Anasayfa / Kadınlar (sayfa 4)

Kadınlar

“Önce Kadın” eğitimleri ve yazıları ile gelin, kendimizden başlayarak değişim yaratalım. Gelin, bu erkek egemen dünyada, kadın olmanın, dişil enerjinin ne olduğunu hatırlayalım, unutanlara da biz hatırlatalım.

Biz ve Ötekiler

Sabah uyandınız.. Duş aldınız, bu pantolonla bu gömlek, makyaj, kahvaltı, çocuklara kahvaltı gibi rutinlerinizden sonra dışarı çıktınız veya televizyonunuzun başına geçtiniz.. Ekranda veya sokakta birisini gördünüz.. Zihniniz hemen onunla ilgili düşünceler üretmeye başladı, otomatik olarak. “Ayakkabılarına bak”, “makyajı çok abartılı olmuş”, “nasıl da beni süzüyor”, “o çanta kim bilir ne kadardır”, “ne kadar zayıf”, “ne kadar şişman“… Ofise geldiniz ya da arkadaşlarınızla yemek yiyorsunuz. Ne hakkında konuşuyorsunuz? Diğerleri hakkında.. Onlarla ilgili bir sürü dedikodu dolaşıyor zaten ortalıkta.. Devamını Oku »

Çekim Yasası ve Kadın

Bize yalan söylemişler. Bize yanlış düşünmeyi öğretmişler. Başımıza gelenlerin şans, talih, kısmet sonucu olduğunu söylemişler. İçinde olduğumuz durumu kabul etmemiz gerektiğine, değiştiremeyeceğimize inandırmışlar. Ah, nasıl da kandırmışlar… Devamını Oku »

Kadının başına gelen ya meraktan ya da…

Annemizin karnından çıktığımız günü bir hatırlasak… Bir aileye doğmuşuz, bir şehirde, belli bir dili konuşan, belli bir dine inanan, belli bir kültürde yaşayan, belli yargılara ve ahlak kurallarına sahip.. Sonra gün be gün büyümeye başlamışız. Çıplak doğmuşuz da, üzerimize giysi, kural, din, ırk diye örtülenlerle şekillenmişiz. Türkçe, İngilizce veya Almanca konuşmayı öğrenmişiz; Müslüman, Hıristiyan veya Musevi olmuşuz; kız veya erkek çocuğu olmamıza göre de toplumda belli bir yere, konuma, haklara sahip olmuşuz. Devamını Oku »

Her Hıyara Tuzluk Olmaya Çalışmamız

Erkekler.. Ne kadar önemliler bizim için.. Doğduğumuzda babamız.. İlişkide sevgilimiz.. Evlilikte kocamız.. Anne olduğumuzda belki oğlumuz.. Hayatımızın her döneminde yanımızda olmasına ihtiyaç duyduğumuz.. Babalarımızın kucağına yatıp bizi sevmesini beklediğimiz.. Sevgilimizin bize aşkla bakmasını istediğimiz.. Oğlumuzun ‘anneciğimmm’ diyerek boynumuza sarılmasına kurban olduğumuz.. Devamını Oku »

Anne. Tek kelime! (2.bölüm)

Ne kadar annelerimiz kutsal oldukları ile ilgili fikirler, ana gibi yar olmaz cümleleri ile bezense de etrafımız, bir çoğumuz annelerimize kızgınız belki, kırgınız.. Özellikle kız çocukları olarak, baskı altında yetiştiğimiz için, belki içten içe, sevildiğimizi bize gösteremedikleri için, sürekli bizi düzeltmeye çalıştıkları için, olduğumuz gibi değil de, ancak onların istedikleri gibi olduğumuzda sevileceğimizi bize öğrettikleri için.. Bundan değil midir ki zaten sürekli dışarıya bağımlı hayatlar yaşamalarımız? Devamını Oku »

Anne. Tek kelime!

Anne olmak ne kadar önemli bir kadın için. Cennet annelerin ayakları altındadır.. Ana gibi yar olmaz.. Anne koşulsuz sever.. Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.. Annelerimizin, anne olmanın ne kadar kutsal olduğunu öğrenerek büyüdük hepimiz. Hepimizin annesi en önemli.. En sevilmesi gerekeni.. En özeli.. Çoğu kadının tek hayali anne olmak.. En adi küfürler bile anneler üzerinden ediliyor ki, karşıdakinin canını daha fazla yaksın.. Annelerimiz hepimiz için kutsal varlıklar.. Hepimizin annesi birtane.. Hepimiz annemizi çok seviyoruz.. Şüphesiz ki doğrudur bu. Dilimiz anadil, vatanımız anavatan,  doğa bile toprak ana..

Annemizin karnındayken, 9 ay boyunca annemizle bir olarak yaşıyor, annemiz ne hissederse onu hissediyor, ondan besleniyoruz.. Sonra, genelde soğuk bir hastane odasında gözlerimizi açıyor ve annemizin kucağına veriliyoruz.. O dakikadan itibaren, göbek bağımız somut olarak kesilse bile, kendimizi annemizle bir görmeye devam ediyoruz.. Anne karnına düştüğümüz andan itibaren annemiz neyse, biz de oyuz artık.. Annemizin hissettiğini hissederiz, onun beden dilini okuyabiliriz, konuşmasını anlamasak da ne dediğini biliriz, duygularıyla.. O ve biz tekizdir.. Bir ve tek.. Bizi annelerimiz şekillendirir aslında.. Annemiz bizim için Tanrı gibidir.. O ne derse doğrudur.. O ne yapıyorsa doğru yapıyordur.. Annemize baka baka da şekilleniriz işte..

anne-olmak

Annemiz nasıl bir kadınsa, biz de öyle bir kadın oluruz.. Annemiz babamıza nasıl davranıyorsa, biz de öyle davranacağızdır ilişkilerimizde.. İleriki yaşlarımızda, biraz daha derinden bir bakınca, görürüz ki, annemiz gibi kadınlar olmuşuzdur ve büyük ihtimal babamız gibi adamlara tutulmuşuzdur.. Ya da babamızın tam tersi olan adamlardadır gönlümüz..

Her anne, eskiden bir genç kız evladıydı..

Annelerimizin böyle bir etkisi var üzerimizde.. Onlar da nasıl gördülerse annelerinden, bizi öyle yetiştiriyorlar.. Her anne elinden gelenin en iyisini yapıyor.. Her anne kendine göre en iyi bildiği yoldan çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyor.. Ama işte, çoğu anne, daha kendini tanımadan, kendi ne istediğini bilmeden, sorgulamadan, belki sormaya bile korktuğundan, kendine verilenlerden belki biraz daha iyisini kendi çocuğuna veriyor.. Kendi büyümeden, yeni bir çocuk büyütüyor.. Çocuk “sahibi” olmak istediği için, hatta belki çocuk sahibi olması gerektiğini düşündüğü için anne oluyor, gelecek nesli yaratıyorum diye düşünmeden.. Kendi duygularını doyurmadan, yeni bir birey yaratmaya çalışıyor, bildiği en iyi yolla.. Yani aslında annelerimiz de birer yaralı çocuk, aynı bizim gibi.

Yazan : Esra Paça / Mobius Danışmanlık

Paramparça Hayatlarımız

En önce ruhmuşuz.. Ruhumuzun ışık olduğunu unutup, tekrar hatırlamak için bedenlenmişiz. Ruhumuz bir bedene girmiş, insan olmuşuz.. İnsanı, kadın erkek diye ikiye ayırmışlar.. Sonra dinler gelmiş, benim dinin senin dininden üstün diye ayrılmışız.. Sonra yetmemiş, aynı din içinde mezhepler yaratmışız.. Sonrasında ırka göre ötekileştirmişiz diğerini.. Zenci, beyaz, sarı; Türk, Kürt, laz olmuşuz. Bu da yetmemiş. Para bizi daha da bölmüş. Paran kadar konuş demişler, çok parası olanların bile derdi daha çok para olmuş, daha iyi marka olmuş, araba, kıyafet, ev, cep telefonu olmuş.. Teoman’ın dediği gibi bildiğimiz bütün hayatlar paramparça olmuş.. Parçalanmışız, parçalara ayrılmışız, paramparça hayatlar olmuşuz.. Devamını Oku »

Aldım, verdim, ben seni yendim! (2. Bölüm)

Bir şeyleri, karşılık bekleyerek yaptığımızda, aslında kendimizden veriyoruz. Aslında bir şey almak istiyoruz. Sevilmek uğruna.. Anne babamız bizi sevsin diye onların istediği okula gidiyoruz, kendi hayallerimizin peşinden koşmak yerine.. Sevgilimiz bizi sevsin diye, onun istediği kadın oluyoruz. Karşılıksız vermek değil ki bu.. Ayıp olmasın diye, iade-i ziyarete gidiyoruz, bize ziyarete gelmiş olan sözde dostlarımızın evine.. Tam tersi durumda da, bizim doğum gününe gittiğimiz arkadaşımız, bizi kendi doğum günümüzde aramayınca ayıplıyoruz.. Devamını Oku »

Aldım, verdim, ben seni yendim!

Hayatımız ilişkilerden ibaret.. Anne babamızla, kardeşlerimizle, arkadaşlarımızla, sevgilimizle, köpeğimizle, evimizde saksıda baktığımız çiçeğimizle bile bir ilişkimiz var.. Bu ilişkilere göre şekilleniyoruz.. Her bir ilişkimizde başka insanlar oluyoruz.. Anne babamızın karşısında kız çocuğuyuz, patronumuzun karşısında talimatları yerine getiren personeliz veya kocamıza yemek yapan kadınız. Çocuğumuza anneyiz, dostumuzun sorunlarını dinleyen dert ortağıyız.. Bu ilişkilerin çoğunda da bir koşulsuz sevgiden Devamını Oku »

Bir (adam) varmış, bir (kadın) yokmuş..

Bir varmış, bir yokmuş.. Bir kadın varmış.. VE bir adam..

Kadın, Adam’la tanışmış.

Kadın, Adam’dan hoşlanmış.

Kadın, Adam’la yatmış. Alacağı keyiften başka bir şeyi umursamamış. Devamını Oku »