Anasayfa / manşet (sayfa 60)

manşet

Liderlerin yaşamlarını değiştiren öğütler!

Birçok insanın hayatı boyunca unutamadığı, kulağına küpe yaptığı, belki babasından, belki bir arkadaşından aldığı öğüt(leri) vardır. Hayatında başarıyı yakalamış insanların ortak özelliklerinden biri de bu tip öğütlerinin olduğu ve hayatının bir tarafına iliştirmiş olmaları.. Biz de Türkiye’nin önde gelen şirket yöneticilerine ve patronlarına başarıya giden yolda onlara öncülük eden öğütleri sorduk.

İşte o liderler ve aldıkları öğütler…

Altınbaş Yönetim Kurulu Başkanı Vakkas Altınbaş

Hayatta aldığınız en önemli öğüt nedir?

– Ne pahasına olursa olsun sana gelen kişiyi içtenlikle dinle!

Bu öğüdü size kim verdi?

– Babam Mehmet Altınbaş

Bu öğüdün hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?

– Daha pozitif bir insan oldum. Neyi kimden öğreneceğini hiçbir zaman bilemezsin.Herkesten
öğrenebileceğin bir şey vardır. Devamını Oku »

İş dünyası kuralları değişiyor. Peki nasıl oyunda kalacaksınız?

Yılın sonuna doğru kariyer haritasında hareketlenmeler daha da hızlanıyor. Sık sık işinden ayrılmak zorunda kalan veya çalıştığı yeri değiştiren arkadaşlardan haber almaya başlıyoruz. “Hayırlısı olsun“, “Bir kapı kapanır, başkası açılır” gibi sözlerle, yeni işinin veya önündeki işsizlik döneminin oluşturduğu belirsizlik karşısında güç vermeye çalışıyoruz. Ancak ne kadar destek vermeye çalışırsak çalışalım; herkes yola devam edemeyebiliyor. İş dünyasının değişen düzenine alışamıyor, kırılıyor, kendisini değersiz ve artık işe yaramaz hissediyor. Oysa son dönemde en çok beğendiğim reklamlardan birisinde söylendiği gibi, yapılması gereken sadece tek bir şey var; o da oyunda kalmak.

Oyunda kalmak için ne olursa olsun geçmişe saplanmamak gerek. Geçmişin başarıları, şaşaalı günleri, mevkiler, maaş paketleri o dönemin koşullarının sonucuydu. Şimdi başlayan yeni dönem, belki her zamankinden daha zorlayıcı olabilir. Devamını Oku »

“İNSAN” olabilmek için muhteşem yol haritası

Hayat, senin algıladığın kadardır… Gazali bir anlatımında insan gelişiminin önündeki yolda; potansiyel insandan gerçek olana, olasılıktan gerçekliğe yedi vadi olduğundan bahseder. Bu yedi vadi çok güzel bir yol haritasıdır; yolunu kaybetmiş çoğu insan için ya da yolunda giderken karşılaştığı zorluklara göğüs gerebilmek için ve her şeyden önemli “İNSAN” olabilmek için muhteşem bir haritadır. Evet yol oldukça zor bir yol ancak yolun sonundaki o aydınlığa ulaşmak için bu zorluğa razı olmanın değeceğine inananlar içindir zaten bu yol haritası.

Mutluluğa giden bu yolda yedi vadi vardır…

Birinci vadi, bilgi vadisidir. Haliyle bilgi birinci olmak zorundadır, çünkü insan bilmekle başlar. Diğer hiçbir hayvanda bilgi yoktur, sadece insan bilir, sadece insan bilgi toplar. Yalnızca insan yazar, okur, konuşur. Bu yüzden bilgi birinci vadi Devamını Oku »

Alışkanlıklar marka tercihlerini etkiler mi?

Birçok etkenden dolayı, süreklilik gösteren ancak bilinçsizce yapılan davranışlar alışkanlıklarımızı oluşturur. Alışkanlıklarımızın devamlılığı çoğunlukla ne hissettiğimizle ilgilidir. Hislerimizi oluşturan ise seçimlerimiz ve kararlarımızdır. Biz bir alışkanlık eylemini gerçekleştirirken, hislerimiz, seçimlerimiz ve kararlarımızla beraber bilinçaltımızı devreye sokarız. Alışkanlıklarımızla bilinçaltımız arasında ciddi bir bağ vardır. Bu bağ bu kadar kuvvetliyken acaba alışkanlıklarımız marka tercihlerimizi etkiliyor olabilir mi?

Bir insanda alışkanlık yaratan her şeyin kendine göre bir nedeni ve mantığı vardır. Alışkanlık sürecinde bilinçsiz ve süreklilik hali gösteren sadece davranışlarımız değildir; kullandığımız markalar da alışkanlıklarımızdandır. Devamını Oku »

Sabır ne büyük erdemmiş!

Sabır ne büyük erdemmiş hakikaten! Yıllardır duyar dururum. Sabır, sabır, sabır… Hiç de sahip olmadığım bir özelliktir ne yazık ki. Düşündüğümü hemen söylemek, hislerimi hemen paylaşmak, aklıma koyduğumu hemen yapmak isterim. Hemen bütün şartlar bana uysun, her şey hemen o isteğime göre planlansın isterim. Ama hayat bu şekilde ilerlemiyor tabii :) Benim dışımda gelişen şartlar da var. Diğer insanların planları, şartları ve istekleri var. Hayatın getirdiği beklenmedik durumlar var. Peki ben bu sabırsızlığımla ne yapacağım? diye benim gibi soranlar varsa :)

Bir kere insan akıntıya kendini bırakmayı öğrenmeli. Bize nedense hep savaşmak öğretildi. İlle de tuttuğunu koparacaksın! Yahu neden kendimi parçalamam gerekiyor ki? Elbette adım atmak önemlidir ama sonrası için biraz da akışına bırakabimek lazım. Geçenlerde Facebook’ta yazmıştım. Hiçbir düğüm ipleri gererek çözülmez. Şöyle gevşeteceksin ipi, bak bakalım nasıl da kendini salıveriyor o düğümler. Aslında bizim kendimize Devamını Oku »

Yetenek nasıl geliştirilir? Olmazsa olmazı nedir?

Herkesin mutlaka kendisine göre bir yeteneği var. Önemli olan yetenek keşfedildikten sonra onu nasıl geliştirdiğiniz? Çünkü yeteneğinizi geliştirmek için mutlaka bir sisteminiz olmalı. Alison Mowbray Olimpiyat Madalyası sahibidir. Lane4 adlı şirkette de liderlik gelişimi üzerine danışmanlık yapmaktadır. Videoda kendisini olimpiyat madalyasına götüren hikayesini anlatmaktadır. Yetenek nasıl geliştirilir? Olmazsa olmaz olan şey sistem midir? Devamını Oku »

İyi eğitimli kişilerdeki “unutkanlık” ciddi bir tehlike olabilir

Üniversite mezunu olan kişilerde unutkanlıkların, felç habercisi olabileceği belirtildi. Hollanda’daki Stroke dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, eğitimi yüksek olan insanların felç geçirmesi olasılığı, daha düşük eğitimlilere kıyasla % 39 daha fazla. Rotterdam’da 20 yıl süresince, sağlıklı ve 55 ile daha yukarı yaşlardaki 9.000 dolayında insan incelemeye alındı. Katılımcılara unutkanlık sorunu çekip çekmedikleri soruldu. 2012 yılına gelindiğinde incelemeye alınanlar arasından 1.134 kişi felç geçirmişti.

Rotterdam’daki Erasmus Üniversitesi’nden araştırmacılar elde ettikleri sonuçları inceledi ve daha önce hafıza kaybından şikayetçi olanlar arasında felç tehlikesinin daha yüksek olduğunu gördü.

Felç tehlikesi, daha ileri düzeyde eğitim görmüş bireylerde, daha da yüksek oranda görüldü.

Erasmus Üniversitesi’nde Nöroepidemiyoloji Doçenti olan Arfan Ikram, eğitimin, beynin, bunama gibi bilişsel hasarlara karşı mücadele edebilmesini gösteren iyi bir işaret olduğunu kaydetti. Devamını Oku »

Beni neler mutlu eder?

Değişim hayatın vazgeçilmezlerinden biri. “Aman olmasın” dediğimiz anda bile değişmeyecek bir hayatı değişecek bir hayatla değiştiriyoruz halbuki.. Hayatta bir çok zorlu deneyimin üstesinden gelebilsek de sıra “beni neler mutlu eder?” sorusunu yanıtlamaya geldiğinde zorlanırız. Sizce, insanlar “beni neler mutlu eder?” sorusuna yanıt vermekte neden bu kadar çok zorlanırlar. Hatta “beni neler mutlu eder?” şeklindeki basit bir soruya yanıt bulunabilmesi için meditasyon, koçluk gibi bir sürü sistemler yaratılmıştır.

Evet, gerçekten de “Beni neler mutlu eder?” sorusunun zorluğu, “evet” ya da “hayır” şeklinde kolayca yanıtlanamamasından değil, verilecek yanıtın başımıza bir sürü iş açacak olmasından kaynaklanır. Çünkü “beni neler mutlu eder?” sorusuna yanıt vermeye başladığımızda “DEĞİŞİM” kaçınılmaz olacaktır. Devamını Oku »

İkna yeteneği sizce bir lider için gerekli mi, değil mi?

Birçok yönetici ikna etmenin en önemli liderlik becerilerinden biri olduğunu düşünmüyor. Ama gerçek liderler bunu bilmekle kalmayıp, hem kişisel hem de profesyonel hayatlarında uyguluyor. Bu noktada aklıma, Steve Jobs’ın hayatını konu alan, yönetmenliğini Joshua Michael Stern’in yaptığı Jobs filmi geliyor. Filmin başlangıç sahnesinde Jobs, 2001 yılında, Apple’ın büyük salonunda tüm ekibe iPod’u anlatıyor. O meşhur konuşmayı hatırlayalım:

Seyrettiğinizde daha da etkileneceğinizi garanti ederim. Bu sunumun bir de sadece ürünün teknik özelliklerini, pazarlama ve satış hedeflerini ortaya koyan bir biçimde yapıldığını hayal edin. Çalışanlar ne denli ikna olurlardı sizce? Devamını Oku »

Mülakatlarda insan kaynaklarının sürekli yaptığı 8 hata

Hep mülakata giren kişi tarafında olduk. Onlar açısından derledik, toparladık. Bu sefer koltukları değiştirdik. İnsan kaynaklarının sürekli yaptığı 8 hatayı tespit ettik. Şöyle bir hikayeyle bunlar ortaya çıktı..

Üniversiteden beraber mezun olduğumuz arkadaşlarıma baktığımda, onlara oranla hatırı sayılır derecede fazla şirkette çalıştığımı ve onların ortalamasından en az iki kat daha fazla mülakata girdiğimi söyleyebilirim. Bu benim sabırsız, hırslı ve kariyer odaklı biri olduğumu mu yoksa ne istediğini bilmeyen kafası karışık bir yeni kuşak olduğumu mu gösterir emin değilim, ancak biriktirdiğim bu tecrübenin beni aşağıdaki yazıyı yazacak kadar uzman yaptığına inanıyorum.

Üstelik bu uzmanlığımı masanın hep karşısında oturarak da edinmedim. Son iki pozisyonumdaki yöneticilik rolüm gereği, hem kendi ekibim, hem de diğer yönetici arkadaşlarımın ekibi için, İnsan Kaynakları departmanıyla beraber çalışarak, ciddi sayıda çalışan işe aldım/alıyorum. Böylece İnsan Kaynakları departmanını ve çalışanlarını, hem girdiğim mülakatlarda karşılıklı sohbet ederek, hem de masanın aynı tarafında oturup beraber çalışarak yakından gözlemleme fırsatı buldum. Devamını Oku »