel yaşam / iş yaşamı dengesinin daha fazla önem kazanmasından kaynaklandığını söylerken, görüşünü şöyle açıklıyor: “Baby boomers kuşağı daha tutucu bir çevrede yetiştiğinden, onlar için iş önce geliyordu. Ama x ve y- kuşağından yöneticiler, çalışanlara daha fazla özgürlük tanıyor. Örneğin, başarılı bir personel yeni doğan bebeğiyle daha fazla zaman geçirmek istiyorsa, haftanın iki günü evden çalışması gayet normal olabiliyor. Oysa 30-40 yıl önce böyle bir şey asla düşünülemezdi.

YOL GÖSTEREN YÖNETİCİLERİN GELİŞİMİ

Moran, yol gösteren yönetici tarzının internetin patlama döneminde x-kuşağı tarafından yaratıldığını söylüyor. “Bu, karşınızdakini dinleyerek ve onunla iş birliği yaparak uygulanan bir yöntemdir ve yeni kurulan şirketlerde çalışanların tüm ülkeye yayılmasıyla ortaya çıkmıştır” diyor.

Yol gösteren bir yönetici yine liderdir. Ama aynı zamanda elemanlarının potansiyellerine ulaşması için yardımcı olan bir çalışma ortağıdır. Moran’a göre “Bu tür yöneticiler elemanlarına ‘İki yıl sonra kendini hangi pozisyonda görüyorsun?’ ‘Sence şirkette senin için en uygun olan pozisyon hangisi?’ ‘Hedefine ulaşabilmen için sana nasıl yardımcı olabilirim?’ gibi sorular sorarlar. Ama istenen hedefe ulaşamazlarsa da onları sorumlu tutarlar.”

yönetimde yalınlaştırmak

Yol gösterici tarzın olumlu yönü, çalışan kişilerin seslerini duyurma arzusunu tatmin etmesidir. Aynı zamanda, çalışanların yetersiz kaldığı durumlarda yöneticinin devreye girebilmesine olanak sağlar.

Bu tarzın olumsuz yönü ise, iletişimin bir noktada kopabilmesidir. Moran: “Sonuca ulaştıran performanstır ve sonuç alınamazsa, çalışanlar genelde yeterli destek görmediklerini ileri sürerek yöneticiyi suçlarlar” diyor. “Bu durum çoğu zaman çalışanın uygulama eksikliği veya hatasından kaynaklanır. Yol gösteren bir yöneticinin bunu çalışana kanıtlayabilmesi gerekir.”

ARKADAŞ OLAN YÖNETİCİ

Yapılan araştırma, 2015 yılında iş gücünün büyük bir kısmını oluşturacak olan milenyum kuşağının liderliğe hevesli olduğunu, bunlardan %82’si yönetim pozisyonlarına ilgi duyarken, bu oran diğer yaş gurupları için %57’de kalıyor. Milenyum kuşağının bir kısmı yönetici rolünü üstlendiğinde, arkadaş yaklaşımını benimseyecekler ve yönetici/çalışan ilişkisini ofis dışındaki sosyal ortama taşıyacaklardır. Moran : “Örneğin ekip belki bütün gün çalışacak, sonra da birlikte akşam yemeğine gideceklerdir. Bu, iletişim yoluyla motivasyon yaratan, daha yumuşak bir liderlik tarzıdır” diyor.

Arkadaş olan yöneticiler, çalışanını tüm yaşam perspektifiyle tanır. Onlarla çocuklar, hafta sonu planları ve evdeki sıkıntılar gibi özel konular hakkında konuşurlar. Moran’a göre arkadaş yönetici tarzının en büyük avantajı, çalışanların kendilerini dinleyen ve anlayan biri olduğuna inanmalarıdır.

“Bir çalışanın işle ilgili bir sorunu olduğunda, yöneticinin o konuyu çözmesi daha kolay olabilir. Zira o kişinin yaşamı hakkında daha fazla bilgisi vardır” diyor Moran. “Baby boomer kuşağını çalışmak motive ediyordu, zira işe ihtiyaçları vardı. Ama büyük bir olasılıkla yöneticilerini sevmiyorlardı. Milenyum kuşağını ise çalışmak, yöneticilerini sevdikleri için motive ediyor.”

Tıpkı yol gösteren yönetici tarzında olduğu gibi, arkadaş tarzı yönetimde de performans düşüşleri yaşanabilir. Ama yönetici çalışana daha yakın olduğu için, yapılacak uyarı görüşmesi daha zor olabilir. Hatta bu iletişim gerginliği özel ortamlarda da yaşanabilir ve daha sonra iş yerine de yansır” diyor Moran.

“Özel yaşamı iş yaşamıyla bağdaştırmanın bir başka riski de, iyi bir çalışanı kaybetme olasılığıdır. İnsanlar bundan rahatsız olup, işten ayrılabilirler.“

İDEAL YÖNTEM NEDİR?

İşsizlik oranları düşüp, ekonomi düzeldikçe, işverenlerin kaliteli çalışanları elde tutması daha da zorlaşacaktır. Yöneticiler çalışanların ne tür bir yönetim tarzını tercih ettiklerini ne kadar iyi anlayabilirlerse, herkes o kadar başarılı olabilir.

“Arkadaş tarzı yönetim bazı durumlarda yararlı olsa da, yol gösterici tarzın avantajları daha fazladır” diyor Moran. “Lider yine siz olursunuz ve iş yerinizi çalışma alanı olarak korursunuz. Amaç çalışanların motivasyonunu yüksek tutmak ve onları mutlu etmektir. Bu ilişkiye zarar verebilecek hiçbir şeye izin vermemelisiniz”.

Kaynak : Fast Company

İnatçı ve girişken olmak başarının anahtarı olabilir!

Büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?” Ne acaip bir soru demeyin. Bu soruyu bana 27 yaşındayken doktora danışmanım sormuştu. Ben de şimdi aynı soruyu üniversite son sınıflara, gerçek dünyaya atılmadan önceki son dönemeçte yöneltiyorum. İlk bakışta garip gelse de, bu soru insanı 10-15 sene sonra kendisini nerede görmek istediği konusunda düşünmeye zorluyor. Günlük dertleri, işleri bir an için boş verip, büyük resme odaklanmayı sağlıyor.

“Zamanı geçti, artık yapacak bir şey yok” demeyin. Emekliye ayrılacak birisi için bile çok önemli bir yaklaşım bu. Hayat kalitesini, kendisine koyduğu başarı kıstasları belirleyecek. Emin olun insan böyle bir dönemde kendisine amaçlar edinmezse, zamanını evham yapmaya, dert yaratmaya, doktora gitmeye harcıyor. Hayat standardı düşüyor. Devamını Oku »

Her kadın anne olmak zorunda değil mi?

Kadın için anne olmak çok önemli.

Toplumumuz için kadınların anne olması çok önemli.

Bunun için kesinlikle evlenmesi gerekli.

Belli bir yaştan sonra evlenmemişse, dedikodu malzemesi.

Yazıklar, vahh vahh’lar, evde kaldı’lar…

İşte bu yüzden, evlenip çocuğu olmayan kadının çilesi. Çocuk yapmak istemeyen kadının maruz kaldığı sorular silsilesi. Suçluluk duygusu. Doğal yolla hamile kalamayan evli çiftlerin çocuk yapmak için çektiği çileler, manevi baskılar, altına girdiği maddi yükler dahası.. Devamını Oku »

Mükemmel bir “ilk izlenim” nasıl yaratılır?

Şu uyarıyı hepimiz duymuşuzdur: “İyi bir ilk izlenim bırakmak için ikinci bir şansınız asla olmaz.” Psikologlar, yazarlar ve seminer liderleri de, yabancılar hakkımızda bir fikir edinmeden önce onlarla etkileşimde bulunmak için yalnızca 7-17 saniyemiz olduğuna dikkat çekerler.

Harika bir ilk izlenim yaratmanızı sağlayacak altı ipucu:

1- İlgi merkezi

Olumlu bir ilk izlenim yaratmanın en etkili yolu, sizin değil de karşınızdaki kişinin, eylemin ya da diyaloğun merkezi olduğunu hemen göstermektir. Spotlar yalnızca sizin üzerinizdeymiş gibi davranırsanız, arkadaşlık, iş, aşk ilişkisi ve satış fırsatlarını yitirirsiniz. Öteki odaklı olduğunuzu kanıtlayın; ilk kez karşılaştığınız kişiler, sizi yeniden görmek için can atacaklardır. Devamını Oku »

Doğru işi ve doğru sonuçları ödüllendirin!

Hangi ödülü alsanız daha memnun olurdunuz? Mevzu bizi neyin motive ettiğine veya neyin tetiklediğine gelince, hepimiz farklıyızdır. Bu bölümde, kurumunuzda gerektiği şekilde çalışmasını istediğiniz insanların nasıl ödüllendirileceğine ve iş ihtiyaçları dışındaki faaliyetlerin sonuçlarının insanlara nasıl anlatılabileceğine bakacağız.

Diyelim ki hepiniz beklenen iş sonuçlarının bilincinde ve herkes o sonuca nasıl gidileceğini biliyor. Bu yeterli mi? Hayır çünkü beklenmedik bir anda ortaya çıkan bir şey sizi yolunuzdan alıkoyabilir. Amiriniz dahil olmak üzere çevrenizdeki insanlarla yapmanız gereken şey, doğru bir şey yaptıklarında onları ödüllendirmek ve hep doğru olanı yapmalarını sağlamaktır. Devamını Oku »